Hz. Üzeyr (a.s.)
✓ OnaylıHikmet-i kaderiyye ile anılır. 100 yıl ölü kalıp dirilen peygamber — kader sırrı.
Tanım
Giriş
100 yıl ölü kalıp dirilen peygamber.
Tanım ve Kavrayış
Hz. Üzeyr (a.s.), "Allah harab olmuş bir beldeyi nasıl diriltir?" diye düşünürken 100 yıl ölü kalıp sonra dirilen peygamber (Bakara 2/25). "Hikmet-i Kaderiyye" ile anılır. Akıl yoluyla kaderi çözmek istedi — sonuç: akıl kaderi sezebilir ama kavrayamaz.
Kitaplarda Geçişi
Bu sayfanın kütüphanemizdeki başlıca referansları (sıklık sırasına göre):
Bu Kisinin Gectigi Eserler

Terzibaba - Necdet Ardıç
58x“iltmesi ve tekrar yeniden diriltmesini uzak bir şey görmez. Hz. Üzeyr (a.s.) ölülerin ne suretle dirildiğini görmek ve bunu ayne'l-yakîn bilmek istediğinden, onun suâlî Hak tarafından bunun cevabının fiilen verilmesini gerekli gördü. Ve o fiili Hak Teâlâ cevap”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
50x“rinin emvâtı ihyâ ve tekrâr îcâd etmesini istib’âd eylemez. Hz. Üzeyr (a.s.) ölülerin ne sûretle dirildiğini görmek ve bunu ayne’l-yakîn bilmek istediğinden, onun suâli Hak tarafından fiilen cevâb i’tâsını iktizâ eyledi; ve o fiili Hak Teâlâ cevâb olarak Cenâb”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“diye” kendi kendine düşünmeye başladı. Bu kişinin Üzeyr (a.s.) olduğu rivÂyet ediliyor ve Kudüs istila edilip yakılıp yıkıldıktan sonra istila edenler Üzeyr a.s’da çocuklarla birlikte kendi ülkelerine götürmüşler ve bir müddet sonra serbest bırakmışl”

“ecek diye” kendi kendine düşünmeye başladı. Bu kişinin Üzeyr (a.s.) olduğu rivÂyet ediliyor ve Kudüs istila edilip yakılıp yıkıldıktan sonra istila edenler Üzeyr a.s’da çocuklarla birlikte kendi ülkelerine götürmüşler ve bir müddet sonra serbest bırakmışl”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“….(144) Fusus-ul Hikem 3. Cilt 81. Sayfa Fass-ı Kelime-i Üzeyride Mündemiç olan Hikmet-i kaderiyye beyanındadır:………………….(150) İlm-i İlâhide nefisleri ile ma’dum:……………………………………………(155) İmdi kazâ-yi ilâhî:…………………………………………………………………….(156) Fusus’l hik”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. 30. Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr et”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“ka kaza olunan başkadır. Ma'lûm olsun ki: Kaza, Fass-ı Üzeyrî'de îzâh olunduğu üzere, Allah'ın eşyada hükmüdür; ve Allah'ın eşyada hükmü, Allah'ın eşyaya ve eşyada olan ilminin haddi üzerinedir; ve Allah'ın eşyada ilmi dahî ma'lûmât nefislerinde ne hal”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“n-ı sâbitenin talebleri üzerine hüküm ve kazâsı bahsiFass-ı Üzeyrîevâilinde mürûr etti. Beyit: ل ِ تو چند و چونفضنگنجد درز حد ّ فزونزهی فضل ِ فيض ِ تو لت ز نیل ِ عوضنومبرّیت ز شوب ِ غرضمنزّه عط Tercüme: “Hadden efzûn olan senin feyzinin fazlı ne hoştur”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“ve sırr-ı kader gaybu’l-guyûbdur. Bu bâbdaki tafsîlâtFass-ı Üzeyrî’de mündericdir. Rubâî: ن کردمعصیان همه بر أمید غفری بر تو پدید هر چه پنهان کردم ستی آن کردمآخر نه هر آنچه خوگیرم که بسی خلاف فرمان کردم Tercüme: “Ey her neyi gizledim ise sana âşikâr ol”

“lmezler. Bu husûsta, Fusûsu'l Hikem Ahmed Avni Konuk şerhi, Üzeyr (a.s.) Fassı'ndan kısa bir bölümü buraya aktaralım (Cilt 3, sayfa 87). ------------------- Umûmu da'vete me'mûr olan enbiyâ, halktan ba'zılarının hidâyete kâbiliyyeti olup, ba'zılarının olmadı”

“ristiyanların "Mesîh Allâh'ın oğludur" ve bâzı Yahudîlerin "Üzeyr Allâh'ın oğludur" iddiaları (Tevbe 9/30) ile müşrik Arapların "Melekler Allâh'ın kızlarıdır" inancı (Nahl 16/57; Necm 53/21-22), hep aynı hatâya dayanır: Tecellîyi müstakil bir varlık sanmak. Hâ”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“lm-i ilâhîde ademiyet hâlinde sübûtun ne demek olduğuFass-ı Üzeyrî’de misâl ile îzâh olunmuştur, oraya mürâcaat olunsun. İşte bunun böyle olduğunu bilen ârif, kendisine münâzi’ olan şeyin ref ’ine himmeti taslît etmez. Şu hâlde münâzi’den zuhûr eden şeye “nizâ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“قَاتَلَهُمُ اللَّهُ اَنَّى يُوءْفَكُونَ 9/30-Yahudiler: "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler... Nasara da: "Mesih, Allah'ın oğludur" dediler... Bunu ağızlarıyla söylüyorlar! Daha önce hakikat bilgisini inkâr edenlerin sözlerini taklit ediyorlar... Allah onları”

“ahsin tafsîli, ya’ni sırr-ı kader, Fusûsu’l-Hikem’de Fass-ı Üzeyrî’dedir. Ve tekvîn bahsi de Fass-ı Sâlihî’dedir. Fakîr yazdığım şerhte bu bahisler hakkında îzâhât verdim. 28. Paragraf: Ve nezdinde olan hazînelerin hâzini olduğu haysiyyetle mu'tî, Allah'd”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“irâde ve meşiyyet-i ilâhiyye hakkındaki tafsîlât dahiFass-ı ÜzeyrîveLokmânî’de ve tekvîn hakkındaki tafsîlât dahiFass-ı Sâlihî’de mürûr etti.) Öyle teveccüh-i irâdî ve emr-i ilâhî ki, suver-i unsuriyye âleminde nikâh ve ervâh-ı nûriyye âleminde himmet ve intâc”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“yleyenler meleklere Allah’ın kızları diyen Arap müşrikleri, Üzeyr a.s’a Allah’ın oğlu diyen Yahudiler, Mesih Allah’ın oğlu diyen Nasara’dır. Bu hususta en ısrarcı Nasara yani Hıristiyan’lar oldu, çünkü bunu din’lerinin birinci esası olarak kabul etmişlerdir ve”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“ı Şîsî’de ve kazâ ve kader hakkındaki tafsîlât dahiFass-ı Üzeyrî’de beyân olunmuştur. Oraya mürâcaat buyurulsun. لنَّفْــسلصَّبْــر َ هــو حَبْــسعُلِــم َ أن َّ، لِمَــن نَبِيًّــللّٰــه ِ إذ كُ فعَمِــل َ أيُّــوب ُ بحِكْمَــة ِ ِ ُ حَــدُّه ُ حَبْ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“ığı (haşa) “Allah” inançlarında göstermişlerdir. Yahudiler “Üzeyr” Allah’ın oğlu demişlerdir. Hıristiyanlar teslis yapmışlardır. Ve bu inançlarını hâlâ sürdürmektedirler. Hal böyle olunca onlara ortaklık idrak ve anlayışı kolay gelip hemen kabul etmişlerdir. N”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“nde sâbittirler. Hâl-i ademde sübûtun ne demek olduğuFass-ı Üzeyrî’de misâl ile îzâh olunur. A’yân-ı sâbite ilm-i ilâhî’de peydâ olan [4/14] esmânın sûretleri olduğundan vücûd sâhibi olmadıkları zâhirdir. Zîrâ onların ilm-i ilâhîdeki sûretleri Hakk’ın vücûd-ı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“i bâliğa-i ilâhiyye husûlü içindir. Bu bahsin tafsîliFass-ı Üzeyrî’de ve bi’l-münâsebe diğer fasslarda dahi geçmiş idi. İşte bu kelimât-ı ilâhiyye ise a’yân-ı mevcûdâttan başka bir şey değildir. Binâenaleyh onlara ilm-i ilâhîde sübûtları cihetinden “kıdem””

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“râde ve meşiyyet-i ilâhiyye hakkındaki tafsilât dahi Fass-ı Üzeyrî ve Lokmâni’ de ve tekvin hakkındaki tafsilât dahi Fass-ı Sâlihi’de mürur etti.) öyle teveccüh-i iradî ve emr-i ilâhî ki, suver-i unsuriyye âleminde nikâh ve ervâh-ı nûriyye âleminde himmet ve i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“halkedildiğimizi bilme değil, halk edeni tanıma duasıdır. Üzeyr peygamberin ki de yine ilk halk ediliş değil, öldükten sonra diriltmeyi merak etmiştir. Allâh Teâlâ buyurur: “Yâhut görmedin mi O kimseyi ki, evlerinin duvarları, çatılarının üzerine çökmüş”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“‟ların ilâhî ilimde sâbitliği sûreti ve isti'dâd bahisleri Üzeyr Fassı' nda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Gerçi şerîat hükmünün kararlaştırılması da ilâhî meşiyetten olmuştur. Fakat âlemde olan işin hepsi, kararlaşmış şerîat hükmü üzerine değildir. Çünkü â”

“farklılık bulunmasındandır. İsti'dâd-ı gayr-ı mec'ûl Fass-ı Üzeyrî'de izah olunmuştur; oraya müracaat buyrulsun. Binâenaleyh, kalbi ezelde nûr-i îmanla nurlanmış olan kimse, bu âlem-i şehâdette dahî, mü'min olarak zahir olur; ve ilm-i ilâhîde ayn-ı sabitesini”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“e-i Lûtiyye’de mündemic hikmet-i melkiyye, ba’dehû Kelime-i Üzeyriyye’de mündemic hikmet-i kaderiyye, ba’dehû Kelime-i Îseviyye’de mündemic hikmet-i nebviyye, 126 ba’dehû Kelime-i Süleymâniyye’de mündemic hikmet-i rahmâniyye, ba’dehû Kelime-i Dâvûdiyye’de münd”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“ifette noksan isnâdı lâzım gelir? [24/12] Cevâb: Fass-ı Üzeyrî’de dahi geçtiği üzere, nübüvvet velâyetin zâhiri ve velâyet, nübüvvetin bâtınıdır. Ve bir nebîye ilm-i risâletten ümmetinin isti’dâdı kadar verilir; ne ziyâde ve ne de noksandır. Binâenaleyh il”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“emek olur. Bunu nasıl izah edersin diyor. Cevap: Fass-ı Üzeyrî'de dahi geçtiği üzere, nübüvvet velayetin zâhiri ve velayet, nübüvvetin bâtınıdır. Her nebi mutlaka velidir, ama her veli de mutlaka nebi değildir. Yalnız istisnai olarak nebidir, ama halka açı”

“uğu toplantıda müşriklerden biri «Eğer tapılan İsa, Meryem, Uzeyr ve melekler cehennemdeyse onlarla beraber olmaya râzıyız» demiş, bu söze müşrikler gülmüşlerdi. Âyet, onların bu şımarık tavırları hakkında inmiştir. ↑ (96/1) ↑ 17/81 ↑ Yok mut”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ademiyyedendir. Yani yokluğa nisbet edilmiştir. Ve Fass-ı Üzeyrî'de tafsil olunduğu üzere, gazab-ı ilâhî bir şeyin kemâl ve saadete bilkülliyye adem-i kâbiliyyetinden veya noksân-ı kâbiliyyetinden o şeye terettüb eder. Ve gazabın şer ve şekavet olması üz”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“e-i Lûtiyye'de mündemiç hikmet-i melkiyye, ba'dehû Kelime-i Uzeyriyye'de mündemiç hikmet-i kaderiyye, ba'dehû Kelime-i îseviyye'de mündemiç hikmet-i nebeviyye, ba'dehû Kelime-i Süleymâniyye'de mündemiç hikmet-i rahmâniyye, ba'dehû Kelime-i Dâvûdiyye'de mündemi”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“mettiği şeyde mahkûmun-aleyhdir. Bu bahsin tafsîli Fass-ı Üzeyrî’de zikrolunmuştur. İşte sâil ayn-ı sâbitesi ilm-i Hak’ta ne sûretle ma’lûm olduğunu bilmediği için, [2/6] taleb ettiğim şey belki ilm-i ilâhîde sâbit olmuş bir şeydir, deyip ihtiyâten suâl ed”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“a bizden beklenenler zuhura çıkmaz. Nitekim tafsili Fass-ı Üzeyrî'de geçti. Sonra Hak bizim taleb ettiğimiz hükmü, vücûd-i Hakk'ın muhtelif mertebelerinde yeryüzüne gelinceye kadar zuhur ettikçe, bizim üzerimize verdi. Bu mertebeler hangileri, evvela il”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“yhisselâmın sığırı , 5 - Yunus aleyhisselâmın balığı , 6- Üzeyr aleyhisselâmın merkebi , 7 - Süleyman aleyhisselâmın karıncası , 8- Ve yine Hz. Süleyman’ın Belkıs'a gönderdiği Hüdhüd , 9- Eshab-ı Kehfin Kıtmir’i/köpeği , 10- Sevgili Peygamberimiz Hz. Muh”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“ademdir; binâenaleyh gazab niseb-i ademiyyedendir. VeFass-ı Üzeyrî’de tafsîl olunduğu üzere, gazab-ı ilâhî bir şeyin kemâl ve saâdete bilkülliyye adem-i kābiliyyetinden veyâ noksân-ı kābiliyyetinden o şeye terettüb eder. Ve gazabın şer ve şekāvet olması mağz”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
““hâkim” ve Hak “mahkûmün-aleyh” oldu. Nitekim tafsîliFass-ı Üzeyrî’de geçti. Ba’dehû Hak bizim taleb ettiğimiz hükmü, vücûd-ı Hakk’ın merâtib-i muhtelifesinde zuhûr ettikçe, bizim üzerimize verdi; ve bu sûrette Hak hâkim ve biz mahkûmün-aleyh olduk. Demek ki b”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“hennem onlar hakkında nimet cennetine dönüşür. Çünkü Fass-ı Uzeyri’de îzâh olunduğu vech ile, onların cehennem denilen yere duhlulleri ilâhiyenin en açık şekilde ispatından sonra olacağından, bu yere duhulleri isti’dâtları iktizasından olduğunu ve binâenaleyh”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“yhisselâmın sığırı , 5 - Yunus aleyhisselâmın balığı , 6- Üzeyr aleyhisselâmın merkebi , 7 - Süleyman aleyhisselâmın karıncası , 8- Ve yine Hz. Süleyman’ın Belkıs'a gönderdiği Hüdhüd , 9- Eshab-ı Kehfin Kıtmir’i/köpeği , 10- Sevgili Peygamberimiz Hz. Muh”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“lirler. Hz. İsa'ya tapanlara İsa (a.s.)'ın Şeytanı görünür. Uzeyr'e tapanlara da keza, hatta ağaç, odun ve taşa varıncaya kadar herbirinin taptığı kendilerine gösterilir. Müslümanlar da diz çökmüş, göğsüne doğru yaslanmış bir durumda kalır. Onlara da yüce Alla”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“dirdiği anlaşılmaktadır. " T.O.C.C." Şimdi, Fusûsu’l Hikem Üzeyr (a.s.) Fassı’ndan enbiyâ’nın teblîğ sırasında kader sırrından perdeli oluşuna dâir bir bölümü ilgisi dolayısıyla buraya aktaralım (A.A.K. Şerhi, Cilt 3, Sayfa 87). ------------------- Umûmu d”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“tmiş ise o vukū’ bulur. Bu kazâ ve sırr-ı kader bahsiFass-ı Üzeyrî’de tafsîl olunmuştur, oraya mürâcaat buyurulsun. Binâenaleyh resûl ile vâris, iblâğ cihetinden, ancak [3/41] emr-i teklîfîye hâdim olurlar; yoksa emr-i irâdîye hâdim değildirler. Bunun tafsîli”

“hennem onlar hakkında nimet cennetine dönüşür. Çünkü Fass-ı Uzeyri'de îzâh olunduğu vech ile onların cehennem denilen yere duhûlleri ilâhiyyenin en yüksek makamı sübûtundan sonra olacağından, bu yere duhûllerinin isti'dâtları iktizâsından olduğunu ve binâenale”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“yhisselâmın sığırı , 5 - Yunus aleyhisselâmın balığı , 6- Üzeyr aleyhisselâmın merkebi , 7 - Süleyman aleyhisselâmın karıncası , 8- Ve yine Hz. Süleyman’ın Belkıs'a gönderdiği Hüdhüd , 9- Eshab-ı Kehfin Kıtmir’i/köpeği , 10- Sevgili Peygamberimiz Hz. Muh”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“âhîye muvâfıktır. Bu bahsin tafsîliFass-ı Ya’kūbî ileFass-ı Üzeyrî’de geçmiştir. Oraya mürâcaat olunsun. لمِثلَيــن ِ لا يَجتَمِعَان،أن َّادٌ، لأمثــال ُ أضْــدَالأمثَــالِ، واللحَضرَتــان ِ كَتَقَابُــل ِفتَقَابَلَــت ِ ن، ومــا ثَــم َّ إلا مُتَمَيِّــزٌ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ 185 (9/TEVBE-30) “Ve kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârel mesîhubnullâhi zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kablu kâtelehumullâhu ennâ yu'fekûn.” “Ve Yahûdiler: “Üzeyir Allah'ın oğludur.” d”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“cehennem onlar hakkında naîme münkalib bulunur. ÇünküFass-ı Üzeyrî’de îzâh olunduğu vech ile, onların cehennem denilen mevtına duhûlleri hüccet-i bâliğa-i ilâhiyyenin sübûtundan sonra olacağından, bu mevtına duhûllerinin isti’dâdları iktizâsından olduğunu ve b”

“lm-i ilâhiyyede sûret-i sübûtu ve isti'dâd bahisleri Fass-ı Uzeyrî'de tafsil olunmuştur. Vâkıâ şeriatın tekrarı dahi meşiyyet-i ilâhiyyeden vâki' olmuştur. Yani değişik hükümlerin çıkması da ilahi istekten meydana gelmiştir. Neden; zamanın ihtiyaçlarına göre.”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“üzerine hükmedip îcâdı O’ndan taleb etmesidir. ZîrâFass-ı Üzeyrî’de îzâh olunduğu üzere, her hâkim, hükmeylediği şeyle hükmeylediği şeyde mahkûmün-aleyhdir. Şu hâlde illet, illet olmakla berâber, kendi ma’lûlünün dahi ma’lûlü olur. Ve kezâlik ma’lûl dahi, ma”