
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Terzi Baba'nın Zümer Sûresi tefsiri ne anlatıyor?⌄
Terzi Oğlu Cem Cemâlî tarafından kaleme alınan Zümer Sûresi tefsiri, Terzi Baba Necdet Ardıç'ın "Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk" serisinin bir parçasıdır ve sûrenin işârî te'vîl ve tefekkürünü sunar. Bu eser, Zümer Sûresi'nin "kitabın Allah tarafından indirilmesi" (tenzîl) ile başlayıp "Hakk'a dönüş" (urûc) ile sona ermesi hakikatini, yani "her şey O'ndan gelir ve yine O'na döner" ilkesini Kur'ânî bir mühür olarak ele alırs.196. Müellif, sûrenin âyetlerini zâhirî zeminde inceledikten sonra bâtınî ve enfüsî kapılarını aralamayı hedeflerken, Terzi Baba'nın eserleri ve sohbetlerinin yanı sıra Ahmed Avni Konuk'un Fusûsu'l-Hikem ve Mesnevî şerhleri gibi irfân geleneğinin kaynaklarından da faydalanırs.2.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 2, 196
›Ayrıntı
Terzi Oğlu Cem Cemâlî'nin bu tefsiri, Kur'ân-ı Kerîm'in 39. sûresi olan Zümer Sûresi'nin 75 âyetini işârî ve tefekkürî bir yaklaşımla ele alır. Sûre, ismini 71. ve 73. âyetlerinde geçen ve "zümreler, gruplar, bölükler" anlamına gelen "zümer" kelimesinden almıştırs.2. Eser, Terzi Baba Necdet Ardıç'ın tasavvufî irfânını yansıtan "Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk" serisinin 257-39-8 numaralı cildidirs.1, s.10. Müellif, daha önce Enfâl, Hicr ve Mü'minûn sûrelerinin işârî te'vîl çalışmalarını tamamlamış olup, Zümer Sûresi tefsirini de Cenâb-ı Hakk'ın izni ve Terzi Baba'nın himmetiyle sunmuşturs.2. Tefsirde, sûrenin âyetleri tek tek ele alınarak önce zâhirî anlamları kurulur, ardından bâtınî ve enfüsî boyutları açığa çıkarılmaya çalışılır. Bu süreçte Terzi Baba'nın eserleri ve sohbetleri temel rehber kabul edilirken, Ahmed Avni Konuk'un Fusûsu'l-Hikem ve Mesnevî şerhleri gibi klasik irfânî metinlere de başvurulurs.2. Örneğin, bazı âyetlerin enfüsî mânâları Terzi Baba'nın Ya'sîn Sûresi tefsirine atıfla açıklanırs.178. Zikir ve mertebeler gibi konularda ise Terzi Baba'nın "Kur'ân-ı Kerîm'de Tesbîh ve Zikir" ve "İrfân Mektebi" adlı eserlerine yönlendirmeler yapılırs.43, s.51. Eser, "âlemîn" kelimesinin bütün mertebeleri ve varlık âlemlerini kapsadığına dikkat çekerek, sûrenin evrensel ve kapsayıcı mesajını vurgulars.196.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 1, 2, 10, 43, 51, 178, 196
İşârî tefsir veya te'vîl nedir?⌄
İşârî tefsir veya te'vîl, Kur'ân-ı Kerîm'in zâhirî anlamlarının ötesinde, seyr ü sülûk ehlinin mânevî keşif ve müşâhedeleriyle ulaştığı bâtınî ve enfüsî mânâları ortaya koyma yöntemidir. Bu yaklaşım, Kitâb'ın sadece lafzî ve yüzeysel anlamlarıyla sınırlı kalmayıp, esmâ, sıfât ve Zât mertebelerinin ilmini ve müşâhedesini idrâk etmeyi hedefler. Necdet Ardıç ekolünden Abdürrezzak Tek'in Zümer Sûresi tefsirinde belirttiği gibi, kişi elindeki Arapça metni veya meâli, kendi seyr ü sülûkünde Rabbça, Hakkça ve Allâhça mânâlarına geri döndürmedikçe "Kelâm-ı Kadîm"e tam vâkıf olamazs.9. İşârî tefsir, Kur'ân'ın "hiçbir eğriliği olmayan"s.91 ve "Azîz" ve "Hakîm" isimleriyle vasfedilens.5 ilâhî bir kitap olmasından hareketle, onun derin ve hikmetli katmanlarını açığa çıkarmayı amaçlar.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 5, 9, 91
›Ayrıntı
İşârî tefsir, Kur'ân-ı Kerîm'in zâhirî anlamlarının ötesinde, mânevî bir derinliğe ve bâtınî hakikatlere işaret eden bir yorum biçimidir. Bu tefsir geleneğinde, metnin lafzî anlamı bir başlangıç noktası olarak kabul edilirken, asıl maksat, sâlikin kendi seyr ü sülûkünde bu metinleri "Rabbça, Hakkça ve Allâhça mânâlarına geri döndürmesi"dirs.9. Bu süreç, esmâ, sıfât ve Zât mertebelerinin ilmini almayı ve bu mertebelerin müşâhedesini gerçekleştirmeyi gerektirir. Abdürrezzak Tek'in Zümer Sûresi tefsirinde vurguladığı gibi, bu yapılmadıkça kişi "Mushaf-ı Şerîf"i okumuş olsa da "Kelâm-ı Kadîm"e tam vâkıf olamazs.9.
İşârî tefsir, Kur'ân'ın "tenzîl" edilen bir kitap olmasının yanı sıra, bir de "te'vîl"inin (evveline/aslına döndürülmesi) gerektiği anlayışına dayanırs.9. Bu te'vîl, metnin sadece beşer sözü olmayıp, doğrudan Allah katından indirilmiş ilâhî bir kitap olduğus.5 gerçeğinden hareketle yapılır. Kitabın "Azîz" ve "Hakîm" isimleriyle vasfedilmesi, onun hem mağlup edilemez bir kaynaktan geldiğini hem de hikmetle tertip edildiğini gösterirs.5. Bu hikmet, zâhirî anlamların ötesinde, bâtınî katmanlarda gizlidir.
İşârî tefsirde, ayetlerin zâhirî yorumları bir zemin oluştururken, asıl hedef "bâtınî ve enfüsî kapılarını aralamak"tırs.12. Örneğin, zâhir tefsir geleneğinde "sıdk" kelimesi, başına belirlilik takısı ("es-sıdk") geldiğinde Kur'ân ve Hz. Peygamber'in getirdiği risâlet olarak yorumlanırkens.99, işârî bakış açısı bu tür kavramlara daha derin mânevî boyutlar katabilir. İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi eserler, klasik işârî tefsirin zirvelerini temsil eder ve bu yöntemin zenginliğini ortaya koyar (İsmail Hakkı Bursevî, WIKI). Necdet Ardıç ekolünden müellifler de bu geleneği sürdürerek, Kur'ân surelerinin işârî te'vîl ve tefekkür çalışmalarını yapmaktadırlars.12.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 5, 9, 12, 99
Terzi Baba Necdet Ardıç kimdir?⌄
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Kendisi aynı zamanda "Terzi Baba" olarak da bilinir ve Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk serisi kapsamında Zümer Sûresi'nin işârî te'vîl ve tefekkür çalışmasını da içeren onlarca kitap yazmıştırs.1. Bu eserler, onun "Ardıç Ağacı"nın meyve veren dalları olarak nitelendirilen evlatları tarafından da devam ettirilmektedirs.1.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 1
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzi Baba" unvanıyla tanınan, Uşşâkî tarikatına mensup önemli bir mürşiddir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Onun irfanî mirası, yazdığı çok sayıda eserle günümüze ulaşmıştır. Bu eserler arasında İrfan Mektebi: Hakk Yolu'nun Seyr Defteri ve şerhi, Salât ve Ezân-ı Muhammedi'de Bazı Hakîkatler, İslâm, Îmân, İhsân, Îkân, Kelime-i Tevhîd, Vâhy ve Cebrâil, Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet, Sûre-i Feth ve Fethin Hakîkatleri gibi başlıklar yer almaktadırs.197, s.11. Ayrıca, Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk serisi kapsamında Necm Sûresi ve Zümer Sûresi gibi sûrelerin işârî te'vîl ve tefekkür çalışmalarını da kaleme almıştırs.1, s.197.
Terzi Baba'nın eserleri arasında divanlar da bulunmaktadır; bunlar arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı ve Terzi Baba Divanı (Tüm Şiirlerim) zikredilebilirs.205, s.197. Onun tasavvuf anlayışı ve eserleri, yüksek lisans tezlerine de konu olmuştur; örneğin, "Necdet Ardıç'ın Tasavvuf Anlayışında Seyr ü Süluk Mertebeleri" ve "Necdet Ardıç / Terzi Baba'nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı" gibi çalışmalar mevcutturs.197, s.207. Terzi Baba'nın öğretileri, "Terzi Oğlu Cem Cemâlî" gibi müellifler aracılığıyla da devam ettirilmekte ve onun "Ardıç Ağacı"nın meyve veren dalları olarak nitelendirilmektedirs.1, Terzi Oğlu Cem Cemâlî Wiki. Kendisi, Tekirdağ'da ikamet etmiş ve eserlerini bu adresten yayınlamıştırs.1.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 1, 11, 197, 205, 207
Sûreye ismini veren 'zümer' (zümreler) kavramı manevî olarak ne ifade eder?⌄
Zümer kavramı, tasavvufî mânâda, her insanın dünyada hâkim olan manevî hâline göre âhirette dâhil olacağı toplulukları, yani zümreleri ifade eder. Bu, kişinin hangi ismin tecelligâhı olduğuna ve nefs-i emmâre tuzaklarından kurtulup kurtulamadığına bağlı olarak cennet veya cehennem ehli zümrelere ayrılmasını anlatır. Sûrenin ismini aldığı bu kelime, tevhîd ile şirk, takvâ ile kibir, ihlâs ile riyâ gibi temaların somut neticelerini gösterir ve "Kişi sevdiğiyle beraberdir" hadîsiyle de desteklenirs.184. Bu ayrım, Hakk'ın ilminin her şeyi kuşattığı ve kulun fiillerinin zâhirini, bâtınını ve niyetini bildiği hakikatine dayanırs.181.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 181, 184
›Ayrıntı
Zümer Sûresi'ne adını veren "zümer" kelimesi, "zümre"nin çoğulu olup "topluluk, grup, bölük" anlamına gelirs.184. Manevî olarak bu kavram, mahşer gününde insanların dünyadaki amellerine ve manevî hâllerine göre ayrılmasını ifade eder. Sûrede inkârcıların bölük bölük cehenneme, takvâ sahibi müminlerin ise gruplar hâlinde cennete sevk edilişleri bu kelime ile tasvir edilirs.2. Bu durum, kişinin dünyada hangi ismin tecelligâhı olduğuna bağlıdır; yani kul, hangi ismin nurunu veya zulmetini yaşadıysa, âhirette de onun karşılığını bulurs.181. Örneğin, Hâdî isminin mazharı hidâyeti, Mudill isminin mazharı dalâleti tastamam alırs.181.
Zümer kavramı, tevhîd ile şirk, takvâ ile kibir, ihlâs ile riyâ gibi sûrenin başından beri işlenen temaların somut neticelerini ortaya koyars.184. Bu ayrım, Hakk'ın ilminin her şeyi kuşattığı gerçeğiyle de bağlantılıdır; kul fiilin zâhirini bilirken, Hakk fiilin zâhirini, bâtınını, niyetini ve ezeldeki aslını bilirs.181. Dolayısıyla, "her nefse yaptığının karşılığı verilmesi" ifadesi, kulun dünyada hangi manevî hâle göre yaşadığının bir yansımasıdır. Bu bağlamda, "Kişi sevdiğiyle beraberdir" hadîsi de bu hakikate işaret eders.184. Kurtuluş makamı ve felâh yurdu olan cennet, zâhiren cehennemden kurtuluşu ifade ederken, bâtınen nefs-i emmâre tuzaklarından ve beşerî benlik vehminden kurtulup velî kullarının arasına girmeyi ifade eders.162.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 2, 162, 181, 184
Kitapta geçen 'dini Allah'a has kılmak' ne demektir?⌄
Dini Allah'a has kılmak, tasavvufî idrakte, Cenâb-ı Hakk'ın bütün âlemlerdeki zuhurunu müşâhede ederek, O'na ihlâs ile, yani her türlü şâibe ve karışıklıktan arınmış bir şekilde kulluk etmektir. Bu, kişinin kendi özüne kavuşması ve Hakîkat-i Muhammediyye'yi gerçek mânâda idrak etmesi anlamına gelirs.15, 13, 121. Bu mertebeye ulaşan kişiye "Ehlullâh" denir ve kulluk edilecek tek kapının Allah olduğunu idrak eders.13, 170.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 13, 15, 121, 170
›Ayrıntı
Dini Allah'a has kılmak, Kur'ân-ı Kerîm'de Zümer Sûresi'nin temel konularından biridir ve tasavvufî açıdan derin anlamlar taşır. Bu ifade, "muhlisan lehud dîn" (dini yalnızca O'na has kılarak) şeklinde geçer ve "ihlâs ederek" anlamına gelirs.13. İhlâs ise, "saf olmak, arınmak, kurtulmak" anlamındaki "halasa" kökünden türemiş olup, bir şeyi her türlü şâibe ve karışıklıktan arındırıp saf ve hâlis kılmaktırs.13.
Bu kavramın tasavvufî karşılığı, Hakîkat-i Muhammediyye'yi gerçek mânâda idrak etmektir. Bu idrak, Cenâb-ı Hakk'ın bütün âlemlerindeki zuhurunu müşâhede etmekle mümkündürs.15. Yani, sâlikin tüm varlıkta Allah'ın tecellîlerini görmesi ve bu idrakle O'na yönelmesidir.
Enfüsî yönden bakıldığında, dini Allah'a has kılmak, kişiye kendindeki Hakk'ı ve hakîkati tanıtan, özüne ayna olan bir kitap gönderilmesi demektirs.12. Bu, kişinin kendi özüne kavuşması anlamına gelirken, bu yoldan sapmak ise kendi özünden uzaklaşmasıdırs.121.
Bu kulluk emri, Zümer Sûresi'nde Risâlet mertebesine hitap edilerek verilmiştirs.10, 11. Ayetlerde "Rabb" ismi yerine "Allah" isminin kullanılması, kulluğun Rahmâniyyet mertebesinden geldiğini ve kulluk edilecek tek kapının Allah olduğunu vurgulars.12, 170. Bu mertebeye ulaşan kişiye "Ehlullâh" yani Allah ehli denirs.13.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 10, 11, 12, 13, 15, 121, 170
Bu eser sadece tasavvuf yolunda olanlar için mi?⌄
Bu eser, tasavvuf yolunda olanlar için temel bir rehber olmakla birlikte, tasavvufî irfan geleneğini anlamak isteyen geniş kitlelere de hitap etmektedir. Eser, Necdet Ardıç (Terzibaba) gibi günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden birinin kaleminden çıkmış olup, tasavvufu modern döneme taşıyan bir nitelik taşırvikipedi. İçeriğinde "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" gibi temel eserlerin ve "Fusûsu'l-Hikem" şerhlerinin kaynak olarak kullanılmasıs.2, tasavvufî hakikatlerin derinlemesine işlendiğini gösterir. Ancak, "nasıl gerçekleştiği" gibi evrensel sorulara verilen cevaplarda ilâhî, beşerî ve vesîle yönlerin birleşimiK2, sadece sâliklere değil, Hakikat arayışındaki herkese hitap eden bir çerçeve sunar.
Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç · Zümer Sûresi — s. 2 · K2
›Ayrıntı
Verilen kaynaklar ışığında, bu eserin sadece tasavvuf yolunda olanlara münhasır olmadığını söylemek mümkündür. Eserin müellifi Necdet Ardıç, "tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerdendir"vikipedi. Bu ifade, eserin güncel bir dille ve geniş bir okuyucu kitlesine hitap etme potansiyeli taşıdığını gösterir.
Eserin içeriği, tasavvufî kavramları ve hakikatleri açıklarken, bu bilgilerin sadece belirli bir zümreye değil, Hakikat arayışında olan herkese fayda sağlayabileceğini düşündürmektedir. Örneğin, "nasıl gerçekleştiği" sorusuna verilen cevapta, tasavvufî bir hakikatin gerçekleşmesinin üç boyutu olduğu belirtilir: Hak'tan ilâhî tasarruf (vehbî yön), sâlikin amelî gayreti (kesbî yön) ve mürşidin terbiyesi ile ihvân ile sohbet (vesîle yön)K2. Bu üç yön, sadece tasavvuf yolundaki bir sâlik için değil, genel olarak manevî gelişim arayan herkes için geçerli prensipler sunar.
Ayrıca, eserde "vehbî" (Hakk'ın hibe yoluyla verdiği ilim), "kesbî" (çalışılarak kazanılan ilim) ve "nakil" (eserlerden ve sohbetlerden toplanan ilim) gibi ilim türlerinden bahsedilmesis.198, bilginin farklı yollarla elde edilebileceğini ve bu yolların sadece tasavvuf ehliyle sınırlı olmadığını gösterir. "Kul talep eder, Hakk hidâyet eder"s.64 ifadesi de, hidâyetin genel bir talep ve karşılık prensibine dayandığını vurgular.
Eserin, Ahmed Avni Konuk'un "Fusûsu'l-Hikem" ve "Mesnevî" şerhleri gibi irfan geleneğinin temel kaynaklarına sık sık müracaat etmesis.2, tasavvufî derinliği işaret ederken, bu kaynakların genel İslâmî ilimler ve irfan geleneği içinde de önemli bir yer tuttuğu göz önüne alındığında, eserin sadece tasavvuf erbabına değil, genel olarak İslâmî ilimlere ilgi duyanlara da hitap ettiği anlaşılır. "İnsân ve Kur'ân ikiz kardeştirler"s.9 gibi temel bir tasavvufî hakikatin açıklanması da, insanın varoluşsal anlamını arayan herkes için bir kapı aralar.
Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç · K2 · Zümer Sûresi — s. 2, 9, 64, 198
Kitabı okurken nelere dikkat etmeliyim?⌄
Bir kitabı okurken tasavvufî bir idrâk ile yaklaşmak, metnin zâhirî anlamının ötesindeki bâtınî hakikatleri müşâhede etmeyi gerektirir. Bu, sadece lafızları işitmek (semâ') değil, aynı zamanda onları dikkatle dinlemek (istimâ') ve özümsemeye çalışmakla mümkündürs.63. Ârif olan kişi, metnin hem zâhirî mânâsını bilir hem de onun işaret ettiği bâtınî hakikati müşâhede eder; tıpkı aynı sikkenin iki yüzünü okumak gibis.88. Bu yaklaşım, her şeyi Mutlak Vücûd'un bir tecellîsi olarak görmeyi ve Hakk'ı ne tenzihle âlemden koparmayı ne de teşbihle mahlûkatla bir tutmayı içerirs.32. Okuyucu, metindeki fiillerin meçhul fâillerini dahi "Lâ fâile illallâh" hakikatinin bir ifadesi olarak idrak etmelidirs.180.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 32, 63, 88, 180
›Ayrıntı
Bir kitabı tasavvufî bir bakış açısıyla okumak, metne aktif ve derinlemesine bir katılımı gerektirir. İlk olarak, okuyucu metni sadece işitmekle (semâ') kalmamalı, aynı zamanda onu dikkatle dinlemeli (istimâ') ve özümsemeye çalışmalıdır. Zira "dinlemek ise irâdî ve bilinçli bir fiildir; dikkat, niyet ve anlama gayreti gerektirir"s.63. Bu, nefsin kulağıyla değil, Hakk'ın "Semî" sıfatının kuldaki tecellîsiyle gerçekleşen bir dinlemedir.
İkinci olarak, ârif olan kişi, metnin hem zâhirî mânâsını kavramalı hem de o lafzın işaret ettiği bâtınî hakikati müşâhede etmelidir. Bu durum, "Sikke aynı sikkedir; fark, idrâk ve müşâhededir" ifadesiyle açıklanırs.88. Bu sayede okuyucu, metindeki her bir varlığı ve olayı, kendi Rabb-i Hâss'ının nuruyla aydınlanmış olarak görür ve her şeyin Allah isminin altında birleştiğini idrak eders.179.
Üçüncü olarak, okuyucu, Mutlak Vücûd'u kayıtlı olanda müşâhede ederek her şeyi O'nun bir tecellîsi olarak bilmelidir. Bu, Hakk'ı ne yalnızca tenzih ederek âlemden koparmak ne de yalnızca teşbih ederek mahlûkatla bir tutmak anlamına gelirs.32. Bu idrak, kişinin darlıkta ümitsizliğe, bollukta ise gaflete düşmesini engellers.24. Her hâlde Hakk'ın tasarrufunu müşâhede etmek, sebeplere tevessül ederken kalbi Müsebbibü'l-Esbâb'a bağlamak ve O'na tevekkül etmektirs.145.
Son olarak, metindeki fiillerin meçhul fâillerine dikkat etmek gerekir. Bu meçhul yapı silsilesi, "Lâ fâile illallâh" hakikatinin Kur'ânî bir ifadesidir; yani bütün fiillerin hakiki fâilinin Hakk olduğuna işaret eders.180. Bu bilinçle okumak, okuyucuyu "kullar" mertebesine yükseltir; zira Tâğût'tan kaçınıp Allah'a yönelenler, yolun başında "onlar" iken, bu idrakle "kullarım" hitabına mazhar olurlars.61.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 24, 32, 61, 63, 88, 145, 179, 180
Bu eser, 'Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk' serisinin bir parçası mı?⌄
Evet, elinizdeki bu eser, Terzi Baba Necdet Ardıç'ın başlattığı "Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk" serisinin bir parçasıdır. Bu seri, Kur'ân-ı Kerîm sûrelerinin işârî te'vîl ve tefekkür çalışmalarını içermekte olup, Terzi Baba'nın ilim ve irfân terbiyesiyle yetiştirdiği ma'nevî evlâtları tarafından da sürdürülmektedirs.1. Zümer Sûresi tefsiri de bu kapsamda, Terzi Oğlu Cem Cemâlî tarafından yazılıp düzenlenmiştirs.1.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 1
›Ayrıntı
"Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk" serisi, Terzi Baba Necdet Ardıç'ın tasavvufî eserler külliyatının önemli bir bölümünü teşkil eder. Bu seri, Kur'ân-ı Kerîm'in sûrelerini işârî bir bakış açısıyla te'vîl ve tefekkür etmeyi amaçlars.1. Terzi Baba, bu seriyi tüm sûreleri kapsayacak şekilde tamamlama arzusunda olmuş ve bu doğrultuda, kendi yetiştirdiği ma'nevî evlâtlarına bâzı sûrelerin yorumlanması vazifesini tevdi etmiştirs.1. Bu durum, serinin sadece Terzi Baba'nın kaleminden çıkan eserlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda onun irfânî çizgisini sürdüren müelliflerin katkılarıyla genişlediğini gösterir. Örneğin, eldeki Zümer Sûresi tefsiri, "Terzi Oğlu Cem Cemâlî" tarafından yazılıp düzenlenmiştirs.1. Serinin diğer ciltleri arasında Fâtiha Sûresi, Bakara Sûresi, Necm Sûresi, İsra Sûresi, Âl-i İmrân Sûresi, Yûsuf Sûresi, Nisâ Sûresi, Mâide Sûresi, A'râf Sûresi, İbrâhîm Sûresi, Yâ-Sin Sûresi, Mülk Sûresi, Fussilet Sûresi, Kıyamet Sûresi, İnsân Sûresi, Tekvîr Sûresi, Fecr Sûresi, Beled-Şems-Leyl-Duhâ İnşirâh-Tîn Sûreleri, Kasas Sûresi, Tûr Sûresi, Neml Sûresi, Meryem Sûresi ve Kehf Sûresi gibi pek çok sûrenin tefsirleri bulunmaktadırs.197-202. Bu geniş kapsam, serinin Kur'ân-ı Kerîm'in zâhir ve bâtın nûrundan faydalanmayı hedefleyen bütüncül bir çalışma olduğunu ortaya koymaktadırs.8.
Kaynaklar: Zümer Sûresi — s. 1, 8, 197, 202