İçeriğe atla
Terzi Baba (Cilt 2) kapak gorseli

Terzi Baba (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

275 sayfa~413 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Terzibaba (Yazar)Necdet Ardıç (Yazar)Tasavvufİslami EserDijital KütüphaneManeviyatHikemî MetinlerCilt 1 (varsa)

Sıkça Sorulan Sorular

Terzi Baba (Cilt 2) kitabı ne anlatıyor?

Necdet Ardıç'ın kaleme aldığı "Terzi Baba (Cilt 2)" eseri, Terzi Baba'nın hayatının ve irfanî kişiliğinin bâtınî ve zevkî veçhelerini derinlemesine ele alan bir çalışmadır. Kitap, Terzi Baba'nın dışarıdan görünen yaşamından ziyade, onun mânevî mertebelerini, Hakikat'le olan ilişkisini ve İnsan-ı Kâmil anlayışını kendi idrak ve müşâhedeleriyle aktarmayı hedefler. Özellikle "Şekerci Dede" gibi isimlerin mânevî anlamlarını açıklayarak, Terzi Baba'nın Ulûhiyyet hakikatlerini beşer âleminde görünür kılan risâlet yönünü vurgular (Terzi Baba (Cilt 2), s.67, s.172). Eser, Terzi Baba'nın evlilik hayatının 50. yılına ithafen hazırlanmış olup, onun mânevî mirasını ve irfanî tecrübelerini okuyucuya sunar (Terzi Baba (Cilt 2), s.1).

Ayrıntı

"Terzi Baba (Cilt 2)", Necdet Ardıç'ın Terzi Baba hakkındaki biyografik ve irfanî eser serisinin ikinci kitabıdır (Terzi Baba (Kitap)). Bu cilt, yazarın daha önceki "Terzi Baba (Cilt 1)" kitabında bahsedilen hayat bölümlerinden farklı olarak, tamamen zevki vicdanî ve bâtınî bilgilere odaklanır (Terzi Baba (Cilt 2), s.2). Kitabın temel amacı, Terzi Baba'nın dış görüş ve kaynaklı bilgilerle sınırlı kalmayıp, onun mânevî derinliğini ve hakikatini kendi iç idrakleri ve müşâhedeleriyle aktarmaktır (Terzi Baba (Cilt 2), s.2).

Eserde, Terzi Baba'nın İnsan-ı Kâmil anlayışı ve tezahürleri, yazarın kendi gözlemleri ve dilinin döndüğü nispette Terzi Baba aynasından aksettirilmeye çalışılır (Terzi Baba (Cilt 2), s.11). Bu bağlamda, "Şekerci Dede" gibi isimlerin mânevî anlamları yeniden ele alınarak, ondaki mevcut mânaların isimler yönüyle âşikâre olarak meydana çıkışı açıklanır (Terzi Baba (Cilt 2), s.67). Kitap, Terzi Baba'nın "Baba" isminin mânevî boyutuna da değinir; "Baba" kelimesinin iki "Ba" harfinin tekrarından oluştuğunu, bunun akl-ı küll ile nefs-i küll'ün birleşmesiyle varlıkta ikinci mertebeye, yani Ulûhiyyet'e işaret ettiğini belirtir (Terzi Baba (Cilt 2), s.53). Terzi Baba'nın ismiyle, Allah ismindeki Ulûhiyyet hakikatlerinin, ilim ve mânalarının beşer âleminde bilinir, görünür ve yaşanır hale getirildiği, bu yönünün ise kendisinin risâlet yönünü oluşturduğu ifade edilir (Terzi Baba (Cilt 2), s.172).

"Terzi Baba (Cilt 2)", Terzi Baba'nın evliliğinin 50. yılı için hazırlanmış olup, bu süreçte yaşanan hadiselerin zâhir ve bâtın gelişmelerini takip etmeyi amaçlar (Terzi Baba (Cilt 2), s.1). Kitap serisi içinde "Terzi Baba istişare dosyası" adı altında başka ciltlerin de bulunduğu ve bu ciltlerin Terzi Baba'dan gelen mektup ve zuhuratları içerdiği belirtilir (Terzi Baba (Cilt 2), s.230, s.281). Eser, Terzi Baba'nın hüvviyet açılımının (kerem) ismiyle halife kıldığı, yani irfan olunduğu halifelik tatbikatında kendisini açtığını vurgular (Terzi Baba (Cilt 2), s.271).

Terzi Baba olarak bilinen Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Kendisi, ailesi tarafından verilen beşerî ismi olan Necdet ile bilinirken, tasavvufî çevrede "Terzi Baba", "Efendi Baba", "Ardıç Baba" gibi isimlerle anılmaktadırs.72, 24, 204. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi eserleriyle tanınan Ardıç, sohbet meclislerinde insanları İlâhî nurlarla buluşturarak kalplerini aydınlatmaktadırs.44. "Ardıç" ismi, onun velâyetinin uzun ömürlülüğünü ve irfanının kalıcılığını simgeleyen bir metafor olarak da açıklanmaktadırs.57.

Kaynaklar: Terzi Baba Cilt 2 — s. 24, 44, 57, 72, 204

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzi Baba" adıyla öne çıkan bir mürşiddir. Bu isim, onun tasavvufî kimliğinin bir yansımasıdırs.24. Kendisine verilen beşerî isim olan Necdet, "efelik, kahramanlık, yiğitlik" anlamlarına gelirkens.57, tasavvufî makamları gereği "Efendi Baba" ve "Ardıç Baba" gibi farklı isimlerle de anılmaktadırs.24, 204. Bu isimler, zâtının değişik mertebelerdeki görünüşlerini ifade eder; Necdet Bey ismi onu zâhiren tanıyanlar için kullanılırken, Efendi Baba ve Terzi Baba isimleri onun hakikatlerini ve velâyetini işaret eders.204.

Necdet Ardıç'ın "Ardıç" ismi, onun velâyetinin derinliğini ve kalıcılığını sembolize eder. Ardıç ağacının yüzyıllarca toprak altında çürümeden kalabilmesi gibi, Terzi Baba'nın irfanının ve etkilerinin de uzun süreler devam edeceği kanaati taşınmaktadırs.57. Nitekim, "Nusret" kelimesinin ebced değerindeki "sır" harfleriyle Necdet isminin gavsiyet sırrı arasında bir bağlantı kurulmakta, bu da onun Allah'ın nusretiyle müjdelenmiş bir velî olduğuna işaret etmektedirs.188. Necdet Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Onun sohbet meclisleri, katılımcıların kalplerini İlâhî nurlarla doldurduğu ve muhabbetle gönüllerini açtığı yerlerdirs.44. Kendisi, Allah'ın murad-ı İlâhîsini tatbikatıyla gösteren bir "Efendi Baba" ve "Terzi Baba" makamındadırs.272.

Kaynaklar: Terzi Baba Cilt 2 — s. 24, 44, 57, 188, 204, 272

Kitapta geçen 'makam-ı velâyet' ne demektir?

Makâm-ı velâyet, sâlikin Hak ile manevî yakınlık ve dostluk makâmıdır; bu makâm, Allah'ın "el-Velî" isminin tecellî ettiği, İnsân-ı Kâmil'in ulaştığı kemâlât mertebesidir. Lugatte "yakınlık, dostluk, vekillik" anlamına gelen velâyet, tasavvufta kulun Mevlâ'sını, Mevlâ'nın da kulunu dost edinmesi hâlidirs.163, 164. Bu makâm, nübüvvetin bâtını olup, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) vefatından sonra dahi Hakîkat-i Muhammediyye'den gelen feyz ile kıyamete kadar devam edeceği ifade edilirs.163. Makâm-ı velâyet, sâlikin amel ve tahkîk ile elde ettiği istikrarlı bir manevî mertebedir; hâlden farklı olarak süreklilik arz eder ve kişinin kendi gayretiyle kazanılırK1.

Kaynaklar: Terzi Baba, C.2 — s. 163, 164 · K1, s. 162

Ayrıntı

Makâm-ı velâyet, tasavvuf doktrininin merkezî kavramlarından biri olan velâyetin, sâlikin sülûkunda ulaştığı istikrarlı bir mertebesidirK1. Bu makâm, Allah'ın "el-Velî" isminin mazharı olan İnsân-ı Kâmil'e aittir ve Hak Teâlâ'nın velî ismi tecellîsinden faaliyet göstererek velâyet hakikatlerini bildirmesidirs.163, 164. Kur'ân-ı Kerîm'de Kehf Sûresi'nin 44. âyetinde geçen "Hünâlikel velâyetü lillâhil hakkı hüve hayrun sevâben ve hayrun ukbâ" (Böyle bir vaziyette velâyet, ancak Hak olan Allâha mahsustur. O sevapça en hayırlıdır ve akıbetçe de en hayırlıdır) ifadesiyle makâm-ı velâyet izah edilmektedirs.164. Bu makâm, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "Benim ümmetimin velileri beni isrâil peygamberleri gibidir" hadisiyle de önemi vurgulanan bir mertebedirs.163. Velâyet, nübüvvetin altında ancak ona en yakın makâm olup, nübüvvet kapısı kapanmış olsa da velâyet kapısı açıktırK1. Her nebî aynı zamanda velîdir, ancak her velî nebî değildir; nübüvvet haricî tebliğ ve şerîat getirme iken, velâyet dâhilî olarak Hak ile yakınlık kurma hâlidirK1. Makâm-ı velâyete ulaşan kâmil velîler, tayy-i mekân gibi hârikulâde haller gösterebilirler; bu, bir anda ve bir zamanda muhtelif yerlerde görünme hâlidirs.213. Makâm, hâlden farklı olarak sâlikin amel ve mücâhede ile kazandığı, kendisinde özellik hâline getirdiği bir derecedirs.127. Bu makâmda sâlik, Hak'ın isimlerinin günlük yaşam mahallidir; örneğin, rızâ makâmında iken "er-Razî" isminin tezâhürüdürK1.

Kaynaklar: K1, s. 38, 162 · Terzi Baba, C.2 — s. 163, 164, 213 · K1-162, Terzi Baba, C.2, s. 127

Eserde bahsedilen 'zuhurat' ne anlama gelir?

Tasavvufta "zuhurat", sâlikin kalbine ilâhî bir lütuf olarak gelen, genellikle ânî ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan manevî tecellîler, ilhamlar veya keşiflerdir. Bu hâller, sâlikin kendi iradesi veya gayretiyle değil, Hakk'ın vehbî bir ihsanı olarak zuhûr eder ve sâlikin manevî yolculuğunda birer işaret veya müjde niteliği taşırs.278. Zuhurat, bir hâlin başlangıcı olarak "bârika" gibi şimşekvari bir parıltı şeklinde belirebilir ve sâlikin manevî idrakini derinleştirir. Terzi Baba'nın eserlerinde, bu zuhuratlar bazen rüyalar, bazen de uyanıkken yaşanan manevî deneyimler şeklinde kaydedilmiş, hatta Terzi Baba'nın gavsiyet makamını izhar eden tecellîler olarak da zikredilmiştirs.186.

Kaynaklar: Terzi Baba Cilt 2 — s. 186, 278

Ayrıntı

Zuhurat, tasavvufî sülûkta "hâl" kavramının bir tezahürüdür ve sâlikin kalbine ilâhî bir lütuf olarak gelen geçici bir nûr, bir keyfiyet veya bir inkişâftırK2. Sâlikin gayretine bağlı olmayıp, vehbî olarak vârid olur. Terzi Baba'nın eserlerinde zuhurat, sâlikin manevî yolculuğunda karşılaştığı, bazen bir mürşidin nazarı veya tasarrufuyla, bazen de zikir veya murâkabe sırasında ânî bir cezbe ile ortaya çıkan manevî deneyimlerdirK2. Bu deneyimler, sâlik için birer "müjde ve bir tasdik" niteliği taşır; örneğin, Terzi Baba'nın isminin ve eserlerinin manevî olarak tasdik edildiği zuhuratlar kaydedilmiştirs.278.

Zuhurat, bir hâlin başlangıcı olan "bârika" gibi, "şimşek aydınlatır ama yağmur yağdırmaz" misali, ilk parıltılar şeklinde zuhûr edebilirK2. Bu ilk parıltılar, sâlikin manevî idrakini açar ve onu daha derin mertebelere yönlendirir. Terzi Baba'nın hayatında, umre ziyaretleri sırasında yaşanan tecellî ve zuhuratlar, onun gavsiyet makamını izhar eden önemli manevî olaylar olarak kaydedilmiştirs.186. Bu tür zuhuratlar, sâlikin manevî makamının veya kemâlâtının bir göstergesi olabilir. Terzi Baba'nın "mektuplar ve zuhuratlar" başlığı altında topladığı yazışmalar ve deneyimler, zuhuratın sâlikin manevî gelişimindeki yerini ve önemini vurgulamaktadırs.38. Zuhurat, Nefs-i Mülhime mertebesinde sâlikin ilham almaya başlaması gibi, kendi dar aklının ötesinde bir kaynaktan gelen manevî açılımları ifade eder (Nefs-i Mülhime).

Kaynaklar: K2 · Terzi Baba Cilt 2 — s. 38, 186, 278

Terzi Baba'ya neden 'Nakışçı Baba' veya 'Neccâr' gibi isimler de verilmiştir?

Terzi Baba'ya "Nakışçı Baba" ve "Neccâr" gibi isimler, onun tasavvufî irşad metodunu ve mânevî işlevini yansıtan özel lakaplardır. "Nakışçı Baba" ismi, onun ilâhî hakikatleri taliplerin gönüllerine nakşetmesi, onları esmâ-i ilâhiyye ile süslemesi ve bu yolla irşad etmesiyle ilişkilidirs.50. Bu isim, aynı zamanda Nakşibendîlik yolunun esaslarıyla da bir bağlantı kurar. "Neccâr" ismi ise, Terzi Baba'nın ilk mesleği olan marangozluktan gelir ve onun sâlikleri mânevî olarak şekillendirmesini, kalp aynalarını cilalamasını ve onları kâmil insan mertebesine ulaştırmasını sembolize eders.60, s.10. Bu isimler, Terzi Baba'nın farklı mertebelerde kendini tasdik ve şehâdet etmesinin bir göstergesi olup, onun zâhirî ve bâtınî yönlerini bir araya getirirs.204.

Kaynaklar: Terzi Baba Cilt 2 — s. 10, 50, 60, 204

Ayrıntı

Terzi Baba'nın farklı isimlerle anılması, onun tasavvufî şahsiyetinin çok yönlülüğünü ve irşadındaki derinliği gösterir. "Nakışçı Baba" ismi, Terzi Baba'nın ilâhî hakikatleri ve esmâ-i ilâhiyyeyi sâliklerin gönüllerine işlemekteki maharetini ifade eder. O, talipleri bu hakikatlerle tezyin eden, yani süsleyen bir mürşiddirs.50. Bu ismin ortaya çıkışı, Terzi Baba'nın irşadında bulunduğu bir müridinin edep dışı davranışlarına karşı cevaben hazırladığı bir kitapta kendi ismini "Nakışçı Baba" olarak kullanmasıyla da bağlantılıdırs.50. Ayrıca, bu ismin Nakşibendîlik yolunun esaslarıyla da bir paralellik taşıdığı belirtilir, zira Nakşibendîlik de bu hakikati yaşatmayı hedeflers.50.

"Neccâr" ismi ise, Terzi Baba'nın çocukluk dönemindeki ilk mesleği olan marangozluktan gelirs.60, s.9. Bu isim, onun mânevî rehberliğini sembolize eder; tıpkı bir marangozun ağacı şekillendirmesi gibi, Terzi Baba da sâlikleri mânevî olarak şekillendirir, onların kalp aynalarını cilalar ve onları kemâle erdirirs.10. "Neccâr" kelimesinin ebced değerinin "NECDET ARDIÇ" isminin harfleriyle ilişkilendirilmesi ve "İnsân-ı Kâmil" mertebesini ifade etmesi de bu isme yüklenen derin anlamı gösterirs.60. Hatta İzmir'den gelen bazı müridlerinin "Neccâr oğulları" olarak adlandırılması, onların Terzi Baba'nın irşadıyla şekillenmiş olmalarına bir göndermedirs.65. Bu isimler, Terzi Baba'nın zâhirî kimliği olan "Necdet Bey" isminin hakikatlerini örtse de, ehli için bir câmiiyet ifade eders.204.

Kaynaklar: Terzi Baba Cilt 2 — s. 9, 10, 50, 60, 65, 204

Tayy-i mekân kavramı nasıl açıklanıyor?

Tayy-i mekân, tasavvufta velâyet makamına ulaşmış kâmil bir mürşidin, bir anda farklı yerlerde fiziksel olarak bulunabilmesi hâlidir. Bu durum, mekânın ve onun kayıtlarının ortadan kalkması anlamına gelir ve velînin ruhsal bir vücuda sahip olmasıyla açıklanırs.214. Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. İdrîs'in göğe yükseltilmesi ve Hz. Süleyman'ın veziri Berhiyâ'nın Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirmesi gibi olaylar tayy-i mekânın örnekleri olarak sunulurs.215, 214. Bu hâl, Allah'ın bir kudret tecellisi olup, İnsân-ı Kâmil'in mertebesiyle ilişkilendirilirs.209, 217.

Kaynaklar: Terzi Baba, Cilt 2 — s. 209, 214, 215, 217

Ayrıntı

Tayy-i mekân, lügatte "bükmek, sarmak, dürmek, kaldırmak, geçmek" gibi anlamlara gelen "tayy" kelimesinden türemiştirs.217. Tasavvuf ıstılahında ise, velâyet makamına erişmiş bir kâmilin, aynı anda birden fazla yerde fiziksel olarak görünmesi hâlidirs.213. Bu durum, mekânın kayıtlarının ortadan kalkmasıyla gerçekleşirs.213. Tayy-i mekân, tayy-i zaman ve tayy-i meratib ile birlikte üç hâlde yaşanabilir: uyku, yakaza (uyku ile uyanıklık arası) ve zâhir sûret âlemindes.219.

Bu hâlin gerçekleşmesi, velîlerin ruhsal bir vücuda sahip olmalarıyla açıklanır; bu sayede zaman ve mekân kayıtlarından kurtulurlars.214. Kur'ân-ı Kerîm'de tayy-i mekâna dair örnekler bulunmaktadır. Hz. İdrîs'in "yüce bir mekâna yükseltilmesi" (Hz. İdrîs (a.s.) wiki) tayy-i mekân konusu olarak zikredilirs.215. Ayrıca, Hz. Süleyman'ın veziri Berhiyâ'nın Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar Kudüs'e getirmesi de bu hâle bir örnektirs.215. Ashab-ı Kehf'in mağarada 309 yıl kalıp bunu kısa bir süre gibi algılamaları ise hem tayy-i mekân hem de tayy-i zaman yaşantısına örnek teşkil eders.214, 216.

Tayy-i mekân, Cenâb-ı Hakk'ın bir kudret tecellisidir ve makâm-ı gavsiyet ile tecelli ettirilebilirs.209. Ancak, bu hâlin "izâfi benlik" içinde yaşayanlarda tehlikeli olabileceği, nefsin hırs ve arzularına kapılarak istismar edilebileceği uyarısı yapılırs.218. Gerçek tayy-i mekân, irfan ehlinin "İlâh-î benlik" ile, yani Hakk'ta Hakk olarak, Hakk ile yaşadığı bir hâldirs.218, 221.

Kaynaklar: Terzi Baba, Cilt 2 — s. 209, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 221

Bu kitap kimler için yazılmıştır?

Terzi Baba'nın eserleri, tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen, nefsânî engellerden arınmaya çalışan ve mânevî hakikatleri idrak etmeye gayret eden sâlikler için kaleme alınmıştır. Yazar, okuyucularını vehim ve hayalden uzaklaşarak saf bir gönülle okumaya davet eders.5. Kitaplar, tasavvufî kavramları basit cümlelerle açıklayaraks.268, okuyucuların ruhsal tatmin arayışlarına cevap vermeyi ve şeriatın emirlerine uygun bir yaşam sürmelerine rehberlik etmeyi amaçlars.233, 236. Ayrıca, bu eserler Ehl-i Beyt'in mânevî vârisleri ve irfan ehli için de bir ithaf taşırs.9.

Kaynaklar: Terzi Baba, C.2 — s. 5, 9, 233, 236, 268

Ayrıntı

Terzi Baba'nın kitapları, öncelikle tasavvuf yoluna girmiş veya bu yola girmeyi arzulayan sâlikler için yazılmıştır. Yazar, okuyucularından "nefs'in hevasından, zan ve hayalden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumaya başlamalarını" tavsiye eders.5. Bu durum, eserlerin mânevî bir arınma ve idrak sürecine katkıda bulunmayı hedeflediğini gösterir. Kitaplar, okuyucuların daha önce okudukları tasavvufî eserlerdeki kavramları birleştirip basit cümlelerle anlamalarına yardımcı olmayı amaçlars.268. Bu sayede, "ilim ve amel" arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan "hayal kırıklıklarını" gidermeyi ve ruhsal tatmin sağlamayı hedeflers.236.

Eserler aynı zamanda, şeriatın emirlerine riayet ederek istikametini kontrol etmek isteyenler için bir rehber niteliğindedirs.233. Yazar, bu kitap çalışmasından doğacak mânevî bereketi "sevgili Peygamber Efendimize, ehli ve ehli beytine, Hz. Pîrimiz Necdet Ardıç Uşşâki Hz.lerine ve de Muhterem eşleri Nüket hanım Vâlidemize âilesine, tüm evlâtlarına ve ehli irfâna" ithaf ettiğini belirtirs.9. Bu ithaf, eserlerin Ehl-i Beyt'in mânevî vârisleri ve irfan ehli için de yazıldığını gösterir. Tasavvufta Ehl-i Beyt, sadece kan bağıyla değil, Hz. Peygamber'in ahlâkıyla ahlâklanan herkesi kapsarK1. Dolayısıyla, bu kitaplar, mânevî bir bağ kurarak Ehl-i Beyt'ten sayılan ve Hak yolunda ilerleyen herkes için bir kılavuzdur. Kitapların "açık bir kitap" olduğu ve sâlik tarafından açılması gerektiği vurgusus.19, okuyucunun aktif katılımıyla mânevî açılımlar elde etmesini beklediğini ortaya koyar.

Kaynaklar: Terzi Baba, C.2 — s. 5, 9, 19, 233, 236, 268 · K1, s. 45