İçeriğe atla
TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye kapak gorseli

TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç

136 sayfa~204 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçterzibaba şerhidijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Terzibaba (Yazar)Necdet Ardıç (Yazar)Tasavvuf (Konu)İslami Edebiyat (Kategori)Şerh Edebiyatı (Tür)Dijital Kütüphane (Bulunduğu Ortam)

Sıkça Sorulan Sorular

Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye kitabı ne anlatıyor?

Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye kitabı, Hz. Yahya ve Hz. Zekeriyya peygamberlerin hikmetlerini ve bu hikmetlerin ilâhî isimlerle olan bağlantılarını tasavvufî bir bakış açısıyla ele alır. Eser, Hz. Yahya'ya atfedilen "Hikmet-i Celâliyye" ile Hz. Zekeriyya'ya atfedilen "Hikmet-i Mâlikiyye" kavramlarını derinlemesine inceler. Bu iki hikmetin, peygamberlerin hayatlarındaki olaylar ve ilâhî tecellilerle nasıl ilişkilendirildiğini açıklayarak, her bir kelimenin kendine özgü bir manası ve zuhur alanı olduğunu vurgulars.107. Kitap, tasavvufun zirve eserleri olan Fusûs-ül Hikem ve Mesnevi-i Şerif gibi metinlerle aynı düzeyde bir hakikat anlayışı sunmayı hedeflers.47.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 47, 107

Ayrıntı

Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye kitabı, Hz. Yahya ve Hz. Zekeriyya'nın şahsiyetleri üzerinden ilâhî hikmetlerin tecellilerini işler. Kitabın ana bölümlerinden biri "Hikmet-i Celâliyye"nin Kelime-i Yahyâviyye'de mündemiç oluşunu beyan eders.6. Bu hikmetin Hz. Yahya'ya tahsis edilmesinin sebebi, kahra mahsus olan ilâhî sıfatların "Celâl" ile isimlendirilmesidirs.6. Hz. Yahya'nın başının kesilmesi gibi olaylar, Celâl tecellisi olarak yorumlanırs.9. Ayrıca, Allah Teâlâ'nın Hz. Yahya'yı "Yahya" ismiyle isimlendirmesiyle Hz. Zekeriyya'nın isminin diri kalması, Yahya ismindeki hikmetin isimler içinde evvel bir hikmet olduğunu gösterirs.9. Diğer bir ana bölüm ise "Hikmet-i Mâlikiyye"nin Kelime-i Zekerâviyye'de mündemiç oluşunu açıklars.24. Hz. Zekeriyya'nın Rabb-ı Hâssı'nın "Mâlik" ismi olduğu belirtilir; bu ismin Hz. Zekeriyya'yı yöneten ve yönlendiren bir hüküm altında olduğu ifade edilirs.24. Hz. Zekeriyya'nın maruz kaldığı belaya sabretmesi ve bu belanın ref'ini Hak'tan talep etmemesi, bu hikmet-i mâlikiyye ile ilişkilendirilirs.28. Kitap, her bir ilâhî kelimenin, kendi zatıyla kendisinden gayrısından ayrılmış bir hakikat olduğunu ve esmâ-i melfûza-i ilâhiyyenin birtakım hakâyık-ı ilâhiyyeyi anlatmak için vaz' olunmuş birer tabir olduğunu vurgulars.107. Eser, Kelime-i Tevhid gibi temel kavramlara da değinereks.132, fenâ-fîllâh ve bakâ-billâh makamında olan sâliklerin beşerî sıfatlardan arınarak ilâhî isimlere inkılap etme sürecini de ele alırs.124.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 6, 9, 24, 28, 107, 124, 132

Terzibaba kimdir?

Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. "Terzibaba" lakabıyla tanınan Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla derin bir etki bırakmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Onun öğretisi, sâlikin nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesi ve Hakk'tan başka kimse olmadığını idrak etmesi gibi temel tasavvufî prensiplere dayanır (Halîfe - K1-1).

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzibaba" olarak bilinen, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biridir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). O, tasavvufî irfanı çağdaş döneme aktaran ve geniş kitlelere ulaştıran bir isimdir. Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufun temel prensiplerini ve hikmetlerini açıklamıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yaptığı şerh, onun tasavvufî düşüncesinin derinliğini ve genişliğini ortaya koymaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Terzibaba'nın ekolünde, halîfelik kavramı merkezi bir yer tutar; bu anlayışa göre sâlikin nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesi ve Hakk'tan başka bir varlık olmadığını idrak etmesi esastır (Halîfe - K1-1). Bu, "halîfe" ile "müstahlif" arasındaki perdesizliğin yaşanmasıyla tahakkuk eden bir mânevî mertebedir (Halîfe - K1-1). Terzibaba'nın riyâsetinde, Terzi Oğlu Cem Cemâlî ve Abdürrezzak Tek gibi müellifler de çeşitli Kur'an sûrelerinin tefsirlerini kaleme alarak bu ekolün tasavvufî mirasını zenginleştirmişlerdir (Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki, Abdürrezzak Tek - Wiki). Bu durum, Terzibaba'nın sadece bir mürşid olarak değil, aynı zamanda bir ilim ve irfan mektebinin kurucusu olarak da önemini göstermektedir.

Eserde geçen 'Hikmet-i Celâliyye' nedir?

Eserde geçen 'Hikmet-i Celâliyye', Hz. Yahyâ'nın (a.s.) şahsında tecelli eden, Allah'ın kahır ve celâl sıfatlarıyla ilişkili ilâhî hikmettir. Bu hikmet, Allah'ın 'el-Celâl' ismiyle müsemmâ olan kahır yönlü sıfatlarının ve esmâ-i rabbâniyyesinin tecellîsini ifade eders.6. Hz. Yahyâ'nın hayatındaki zorluklar ve özellikle başının kesilmesi gibi olaylar, bu celâl tecellîsinin somut örnekleri olarak sunulurs.9. Bu hikmet, aynı zamanda Allah'ın birliği ve vahidiyetini getiren Kahhar isminin tevhîdî yönünü de içerirs.8.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 6, 8, 9

Ayrıntı

'Hikmet-i Celâliyye', Terzibaba'nın Kelime-i Yahyâviyye'de ele aldığı bir kavramdır ve Hz. Yahyâ'nın (a.s.) mânevî mertebesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu hikmet, Allah'ın kahra mahsus olan sıfat-ı ilâhiyyesi ve esmâ-i rabbâniyyesi olan "Celâl" ile isimlendirilmiştirs.6. Hz. Yahyâ'nın hayatında yaşanan çetin imtihanlar, özellikle de başının kesilmesi olayı, bu celâl tecellîsinin bir yansıması olarak açıklanırs.9.

Bu celâl tecellîsi, aynı zamanda Allah'ın Kahhar isminin tevhîdî yönünü de barındırır. Kahhar ismi, birliği ve vahidiyeti getirir; bu vahdet, Hz. Yahyâ'nın ismi, sıfatı, sureti ve mânâsında mevcutturs.8. Eserde, Allah Teâlâ'nın Hz. Yahyâ'yı "Yahya" olarak isimlendirmesi, Zekeriyyâ'nın zikrinin onunla hayy olması ve bu ismin ilm-i zevkî gibi olması, hikmet-i evveliyye olarak nitelendirilirs.10.

Ancak bu celâl tecellîsi, Allah'ın ezelî inâyeti ve rahmetiyle de dengelenir. Allah'ın "rahmetim gadabımı örtmüştür" veya "rahmetim her şeyi kaplamıştır" beyanları, inâyet-i ezeliyyenin tecellîsini gösterir. Hz. Yahyâ'nın Gaffar isminin mazharı olması, yani bu ismin kapsamına girmesi, ilâhî rahmetin celâl üzerindeki örtücülüğünü ifade eders.127. Bu durum, Allah'ın ezelî muhabbetinin bir eseri olarak açıklanır; Cenâb-ı Hakk'ın kendi esmâ-i ilâhiyyesine olan muhabbetinden âlemleri halk etmesi ve muhabbetin açığa çıkmasını istemesi, Kahhar ve Cebbar esmâsını da sevdiğini gösterirs.124. Bu ezelî muhabbet ve rahmet, celâl tecellîlerinin ardındaki hikmeti tamamlars.124, 127.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâviyye — s. 6, 8, 9, 10, 124, 127

Hz. İsa ve Hz. Yahyâ'nın selamları arasındaki fark neyi ifade eder?

Hz. Îsâ ve Hz. Yahyâ'nın selamları arasındaki fark, tasavvufî açıdan onların mânevî mertebeleri ve Hak ile olan münasebetlerinin farklı tezahürlerini ifade eder. Hz. Yahyâ'nın selamı, ittihat ve itikatta daha kemalli ve tevili daha yüksek olarak kabul edilir; zira Allah Teâlâ, Yahyâ'nın izafî vücudu üzerindeki nefsine selam eders.17. Bu durum, Yahyâ'nın Hak ile olan dostluğunun ve birliğinin daha derin bir mertebede olduğunu gösterir. Hz. Îsâ'nın selamı ise, beşik içinde konuşması gibi mucizevî hallerle Allah'a yakınlığını ve sıdkını gösterse des.19, Yahyâ'nın selamındaki ittihat kemâli, inâyet-i ilâhiyyede vâki olan iltibas için Îsâ'nın nefsine olan selamından daha üstün görülürs.19.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 17, 19

Ayrıntı

Hz. Yahyâ ve Hz. Îsâ'nın selamları arasındaki fark, tasavvufî anlayışta onların Hak ile olan münasebetlerinin farklı veçhelerini ortaya koyar. Hz. Yahyâ'nın selamı, "ittihat ve itikatta ekmel" yani daha kemalli ve tevili daha yüksek olarak nitelendirilirs.17. Bu kemâl, Allah Teâlâ'nın Yahyâ'nın izafî vücudu üzerindeki nefsine selam etmesinden kaynaklanırs.17. Bu durum, Yahyâ'nın varlığının Hak ile daha derin bir birleşme ve özdeşleşme içinde olduğunu gösterir. Yahyâ'nın isminin dahi "âlemiyyet ve sıfat mülâhazası" taşıması, onun hakikatindeki hususiyetin ilm-i zevkî gibi olduğunu belirtirs.12.

Hz. Îsâ'nın selamı ise, beşik içinde konuşması gibi mucizevî hallerle Allah'a yakınlığını ve sıdkını gösterirs.19. Hz. Îsâ, "Rûhullâh" lakabıyla anılır ve Allah'ın ruhundan üflenen bir kelime olarak kabul edilir; bu rûhullâhî vechesi onda kemâle ermiştirK1. Ancak, Yahyâ'nın selamındaki ittihat kemâli, inâyet-i ilâhiyyede vâki olan iltibas için Îsâ'nın nefsine olan selamından daha üstün görülürs.19. Bu, Yahyâ'nın Hak ile olan birliğinin, Îsâ'nın mucizevî yaratılışı ve rûhânî vechesinden daha içsel ve özsel bir boyutta olduğunu ifade eder. Zekeriyyâ (a.s.)'ın, kendi akabinde zikrullâhın bakâsını ihtiyar etmesi ve oğlunun zikri üzerine Hakk'ın zikrini takdîm etmesi des.1, Yahyâ'nın mânevî mertebesinin derinliğini pekiştirir.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 1, 12, 17, 19 · K1, s. 131

Kitapta anlatılan 'Hikmet-i Malikiyye' ne demektir?

Hikmet-i Malikiyye, tasavvufta Hz. Zekeriyyâ'nın özel ismi olan "Mâlik" isminin tecellî ettiği hikmettir. Bu hikmet, Allah'ın "el-Mâlik" isminin bir kul üzerindeki tedbir edici ve yönlendirici hükmünü ifade eder. Hz. Zekeriyyâ'nın, kendisine özel olan bu ismin muktezâsı olarak, başına gelen belâlara sabretmesi ve Hak'tan bu belânın kaldırılmasını talep etmemesi, Hikmet-i Malikiyye'nin özünü oluşturur. Bu durum, sâlikin kendi nefsini hayranlıkla takdir etme (ucüb) gibi kalp hastalıklarından uzak durarak, her şeyi Hak'tan bilme ve O'nun hükmüne rıza gösterme hâlini yansıtır.

Ayrıntı

Hikmet-i Malikiyye, Terzibaba'nın "Kelime-i Zekerâviyye" adlı eserinde ele alınan bir kavramdır. Bu eserde, her peygamberin kendine mahsus bir hikmetinin olduğu belirtilir ve Hz. Zekeriyyâ'nın hikmeti "Hikmet-i Malikiyye" olarak isimlendirilirs.24. Bu hikmetin temelinde, Hz. Zekeriyyâ'nın Rabb-ı Hassı'nın "Mâlik" ismi olması yatar. Yani, Hz. Zekeriyyâ'yı yöneten, yönlendiren ve hükmü altında tutan isim "Mâlik" ismidirs.24. Bu durum, suver-i âlemden her bir suretin, bir ism-i ilâhînin mazharı olması ve o ismin hükmünün o suret ile kaim olması prensibiyle açıklanırs.88. Hz. Zekeriyyâ'nın bu hikmeti tahkik etmesi, başına gelen belâlara sabretmesi ve Hak'tan bu belânın kaldırılmasını talep etmemesiyle tezahür etmiştirs.28. Bu hâl, sâlikin kendi ameline, ilmine veya hâline karşı içten içe hayranlık duyup kendini büyük görmesi anlamına gelen ucüb hastalığından uzak durarak, her şeyi Allah'tan bilme ve O'nun takdirine teslim olma mertebesini ifade eder. Hikmet-i Malikiyye, Allah'ın "el-Hakîm" isminin tezahürü olarak âlemde her şeyin bir nizam ve gâye üzere yaratılmış olmasıK1 prensibinin, özelde bir kulun hayatındaki tecellisini gösterir. Bu tür konular, tasavvufun zirve kitaplarında ele alınan ve derinlemesine idrak edilmesi gereken hususlardırs.4, s.126.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 4, 24, 28, 88, 126 · K1, s. 197

Bu kitap tasavvufa yeni başlayanlar için uygun mu?

Verilen kaynaklarda, "Terzi Baba" kitabının tasavvufa yeni başlayanlar için uygun olup olmadığına dair doğrudan bir değerlendirme bulunmamaktadır. Ancak, tasavvufun "nazari bilgiler"den ziyade "ef'ali yaşama" ve "fiiliyata dökülmüş hayat" olduğunu vurgulayan ifadelers.113 ve "adem" ile "Âdem" gibi temel kavramların ayırt edilmesinin gerekliliğis.64 gibi hususlar, tasavvufî metinlerin derinlik ve incelik gerektirdiğini düşündürmektedir. Bu durum, kitabın içeriğinin başlangıç seviyesindeki bir okuyucu için bazı zorluklar içerebileceğine işaret edebilir.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 64, 113

Ayrıntı

Verilen kaynaklarda "Terzi Baba" kitabının tasavvufa yeni başlayanlar için uygunluğuna dair açık bir ifade yer almamaktadır. Ancak, tasavvufun mahiyetine ilişkin bazı bilgiler, bu tür eserlerin başlangıç seviyesindeki okuyucular için nasıl bir deneyim sunabileceğine dair ipuçları vermektedir. Örneğin, tasavvufun "gerçek manada irade, şuur ve irfaniyet tatbikatıyla yaşamak" olduğu belirtilirs.113. Bu tanım, tasavvufun sadece teorik bilgi edinmekten öte, yaşamın her alanına yayılan bir uygulama ve tecrübe alanı olduğunu gösterir. Kitapların sadece "bilgiyi alıp torbanın içerisine yahut kitabın içerisine yahut cebine koyma" olmadığını, aksine "nazari bilgiler"in "ef'ali yaşama" ve "fiiliyata dökülmüş hayat"a dönüşmesi gerektiğini vurgulamasıs.113, tasavvufî metinlerin derinlemesine bir idrak ve tatbikat gerektirdiğini ortaya koyar. Ayrıca, "adem" ve "Âdem" gibi kavramların tasavvuf kitaplarında ayırt edilmesinin önemine dikkat çekilmesis.64, bu alandaki terminolojinin inceliklerini ve yanlış anlamaların önüne geçmek için özel bir dikkat gerektiğini göstermektedir. Bu tür kavramsal ayrımlar ve tasavvufun pratik yönüne yapılan vurgu, başlangıç seviyesindeki bir okuyucunun bu tür bir eseri tam olarak idrak edebilmesi için belirli bir ön bilgi ve rehberliğe ihtiyaç duyabileceğini düşündürmektedir.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 64, 113

Eserin temel amacı nedir?

Tasavvufî mânâda "eser", ademde (yoklukta) bulunan a'yân-ı sâbitelerin (varlıkların özlerinin) vücûd-i Hak'ta zuhur etmesi, yani varlık kazanmasıdır. Eserin temel amacı, ademde olanın, yani henüz varlık sahasına çıkmamış olanın, Hak'tan gelen feyizle mevcut âlemde görünür hâle gelmesidir. Bu durum, Hak'kın kendi esmâ ve sıfatlarına olan muhabbetinin bir neticesi olup, a'yân-ı sâbitelerin istidat ve kabiliyetlerine göre vücut bulmasıyla gerçekleşirs.73, 124. Eser, mevcut için değil, ma'dûm (yok) olan için vâki' olur ve her ne kadar mevcut için olsa da ma'dûmun hükmü hasebiyledirs.72.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 72, 73, 124

Ayrıntı

Eserin temel amacı, ademde (yoklukta) bulunan bir "nisbet"in, yani bir şekil veya mahiyetin, mevcut olan mimarda (Hak'ta) zuhur etmesidirs.75. Bu zuhur, ademde olanın "Beni izhâr et" diye isti'dâd lisanı ile vâki' olan talebi hasebiyledirs.75. Dolayısıyla eser, Hak'kın vücudunda müessir olan a'yân-ı sâbite-i ma'dûme (yoklukta bulunan sabit özler) için vâki'dir; yani bir şeyin eser olabilmesi için, Hak'kın varlığında müessir olan a'yân-ı sâbitelerin olması gerekirs.73. Hakk'ın vücudunun gereği, a'yânın istidat ve kabiliyetlerine göre feyz-i vücûd etmektir; yani Hak'tan feyizlenerek vücut bulmalarıdırs.73. Bu feyzin eserleri, halkın istidadına bağlı olarak zuhur eders.71. Rahmet için "eser" iki vecihledir: Biri bizzat eserdir ki, bu, Hak'kın her ayn-ı mevcudu icadıdır ve vücudu kabul eden her mevcudun "ayn"ına nazırdırs.83. Diğeri ise taleb cihetinden gelen rahmet eseridir; yani perdeli olan kimselerin kendi hayallerinde halk edip itikad eyledikleri Hak'tan rahmet talep etmeleriyle ortaya çıkars.86. Neticede eser, Cenâb-ı Hakk'ın ezelî muhabbetinin bir neticesidir; O, kendi esmâ-i ilâhiyesine olan muhabbetinden bu âlemleri halk etmiş ve muhabbetin açığa çıkmasını istemiştirs.124.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 71, 73, 75, 83, 86, 124

Allah'ın rahmetinin her şeyi kuşatması nasıl anlatılıyor?

Allah'ın rahmetinin her şeyi kuşatması, tasavvufta "Rahmân" isminin tecellîsi olarak açıklanır ve bu rahmetin Zât'tan gayrı olmadığı, tüm âlemi kapsadığı vurgulanır. Bu umumi rahmet, mü'min-kâfir ayrımı yapmaksızın, kişilerin fiillerine bakılmaksızın her varlığa katıksız vücûd bahşeden bir lütufturs.70, 83. Besmeledeki "er-Rahmân" ismi, bu genel rahmetin sahibidir ve ulûhiyyet rahmette, rahmet hakîkatte zuhûr ederK1. Allah'ın rahmeti, esmâ-i ilâhiyyeyi dahi içine alan bir genişliğe sahiptir ve her şeyin varlığı bu rahmetin bir zuhûrudurs.47, 97.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 47, 70, 83, 97 · K1, s. 223

Ayrıntı

Allah'ın rahmetinin her şeyi kuşatması, "Rahmân" isminin bir tecellîsi olarak ele alınır ve bu rahmetin Zât'tan ayrı bir şey olmadığı belirtilirs.97. Kur'ân-ı Kerîm'deki "ve rahmetî vesiat külle şey'in" (A'râf, 7/156) ayeti, bu genel rahmetin tüm âlemi kapsadığını açıkça ifade eders.97, 122. Bu rahmet, kişilerin fiillerine, mülayim veya gayri mülayim oluşlarına bakılmaksızın, katıksız bir vücûd bahşetme niteliği taşırs.70, 83.

Besmeledeki "er-Rahmân" ismi, bu "genel rahmet"in sahibidir; mü'min-kâfir ayırt etmeden bütün kâinatı kuşatan bir rahmettirK1. Bu umumi rahmet, herhangi bir kazanç veya faaliyet karşılığı olmaksızın verilir; hatta Allah'a küfredenler bile bu genel rahmetten rızıklanır ve hayatlarını sürdürürlers.122. Allah'ın rahmeti, esmâ-i ilâhiyyeyi de içine alır, zira esmâ-i ilâhiyye de "her şey" tabirinin kapsamındadır ve Rahman ismi ism-i câmî'dirs.45, 47.

Rahmet-i ilâhiyye, neyin üzerine geldiyse, o şeyin istidadına göre zuhur eder; yani rahmetin kendisi her şeyi kapsasa da, tecellîsi mazharın istidadına bağlıdırs.72. Bu genel rahmet, insan kendi ihtiyacı olan şeyi talep ettiğinde hususi rahmete dönüşebilir; ancak umumi rahmetin tamamını istemek, insanın varlığına müsait değildirs.98. "Er-Rahmân" suresinde geçen "Er Rahman allemel Kur’an" (55/1-2) ayeti, Rahman'ın kendi nefsine rahmet ettiğini, rahmetin evvela Rahman'ın kendi varlığından kaynaklandığını gösterirs.53.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye — s. 45, 47, 53, 70, 72, 83, 97, 98, 122 · K1, s. 223