İçeriğe atla
Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002) kapak gorseli

Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002)

Terzibaba - Necdet Ardıç

267 sayfa~401 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçsohbet arası sohbetlerdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

TerzibabaNecdet ArdıçTasavvufİslami EserlerSohbet (Edebiyat)Dijital KütüphaneSesli KitaplarManevi Rehberlik

Sıkça Sorulan Sorular

Sohbet Arası Sohbetler ne anlatıyor?

"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın farklı zamanlarda ve çeşitli dinleyicilere yaptığı, spontane gelişen irfan sohbetlerinin kayıt altına alınmış bir serisidir. Bu eser, tasavvufî eğitimin temel unsurlarından olan sohbetin, mürşidin müridine manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı işlevini yansıtır1. İçerik olarak Kelime-i Tevhid gibi temel tasavvufî konuları ele alırken2, dinleyicilerin hâline ve zamanın şartlarına göre şekillenen, tekrarlar barındırsa da her birinin kendine özgü bir özelliği olan, derinlikli bir eğitim metodunu temsil eder2.

Ayrıntı

"Sohbet Arası Sohbetler", Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden Necdet Ardıç'ın, farklı mekânlarda ve çeşitli kişilere yönelik olarak gerçekleştirdiği irfan sohbetlerinin derlemesidir3. Bu sohbetler, tasavvuftaki "sohbet" kavramının bir tezahürüdür; yani mürşidin sâlike yaptığı manevî yoldaşlık, eğitim ve hâl aktarımıdır1. Eser, bu sohbetlerin spontane doğasını vurgular; aynı konuların farklı dinleyicilere aktarılması gerektiğinden bazı tekrarlar içerebilir, ancak her bir sohbetin kendine ait bir özelliği ve farklı bir mertebeyi ele alışı vardır2.

Sohbetlerin içeriği, Kelime-i Tevhid gibi temel tasavvufî mevzuları kapsar2. Ayrıca, dinleyicilerin hâline ve zamanın şartlarına göre sohbetlerin yönlendirildiği, gerektiği yerde açılıp gerektiği yerde gizli tutulduğu belirtilir2. Bu durum, tasavvufî eğitimin kişiye özel ve duruma göre değişen yapısını gösterir. Eserde, Hz. Ali'nin tevhid hakikatlerini kiminle paylaşacağını bilemeyip kuyunun içine derdini anlatması gibi hikâyelerle, sohbetin sadece sözlü bir aktarım değil, aynı zamanda bir hemdert olma ve içselleşme süreci olduğu da vurgulanır2. Bu bağlamda, sohbetin sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda kalpten kalbe feyiz aktarımı olduğu tasavvufî anlayışla örtüşür1. Eser, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan Necdet Ardıç'ın bu geleneği nasıl sürdürdüğünü ve geniş kitlelere ulaştırdığını gösteren önemli bir kaynaktır4.

  1. Kaynaklar
  2. 1.K1, s. 29
  3. 2.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 2, 35, 59, 220
  4. 3.Vikipedi: Sohbet Arası Sohbetler, Necdet Ardıç
  5. 4.Vikipedi: Necdet Ardıç
Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır1. Kendisi "İz-Terzi Baba" lakabıyla da bilinmektedir2. Tekirdağ'da ikamet eden Necdet Ardıç, tasavvuf serisi kapsamında birçok esere imza atmıştır2.

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "İz-Terzi Baba" olarak tanınan önemli bir mürşittir2. Uşşâkî tarikatına mensup olan Ardıç, tasavvufî irfanı günümüz insanına aktarma gayretinde bulunmuştur1. Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemiştir1.

Necdet Ardıç'ın önemli eserleri arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi bulunmaktadır1. Ayrıca, Necdet Divanı, Hacc Divanı, Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler, İslâm'da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri gibi çeşitli konularda eserler kaleme almıştır2. Bu eserlerden bazıları İngilizce, İspanyolca ve Fransızca gibi farklı dillere de çevrilmiştir2.

Necdet Ardıç'ın riyasetindeki tasavvuf serisi kapsamında Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler de eserler vermiştir3. Kendisi Tekirdağ'da ikamet etmektedir ve adres bilgileri eserlerinde yer almaktadır2. Necdet Ardıç, tasavvufî geleneği modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerden biri olarak kabul edilmektedir1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Vikipedi: Necdet Ardıç
  3. 2.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 1, 2, 266
  4. 3.Vikipedi: Abdürrezzak Tek, Terzi Oğlu Cem Cemâlî
Bu eser kimler için uygundur?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 9" adlı eseri, tasavvufî irfan yolunda ilerleyen, tevhid ehli sâlikler için uygundur. Bu eser, Kelime-i Tevhid'in derin manalarını idrak etmek isteyen, seyr-i sülûk ehli kimselere hitap eder1. Özellikle İnsan-ı Kâmil mertebesine ulaşma gayretinde olan ve Hakk'ın bütün mertebelerinin hükümlerini kendisinde toplamayı arzulayanlar için bir rehber niteliğindedir1. Eser, tasavvufî hakikatleri, ilim ve aşk hususunda hamle yapmak isteyenlere sunar1.

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın bu eseri, tasavvufî yolculukta belirli bir safiyete ve muhabbete sahip, art niyeti olmayan kimseler için kaleme alınmıştır1. Kitap, "Kitab-ı Hakk" olarak nitelendirilen bu âlemi ve Kelime-i Tevhid'i hakkıyla okuyabilen, yani seyr-i sülûk ehli ve tevhid ehli kimselere yöneliktir1. Eser, Kelime-i Tevhid'in son harfine ulaşma gayretinde olan ve İnsan-ı Kâmil mertebesini hedefleyen sâliklere rehberlik eder1.

Bu eser, kendisinde cümle esmâ-i ilâhiyenin eser ve hükümlerinin zuhur etmesini arzulayan, hakikatiyle Hakk, zahiriyle de halk olan İnsan-ı Kâmil olma yolundaki kişilere hitap eder1. İnsan-ı Kâmil'in zahiri ve bâtıni ile halka rahmet olduğunu idrak etmek isteyenler için önemli bilgiler sunar1. Ayrıca, Mesnevî-i Şerif, İnsan-ı Kâmil ve Fusûsu'l-Hikem gibi eserlerden müşahede ile toplanan ilmi (nakil) arayanlar için de bir kaynaktır1.

Eser, ibadetlerini bireysel manada abdiyet yönüyle kendisine fayda temin eden, cennet arzusuyla hareket eden iman çerçevesinde yaşayan kimselerden ziyade1, İhlâs-ı Şerif'i gerçek manasıyla okuyup yaşayabilen ve Kelime-i Tevhid'in en geniş halini bu mertebede idrak eden kişilere yöneliktir1. Kısacası, tasavvufî derinliklere inmek, ilim ve aşk hususunda sabırsızca hamle yapmak isteyen, Hakk ile olan ahdinde duran, sıkıntılı zamanlarda sabreden ve nefsine zor gelen hallerde geri dönmeyen muttaki kimseler için uygundur1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 7, 37, 77, 152, 208, 219, 222, 265
Eserde geçen 'hakikat ehli' kavramı ne anlama gelir?

Eserde geçen "hakikat ehli" kavramı, tasavvufî sülûkun üçüncü mertebesi olan hakikat makamına ulaşmış, eşyanın hakiki yüzünü ve Hak'kın tecellilerini doğrudan müşâhede eden kişileri ifade eder. Bu kişiler, şeriatın bâtınî anlamlarını idrak etmiş, kalbî hâllerle yaşayan ve mücâhedeleri zevkli bulan kimselerdir. Hakikat ehli, Hakikat-ı Muhammediye'nin muhabbetini gönlünde taşıyarak "Veled-i Kalb" doğurmuş, yani ikinci bir manevi doğuş yaşamış ve bu sayede Hak'kın bütün mertebelerinin hükümlerini kendinde toplamış, halka rahmet olmuş kâmil insanlardır1. Onlar, Kur'an'ın bâtınî hakikatlerinin kendilerine açıldığı, ilham-ı İlahi ile varidat-ı ilahiyi tecrübe eden irfan ehlidir1.

Ayrıntı

"Hakikat ehli", tasavvufî sülûkun dört mertebesinden üçüncüsü olan hakikat mertebesine vâsıl olmuş kişileri tanımlar. Bu mertebe, Hak'kın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakiki yüzünün açıldığı kademedir2. Şeriat ehlinin biraz ilerlemesiyle tarikat ehli olunur; ancak tarikat ehli olan grubun hakikati yoksa yaşantıları tarikat içerisinde, hatta duygusal hali içerisinde kalır1. Hakikat ehli, "ilmel, aynel, Hakkal yakıyn" mertebelerine yükselerek müşahede ehli ve "Aşk" ehli olmuştur1.

Hakikat ehli için Hakikat-ı Muhammediye'nin gönülde yer etmesi ve muhabbetinin gelmesi esastır. Bu muhabbet, belirli bir eğitim ve yaşamla Hakikat-ı Muhammediye'nin kişiden doğmasını gerektirir ki buna tasavvuf literatüründe "Veled-i Kalb" denir. Bu ikinci manevi doğuş olmadan kişi ne derviş, ne tarikat ehli ne de hakikat ehli olabilir1. Hakikat ehli, Cenâb-ı Hakk'ın kendindeki varlıkların zuhura çıkmasını murad ettiğinde ilk "Sen" diye hitap ettiği Hakikat-ı Muhammediye'nin genel ve bireysel anlamdaki tezahürüdür1.

Hakikat ehli, kendisinde Hak'kın bütün mertebelerinin ahkamı toplanmış olduğundan, suret-i ilahi üzere bütün halka rahman olmuş, zahiri ve batıni ile halka rahmet olan İnsan-ı Kamildir1. Onlar, Kur'an-ı Kerim'in hakikatlerinin, ayet-i kerimelerin bâtınının kendilerine açıldığı, ilham-ı İlahi olarak gelen varidat-ı ilahiyi idrak eden irfan ehlidir1. Hakikat ehli, kendi vatanında dahi sözünü anlayabilecek bir dert ortağından mahrumsa gurbette sayılır1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 3, 26, 105, 111, 136, 162, 192, 193, 222
  3. 2.K1, s. 164
Kitaptaki sohbetler nasıl bir yapıya sahip?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserindeki sohbetler, spontane gelişen, belirli bir seyir takip etmeyen ve dinleyicilerin hâline göre şekillenen bir yapıya sahiptir. Bu sohbetler, çay molalarında veya sorulan sorular üzerine ortaya çıkmış olup1, konuların tekrar edebildiği ancak her tekrarın farklı bir mertebede ele alındığı, böylece her sohbetin kendine özgü bir nitelik taşıdığı belirtilir1. Mürşidin müridine yaptığı manevi yoldaşlık ve hâl aktarımı olan tasavvufî sohbetin2, bu eserdeki yansıması, zaman ve zemine, dinleyicilerin idrak seviyesine göre açılıp kapanan, gerektiğinde bazı hakikatlerin gizli tutulduğu bir üslupla gerçekleşir1.

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" serisi, tasavvufî sohbet geleneğinin kendine has bir örneğini sunar. Bu sohbetler, önceden belirlenmiş bir program veya konu akışı olmaksızın, "konulu sohbetler aralarında, verdiğimiz çay molalarında, ayrıca herhangi bir yerde sorulan sorular üzerine ve daha bir çok vesile ile her hangi bir seyir takib etmeden"1 ortaya çıkmıştır. Bu durum, tasavvuftaki sohbetin, mürşidin müridine yaptığı manevi yoldaşlık ve hâl aktarımı2 niteliğiyle örtüşür. Sohbetlerin yapısı, dinleyicilerin "zaman ve zeminin oluşumuna göre dinleyenlerin haline göre" yönlendirilmekte, "gerektiği yerde gerektiği kadar açılıyor, veya kapatılıyor gizli tutuluyor"1. Bu, tasavvufî eğitimin, sâlikin idrak seviyesine göre bilginin sunulması prensibini yansıtır.

Eserdeki sohbetlerde konuların tekrar etmesi mümkündür; ancak bu tekrarlar, "aynı mevzu değişik zamanlarda değişik mertebeleri itibari ile yine de aynı sohbet değildir, her sohbetin kendine ait özelliği olduğundan, yine onların hepsi ayrı sohbetlerdir"1 şeklinde açıklanır. Bu durum, tasavvufta bilginin katmanlı ve derinlemesine idrak edilme sürecine işaret eder. Sohbetlerin içeriği, bazen belirli bir gecenin özelliği, örneğin Berat Kandili gibi özel zamanlara göre şekillenebilir1. Ayrıca, Kelime-i Tevhid gibi temel tasavvufî kavramlar da sohbet mevzusu olarak ele alınır1. Bu sohbetler, tasavvufî hakikatlerin "nasıl gerçekleştiği" sorusunun üç boyutundan biri olan "mürşidin terbiyesi ve ihvân ile sohbet"3 boyutunu somutlaştırır. Necdet Ardıç'ın bu eserleri, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan önemli bir şahsiyet olarak (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki) onun eğitim metodunun bir parçasıdır.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 1, 2, 35, 130, 220
  3. 2.K1, s. 29
  4. 3.K2
Eserde geçen 'Allah'a kaçınız' ayetinin tasavvufî yorumu nedir?

Tasavvufta "Allah'a kaçınız" (فَفِرُّوۤا اِلَى اللَّهِ - Zâriyât 51/50) ayeti, sâlikin gönlünü ve rabıtasını Hakk'a yöneltmesi, O'nunla sohbet etmesi ve nefsânî hallerden sıyrılarak ilâhî hakikatlere firar etmesi olarak yorumlanır. Bu firar, dışsal ibadetlerin ötesinde, kişinin kendi iç âleminde Hak'tan başka kimse olmadığını idrak etmesi ve ilâhî varidatlara açılmasıdır. Ayet, sâlikin yalnızlıkta dahi peygamberlik ve evliyalık neşesi bulduğu, Hak'ka ait düşüncelerle meşgul olduğu ve ilâhî hakikatlerin gönül semasına inmeye başladığı bir mânevî yükselişi ifade eder1.

Ayrıntı

"Allah'a kaçınız" ayeti (Zâriyât 51/50), tasavvufî sülûkun temel dinamiklerinden birini teşkil eder. Bu firar, öncelikle gönlün Hak'ka yönelmesi ve O'nunla sürekli bir rabıta hâlinde bulunması anlamına gelir1. Sâlik, bu yönelişle nefsânî ve dünyevî meşguliyetlerden uzaklaşarak, Hak'tan başka bir varlık olmadığını idrak etme yoluna girer.

Ayetin yorumunda, dışsal ibadetlerin (zahirî kıbleye yönelmek gibi) tek başına yeterli olmadığı vurgulanır. Kişinin yüzünü doğuya veya batıya çevirmesi, yani Mekke'ye veya Kudüs'e yönelmesi, tek başına "birre ermek" veya "beraat almak" değildir1. Gerçek beraat, Allah'a ve ahiret gününe gerçek imanda, nefsindeki izafiyetin tükenmesinde ve içsel bir yönelişte yatar. Bu bağlamda, kıblenin değişmesi gibi zahirî olaylar dahi, batında sonsuz manalar ve yaşam olguları barındırır; kişinin içsel ve gerçek hâliyle nereye döndüğü önem kazanır1.

Firar, aynı zamanda yalnızlıkta Hak ile beraberliği ifade eder. "Yalnızlıktan korkma, onda peygamberlik ve evliya neşesi vardır, insan ne kazanırsa yalnız iken kazanır" ifadesi, sâlikin Hak'ka yöneldiği zamanlarda, dışsal dünyadan soyutlanarak içsel bir zenginliğe ulaştığını gösterir1. Bu hâl, "ölmeden evvel ölme zevkine alışma" ile de ilişkilendirilir.

Bu ilâhî firar neticesinde, sâlikin perdeleri açılır ve Kur'an-ı Kerim'in hakikatleri kendisine ilhamî olarak açılmaya başlar. Daha önce okuduğu ayetlerin bâtınî anlamları zuhur eder ve kişi, ilâhî varidatlarla yeni üretimler yapmaya, iman ağacının meyvelerini vermeye başlar1. Bu, ilâhî hakikatlerin kişinin gönül semasına inmesi ve ona özel hitapların gelmeye başlaması demektir1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 3, 15, 133, 137, 140, 146, 152, 192, 193
Kelime-i Tevhid sohbetlerinde ne gibi konular işleniyor?

Kelime-i Tevhîd sohbetlerinde, bu mübârek kelimenin tasavvuftaki yeri, anlam katmanları ve sâlikin sülûkundaki rolü gibi konular işlenir. Özellikle "Lâ ilâhe illâllâh" zikrinin nefs-i emmâre mertebesinden kurtuluşun anahtarı olduğu1, Hak'tan başka bütün vücud iddialarının nefyi ve Hak'ın ispatı olduğu2 vurgulanır. Sohbetlerde, Kelime-i Tevhîd'in Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e kadar olan seyr-i zuhûru, farklı peygamberlerin lisanında tecellî edişi ve bu kelimenin insanlık âlemine en büyük ikram olarak sunuluşu ele alınır3. Ayrıca, Kelime-i Tevhîd'in "Eşhedü" ile birlikte gerçek müşâhede ehli arasına dâhil olmanın yolu olduğu ve taklitten tahkîke geçişin önemi üzerinde durulur3.

Ayrıntı

Kelime-i Tevhîd sohbetleri, bu temel zikrin tasavvufî derinliğini ve sâlikin manevî yolculuğundaki ehemmiyetini açıklığa kavuşturur. Sohbetlerde öncelikle Kelime-i Tevhîd'in "Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed Allah'ın resûlüdür" anlamına geldiği ve tasavvufta bütün zikirlerin temeli olduğu belirtilir2. Bu kelimenin, sâlikin kalbini mâsivâdan temizleyip Hak ile doldurma sürecindeki iki ana adımı temsil eden "nefiy" ve "isbat" kısımları üzerinde durulur2. Sohbetlerde, Kelime-i Tevhîd'in Hz. Âdem'den itibaren lisanen var olduğu, ancak gerçek manada zuhurunun ve yaşanmasının zamanla kemâle erdiği ifade edilir3. Özellikle Hz. İbrahim'in (a.s.) Tevhîd-i Ef'âl mertebesini ilk icat eden ve Kelime-i Tevhîd'i fiilen yaşayan bir zuhur mahalli olduğu vurgulanır3. Hz. Ali Efendimiz'in dahi tevhid hakikatleri karşısında yaşadığı coşku ve bunları paylaşma arzusu, sohbetlerin bu hakikatleri idrak etme ve yayma gayesini gösterir3. Ayrıca, Kelime-i Tevhîd'in "Lâ ilâhe illâllâh" kısmının söylendiğinde "Muhammedün Resûlullâh" kısmının da otomatikman zikredilmiş sayıldığı, çünkü bu iki kelimenin bir birlik teşkil ettiği açıklanır3. Kelime-i Tevhîd'in son harfi olan "Hu"nun Hüviyet-i Mutlaka olduğu ve İsm-i Âzam mertebesini kapsadığı da sohbetlerde işlenen derin konulardandır3. Bu sohbetler, Kelime-i Tevhîd'i sadece lisânî bir tekrar olmaktan çıkarıp, onu müşâhede ve tahkîk mertebesine taşımanın yollarını gösterir3.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Vikipedi: Kelime-i Tevhid
  3. 2.K1, s. 27
  4. 3.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 34, 59, 183, 220, 230, 232, 242
Eserdeki M. Nusret Tura hatıralarının önemi nedir?

Eserdeki M. Nusret Tura hatıraları, Uşşâkî geleneğinin önemli bir halkası olan Nusret Tura'nın hayatına, tasavvufî kişiliğine ve eserlerine dair doğrudan bilgiler sunması açısından mühimdir. Bu hatıralar, Tura'nın tasavvufî yazılarını gazete sütunlarında yayımlatma çabaları1, Kadir Gecesi hakkındaki mektupları1 ve "Mektubat" adlı eserindeki mektupları1 gibi detaylarla onun ilmî ve irfânî yönünü aydınlatır. Ayrıca, onun "Divanı"1 ve "Tasavvufta aşk ve gönül"1 gibi eserlerinin varlığını ortaya koyarak, tasavvufî mirasının anlaşılmasına katkıda bulunur.

Ayrıntı

M. Nusret Tura'ya dair hatıralar, Necdet Ardıç'ın mürşidi ve Uşşâkî geleneğinin canlı bir halkası olarak bilinen bu şahsiyetin tasavvufî kimliğini ve etkisini gözler önüne serer (Nusret Tura, Wiki). Bu hatıralar, Tura'nın tasavvufî düşüncelerini ve eserlerini günümüze taşıyan önemli bir köprü vazifesi görür. Örneğin, onun tasavvufî yazılarını Milliyet gazetesinde yayımlatma girişimleri, dönemin laiklik anlayışıyla yaşadığı zorlukları ve bu yazıların Refik Cevat Ulunay tarafından okuyucu mektubu gibi sunularak "Rah-ı Aşk" adıyla neşredilmesini gösterir1. Bu durum, Tura'nın tasavvufî mesajlarını geniş kitlelere ulaştırma gayretini ve karşılaştığı engelleri anlamamızı sağlar.

Hatıralar aynı zamanda Tura'nın ilmî ve irfânî derinliğini de ortaya koyar. Kadir Gecesi hakkında yazdığı mektup1 ve Sabri Bey'e hitaben kaleme aldığı "Mektubat" adlı eserindeki 6. mektup1 gibi detaylar, onun tasavvufî konulara vukufiyetini ve müridleriyle olan manevi iletişimini gösterir. Ayrıca, "Nusret Tura-Divanı. Erler demine"1 ve "Nusret Tura-Tasavvufta aşk ve gönül"1 gibi eserlerinin varlığı, onun tasavvufî şiir ve nesir alanındaki katkılarını vurgular. Bu hatıralar, Tura'nın sadece bir mürşid değil, aynı zamanda tasavvufî literatüre önemli eserler kazandırmış bir müellif olduğunu da ortaya koyar. Genel olarak, bu hatıralar, Nusret Tura'nın hayatına ve tasavvufî mirasına dair birinci elden bilgiler sunarak, onun Uşşâkî geleneğindeki yerini ve önemini pekiştirir.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Sohbet Arası Sohbetler CD 9 — s. 13, 16, 20, 265, 267, 269