
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Kelime-i Nûhiyye ne anlatıyor?⌄
Kelime-i Nûhiyye, Hz. Nuh'un davetinin ve hakikatinin anlatıldığı, "Hikmet-i Subbûhiyye" ile ilişkilendirilen bir kavramdır. Bu kelime, "çok Subbuh", yani Allah'ı imkân âleminin hükümlerinden tenzih etme manasına gelirs.4. Hz. Nuh'un risâletinin temelinde, ümmetini Hak'kın birliğine davet ve şirkten arındırma vardırs.5. Nuh (a.s.) davetinde, kavmini Hak'kın nur-u vücudu ile taayyünat-ı hicabiyesinin setrine ve Bâtın ismine yöneltmiştir; yani gayb âlemine ve beşerî kudretten tecerrüde çağırmıştırs.141, 9. Bu davet, Hak'kı tenzih etmenin hakikatini ve aynı zamanda O'nu sınırlamaktan kaçınmayı vurgulars.8.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 4, 5, 8, 9, 141
›Ayrıntı
Kelime-i Nûhiyye, Hz. Nuh'un (a.s.) peygamberliğinin özünü ve davetinin mahiyetini açıklar. Bu kelime, "çok Subbuh" anlamına gelir ve Allah'ı imkân âleminin hükümlerinden, yani sonradan meydana gelen şeylerden tenzih etmeyi ifade eders.4. Hz. Nuh, ulülazm peygamberlerin ilkidir ve risâletinin birinci hükmü, ümmetini Hak'kın birliğine davet etmek ve onları şirkten arındırmaktırs.5.
Nuh (a.s.) davetinde, kavmini Hak'kın nur-u vücudu ile taayyünat-ı hicabiyesinin setrine ve Bâtın ismine çağırmıştır. Bu, onların vücud-u imkâniyenin keşfine, yani şehadet canibine ve Zâhir ismine davet edilmediği anlamına gelirs.141. Hz. Nuh'un daveti, kavminin akıl ve ruhanîyetleri haysiyetiyle gayb âlemine, beşerî kudretten tecerrüde ve imkânî hükümlerden insilaha yöneliktirs.141. O, "leyse kemislihi şey'ün" ayet-i kerimesinde olduğu gibi, davetinde tenzih ve teşbih arasını cem etmeyip, bazen bâtına bazen zâhira davet etmiştirs.9. Bu durum, bazı nakıs akıl sahiplerinin zannettiği gibi marifet noksanlığı değil, bilakis marifetin kemalini gösterirs.9.
Nuh'un hakikatini idrak etmek isteyenlerin, ruhen felek-i şemse, yani güneşe yükselmeleri gerektiği belirtilir. Zira Kelime-i Nûhiyye'ye ait hüküm, marifet ve müşahadat sırları ancak ruhu güneşe terakki eden kimselere açılırs.262. Hz. Nuh'un gönlüne giren ilahî varidatın vahiy olduğu ve müminlerin enaniyetlerinin setr olunarak fenafillah makamına ulaşmalarını tasdik edici olduğu ifade edilirs.256. Onun duası, ümmetinin kendi zahirlerinden kendi bâtınlarına, arzın bâtınından da arzın bâtınına ithal edilmeleri içindirs.257. Bu davet, kavminin istidatlarına muhalif olduğu için icabet etmemişlerdirs.141. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) daveti ise, Nuh'un daveti gibi tefrikalı olmayıp, fark ve cem, teşbih ve tenzih arasını cem ettiğinden "cevamiu'l-kelim" olarak nitelendirilmiştirs.142.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 4, 5, 9, 141, 142, 256, 257, 262
Bu eser kimin şerhinin şerhidir?⌄
Necdet Ardıç'ın (Terzibaba) Kelime-i Nûhiyye adlı eseri, Avni Konuk Bey'in şerhinin şerhidir. Bu durum, eserin giriş kısmında açıkça belirtilmekte ve Avni Konuk Bey'in şerhinin italik yazıyla, Terzibaba'nın kendi şerh ve izahlarının ise normal yazıyla ayrıldığı ifade edilmektedirs.3. Bu ayrım, metin ve izahların karışmasını önlemek ve okuyucuya hangi kısmın kime ait olduğunu net bir şekilde göstermek amacıyla yapılmıştır. Eser, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan Necdet Ardıç'ın önemli çalışmalarından biridir ve tasavvufî metinlerin anlaşılmasına yönelik derinlemesine bir katkı sunmaktadır.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 3
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerdendir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Kelime-i Nûhiyye adlı eseri, bu geleneğin önemli bir parçasıdır. Eserin temel yapısı, Avni Konuk Bey'in şerhinin üzerine Necdet Ardıç'ın kendi şerh ve izahlarını eklemesiyle oluşmuştur. Bu durum, kitabın başlangıcında "Avni Konuk Beyin şerhinin geçtiği yerleri 'italik-yan' yazı ile diğer Terzi Baba şerh ve izahları ise normal yazı ile belirtilecektir ki metin izahlardan ayrılmış olsun, aksi halde metin ve izahlar birbirine karışacağından yanlışlıklar olabilir" ifadeleriyle açıkça belirtilmiştirs.3. Bu metodoloji, okuyucunun orijinal şerh ile Terzibaba'nın yorumlarını ayırt etmesine olanak tanır ve eserin anlaşılırlığını artırır. Necdet Ardıç, bu tür mesuliyetli çalışmalarda Cenâb-ı Hakk'ın idrakleri açmasını niyaz etmektedirs.4. Eser, tasavvufî hakikatlerin derinlemesine anlaşılmasına hizmet eden bir kaynak niteliğindedir.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 3, 4
Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?⌄
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınmaktadır (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi "Terzibaba" lakabıyla bilinir ve Tekirdağlı İz-Terzi Baba Necdet Ardıç olarak da anılırs.1. Necdet Ardıç, tasavvuf serisi kapsamında birçok esere imza atmış, bu eserler arasında Kelime-i Nûhiyye gibi kitaplar da bulunmaktadırs.4.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 1, 4
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olarak, tasavvufî irfanı günümüze taşıyan bir isimdir (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi "Terzibaba" lakabıyla anılmakta ve Tekirdağlı İz-Terzi Baba Necdet Ardıç olarak da bilinmektedirs.1. Tasavvuf alanındaki derin bilgisi ve rehberliğiyle geniş kitlelere ulaşmıştır.
Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufun anlaşılmasına ve yayılmasına büyük katkı sağlamıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve Fusûsu'l-Hikem şerhi, onun tasavvufî düşüncesinin ve irfanının önemli göstergeleridir (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Bu eserler, onun tasavvufu modern dönemin idrakine sunma çabasını yansıtır.
Necdet Ardıç'ın müellifliğini yaptığı veya riyasetinde yazılan birçok eser bulunmaktadır. Bu eserler arasında Kelime-i Nûhiyye gibi kitaplar yer almaktadırs.4. Ayrıca, Necdet Divanı, Hacc Divanı, İrfan Mektebi, Lübb'ül Lübb Özün Özü, Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler gibi çeşitli konularda eserleri mevcutturs.268-269. Divanlar serisi içinde Necdet Divanı, Hacc Divanı ve Terzi Baba divanı gibi şiir derlemeleri de bulunmaktadırs.272. Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler de Necdet Ardıç riyasetindeki tasavvuf serisi içinde eserler kaleme almışlardırvikipedi. Bu durum, Necdet Ardıç'ın bir ekol oluşturduğunu ve tasavvufî mirası devam ettiren bir nesil yetiştirdiğini göstermektedir.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 1, 4, 268, 269, 272 · Vikipedi: Abdürrezzak Tek, Wiki: Terzi Oğlu Cem Cemâlî
Fusûsu'l-Hikem'i anlamak için neden bu kitaba ihtiyaç duyulur?⌄
Fusûsu'l-Hikem'i anlamak için bu kitaba ihtiyaç duyulmasının temel sebebi, eserin bâtınî tevhîd kurgusu üzerine kurulu olması ve genel anlayışın zâhirî tenzîh üzere bulunmasıdır. Bu durum, Fusûsu'l-Hikem'in içerdiği derin ve yoğun tasavvufî hakikatlerin idrakini zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla, eserin karmaşık yapısını çözebilmek ve içerdiği hikmetleri kavrayabilmek için bir ön idrak ve altyapı oluşturulması gerekmektedirs.1. Bu altyapı, "zevk-i selim" (temiz bir idrak) ve "fehm-i sahih" (tarafsız, berrak bir anlayış) gibi özel idrak vasıtalarını gerektirirs.8.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 1, 8
›Ayrıntı
Fusûsu'l-Hikem, Muhyiddîn İbn Arabî'nin tasavvuf metafiziğinin en kıymetli ve derin eseri olarak kabul edilirK1. Eser, 27 farklı peygamberin temsil ettiği hikmetleri içeren fasslardan oluşur ve ilhamî bir vahyin tezahürü olarak görülürK1. Bu eserin anlaşılması, sıradan bir okuma ile mümkün değildir; zira kurgusu, bâtınî tevhîd (teklik) anlayışı üzerine bina edilmiştirs.1. Oysa genel anlayış, zâhirî tenzîh (Allah'ı yaratılmışlara benzetmekten uzak tutma) anlayışı üzerine kuruludur. Bu iki farklı bakış açısı arasındaki ayrım, Fusûsu'l-Hikem'deki konuların idrakini güçleştirmektedirs.1.
Bu nedenle, Fusûsu'l-Hikem'in içerdiği hikmetleri kavrayabilmek için özel bir hazırlık ve ön idrak altyapısı oluşturulması zaruridirs.1. Bu altyapı, "zevk-i selim" ve "fehm-i sahih" gibi kavramlarla ifade edilen özel idrak vasıtalarını gerektirirs.8. "Zevk-i selim", salim, yani temiz bir idrak anlamına gelirken; "fehm-i sahih", sahih, yani şartlanmamış, açık, berrak ve tarafsız bir anlayışı ifade eders.8. Bu tür bir anlayışa sahip olmadan, eserin derinliklerine nüfuz etmek ve içerdiği hakikatleri kavramak mümkün değildir. Felsefecilerin ve fen erbabının sadece akıllarıyla hakikati idrak etme çabaları, peygamberlere ihtiyaç duymadan kendi dirayetlerine güvenmeleri, sonuçta hasardan (bozgunculuktan) başka bir şey getirmemektedirs.148. Bu durum, Fusûsu'l-Hikem gibi bâtınî ilimleri içeren eserlerin anlaşılmasında sadece akla dayalı yaklaşımların yetersizliğini ortaya koymaktadır.
Kaynaklar: K1, s. 26 · TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 1, 8, 148
Kitabın ana hedefi nedir?⌄
Kelime-i Nûhiyye adlı eserin ana hedefi, tasavvufî ilim hazinelerini okuyucuya sunmak ve özellikle İbn Arabî'nin eserlerini günümüz şartlarına uyarlayarak anlaşılır kılmaktır. Eser, Mevlânâ'nın Mesnevî'si ve Abdülkerim Cîlî'nin İnsân-ı Kâmil'i gibi zirve kitaplar arasında yer alarak, İslâm'ın ve dünya tefekkürünün derinliklerini idrakli bir şekilde okuyup incelemeyi amaçlars.2. Yazar, bu ilimlerin vehim ve hayalden uzak, saf bir gönülle okunmasını tavsiye ederek, okuyucunun manevî fayda sağlamasını hedeflers.4.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 2, 4
›Ayrıntı
Kelime-i Nûhiyye'nin temel hedefi, bünyesinde çok değerli ilim hazinelerini barındıran tasavvufî metinleri okuyucuya ulaştırmaktırs.1. Bu eserler, başta Hz. Muhammed (s.a.v.) olmak üzere, Şeyh-i Ekber Muhyiddîn İbn'ül Arabî'den naklen gelen ilimleri, A. Avni Konuk'un şerhleri ve Prof. Dr. Mustafa Tahralı'nın günümüz şartlarına uyarlamalarıyla sunars.1. Kitabın yazarı, bu ilimlerin idrakli ve gerçek manada okunup incelenmesinin önemini vurgular, aksi takdirde büyük bir kaybın söz konusu olacağını belirtirs.2.
Eserin bir diğer önemli hedefi, karmaşık ve hacimli tasavvufî metinleri daha kolay okunabilir hale getirmektir. Bu amaçla, her bir fassı müstakil bir kitap olarak düzenlemiş, daha kısa bölümleri birleştirerek okuyucunun istifadesini artırmayı amaçlamıştırs.3. Yazar, okuyucuyu nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten arınarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumaya davet eder; zira vehim ve hayalin tesiri altında iken bu tür kitaplardan gerçek manada yararlanmanın mümkün olmadığını ifade eders.4. Bu yaklaşım, tasavvufî hakikatlerin kalbî bir yönelişle (niyet) idrak edilmesine zemin hazırlarK1. Kitap, okuyucuya belirli bir hedef sunarak tefekkürünü o hedefe yönlendirmeyi amaçlar; zira hedefsiz tefekkürün okun önüne düşmesi gibi, manevî ilerlemenin de hedefsiz kalacağını belirtirs.40. Bu bağlamda, Cenâb-ı Hakk'ın "şah damarından yakınım" buyurmasının, O'nun varlığımızın ve hayatımızın ta kendisi olduğu hakikatini idrak ettirmeyi hedeflers.40.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 1, 2, 3, 4, 40 · K1, s. 189
Kelime-i Nûhiyye kimler için yazılmıştır?⌄
Kelime-i Nûhiyye, Hz. Nuh'un hakikatini idrak etmek isteyenler, yani "Nuhîler" olarak adlandırılan, ruhsal olarak "felek-i şems"e (güneşe) yükselmiş ve Hak'tan başkasını vekil kabul etmeyip mülkünde Allah için vekaleti ispat eden arifler için yazılmıştır. Bu eser, Nuh (a.s.) mertebesinde yaşayan kimselere, tesbihin hakikatini ve Hakk'ı imkan ahkamından tenzih etmenin inceliklerini açıklayarak, onların Hak'la olan ilişkilerindeki derinlikleri kavramalarına yardımcı olurs.262, 150, 4.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 4, 150, 262
›Ayrıntı
Kelime-i Nûhiyye, özellikle Hz. Nuh'un hakikatini idrak etmek isteyenler için kaleme alınmıştırs.262. Bu kişiler, ruhsal olarak felek-i şemse, yani güneşe yükselmiş, Nuh hakikatine ait hüküm ve marifetleri müşahade edebilen kimselerdirs.262. Eser, Nuh (a.s.) mertebesinde yaşayan ve "Nuhîler" olarak adlandırılan bu kimselere hitap eders.150. Nuhîler, mülklerinde tasarrufa memur olsalar da, Hak'tan başkasını vekil kabul etmezler ve mülkünde Allah için vekaleti ispat ederlers.150.
Bu metin, aynı zamanda tesbihin hakikatini anlamak isteyenlere yöneliktir. Tesbih, Allah'ı imkan ahkamından, yani sonradan meydana gelen hükümlerden tenzih etmektirs.4. Eser, Hakikat ehli indinde Cenab-ı Hakk'ı tenzih etmenin, O'nu sınırlamak ve kayıtlamak anlamına gelebileceği inceliğini de açıklars.9. Kelime-i Nûhiyye, Nuh (a.s.)'ın ulülazm peygamberlerin birincisi olması hasebiyle, risaletin ve peygamberliğin birinci görevi olan ümmeti Hak'kın birliğine davet etme ve şirkten tenzih etme hakikatlerini de barındırırs.5. Bu eser, Kur'an-ı Kerim'i idrakla okuyan ve Rabbi'nin kelamından tecelli ettiğini bilen arifler, yani Ulema-i Billah için de bir rehber niteliğindedirs.127, 8.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 4, 5, 8, 9, 127, 150, 262
Tevhid ve tenzih kavramları ne anlama gelir?⌄
Tevhid, Allah'ın birliğini kabul etme ilkesi olup tasavvufun nihai hedefidir ve "Lâ ilâhe illâllâh" kelimesiyle ifade edilen, Hak'tan başka tüm vücud iddialarını nefyedip yalnızca Hak'kı ispat eden bir zikir ve iman temelidirK1. Tenzih ise Allah'ı âlemlerin özelliklerinden uzak tutmak, O'nu aşkın bilmek anlamına gelir (Tenzih). Tasavvufta gerçek tevhid ehli olabilmek için tenzih ile teşbihin birleştirilmesi, yani Allah'ı hem âlemlerden münezzeh hem de âlemlerde tecelli eden olarak idrak etmek gerekir; aksi takdirde sadece tenzih veya sadece teşbih, Hak'kı sınırlandırmak ve şirke düşmek anlamına gelirs.49, s.63.
Kaynaklar: K1 · TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 49, 63
›Ayrıntı
Tevhid, Allah'ın birliğini kabul etme ilkesi ve İslam'ın temel esasıdır (Tevhid). Tasavvufta ise sâlikin bütün zikirlerinin temeli ve Hak'a teveccühün asıl ifadesi olan "Lâ ilâhe illâllâh" kelimesiyle özdeşleşirK1. Bu kelime, "lâ ilâhe" (nefiy) ile Hak'tan başka tüm varlık iddialarını reddetmeyi, "illâllâh" (isbat) ile de yalnızca Hak'kın varlığını kabul etmeyi içerir. Bu yapı, sâlikin kalbini mâsivâdan temizleyip Hak ile doldurma sürecini temsil ederK1. Tenzih ise Allah'ı âlemlerin özelliklerinden uzak, aşkın ve münezzeh bilmektirs.205. Ancak tasavvufta sadece tenzihle yetinmek eksik bir yaklaşımdır ve Hak'kı sınırlandırmak anlamına gelirs.49. Tenzih eden kimseler, Hak'kı ötede bilerek O'nu bu âlemin dışına çıkarmış olurlar ve bu durum, marifet-i hakiki ve iman-ı yakînîden uzaklaşmaya yol açars.30, s.49. Gerçek tevhid ehli olabilmek için tenzih ile teşbihin birleştirilmesi şarttırs.30, s.57. Teşbih, Hak'kı misallerle benzeterek ortaya koymak, gerçek olan şeyleri misallerle açıklayarak hakikatine geçmektirs.29. Hak'kı hem âlemlerden münezzeh (tenzih) hem de âlemlerde tecelli eden (teşbih) olarak idrak etmek, yani "kesrette vahdet, vahdette kesret" sırrını kavramak tevhidin özüdürs.49. Sadece tenzih veya sadece teşbih, Hak'kı hudutlandırmak ve şirke düşmek demektir; ikisini birleştirmek ise kemal ehli ve gerçek tevhid ehli olmanın yoludurs.63, s.48. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) başarısı da tenzih ve teşbihi birleştirerek ümmetini davet etmesinden kaynaklanırs.118.
Kaynaklar: K1, s. 27 · Tenzih, TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 205 · TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 29, 30, 48, 49, 57, 63, 118
Bu eser nasıl ortaya çıkmıştır?⌄
Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Nûhiyye" adlı eseri, tasavvufî irfan geleneği içinde, Cenâb-ı Hakk'ın Esmâ-i İlâhiyyesi'nden bir ismin sûrete bürünüp ortaya çıkmasıyla vücut bulmuştur. Eser, sâlikin kendi isminin hazinesindeki kemâlâtı tafsilen bilmemesi, ancak onu zuhura çıkardıkça varlığını idrâk etmesi prensibi üzerine bina edilmiştirs.54. Bu ortaya çıkış, Hakk'ın ilâhî tasarrufu (vehbî yön), sâlikin amelî gayreti (kesbî yön) ve mürşidin terbiyesi ile ihvân sohbeti (vesîle yön) olmak üzere üç boyutlu bir sürecin neticesidirK2. Eserin kendisi de bu irfanî bilincin, yani bilince, idrâke ve şuura çıkışın bir tezahürüdürs.19.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 19, 54 · K2
›Ayrıntı
"Kelime-i Nûhiyye" adlı eserin ortaya çıkışı, tasavvufî bir hakikatin tezahürü olarak çok katmanlı bir süreci ifade eder. Temelde, her varlık gibi bu eserin de Cenâb-ı Hakk'ın Esmâ-i İlâhiyyesi'nden bir ismin sûrete bürünerek zuhur etmesiyle meydana geldiği belirtilirs.54, s.7. Yazar Necdet Ardıç (Terzibaba), bu eserin kendi varlığında meydana gelen eserleri Hakk'a nispet etme ve kendi fiillerini örtme gayreti içindedirs.250. Bu durum, eserin müellifinin kendi nefsini merkez addederek değil, Hakk'ın talebine icabet ederek bu yola sâlik olduğunu gösterirs.206.
Eserin ortaya çıkışındaki "nasıl" sorusu, tasavvuftaki üç temel boyutta açıklanırK2:
-
Hak'tan ilâhî tasarruf (vehbî yön): Eserin yazılması, Hakk'ın ilâhî iradesi ve lütfuyla gerçekleşmiştir. Yazar, bu tür eserler üzerinde çalışmanın mesuliyetli bir iş olduğunu belirtirken, "Euzü bike minke" (Senden sana sığınırız) ifadesiyle Hakk'ın desteğine olan ihtiyacını vurgulars.4. Bu, her tasavvufî gerçekleşmenin asıl fâilinin Hak olduğunu gösterir.
-
Sâlikin amelî gayreti (kesbî yön): Eserin müellifi olan Necdet Ardıç'ın, tasavvufî sülûkü ve mücâhedesi neticesinde bu eseri kaleme alması, kesbî yönü temsil eder. Kendi isminin hazinesindeki kemâlâtı, yani daha evvelce bilmediği şeyleri zaman içerisinde ortaya çıkarması, bu gayretin bir sonucudurs.54.
-
Mürşidin terbiyesi ve ihvân ile sohbet (vesîle yön): Necdet Ardıç'ın Uşşâkî tarikatının mürşidlerinden biri olması (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki), eserin ortaya çıkışında mürşidlik ve irfan geleneği içindeki yerinin bir vesîle olduğunu düşündürür. Eserin kendisi de bir irfan mektebi olarak (İrfan Mektebi (Hakk Yolu) - Wiki) bu vesîle zincirinin bir halkasıdır.
Sonuç olarak, "Kelime-i Nûhiyye"nin ortaya çıkışı, Hakk'ın ilâhî takdiriyle, müellifin mânevî gayretleri ve irfanî birikimiyle, bilince ve idrâke çıkışın bir tezahürü olarak gerçekleşmiştirs.19.
Kaynaklar: TB. Kelime-i Nûhiyye — s. 4, 7, 19, 54, 206, 250 · K2