İçeriğe atla
TB. Kelime-i Âdemiyye kapak gorseli

TB. Kelime-i Âdemiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç

267 sayfa~401 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçterzibaba şerhidijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

TerzibabaNecdet ArdıçTasavvufİslamKelime-i Âdemiyye (kavram)Şerh GeleneğiOsmanlı Tasavvuf EdebiyatıDivan EdebiyatıMistik EdebiyatTasavvuf EseriŞerh Eseriİslami Eser

Sıkça Sorulan Sorular

Kelime-i Âdemiyye nedir ve ne anlatıyor?

Kelime-i Âdemiyye, tasavvufta ilâhî hikmetlerin ve esmâ ile sıfatların kendisinde kemâliyle zuhur ettiği, âlemin tamamlandığı ve ulûhiyet mertebesinin anahtarı olan İnsan-ı Kâmil'i ifade eden bir kavramdır. Bu kelime, Cenâb-ı Hakk'ın ahadiyyet mertebesinden nefes-i Rahmânî ile âlemleri var etme dileğinin bir tezahürü olup, ilâhî hakikatlerin ve nur-u Muhammedî'nin sonsuzluğunda önemli bir sahayı teşkil eder. Özellikle Şeyh-i Ekber'in kalbine ilk ilka edilen Fusûsu'l-Hikem'in ilk faslı, Kelime-i Âdemiyye'de mündemiç olan Hikmet-i İlâhiyye'nin beyanındadırs.15-16.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 15, 16

Ayrıntı

Kelime-i Âdemiyye, tasavvufî vücud bahsinde önemli bir yer tutar ve "Hikmet-i İlâhiyye" ile yakından ilişkilidirs.4. Bu kavram, ilâhî hikmetlerin Âdem'e tahsis edilmesinin sebebini açıklar; zira ulûhiyet, Hakk'ın esmâ ve sıfatlarının tamamını kapsayan bir mertebedir ve Âdem, kemâlât âleminin anahtarıdırs.17. Eğer Âdem olmasaydı, ulûhiyet mertebesinin cem ettiği esmâ ve sıfatlar kemâliyle zuhur edemezdi. Diğer varlıklarda bu kemâlâtın zuhuru tam olmadığından, Âdem halk edilmiştir ve Hikmet-i İlâhiyye Âdem'e verilmiştirs.17.

Kelime-i Âdemiyye, aynı zamanda İnsan-ı Kâmil'i temsil eder. İnsan-ı Kâmil, ezelî olan insan-ı hadis, ebedî olan neş'e-i dâim ve bütün kelimeleri cem eden, ancak kendisi fasıl gibi olan bir kelimedir; âlem onun vücuduyla tamam olmuşturs.90. İnsan-ı Kâmil, Allah'ın kelimelerinden bir kelime olup, vâcip ile mümkünü birleştirir veya ortaya çıkarırs.94. Kur'an-ı Kerim'de Âdem'in üç değişik zuhurunun verilmesi, bizden sonra gelecek Âdemlerin ve onların farklı oluşumlarının anlatılmasıyla, Kelime-i Âdemiyye'nin sonsuz bilgiyi içinde barındıran bir kitap gibi olduğunu gösterirs.184.

Cenâb-ı Hakk'ın kendi Zât'ından, kendi kendiyle olduğu "Zâtü'l-baht" denilen ahadiyyet ve a'maiyyet hâlindeyken âlemlerin var olmasını dilemesi ve nefes-i Rahmânî ile bu sonsuz fezaya nefes vermesi, Kelime-i Âdemiyye'nin temelini oluştururs.173. Bu bağlamda Besmele-i Şerif'in hakikati, âlemlerin oluşumunu ve hakikatini anlatır; bu yüzden Besmele her yere anahtardırs.173. İnsan-ı Kâmil, "Allah" ismine hâmil olan ve kıyametin kopmasını engelleyen varlıktır; zira "Allah diyen kimse kalmayınca kıyamet kopacak" hadisi, "Allah" ismine hâmil olan İnsan-ı Kâmil kalmayınca kıyametin kopacağını ifade eders.87.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 4, 17, 87, 90, 94, 173, 184

Yazar Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, tasavvuf çevrelerinde "Terzibaba" olarak bilinen, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olup, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınır. Kendisi, Tekirdağlı Terzi Baba Necdet Ardıç olarak da anılmakta ve eserleri "İrfan Sofrası Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" adı altında yayımlanmaktadırs.1, 4.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 1, 4

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvufî öğretileri ve irfan geleneğini günümüz insanına aktarma misyonunu üstlenmiş bir mürşiddir. Uşşâkî tarikatına mensup olan Terzibaba, sohbetleri ve yazılı eserleri aracılığıyla tasavvufun derinliklerini anlaşılır bir dille ifade etmiştir. Onun eserleri, genellikle "İrfan Sofrası Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" başlığı altında toplanmıştırs.1. Bu serinin önemli bir parçası, Muhyiddin İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinin Ahmet Avni Konuk şerhinin şerhi niteliğindeki çalışmasıdır. Bu şerh, Necdet Ardıç'ın sohbet ses kasetlerinin dökümü şeklinde ortaya çıkmıştırs.4.

Terzibaba'nın diğer önemli eserleri arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı, İrfan Mektebi (Hakk Yolu’nun Seyr defteri), Lübb’ül Lübb Özün Özü (Osmanlıca'dan çeviri), Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi’de Bazı Hakikatler ve İslâm’da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri bulunmaktadırs.264, 265. Bu eserler, onun tasavvufî düşüncelerini ve manevî tecrübelerini yansıtmaktadır. Ayrıca, Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler de Necdet Ardıç'ın riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde Sâd, Câsiye, Vâkı'a, Mü'minûn ve Zümer sûreleri tefsirlerini kaleme almışlardır. Bu durum, Terzibaba'nın etrafında bir ilim ve irfan ekolü oluşturduğunu göstermektedir. Necdet Ardıç, eserlerinde zâhir ve bâtın arasındaki farkı idrak etmenin önemine vurgu yapars.252. Onun öğretisi, Hak'ın sıfatlarının zuhurunu ve bu zuhurun idrak edilmesini temel alırs.57.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 1, 4, 57, 252, 264, 265

Eser neden bir 'şerhin şerhi' olarak kabul ediliyor?

Terzibaba Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Âdemiyye" eseri, Avni Konuk Bey'in şerhleri üzerine inşa edildiği ve bu şerhleri kendi izahlarıyla genişlettiği için bir 'şerhin şerhi' olarak kabul edilir. Eserin metin ve izahlarının ayrımında kullanılan tipografik düzenleme (Avni Konuk'un şerhleri italik, Terzibaba'nın izahları normal yazı) bu yapıyı açıkça ortaya koyars.3. Bu durum, Terzibaba'nın mevcut bir tasavvufî metni sadece aktarmakla kalmayıp, kendi idrak ve müşâhedeleriyle derinleştirerek yeni bir yorum katmanı eklediğini gösterir. Böylece, eser hem orijinal şerhin hakikatini muhafaza eder hem de okuyucuya daha geniş bir ma'rifet ufku sunar.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 3

Ayrıntı

Terzibaba Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Âdemiyye" adlı eseri, tasavvufî metinlerin anlaşılması ve aktarılması geleneğinde önemli bir yere sahiptir. Eserin 'şerhin şerhi' olarak nitelendirilmesinin temel nedeni, Avni Konuk Bey'in şerhlerini esas alması ve bu şerhleri Terzibaba'nın kendi idrak ve izahlarıyla zenginleştirmesidir. Kitabın girişinde bu durum açıkça belirtilir: "Avni Konuk Beyin şerhinin geçtiği yerleri 'italik-yan' yazı ile, diğer Terzi Baba şerh ve izahları ise normal yazı ile belirtilecektir ki metin izahlardan ayrılmış olsun, aksi halde metin ve izahlar birbirine karışacağından yanlışlıklar olabilir"s.3. Bu metodoloji, eserin sadece bir aktarım olmadığını, aynı zamanda mevcut bir yorumun üzerine yeni bir yorum katmanı inşa edildiğini gösterir.

Bu yaklaşım, tasavvuftaki hâl ve makam kavramlarıyla da ilişkilendirilebilir. Bir hâlin başlangıcı (zuhûr) ânî bir vâridât iken, yerleşmesi (rusûh) tertîb, terbiye ve tekrarla mümkün olurK2. Terzibaba'nın eseri, Avni Konuk'un şerhlerini bir başlangıç noktası olarak alıp, kendi mânevî tecrübe ve idrakleriyle bu şerhleri daha derin bir makama taşıma çabası olarak görülebilir. Bu, aynı zamanda tasavvufî bilginin sadece teorik değil, aynı zamanda zevken ve müşâhede yoluyla elde edilen bir bilgi olduğunu da vurgulars.166. Terzibaba, Avni Konuk'un şerhlerini kendi "canlı olarak yaşadığı" ve "müşahede ettiği" hakikatlerle birleştirerek, okuyucuya daha kapsamlı bir idrak sunmayı hedeflers.166. Bu sayede, eser sadece bir metin açıklaması olmaktan öte, mânevî bir rehberlik ve derinleştirme aracı haline gelir.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 3, 166 · K2

Kitabın temel amacı nedir?

Kelime-i Âdemiyye kitabının temel amacı, okuyucuyu kendi özüne ve oradan da Hakk'a ulaştırmaktır. Bu eser, kişinin gaflet ve ataletten sıyrılarak hakikati idrak etmesini sağlamayı hedeflers.2. Kitap, İbn Arabî'nin ilmi ledünniye dayanan hakikatlerini, Hz. Muhammed'in zümresine tabi olarak ve Ümmü'l-Kitab'ın (Hakikat-i Muhammediyye) sınırları içinde sunars.16, 261. Böylece okuyucuya, Mevlânâ'nın Mesnevi'si ve Abdülkerim Cili'nin İnsan-ı Kâmil'i gibi zirve eserlerle aynı seviyede bir idrak ve marifet yolu açars.2, 9.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 2, 9, 16, 261

Ayrıntı

Kelime-i Âdemiyye, tasavvufî bir eser olarak, okuyucunun kendini tanıması ve bu tanıma yoluyla Rabb'ine ulaşması için bir rehber niteliğindedir. Kitap, "kişiyi kişiye tanıtmakta ve oradan da kişi Rabb’ine yol bulabilmektedir" prensibi üzerine kuruludurs.2. Bu süreçte, okuyucunun nefs'in hevasından, zan ve hayalden, gafletten arınarak saf bir gönülle okumaya başlaması tavsiye edilir; zira vehim ve hayalin tesiri altında gerçek manada faydalanmak mümkün değildirs.4.

Eserin müellifi, bu kitabın ilim saltanatı ile zuhur ettiğini ve Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbn Arabî'nin varisi olduğunu belirtir. İbn Arabî'nin ilmi, Kur'an'daki "ve allemnâhu min ledünnâ ilmen" (Kehf 18/65) ayetinde işaret edilen ilmi ledünnidirs.9. Kitap, bu ilahi bilgileri, "Ümmü'l-Kitab'ta sabit olan had dairesinde" sunar ve bu Ümmü'l-Kitab'ın Hakikat-i Muhammediyye'den ibaret olan taayyün-i evvel olduğunu vurgulars.261.

Kitabın yayılması ve hakikatlerin ehli olan taliplere aktarılması Efendimiz tarafından emredilmiştir; ancak fehimleri kısıtlı olanlara taliminin zarar verebileceği belirtilirs.14. Bu eser, Mevlânâ'nın Mesnevi'si ve Abdülkerim Cili'nin İnsan-ı Kâmil'i gibi İslâm ve dünya tefekkür sahasının zirve kitapları arasında sayılır ve bunları idrakli okuyamayanların büyük kayıp içinde kalacakları ifade edilirs.2. Kitap, Kur'an-ı Kerim'in sonsuz bilgilerini ve gelecek Ademlerin oluşumunu anlatan derinlikli bir içeriğe sahiptirs.184.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 2, 4, 9, 14, 184, 261

Tasavvuftaki 'insanın hakikati' kavramı ne demektir?

Tasavvuftaki insanın hakikati, Cenâb-ı Hakk'ın Zâtî tecellîsinin ortaya çıktığı, bütün mertebeleri câmi ve Esmâ-i İlâhiyye'nin tam mazharı olan varlık olmasıdır. İnsan, âlemin özü ve hülâsası olup, ilâhî sûret üzere yaratılmış, bu sûretin bir numûnesidirs.83. Bu hakikat, insanın kendi zâhirinden bâtınına intikal ederek Hakk'ın hakikatini idrak etme sırrını taşımasını ifade eders.191. İnsan, Allah ism-i Câmi'nin mazharı olarak, Kâbe-i Muazzama'nın İsm-i Zât mazharı olması gibi, secdelerin kıblesi olan bir hakikate sahiptirs.203. Bu idrak, kişinin kendi hakikatine ulaşmasıyla tecellî ve zuhûr olduğunu anlamasıyla gerçekleşirs.9.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 9, 83, 191, 203

Ayrıntı

Tasavvufta insanın hakikati, onun var ediliş sırrının Cenâb-ı Hakk'ın Zâtî tecellîsini zuhûra getirmek olmasıdırs.41. Bu, insanın bütün mertebeleri kendinde toplamış, Zât-ı Mutlak'ın mazharı ve tam zuhûru olması demektirs.53. İnsan, âlem ağacının meyvesi ve cemâl-i Zât'ın aynasıdır; öyle ki insan olmasaydı âlemler de olmazdıs.55.

İnsanın hakikati, âlemde hiçbir hakikatin onda mevcut olmaması imkânsız olan bir câmîyeti ifade eder. Zira ruhânî, tabiî ve unsûrî tüm zuhûrlarda onun sirâyeti olduğu gibi, bütün hakikatler de kendisinde mevcuttur. "Âdem O'nun sûretinde halkedildi" hadis-i kudsîsi, bu sûretin benzeyişiyle değil, kendinde olan hakikatlerin benzeyişiyle, hakikatlerin hakikatiyle benzeyişinden dolayıdırs.83. Bu sebeple insan, mevcûdâtın özü, hülâsası ve kâinâtın özüdür; çünkü âlem ilâhî sûret üzeredir, insan ise o sûretin bir numûnesidirs.83.

İlâhî tecellî evvelâ insanda aksetmiş, insandan da bu âleme aksetmiştir. Âyân-ı sâbiteler ancak insanın vasıtasıyla zâhir olmuşturs.87. Bu yüce maksat olan insan, kendi zâhirinden bâtınına intikal edip Hakk'ın hakikatini idrak etme sırrına sahiptirs.191. Bu idrak, insanın kendi hakikatine ulaşarak, varlığın tecellî ve zuhûr olduğunu anlamasıyla gerçekleşirs.9. İnsan-ı kâmil ise, bu hakikatleri idrak etmiş, kendi hakikatine dünyadayken ulaşmış kişidir ve genel anlamda tüm insanlığı ihâta eden ilâhî hakikatin bir tezahürüdürs.92. İnsan-ı kâmil, kendi bünyesinde bütün insanlık âlemini toplamış olup, bir tohumda bütün ağacın gizli olması gibi, tüm insanî hakikatleri bünyesinde barındırırs.11. O, melek ve şeytanı câmi olup, şeytan onda tasarruf edemez, bilakis o şeytanda tasarruf eders.109.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 9, 11, 41, 53, 55, 83, 87, 92, 109, 191

Bu kitap tasavvufa yeni başlayanlar için mi?

Necdet Ardıç'ın "Terzi Baba" eseri, tasavvufa yeni başlayanlar için doğrudan bir başlangıç kitabı olarak tasarlanmamıştır. Zira eser, İslâm tefekkür ve kültür sahasının zirve kitapları arasında sayılan Abdülkerim Cili'nin "İnsan-ı Kamil"i ve Mevlânâ'nın "Mesnevi-i Şerif"i gibi eserlerle aynı kategoride değerlendirilmektes.2 ve Muhyiddin İbn Arabi'nin "Fusûsu'l-Hikem" gibi derinlikli eserlerinin şerhi niteliğindedirs.1, 8. Bu tür kitapların idrakli ve gerçek mânâda okunup incelenmesi gerektiği vurgulanır; aksi takdirde büyük bir kaybın yaşanacağı belirtilirs.2. Ayrıca, eserin içeriğinin vehim ve hayalden arınmış, saf bir gönülle okunması tavsiye edilir ki bu da tasavvufî bir hazırlık gerektirirs.4.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 1, 2, 4, 8

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Terzi Baba" adlı eseri, tasavvufî ilimlerin derinliklerine inen ve belirli bir altyapı gerektiren bir yapıya sahiptir. Kitap, tasavvuf ilmini "ledün ilminden" sayarak diğer ilimlerin üstünde konumlandırırs.11. Bu ilmin, Kur'an ve hadis-i şeriflerin özü (lübbü) olduğunu belirtir ve felsefe ile alakasız olduğunu vurgulars.12. Bu tür bir ilme vakıf olmak, başlangıç seviyesindeki bir sâlik için zorlayıcı olabilir.

Eserin, Muhyiddin İbn Arabi'nin "Fusûsu'l-Hikem" gibi "zirve kitaplar" kategorisinde anılmasıs.1, 2 ve onun eserlerinin şerhi niteliğinde olması, içeriğin karmaşıklığına işaret eder. İbn Arabi'nin eserleri, tasavvufî terminolojiye ve kavramlara hâkim olmayı gerektirir. Kitabın, "Ümmül-Kitab" olarak nitelendirilen Hakikat-i Muhammediyye'den ibaret olan taayyün-i evvel gibi derin konuları ele almasıs.261 ve "sırrımda vaki olan gözle görülen şeyler" gibi kişisel keşifleri aktarmasıs.259, tasavvufî tecrübenin belirli bir seviyesine ulaşmış okuyuculara hitap ettiğini gösterir.

Ayrıca, eserin okunmasına başlarken "nefs'in hevasından, zan ve hayalden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül ve Besmele ile" okunması tavsiyesis.4, okuyucudan belirli bir zihinsel ve ruhsal hazırlık bekler. Bu durum, tasavvuf yolunda düşünmeye başlamanın ilk hâli olan "korku ile ümit arası olmak" gibi şeriat kaidelerine uygun bir içsel dengeyi de gerektirirs.198. Dolayısıyla, bu kitap, tasavvufî yolculukta belirli bir aşamaya gelmiş veya bu alanda ciddi bir araştırma ve idrak çabası içinde olan okuyucular için daha uygun görünmektedir.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 1, 2, 4, 11, 12, 198, 259, 261

Kitap neden sohbetlerin yazıya geçirilmesiyle oluşturulmuş?

Terzi Baba'nın "Kelime-i Âdemiyye" isimli eseri, Necdet Ardıç'ın (Terzi Baba) muhtelif yerlerde gerçekleştirdiği sohbetlerin yazıya geçirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu durum, tasavvuftaki sohbet geleneğinin, yani mürşidin müridine kalpten kalbe feyiz aktarımı ve hâl eğitimi metodunun, yazılı bir eser aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırılma gayesini yansıtırK1. Eserin mukaddimesinde belirtildiği üzere, yazar, uzun bir altyapı hazırlığının ardından bu sohbetlere başlamış ve bunları okuyuculara sunulabilir bir yazı formatına dönüştürmek için çaba sarf etmiştirs.1, s.2. Bu yaklaşım, sohbetin dînî kimliği şekillendirici ve manevî hayata yönlendirici etkisiniK1 kalıcı hâle getirme amacı taşır.

Kaynaklar: K1, s. 29 · TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 1, 2

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Âdemiyye" adlı eseri, yazarın bizzat kendi sohbetlerinin kayda alınması ve yazıya dökülmesiyle meydana gelmiştirs.2. Bu durum, tasavvufî eğitimde sohbetin merkezi rolünü vurgular. Sohbet, tasavvufta sadece bir konuşma değil, mürşidin müridine manevî yoldaşlık ettiği, eğitim verdiği ve hâl aktardığı bir metotturK1. Terzi Baba'nın eserini sohbetlerden derlemesi, bu manevî aktarımın yazılı metin aracılığıyla devam ettirilmesi arzusunu gösterir.

Yazar, konuşma edebiyatı ile yazı edebiyatı arasındaki farkın bilincinde olarak, sohbetleri mümkün olduğunca yazıya uygun bir şekilde kayda almıştırs.3. Bu süreç, "Kelime-i Âdemiyye"nin, Muhyiddîn İbnü'l-Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inin Ahmet Avni Konuk şerhinin şerhi niteliğinde olduğunu da ortaya koyar; yani Terzi Baba, kendi sohbetleriyle bu derin tasavvufî metinleri günümüz şartlarına uyarlayarak açıklamıştırs.4. Eserin mukaddimesinde, bu sohbetlere başlamadan önce uzun bir altyapı hazırlığı yapıldığı ve muhtelif yerlerde devam eden sohbetlerin nihayetinde yazıya dökülerek okuyuculara sunulabilir hâle getirildiği ifade edilmektedirs.1, s.2. Bu, sohbetin tasavvufî bilginin aktarımındaki gücünü ve bu gücün yazılı eserle kalıcı kılınma çabasını gözler önüne serer.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Âdemiyye — s. 1, 2, 3, 4 · K1, s. 29