İçeriğe atla
Yûsuf Sûresi kapak gorseli

Yûsuf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

129 sayfa~194 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçtefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimYûsuf Sûresi (Kur'an)Tefsir İlmiİslami İlimlerTasavvufKıssa-i YûsufPeygamber KıssalarıNecdet ArdıçTerzibabaDijital KütüphaneKitapTefsir Eseri

Sıkça Sorulan Sorular

Terzibaba'nın Yûsuf Sûresi tefsiri ne anlatıyor?

Terzibaba'nın Yûsuf Sûresi tefsiri, sûrenin zâhirî ve bâtınî anlamlarını irfanî bir bakış açısıyla ele alarak, Yûsuf (a.s.) kıssasını sâlikin nefs tezkiyesi ve mânevî yolculuğu bağlamında yorumlar. Bu tefsir, Yûsuf (a.s.)'ı gönül, Zeliha'yı nefis olarak konumlandırarak, nefsin terbiyesi ve gönlün güzelliğinin ortaya çıkışı sürecini anlatırs.79. Sûrenin tamamının bir hikâye olarak sunulmasıs.6, bu mânevî yolculuğun bütüncül bir tasvirini sunar. Terzibaba geleneğinde Kur'ân'ın irfanî yorumuna örnek teşkil eden bu eser, Yûsuf (a.s.)'ın fiziksel kemâlâtının yanı sıra mânevî rüşde erişini ve Rabb'i tanıma yolundaki önemini vurgulars.68, s.93.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 6, 68, 79, 93

Ayrıntı

Terzibaba'nın Yûsuf Sûresi tefsiri, Necdet Ardıç İrfan Sofrası Tasavvuf Serisi'nin 22. kitabı olup, Muharrem Avan'ın da katkılarıyla bu geleneğin Kur'ân'ı irfanî bir bakışla yorumlama çabasını yansıtırs.1, Wiki: Muharrem Avan. Tefsir, sûrenin zâhirî nüzul sebepleriyle birlikte bâtınî nüzul sebeplerine de odaklanırs.9. Yûsuf (a.s.) kıssası, sâlikin kendi nefsiyle olan mücadelesini ve mânevî gelişimini sembolize eder. Yûsuf (a.s.)'ın gönlü, Zeliha'nın ise nefsi temsil ettiği bu yorumda, gönlün hakikat ve tarikat çalışmalarıyla terbiye edilerek kendi güzelliğini ortaya çıkarması anlatılırs.79. Nefs-i emmârenin gönül Yûsufuna tahammülsüzlüğü ve onu öldürme veya uzaklaştırma isteği, sâlikin iç dünyasındaki mücadeleyi gösterirs.42. Yûsuf (a.s.)'ın kuyuya atılması veya zindana girmesi, tasavvuftaki çilehaneye girme, erbaîn çıkarma veya siccine girme gibi mânevî arınma süreçlerine karşılık gelirs.85. Sûre, Yûsuf (a.s.)'ın fiziksel kemâlâtının ardından mânevî rüşde erişini ve rüyaların te'vilini öğrenmesini, Rabb'i tanıma yolunda önemli bir merhale olarak sunars.68, s.99, s.93. Sûrenin 12. cüzde başlaması, 12. sûre olması ve 111 ayet içermesi gibi sayısal değerler, bir kemâlât sistemine işaret eders.10, s.30. Bu tefsir, Elmalılı Hamdi Yazır'ın "Hakk Dîni Kur'ân Dili" adlı eserini zâhirî kayıtlar için kaynak olarak kullanırken, sûrenin irfanî ve bâtınî boyutlarını Terzibaba geleneğinin özgün yorumuyla derinleştirirs.8.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 1, 8, 9, 10, 30, 42, 68, 79, 85, 93, 99

Yûsufiyyet mertebesi nedir?

Yûsufiyyet mertebesi, tasavvufta Hazret-i Ahadiyyet'in "yeryüzü" Hazret-i Şehadet'te "Hazret-i Yûsuf" ismiyle zuhur etmeye başladığı, ilâhî tecellîlerin insânî özden açığa çıktığı özel bir makamdırs.81, 12. Bu mertebe, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet düzeylerinde izahları olan, sâlikin kendi vücud varlığı içerisinde seyrini yaptığı bir seyir ve tefekkür yolculuğunun iskelesidirs.5, 21. Yûsufiyyet, Alîm ve Hakîm isimlerinin zuhur ettiği, ilham ve ilmin vasıtasız olarak Cenâb-ı Hakk'tan geldiği bir kemâlât mertebesidir; ancak Muhammediyyet mertebesindeki kemâlâttan farklıdırs.40, 66.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 5, 12, 21, 40, 66, 81

Ayrıntı

Yûsufiyyet mertebesi, tasavvufî sülûkta önemli bir durak olup, ilâhî tecellîlerin yeryüzünde, özellikle de insânî özde tezahür ettiği bir makamdırs.81, 12. Bu mertebe, Hazret-i Ahadiyyet'in "yeryüzü" Hazret-i Şehadet'te "Hazret-i Yûsuf" ismiyle nokta zuhuru olarak tanımlanırs.81. Yûsufiyyet, "gizli bir hazine idim" hakikatinden hareketle, hubb-i yûsufiyyet mertebesinin tarih sahnesinde ilâhî tecellî olarak zuhura çıkmaya başladığı bir noktayı işaret eders.15.

Bu mertebe, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet gibi farklı düzeylerde açıklanabilen ve her düzeyde geçerli olan bir yapıya sahiptirs.5. Sâlikin kendi vücud varlığı içerisinde seyrini yaptığı bir yolculuktur ve bu yolculuğun iskelesi Yûsufiyyet, vasıtası beden gemisi, yolu "İsr"iyyet, kaptanı ise Hakikat-i Muhammediyye'ye uyum sağlamaya çalışan akıldırs.5, 21. Yûsufiyyet mertebesinde, Alîm ve Hakîm isimlerinin zuhuru belirginleşir ve Cenâb-ı Hakk'tan vasıtasız olarak ilham ve ilim gelirs.66. Bu durum, dervişin gönlünü ne kadar iyi çalıştırırsa o kadar ilham ve ilim almasıyla ilişkilidirs.66.

Yûsufiyyet mertebesi, Muhammediyyet mertebesindeki kemâlâttan farklıdır ve İseviyet mertebesi de değildirs.40, 66. Hz. Yûsuf'un hayatındaki hüzün ve artış mânâlarını barındıran "Feryad-nâle ve arttırsın" lügat anlamı, bu mertebenin tecellîlerinde faaliyettedirs.18. Ayrıca, Akl-ı Küll mertebesindeki baba Yâkub'un bâtınî varlığında mevcut Yûsufiyyet hakikatinin nûru, yoğunlaşarak bir çocuk insân sûretine bürünerek yeryüzünde görünür hale gelmiştirs.15. Zeliha'nın misafirlerinde meydana gelen hal, Yûsufiyyet mertebesinin "sekinesi" olarak ifade edilirs.79. Bu mertebe, insânın özünden, hakikatinden tecellî eden bir makam olup, her birimizin özünde bulunan gönül, Cenâb-ı Hakk'ın tecelligâhıdırs.12.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 5, 12, 15, 18, 21, 40, 66, 79, 81

Yûsuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması tasavvufta neyi temsil eder?

Yûsuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması tasavvufta, insanın nefsânî güçlerinin (hırs, kin, gazap gibi) gönül mertebesini (Yûsuf'u) hükümsüz kılma ve ortadan kaldırma çabasını temsil eder. Bu durum, nefsin ilâhî varlığın tecellisi olan gönlü kıskanması ve kendi saltanatını kurma isteğiyle açıklanır. Aklı küllü temsil eden babanın (Hz. Ya'kûb) gönlü daha çok sevmesi, gönülde Hakk'ın zâtî tecellisinin bulunmasından kaynaklanır; diğer kardeşlerde ise ef'al tecellisi vardır. Bu hâdise, sâlikin gönül Yûsuf'unun selâmete çıkması için nefsânî vasıflardan arınması gerektiğine işaret eders.27, 50, 107.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 27, 50, 107

Ayrıntı

Tasavvufî bakış açısıyla Yûsuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması, insanın iç dünyasındaki manevî bir mücadeleyi sembolize eder. Burada Yûsuf, insanın gönül mertebesini, ilâhî varlığın tecellisi olan saf ve temiz hâlini temsil eders.107. Kardeşler ise nefsin hırs, kin, gazap gibi nefs-i emmâreye ait vasıflarını simgelers.27. Bu nefsânî güçler, gönül hâline ve safvetine ulaşmaya mâni olmak için türlü hilelerle insanı engellemeye çalışırs.27.

Kardeşlerin Yûsuf'u kuyuya atma kararı, gönlü hükümsüz hâle getirme ve kendi saltanatlarını ortaya çıkarma arzusundan kaynaklanırs.50, 107. Bu kıskançlığın temelinde, babanın (akl-ı küllün) Yûsuf'u (gönlü) daha çok sevmesi yatar; zira gönülde Hakk'ın zâtî tecellisi bulunurken, diğer kardeşlerde (nefsânî vasıflarda) esmâ ve sıfat tecellileri vardırs.50. Bu durum, nefsin ilâhî esmâya ulaşamadığı için gönlü çekememesini ve onu ortadan kaldırmayı dilemesini gösterirs.50.

Kuyunun kendisi ise, gönlün nefsânî etkilerden korunmak üzere emniyette olduğu bir mekânı temsil eders.53. Kuyuya atılan Yûsuf'un bir kervan tarafından kurtarılması ise, dervişin tarikat çalışmaları ve manevî eğitimlerle gönül Yûsuf'unu bu nefsânî esaretten kurtarması sürecine benzetilir. Kuyuya sarkıtılan kova ve ip, bu manevî yolculukta kişiye anlatılan tarikat mevzularını ve dervişlik hâllerini ifade eders.59. Hz. Ya'kûb'un "nefsiniz size ne kötü iş yaptırdı" sözü, bu eylemin beşerî nefisten kaynaklandığını vurgular ve "sabr-ı cemîl" ile bu duruma karşı duruşu temsil eders.27.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 27, 50, 53, 59, 107

Terzibaba kimdir?

Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettirvikipedi. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştırvikipedi. Onun riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde Terzi Oğlu Cem Cemâlî ve Abdürrezzak Tek gibi müellifler de eserler kaleme almıştırvikipedi.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Wiki: Abdürrezzak Tek

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzibaba" olarak bilinen, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki mürşidlerinden biridirvikipedi. O, tasavvufî irfan geleneğini çağdaş döneme taşıyan ve bu geleneği geniş kitlelere ulaştıran önemli bir şahsiyettirvikipedi. Terzibaba'nın öğretileri ve eserleri, tasavvufun anlaşılması ve yaşanması noktasında mühim bir rol oynamıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yaptığı şerh, onun ilmî ve mânevî derinliğini ortaya koymaktadırvikipedi. Terzibaba'nın rehberliğinde, tasavvufî metinlerin anlaşılması ve yorumlanması konusunda bir ekol oluşmuştur. Bu ekol içinde, Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler Mü'minûn ve Zümer sûreleri tefsirlerini kaleme alırkenvikipedi, Abdürrezzak Tek ise Sâd, Câsiye ve Vâkı'a sûreleri tefsirlerini yazmıştırvikipedi. Bu durum, Terzibaba'nın sadece kendi eserleriyle değil, aynı zamanda yetiştirdiği ve yönlendirdiği müelliflerle de tasavvuf geleneğine katkıda bulunduğunu göstermektedir.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Abdürrezzak Tek

Züleyha'nın Yûsuf'a olan aşkı nasıl yorumlanıyor?

Züleyha'nın Yûsuf'a olan sevgisi, tasavvufî metinlerde genellikle mecâzî bir aşk olarak yorumlanır; bu aşk, başlangıçta beşerî bir arzu gibi görünse de, nihayetinde ilâhî aşka (aşk-ı hakîkî) ulaşmak için bir köprü görevi görür. Yûsuf'un güzelliği, ilâhî cemâlin bir tecellisi olarak kabul edilir ve Züleyha'nın bu güzelliğe yönelişi, aslında Hakk'ın vechine duyulan bir iştiyakın yansımasıdırs.40, 66. Kur'an'da Züleyha'nın Yûsuf'a yöneldiği, ancak Yûsuf'un Rabbinin bürhanını görünce uzaklaştığı belirtilirs.69. Bu durum, mecâzî aşkın, ilâhî işaretler ve hakikat idrâkiyle nasıl hakîkî aşka dönüşebileceğini gösteren bir örnek olarak ele alınır.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 40, 66, 69

Ayrıntı

Züleyha'nın Yûsuf'a duyduğu sevgi, tasavvufî anlayışta bir aşk-ı mecâzî olarak değerlendirilir. Bu tür aşk, bir başka insana duyulan sevgi olup, klasik tasavvuf bunu eğitici bir aşk olarak görür; sâlik mecâzî aşk yoluyla 'sevme'yi öğrenir ve ardından hakîkî aşka geçerK1. Yûsuf'un güzelliği, "güzelliğin onda dokuzu Yûsuf'a verildi" ifadesiyle vurgulanır; ancak bu güzellik sûret olarak değil, "gönle verilen hakikati İlâhiyye" yani "İlâh-î cemâl" olarak yorumlanırs.40, 66. Dolayısıyla, Züleyha'nın Yûsuf'a yönelişi, aslında Allah'ın vechine, yani ilâhî güzelliğe duyulan bir yönelişin başlangıcıdır.

Kur'an'da Züleyha'nın Yûsuf'a yöneldiği, ancak Rabbinin bürhanı, yani ilâhî işaretleri olmasaydı Yûsuf'un da Züleyha'ya yönelebileceği, fakat bu işaretleri görünce Yûsuf'un uzaklaştığı belirtilirs.69. Bu durum, mecâzî aşkın sınırlarını ve ilâhî hakikatin üstünlüğünü gösterir. Züleyha'nın bu mecâzî aşkı, onu ilâhî hakikatlere yönlendiren bir vesile haline gelir. Nitekim Mevlânâ'nın "mecâz hakîkatın köprüsüdür" tâbiri, bu geçişi en güzel şekilde ifade ederK1. Züleyha'nın Yûsuf'a olan sevgisi, başlangıçta beşerî bir arzu gibi görünse de, tasavvufî yorumda, ilâhî aşkın bir tecellisi ve ona ulaşmanın bir yolu olarak anlaşılır. Bu, muhabbetin derinleşmiş hali olan aşkın, sâhibini fânî kılan ve Hak'a yönelten mahvedici bir sevgiye dönüşebileceğinin bir örneğidirK1.

Kaynaklar: K1, s. 19 · Yûsuf Sûresi — s. 40, 66, 69

Bu eser sadece tasavvufla ilgilenenler için mi?

Necdet Ardıç'ın "Yûsuf Sûresi" adlı eseri, sadece tasavvufla ilgilenenlere değil, Kur'an'ın derin anlamlarını ve mertebelerini idrak etmek isteyen herkese hitap eden bir eserdir. Eser, Kur'an'ı sadece zahiri hükümleriyle değil, aynı zamanda bâtıni ve irfani boyutlarıyla ele alarak, okuyucuyu Kur'an'da bir yolculuğa çıkarmayı hedefler. Bu yaklaşım, Kur'an'ın "hikâye kitabı" olmadığını, aksine her devirde ve her insanda tecelli eden hakikatleri barındırdığını vurgulars.45, 69. Dolayısıyla, eser, tasavvufî bir bakış açısıyla Kur'an'ı anlamak isteyenlerin yanı sıra, dinin evrensel ve mertebeli yapısını kavramak isteyen geniş bir kitleye hitap etmektedirs.39.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 39, 45, 69

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Yûsuf Sûresi" adlı eseri, Kur'an'ın sadece geçmişe ait bir anlatı olmadığını, aksine her dönemde ve her bireyde geçerli olan hakikatleri içerdiğini ortaya koyar. Eser, Kur'an'ı "esâtirul evvelin" (geçmiştekilerin masalları) olarak gören eski müşriklerin anlayışını reddeder; zira bu tür bir bakış açısı, Kur'an'ın mesajını kendi hayatlarına tatbik edememelerinden kaynaklanırs.45. Yûsuf kıssasının sadece bir senaryo anlatımı olmadığını, aksine imalarla dolu olduğunu ve bu hadisenin sadece peygamberlere has olmadığını belirtirs.69. Bu durum, eserin Kur'an'ın evrensel ve zamana aşkın mesajını vurguladığını gösterir.

Eser, Kur'an'daki mertebelerle ilgilenir ve bir insanın Kur'an'da tarif edilen gerçek manada Musevi, İsevi olmadan Muhammedi olunamayacağını ifade eder. Bu, dinin tek ve bütüncül bir seyir içinde ilerlediğini, semavi dinler ayrımının ehli zahire göre olduğunu, ehli bâtına göre ise baştan sona tek dinin "İslam" olduğunu vurgulars.39. Bu bağlamda, eser, Kur'an'ı sadece ef'âl mertebesi itibarıyla değerlendirmenin, İslam dinini yüzde yirmilik bir kapasite ile değerlendirmek anlamına geldiğini belirtirs.29. Dolayısıyla, eser, Kur'an'ın derinliklerine inmek, onun bâtıni ve irfani boyutlarını keşfetmek isteyen herkes için bir rehber niteliğindedir. Bu, tasavvufî bir bakış açısı sunsa da, Kur'an'ın tüm mertebelerini idrak etme çabası, sadece tasavvuf ehli için değil, hakikat arayışında olan herkes için geçerlidir. Eser, okuyucuyu "Kur'an'la olan sohbetlerimize, Kur'an'da yolculuk" yapmaya davet eder; zira tarikat ehli yolcudur ve bu yolculuğu sonuna kadar kullanmak görevdirs.44.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 29, 39, 44, 45, 69

Yûsuf'un rüyaları yorumlama yeteneği ne anlama geliyor?

Hz. Yûsuf'un rüyaları yorumlama yeteneği, onun "Hikmet-i Nûriyye" ile anılan manevî mertebesinin bir tezahürüdür. Bu yetenek, sadece bir olayları önceden bilme hâli değil, aynı zamanda Hakk'ın takdirini idrak etme ve ilahî hikmetin ışığıyla bâtınî hakikatleri müşâhede etme kudretidir. Yûsuf Sûresi'nin baştan sona bir peygamberin hayat hikâyesini anlatması, onun bu özel yeteneğinin ve manevî yolculuğunun önemini vurgulars.30. Bu yetenek, Hz. Yûsuf'un karşılaştığı zorluklar karşısında Hakk'ın takdirine teslimiyetini ve olayların ardındaki ilahî maksadı kavrayışını da gösterirs.27.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 27, 30

Ayrıntı

Hz. Yûsuf'un rüyaları yorumlama yeteneği, tasavvufî açıdan onun "Hikmet-i Nûriyye" ile ilişkilendirilmesini sağlarK1. Bu hikmet, ilahî nûrun kalpte tecellî etmesiyle elde edilen bir idrak ve basiret hâlidir. Rüyalar, bâtınî âlemden gelen işaretler olup, bu işaretleri doğru bir şekilde yorumlamak, Hakk'ın muradını ve gelecekteki olayların seyrini keşfetmek demektir. Hz. Yûsuf'un bu yeteneği, onun sadece bir rüya tabircisi olmasından öte, ilahî sırlara vâkıf bir peygamber olduğunu gösterir. Nitekim Yûsuf Sûresi, diğer peygamberlerin hayat hikâyelerinin bölüm bölüm verilmesinin aksine, Hz. Yûsuf'un hayatını baştan sona anlatan tek sûredirs.30. Bu durum, onun manevî yolculuğunun ve rüya yorumlama yeteneğinin, ilahî takdirin bir parçası olarak ne denli önemli olduğunu vurgular. Hz. Yûsuf, rüyaları yorumlayarak sadece geleceği haber vermekle kalmaz, aynı zamanda olayların ardındaki ilahî hikmeti ve Hakk'ın takdirini de idrak eder. Kardeşlerinin kendisine yaptıkları karşısında dahi, bu durumun Hakk'ın takdiri olduğunu anlaması ve onlara bir şey dememesi, onun bu derin idrakinin bir göstergesidirs.27. Bu yetenek, onun "sabr-ı cemîl" sahibi bir peygamber olarak manevî mertebesini de pekiştirir (Hz. Ya'kûb (a.s.) Wiki). Zira bu sabır, sadece zorluklara dayanmak değil, aynı zamanda bu zorlukların ardındaki ilahî maksadı ve hikmeti kavramakla mümkündür.

Kaynaklar: K1, s. 26 · Yûsuf Sûresi — s. 27, 30

Kıssadan çıkarılacak en önemli ibret nedir?

Yûsuf Sûresi'ndeki kıssalardan çıkarılacak en önemli ibret, temiz akıl sahipleri için bir yol gösterici olması, sâlikin manevi yolculuğunda karşılaşacağı halleri bildirmesi ve rüyaların tabirleri aracılığıyla bâtınî işaretleri idrak etme yeteneğini geliştirmesidir. Necdet Ardıç'a göre, Kur'ân-ı Kerîm'deki kıssalar, özellikle Yûsuf kıssası, uydurulmuş sözler olmayıp, kendisinden öncekileri tasdik eden, her şeyin ayrıntılı beyanı ve iman edenler için bir hidayet ve rahmettirs.129. Bu kıssalar, sâlikin kendi hayatında yaşayacağı manevi tecrübeleri önceden haber veren birer rehber niteliğindedirs.34.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 34, 129

Ayrıntı

Yûsuf kıssası, tasavvufî irfan geleneğinde sâlikin manevi yolculuğunda karşılaşacağı halleri ve idrak etmesi gereken hakikatleri barındıran müstesna bir örnektir. Bu kıssa, Cenâb-ı Hakk'ın bizlere bildirdiği bir "kıssadan hisse" olup, dervişin hayatında yaşayacağı tecrübeleri önceden haber verirs.34. Kıssanın en önemli ibretlerinden biri, temiz akıl sahipleri için bir yol gösterici olmasıdırs.129. Bu, sadece zahirî bir anlatım değil, aynı zamanda Ulûhiyet mertebesinden Risâlet mertebesine, oradan da abdiyet mertebesine inen İlâhî bir bilgi aktarımıdırs.13.

Yûsuf kıssasından alınacak en büyük örneklerden biri de rüyaların tabirleridir. Necdet Ardıç, üç çeşit rüya olduğunu belirtir: Rahmânî rüyalar, nefsi kaynaklı rüyalar ve şeytanî rüyalars.25. Tasavvuf yolunda ilerleyen sâlikler için rüyalar oldukça önemlidir; zira bâtın kanalıyla kurulan hakkanî irtibatlar neticesinde görülen rüyalar, nefs, hayal, şeytan veya dünyadan olmayan bâtınî işaretlerdir ve hem görene hem de bizlere yol gösterirs.36. Bu kıssa, hakikat itibarıyla idrak edildiğinde, sâlike "sen daha evvelce bu kıssayı bilmiyordun, işte şimdi sıra sende, bu kıssayı sana da hikâye ediyoruz" hükmünün faaliyete geçtiği bir idrak ve bilme halini yaşatırs.14. Böylece sâlik, şeriat, tarikat ve hakikat mertebelerinden bakarak bu kıssanın derinliklerini keşfeder ve Hakikat-i İlâhiyye olan Vahidiyyet mertebesindeki ilmi İlâhî programları, yani "a'yân-ı sâbiteler"i idrak etmeye başlars.122.

Kaynaklar: Yûsuf Sûresi — s. 13, 14, 25, 34, 36, 122, 129