İçeriğe atla
TB. Kelime-i Yûsufiyye kapak gorseli

TB. Kelime-i Yûsufiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç

107 sayfa~161 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçterzibaba şerhidijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

TerzibabaNecdet ArdıçTasavvufİslami İlimlerŞerh GeleneğiYûsuf (a.s.)Kelime-i TevhidSufi EdebiyatıOsmanlı TasavvufuTB. Kelime-i Yûsufiyye IS-A KitapTB. Kelime-i Yûsufiyye IS-A ŞerhTB. Kelime-i Yûsufiyye IS-A İslami Eser

Sıkça Sorulan Sorular

Kelime-i Yûsufiyye nedir?

Kelime-i Yûsufiyye, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinin 27 bölümünden biri olup, Hz. Yûsuf'a tahsis edilmiş "Hikmet-i Nûriyye"yi barındıran fasıldır. Bu fasıl, özellikle âlem-i misal, rüyâlar ve hayâl âlemi üzerinden ilâhî nûrun tecellîlerini ve Hakîkat-i Muhammediyye'nin enbiyâ velâyetlerindeki mücmeliyetini açıklar. Hz. Yûsuf'un rüyâları tabir etme yeteneği, bu hikmetin merkezinde yer alır ve ilâhî ilmin hayâlî suretler aracılığıyla zuhurunu temsil eders.6, 50.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 6, 50

Ayrıntı

Kelime-i Yûsufiyye, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserindeki 27 fasıldan biridir ve Hz. Yûsuf'a atfedilen "Hikmet-i Nûriyye"yi içerirs.6. Bu hikmetin Hz. Yûsuf'a tahsis edilmesinin sebebi, âlem-i misal ve âlem-i nûrânî ile olan güçlü bağıdır. Hz. Yûsuf'un keşfi "misâlî" olup, hayâlî suretlerin keşfine müteallik olan "saltanat-ı Nûriyye-i İlmiyye" onda zuhur etmiştirs.6.

Kelime-i Yûsufiyye'de işlenen Hikmet-i Nûriyye, saf bir nûriyetten ziyade "ziyâiyye"dir, yani nûrun ziyasıdırs.14. Bu nûrun inbisâtı (genişlemesi) "hazret-i hayâl" üzerinedir ve ehl-i inâyet için vahyin ilk başlangıçlarından sayılırs.14. Hz. Yûsuf'un rüyâları tabir etme özelliği, bu faslın temel konularından biridir. Rüyâlar, "keşf-i mücerret" veya "keşf-i muhayyet" olarak ikiye ayrılır; keşf-i mücerret, mana âleminden bildirilenin his âleminde aynen zuhur etmesidirs.23.

İbn Arabî, Hz. Yûsuf'un rüyâ tabirini "rü'yâ içinde rü'yâyı ta'bîr etmekten ibaret" olarak açıklar. Bu bağlamda âlem-i his birinci hayâl, âlem-i uyku ikinci hayâl ve uyku içinde uyku ise üçüncü hayâl olarak nitelendirilir; bunların üçünde de hakikat Hakk'tırs.46. Bu durum, ilâhî ilmin suretlerinin (suver-i ilmiyye-i ilâhiyye) hayâl âleminde zuhur etmesiyle açıklanırs.57.

Kelime-i Yûsufiyye ayrıca "Yûsuf-i Muhammedi" tâbirini de açıklar. Bütün enbiyâ ve evliyâda bulunan velâyetler, "velâyet-i Muhammediyye"de mücmeldir (topludur). Hz. Muhammed'e has olan bu velâyet mertebesine kâim olan vâris-i kâmil, Hakîkat-i Muhammediyye itibarıyla tüm enbiyânın lisanlarıyla konuşur. Böyle bir vâris-i kâmil, Hz. Yûsuf'un meşrebinde onun lisanıyla konuştuğunda, hayâlî suretleri ve rüyâları muhtelif mânâlarla tabir eders.50. Bu durum, her şeyin Hakk'ın vücuduna ve vahdetine delâlet etmesi ve her mevcudun esmâ-i ilâhiyyeden bir ismin mazharı olmasıyla ilişkilidirs.99.

Kaynaklar: K1-26; TB. Kelime-i Yûsufiyye, s. 6 · TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 6, 14, 23, 46, 50, 57, 99

Terzibaba Necdet Ardıç kimdir?

Terzibaba Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) [WIKI]). Tekirdağlı olan Terzibaba, "İrfan Sofrası Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" adı altında birçok eser kaleme almış, bu eserler arasında Kelime-i Yusufiyye gibi tasavvufî metinler de bulunmaktadırs.1, s.6.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 1, 6

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzibaba" lakabıyla anılan, Uşşâkî tarikatına mensup önemli bir mürşittir (Necdet Ardıç (Terzibaba) [WIKI]). Kendisi, tasavvufî irfanı çağdaş döneme taşıyan ve bu bilgiyi geniş kitlelere ulaştıran bir müellif ve rehber olarak öne çıkmaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) [WIKI]). Eserleri arasında, tasavvuf yolculuğunu anlatan İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve İbn Arabî'nin önemli eseri Fusûsu'l-Hikem'in şerhi gibi çalışmalar bulunmaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) [WIKI], TB. Kelime-i Yûsufiyye, s.104).

Terzibaba Necdet Ardıç'ın eserleri, "İrfan Sofrası Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" başlığı altında yayımlanmıştırs.1. Bu seride yer alan kitaplardan biri de Kelime-i Yusufiyye'dir. Bu eserde "Hikmet-i Nûriye"nin Yusuf kelimesine tahsis edilmesinin sebebi, âlem-i misâl'in, âlem-i nûrânî ve Yusuf (a.s.)'ın keşfinin de "misâlî" olmasıyla açıklanırs.6. Ayrıca, Necdet Ardıç'ın kendi şiirlerini içeren "Necdet Divanı" ve "Hacc Divanı" gibi divanları da mevcutturs.103, s.108. Onun ekolünden gelen yazarlar arasında Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi isimler de, Terzibaba'nın riyasetindeki tasavvuf serisi içinde tefsirler kaleme almışlardır (Abdürrezzak Tek [WIKI], Terzi Oğlu Cem Cemâlî [WIKI]).

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 1, 6, 103, 108

Eser, Hz. Yûsuf kıssasını nasıl ele alıyor?

Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Yûsufiyye" adlı eseri, Hz. Yûsuf kıssasını, özellikle rüya ve rüya tabiri üzerinden, hayal ve his âlemleri arasındaki farkı ve bu farkın idrâkini tasavvufî bir bakış açısıyla ele alır. Eser, Hz. Yûsuf'un rüyasında gördüğü yıldızlar, güneş ve ay suretlerinin, başlangıçta sadece kendi hayal âlemine ait olduğunu, ancak Hz. Ya'kûb'un bu rüyayı tevil etmesiyle mânevî bir anlam kazandığını ve nihayetinde Mısır'daki secde-i tekrîm ile his âleminde tahakkuk ettiğini vurgulars.39, 43. Bu bağlamda, Hz. Yûsuf'un rüya tabirindeki mertebesi ve onun bu ilme tahsis edilmişliği öne çıkarılırs.10.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 10, 39, 43

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Yûsufiyye" adlı eseri, Hz. Yûsuf kıssasını, tasavvufî irfan geleneği içinde, özellikle rüya ve rüya tabiri ekseninde inceler. Eser, Hz. Yûsuf'un gördüğü rüyanın başlangıçta kendi hayal âlemine ait bir idrâk olduğunu belirtir. Hz. Yûsuf'un kardeşlerini yıldızlar, babası ve teyzesini ise güneş ve ay suretlerinde görmesi, kendi hayalinin bir tezahürüdür; bu durum, rüyanın görülen nesnelerin (mer'î) kendisinden ziyade, görenin hayal hazinesinden kaynaklandığını gösterirs.39, 40. Hz. Ya'kûb, Hz. Yûsuf'un bu rüyayı kendisine anlattığında, rüyanın mânevî anlamını idrâk etmiş ve kardeşlerinin bu rüyanın farkında olmadığını anlamıştırs.9.

Eser, Hz. Yûsuf'un rüyasının tevilini, Mısır'da kardeşleri, babası ve teyzesinin kendisine secde-i tekrîm (ikram secdesi) etmeleriyle ilişkilendirir. Bu olay, Hz. Yûsuf'un "İşte bu, evvelki rü'yânın te'vîlidir. Benim Rabbim onu hak eyledi" (Yûsuf, 12/100) sözleriyle, hayal âleminde görülen suretlerin his âleminde tahakkuk ettiğini ifade eders.43, 46, 47. Bu durum, Hz. Yûsuf'un hayali suretler ile hissi suretleri birbirinden ayırma yeteneğini ve rüya tabirindeki yüksek mertebesini gösterirs.11. Necdet Ardıç, bu kıssa üzerinden, Hz. Yûsuf'a tahsis edilmiş bir ilim olan rüya tabiri özelliğini vurgular ve kâmil bir vârisin, Hz. Yûsuf'un meşrebinde konuşarak, hayali suretleri muhtelif haller ve manalarla tabir edebileceğini belirtirs.10. Ayrıca, Hz. Ya'kûb'un, Hz. Yûsuf'a rüyasını kardeşlerine anlatmamasını söylemesi, kardeşlerinin hile yapma ihtimaline karşı bir tedbir olarak değil, Hz. Yûsuf'un kalbinde kardeşlerine karşı kötü zan oluşmasını engellemek amacıyla yapılmıştırs.12. Eser, Hz. Yûsuf'un idrâki ile Hz. Muhammed'in (s.a.v.) idrâki arasındaki farka da değinerek, Hz. Muhammed'in vârislerinin ilminin daha üstün olduğunu ima eders.1, 46.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 1, 9, 10, 11, 12, 39, 40, 43, 46, 47

Kitapta geçen 'âlemin Allah'ın gölgesi olması' ne demektir?

Tasavvufî anlayışta âlem, Hakk'ın gölgesidir; bu, âlemin Hak'tan ayrı bir varlık olmayıp, O'nun isim ve sıfatlarının bir tezahürü ve izafi bir vücuda sahip olduğunu ifade eder. Âlemin "Allah'ın gölgesi" olması, onun Allah ism-i câmi'inin bir mazharı olduğunu gösterir; zira mevcudatın her biri, Allah isminde dâhil olan bir ismin gölgesidirs.51. Bu gölge, Hakk'ın nefes-i rahmânîsinin genişlemesiyle zuhur eder ve büzülme hareketiyle yine O'na rücû eder ki bu, kıyamet olarak da yorumlanırs.70. Âlemin bu gölge mahiyeti, onun vehmî ve hayalî bir varlık olduğunu, müstakil ve hakiki bir vücudu olmadığını vurgular; hakiki vücut yalnızca Hakk'a aittirs.73.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 51, 70, 73

Ayrıntı

Tasavvufta âlemin "Allah'ın gölgesi" olması, varlığın Hak ile olan ilişkisini açıklayan temel bir mecazdır. Bu ifade, âlemin Hak'tan bağımsız bir varlık olmadığını, bilakis O'nun tecellîsi olduğunu anlatır. Âlem, Hakk'ın isim ve sıfatlarının suretleri ve mazharıdırs.51. Tıpkı bir şahsın gölgesinin o şahsın varlığına bağlı olması gibi, âlem de Hakk'ın varlığına muhtaçtır. Gölge, bir itibara göre şahsın aynı, diğer itibara göre ise gayrıdır; âlem de bir veçhile ayn-i Hak, bir veçhile de gayr-i Hak'tırs.51. Ancak gölge, şahsın kendisi olamaz; o sadece şahsın vücuduna ait olan vücûd-i i'tibârîdirs.51.

Âlemin bu gölge mahiyeti, onun vehmi ve hayalî bir şey olduğunu, müstakil ve hakiki bir vücudu olmadığını gösterirs.73. Hakiki vücut yalnızca Hakk'a aittir; âlemin vücudu ise vücûd-u izafîdirs.73. Gölgenin var olabilmesi için bir mahalle ve tahakkuk edebilmesi için yüce bir şahsa ihtiyaç duyması gibi, âlemin vücut gölgesi de var olması ve yok olması düşünülebilen hakikatlere ve tahakkuk etmek için de Hakk'a muhtaçtırs.51.

Âlemin gölge olarak idrâki, Hakk'ın Nûr ismi ile gerçekleşir. Nasıl ki bir cismin gölgesinin idrâki güneş ile mümkünse, Hakk'ın gölgesi olan âlemin idrâki de Hakk'ın Nûr ismiyle vâki olurs.69. Gölgenin vücudu ve idrâki güneşle olduğu gibi, âlemin gölge vücudu da ancak Hakk'ın Nûr ismiyle gerçekleşirs.69. Bu durum, âlemin zuhur ettiği mahallin a'yân-ı mümkinât olduğunu ve Hakk'ın mutlak vücudunun gölgesinin, üzerinde uzadığı şey hasebiyle idrâk olunduğunu ifade eder; o şey de mazharlardırs.53.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 51, 53, 69, 73

Eserde bahsedilen 'Hikmet-i Nûriye' nedir?

Fusûsu'l-Hikem'in Yûsufiyye Fassı'nda ele alınan Hikmet-i Nûriye, Hz. Yûsuf'un şahsında tecelli eden, misal âlemi ve hayal üzerindeki nuraniyetle ilgili bir hikmettir. Bu hikmet, saf bir nuraniyetten ziyade, nurun ziyası (aydınlığı) olup, eşyanın idrak edilmesini sağlayan hakiki nurun bir veçhesidirs.14, 7. Özellikle rüya tabiri ilmiyle ilişkili olan Hikmet-i Nûriye, hayal âleminin vahyin ilk basamaklarından biri olması ve Hz. Yûsuf'un bu alandaki kâmil ilmiyle doğrudan bağlantılıdırs.14, 7. İbn Arabî, bu hikmeti Yûsufiyye Fassı'na tahsis ederek, Hz. Yûsuf'un misali suretleri ve hayali keşifleri idrak etme yeteneğini vurgulamıştırs.6.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 6, 7, 14

Ayrıntı

Hikmet-i Nûriye, Fusûsu'l-Hikem'in Yûsufiyye Fassı'nda işlenen bir kavram olup, Hz. Yûsuf'un varlığında zuhur eden ilmî nûrî saltanat ile ilişkilidirs.7. Bu hikmet, mutlak bir nuraniyetten ziyade, nurun ziyası (aydınlığı) olarak tanımlanırs.14. Hikmet-i Nûriye'nin nurunun yayılımı hazret-i hayal yani misal âlemi üzerinedirs.14, 6. Bu durum, hayal âleminin ehl-i inayet için vahyin ilk basamaklarından biri olmasıyla açıklanırs.14. Hz. Yûsuf'a verilen bu ilm-i nuraniyye, özellikle rüya tabiri ilmiyle kâmil bir şekilde tezahür etmiştirs.7. Hakiki nur, eşyanın idrak edilmesini sağlayan bir varlıktır ve Hikmet-i Nûriye de bu hakiki nurun bir yansıması olarak, ayân-ı sâbitenin istidat ve kabiliyetlerine göre dış âlemde meydana gelen nur-i vücudu ifade eders.7, 77. Bu hikmet, Hz. Yûsuf'un hayali ve misali suretleri keşfetme yeteneğiyle doğrudan bağlantılıdır ve bu nedenle Yûsufiyye Fassı'na tahsis edilmiştirs.6. İbn Arabî, bu hikmeti "nûriyyetle" vasıflandırmıştır, çünkü iki şey arasında aracılık eden bir şeyin, galip olan tarafın vasfıyla anılması gerekir; burada galip olan taraf nuraniyet olduğu için bu isim verilmiştirs.14.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 6, 7, 14, 77

Bu kitap kimler için yazılmıştır?

Necdet Ardıç'ın "Terzi Baba" mahlasıyla kaleme aldığı bu kitaplar, tasavvufî ilim hazinelerini barındıran ve kişinin kendini tanıyarak Rabb'ine yol bulmasına vesile olan eserlerdir. Özellikle İbn Arabî'nin eserlerini şerh eden A. Avni Konuk ve Prof. Dr. Mustafa Tahralı gibi büyüklerin ilmini günümüz şartlarına uyarlayarak hazırlanan bu kitaplar, vehim ve hayalden uzak, saf bir gönülle okuyan herkes için değerli bir rehber niteliğindedirs.2, 4. Bu eserler, Mevlânâ'nın Mesnevî'si ve Abdülkerim Cili'nin İnsan-ı Kâmil'i gibi İslâm ve dünya tefekkürünün zirve kitapları arasında sayılmaktadırs.3.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 2, 3, 4

Ayrıntı

Terzi Baba'nın eserleri, okuyucuyu öncelikle kendi nefsinden, zan ve hayalden, gafletten arınmaya davet eder. Yazar, bu kitaplardan gerçek anlamda faydalanabilmek için saf bir gönül ve Besmele ile okumaya başlanmasını tavsiye eders.6. Bu eserler, kişinin kendini tanımasına ve bu yolla Rabb'ine ulaşmasına imkân sunar; aksi takdirde kişinin değerli vaktini gaflet ve atalet içinde geçirerek hayal ve vehmi satın alacağını belirtirs.4. Kitaplar, başta Hz. Peygamber olmak üzere, İbn Arabî ve onun eserlerini şerh eden A. Avni Konuk gibi büyüklerin ilmini günümüz şartlarına uyarlayarak hazırlayan Prof. Dr. Mustafa Tahralı'nın katkılarıyla ortaya çıkmıştırs.2, 5. Bu yönüyle, tasavvufî ilim geleneğinin günümüze aktarılmasını hedefleyen bir okuyucu kitlesine hitap etmektedir. Yazar, eserlerini kolay okunur kılmak amacıyla her bir fassı müstakil bir kitap olarak düzenlemiştirs.6. Bu durum, tasavvufî konulara ilgi duyan ancak kalın ciltli eserleri okumakta zorlanabilecek geniş bir kitleye ulaşma amacını gösterir. Terzi Baba'nın kitapları, Mevlânâ'nın Mesnevî'si ve Abdülkerim Cili'nin İnsan-ı Kâmil'i gibi İslâm ve dünya tefekkürünün zirve eserleri arasında zikredilirs.3. Bu eserleri idrakli bir şekilde okuyup inceleyemeyenlerin büyük bir kayıp içinde kalacağı vurgulanırs.3. Dolayısıyla, bu kitaplar tasavvufî derinliğe ulaşmak isteyen, kendini ve Rabb'ini tanıma yolunda ilerlemek isteyen, İslâm düşüncesinin zirve eserlerine vâkıf olmak arzusunda olan herkes için yazılmıştır.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 2, 3, 4, 5, 6

Kitap neden rüya ve hayal konusuna bu kadar odaklanıyor?

Necdet Ardıç'ın "Kelime-i Yûsufiyye" adlı eseri, rüya ve hayal konusuna derinlemesine odaklanmaktadır; zira tasavvufî idrakte bu kavramlar, hakikatin müşahedesi ve insanın kendi özüne, dolayısıyla Rabbine ulaşması için temel birer anahtar olarak görülür. Kitap, rüyayı sadece uyku halindeki bir deneyim olarak değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız his âlemini de kapsayan geniş bir "hayal âlemi" olarak tanımlars.46. Bu bağlamda, peygamberlerin vahiy almasının dahi misal âleminden, yani rüyanın kaynağı olan hazret-i hayalden geldiği belirtilirs.22. Eser, kişinin kendi hayal ve vehminden sıyrılarak saf bir gönülle hakikate yönelmesinin önemini vurgular, aksi takdirde hakiki idrakin mümkün olamayacağını ifade eders.9. Bu odaklanma, insanın kendi hakikatini ve Rabbine giden yolu bulması için hayal âleminin doğru anlaşılması ve tabir edilmesi gerektiği inancına dayanır.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 9, 22, 46

Ayrıntı

Kitabın rüya ve hayal konusuna bu denli odaklanmasının temelinde, tasavvufî anlayışın hakikat idrakindeki merkezi rolü yatmaktadır. Necdet Ardıç, Kelime-i Yûsufiyye'de, Hz. Yusuf'un rüya tabirindeki mertebesini örnek göstererek, hayal âlemi ile his âleminin birbirinden ayrılmazlığını ve aslında aynı hakikatin farklı tezahürleri olduğunu açıklars.43, s.47. Bu, sadece uyku esnasında görülen rüyaları değil, içinde yaşanılan "madde" âleminin de bir hayal âlemi, bir rüya olduğu idrakini içerirs.44.

Bu geniş perspektif, rüyanın üç katmanlı bir yapıda ele alınmasına yol açar: Birinci hayal âlem-i his, ikinci hayal âlem-i uyku ve üçüncü hayal uyku içinde uykudur; ancak bunların üçünde de hakikat Hakk'tırs.46. Kitap, özellikle beşeriyete ait, nefsi ve bireysel hayalin ürünü olan rüyalarla amel edilmeyeceğini, ancak "rüya-yı mücerret" ve "rüya-yı keşf-i muhayyel" gibi hakiki rüyaların değerli olduğunu belirtirs.31, s.6.

Rüya ve hayal konusuna odaklanmanın bir diğer önemli sebebi, vahyin menbaı olarak hazret-i hayalin gösterilmesidir. Peygamberlere gelen vahyin misal âleminden, yani rüyanın kaynağı olan hayalden geldiği ifade edilirs.22. Bu, rüya ve hayal âleminin sadece kişisel deneyimler değil, aynı zamanda ilahi hakikatlerin tecelli ettiği bir mahal olduğunu gösterir.

Son olarak, kitap bu konuya odaklanarak okuyucuyu kendi nefsini, vehmini ve hayalini aşmaya davet eder. Zira kişinin kendi hayal ve vehminin tesiri altında kalması, hakiki idrakin önündeki en büyük engeldirs.9. Kişinin kendine dönüş yolunu bulması ve kendinden geçen Hakk'a giden yolu idrak etmesi için, bu hayal âlemini doğru bir şekilde tabir etmesi ve anlaması gerektiği vurgulanırs.4, s.32. Bu sayede kişi, kendi hakikatine ulaşarak Rabbine yol bulabilirs.11.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 4, 6, 9, 11, 22, 31, 32, 43, 44, 46, 47

Eserdeki 'tevhid' ve 'tenzih' anlayışı nasıl açıklanır?

Eserdeki 'tevhîd' ve 'tenzîh' anlayışı, Kelime-i Yûsufiyye'nin bâtınî kurgusunu ve genel zâhirî anlayış arasındaki farkı ortaya koyar. Tevhîd, Hakk'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesi olan vâhidiyyet ile ilişkilidirK1. Bu, 'Lâ ilâhe illâllâh' kelimesinin özünde yatan, Hakk'tan başka vücud iddialarının nefyi ve Hakk'ın ispatıdırK1. Tenzîh ise, Hakk'ı yaratılmışlara benzemekten uzak tutma anlayışıdır ve eserin genel zâhirî anlayışını temsil eder. Eser, bâtınî tevhîd kurgusu üzerine kurulu olduğundan, zâhirî tenzîh anlayışına sahip okuyucular için içeriğin anlaşılması zor olabilmektedirs.3.

Kaynaklar: K1, s. 27, 168 · TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 3

Ayrıntı

Kelime-i Yûsufiyye eserinde 'tevhîd' ve 'tenzîh' kavramları, metnin anlaşılmasında temel bir ayrım noktası olarak sunulur. Eserin kurgusu, bâtınî bir 'tevhîd' yani 'teklik' anlayışı üzerine kuruludurs.3. Bu tevhîd, tasavvufta Hakk'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesi olan vâhidiyyet ile yakından ilişkilidir. Vâhidiyyet, ahadiyyetten sonra gelen ve ilâhî esmâ ile sıfatların tafsîl bulduğu bir mertebedir; kesretin menşei olup, esmâ ile idrâk edilebilirK1. Kelime-i Tevhîd olan 'Lâ ilâhe illâllâh' da bu tevhîd anlayışının temelini oluşturur. Bu kelime, Hakk'tan başka bütün vücud iddialarının nefyi ('lâ ilâhe') ve Hakk'ın ispatı ('illâllâh') olmak üzere iki ana adımdan oluşur. Sâlikin sülûkunda önce mâsivâdan kalbi temizlemesi, sonra Hak'la kalbi doldurması bu kelimenin yapısında gizlidirK1.

Buna karşılık, eserde bahsedilen 'tenzîh' anlayışı, genel zâhirî anlayışı temsil eders.3. Tenzîh, Allah'ı yaratılmışlara ait noksan sıfatlardan ve benzetmelerden uzak tutma, O'nun yüceliğini ve aşkınlığını vurgulama prensibidir. Bu anlayış, Hakk'ın varlığını ve sıfatlarını, yaratılmışların özellikleriyle kıyaslamadan, O'nun mutlak kemâlini kabul etmeyi esas alır. Eserin bâtınî tevhîd kurgusu ile genel zâhirî tenzîh anlayışı arasındaki bu fark, metindeki mevzuların anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, eserin müellifi, bu alt yapı anlayışını oluşturmak için uzun seneler harcadığını belirtirs.3.

Kaynaklar: TB. Kelime-i Yûsufiyye — s. 3 · K1, s. 27, 168