
Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Bu kitap ne anlatıyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber" adlı eseri, tasavvufî bir bakış açısıyla peygamberlerin hayatlarını ve öğretilerini ele alan, okuyucuyu nefsin hevasından arınmaya ve saf bir gönülle okumaya davet eden bir kitaptır1. Eser, özellikle Hz. İsa'nın (a.s.) "Rûhullah" mertebesini ve kendisine vasıtasız olarak ilahi kitabın verilişini1 vurgulayarak, peygamber kıssalarının sadece birer hayat hikayesi olmaktan öte, sâlikler için ibret ve örnek teşkil ettiğini belirtir1. Kitap, vahyin açılımı olan ilhamlar ile yazılmış Hakk ehlinin eserleri gibi, Kur'an-ı Kerim ile tamamlanmış ve tahrifattan arındırılmış ilahi bilgileri sunmayı amaçlar1. Yazar, eserin "Tarikat ve hakikat" mertebesi itibarıyla kaleme alındığını ifade eder1.
›Ayrıntı
"Altı Peygamber" kitabı, okuyucuyu tasavvufî bir idrakle metne yaklaşmaya teşvik eder. Yazar, okuyucunun vehim ve hayalin tesirinden uzaklaşarak, saf bir gönülle ve Besmele ile okumaya başlamasını tavsiye eder; zira gerçek mânâda yararlanmanın ancak bu şekilde mümkün olacağını belirtir1. Kitap, peygamberlerin hayatlarını sadece tarihî birer anlatı olarak değil, aynı zamanda sâlikler için birer "numune" ve "ibret" olarak sunar1.
Eserin odak noktalarından biri Hz. İsa'dır (a.s.). Hz. İsa'nın "Kelimullah" lakabıyla anılmasına benzer şekilde, vasıtasız olarak doğrudan Hakk'tan kitap alması ve "Rûhullah" mertebesi vurgulanır1. Hz. İsa'ya yazılı bir metin gelmesine gerek olmadığı, çünkü "Ümmül kitapta bulunan İlâhça olan İncil'in kendisine-gönlüne Cebrail vasıtası ile Süryanice ilka edildiği (konduğu)" ifade edilir1. Bu durum, onun hem zâhiren babasız oluşu hem de beşikteyken eğitim görmeden Allah'ın kelamını okumasıyla "ümmî" oluşunu gösterir1.
Kitap, semavî kitapların İslam'ın o günlerde bildirdiği bilgiler olduğunu ve Kur'an-ı Kerim ile tamamlanarak diğer kitaplardaki tahrif edilmiş bilgilerin asılları itibarıyla yenilendiğini belirtir1. Yazar, Hakk ehlinin yazdığı kitapların vahyin açılımı olan "ilhamlar" ile kaleme alındığını ve Allah'a ait bir kitabın kul bağlantılı olamayacağını, aksi takdirde bunun hayal ve zan olacağını vurgular1. Eserin "Tarikat ve hakikat" mertebesi itibarıyla yazıldığı ifade edilerek1, okuyuculara manevi bir fayda sağlaması hedeflenir1. Kitapta ayrıca, "Kelime-i Tevhid" kitabının "Tevhid-i Sıfat" bölümünden de alıntılar yapılarak konuların derinleştirildiği görülür1.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber (Cilt 5) — s. 4, 5, 21, 22, 40, 71, 132, 167, 170
İseviyyet mertebesi nedir?⌄
İseviyyet mertebesi, tasavvufta Hz. İsa'nın temsil ettiği, ruhânî hâlin belirginleştiği ve Hakikat-i Muhammediyye'ye en yakın olan özel bir mertebedir. Bu mertebe, nefs mertebeleri içinde Nefs-i Mülhime ile Nefs-i Mutmeinne arasında konumlanır ve "Fenâ fillâh" hâlini ifade eder1. İseviyyet, ilâhî isimlerin zuhura geldiği sıfat mertebesiyle ilişkilidir ve insanın Hak ile olan özel ilişkisinin bir taşıyıcısı olarak Emânet Âyeti'nin tasavvufî yorumuyla da bağlantılıdır12.
›Ayrıntı
İseviyyet mertebesi, tasavvufî sülûkta önemli bir durak olup, Hz. İsa'nın şahsında tecelli eden manevî hâlleri ve hakikatleri temsil eder. Bu mertebe, nefs mertebeleri sıralamasında Nefs-i Mülhime ile Nefs-i Mutmeinne arasında yer alır ve ruhânî tecrübelerin yoğunlaştığı bir makamdır3. İseviyyet, Hakikat-i Muhammediyye'ye en yakın mertebe olarak kabul edilir ve bu yakınlık, Hz. İsa'nın "Mesîh" lakabının tasavvufî yorumunda da kendini gösterir: "Hakîkat-i Muhammediyye'ye Îseviyyet mertebesinde hidâyet bulan insan" mânâsına gelir1.
İseviyyet mertebesi, "Fenâ fillâh" hâlini ifade eder; yani sâlikin kendi varlığını ilâhî varlıkta yok etme idrâkine ulaştığı bir makamdır1. Bu mertebe, ilâhî sıfatların ve esmânın zuhura geldiği bir kaynak olarak görülür1. İseviyyet'in bir "tahayyül-hayal" mertebesi ve bir de "tahakkuk-hakikat" mertebesi bulunur; hakikatine ulaşamayan kişi, bu mertebeden geri dönüş yaparak büyük bir azap yaşayabilir1. Bu mertebede kişi, daha önce "Tevhid-i Esmâ"da gördüğü isim birliğinin aslında "Sıfat birliği"ne dayandığını idrak etmeye başlar1. İseviyyet mertebesi, şeriat mertebesinde Tevrat'a uymak zorunda olan bir hâli de barındırır, ancak tahrip edilmiş Tevrat yerine kendi nefs-i emmâreleri önderliğinde kanunlar koymaya çalışanlar da vardır1.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber, Cilt 5 — s. 30, 32, 44, 74, 108, 133, 146
- 2.K1, s. 405
- 3.Vikipedi: İseviyet Mertebesi
Ulü'l-azm peygamberler kimlerdir?⌄
Ulü'l-azm peygamberler, azamet sahibi, insanlık tarihinde çığırlar açmış ve Cenâb-ı Hakk'a giden yolda kilometre taşları oluşturmuş altı büyük peygamberdir. Bu peygamberler Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed (s.a.v.)'dir1. Her biri, Hakikat-i Muhammedî programının farklı mertebelerde zuhur etmiş halleridir ve Allah bilincini derinleştirerek tevhidin çeşitli vechelerini getirmişlerdir1. Bu peygamberler arasında bir ayrım yapılmaz; zira hepsi Cenâb-ı Hakk tarafından gönderilmiştir1.
›Ayrıntı
Ulü'l-azm peygamberler, insanlık tarihinde tefekkür ufuklarını genişleten ve Allah'a ulaşma yolculuğunda rehberlik eden önemli şahsiyetlerdir1. Bu peygamberler, Hakikat-i Muhammedî'nin kendi mertebelerinden zuhur eden halleridir; yani kendilerine ait bir varlıkları olmayıp, Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizde kemalini bulan İnsan-ı Kâmil mertebesinin diğer peygamberler aracılığıyla zuhura getirilişleridir1.
Her bir ulü'l-azm peygamber, tevhidin farklı bir mertebesini yeryüzüne indirmiştir:
- Âdem (a.s.): Yeryüzüne Allah bilincini getirmiştir. Daha evvelce Allah'ı bilen bir varlık yok iken, Âdem (a.s.) ile birlikte bu bilinç yeryüzüne indirilmiştir1.
- İbrâhîm (a.s.): Tevhid-i ef'âl'i (fiillerin birliği) ve Allah'ın esmâlarını kendi üstüne büründürmeyi getirmiştir. "Halîlullâh" makamı bu yöndendir1. İbrâhîm (a.s.)'ın hullet makamı, Hak ile arasındaki dostluğun her gözeneğe nüfuz etmesidir2.
- Mûsâ (a.s.): Tevhid-i esmâ'yı (isimlerin birliği) getirmiştir1.
- Îsâ (a.s.): Sıfat tevhidini getirmiştir1.
- Muhammed (s.a.v.): Zat tevhidini, yani bütün bu tevhidleri bünyesinde toplayan kemâl tevhidini getirmiştir. Hz. Peygamber, İsmâîl (a.s.) ve İshâk (a.s.) kanallarını kendinde birleştirerek tevhidin bütün mertebelerinde tam kemâle ulaşmıştır1.
Bu peygamberler arasında ayrım yapılmaz; zira Kur'ân-ı Kerîm'de "lâ nüferruku ehadin mirrasuluh" (biz o peygamberlerin arasında tefrik yapmayız) buyrulmaktadır1. Onlar, Benî İsrâîl peygamberleri olmanın ötesinde, Benî İslâm'ın malzemeleridir ve Cenâb-ı Hakk onları bu isimlerle zuhura getirmiştir1.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber, C.5 — s. 2, 10, 21, 35, 36, 87, 98
- 2.K1, s. 102
Tevhid-i Sıfat ne anlama gelir?⌄
Tevhid-i Sıfat, tasavvufta sâlikin Hak'ın sıfatlarının birliğini idrak ettiği, teşbih makamına ulaştığı bir mertebedir. Bu mertebede, daha önce isimler düzeyinde idrak edilen birliğin aslında sıfat birliğine dayandığı anlaşılır1. Tevhid-i Sıfat, Hak'ın yedi sıfat-ı subûtiyyesinin (hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm) ve diğer tüm sıfatlarının faaliyetlerinin idrakini gerektirir1. Bu mertebe, İseviyyet makamı ile ilişkilendirilir ve sâlikin "fena fillâh" hâline ulaştığı, Hak'ta fani olduğu bir hâli ifade eder1.
›Ayrıntı
Tevhid-i Sıfat, tasavvufî sülûkun önemli bir aşamasıdır ve Hak'ın sıfatlarının birliğini müşâhede etme anlamına gelir1. Bu mertebe, sâlikin daha önceki "Tevhid-i Esmâ" (isimlerin birliği) makamında gördüğü birliğin, aslında "Sıfat birliği"ne dayandığını idrak etmeye başladığı noktadır1. Tevhid-i Sıfat, "teşbih" makamıdır ve "fena fillâh" hâliyle ilişkilendirilir; yani sâlikin Hak'ta fani olması demektir1.
Bu mertebede, Cenâb-ı Hakk'ın "sıfât-ı subûtiyye" olarak bilinen yedi sıfatı (hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm) başta olmak üzere, bütün sıfatlarının faaliyetlerinin iyi idrak edilmesi için yoğun bir çaba sarf edilir12. Sâlik, bu mertebede "Tenzih"ten "Teşbih"e ulaşır; daha önce Hak'ın varlığını isimler düzeyinde bâtında müşâhede ederken, bu defa zahirde sıfat mertebesinde müşâhede eder1.
Tevhid-i Sıfat, peygamberler silsilesinde Hz. İsa (a.s.) ile özdeşleştirilen "İseviyyet" makamıdır1. Hz. İsa'nın "Rûhullah" lakabı bu mertebeyle bağlantılıdır1. Bu mertebede zikir olarak "Ya Ahad" tavsiye edilir ve âlemi "Âlem-i Ceberrut"tur1. Tevhid-i Sıfat, tevhid-i ef'âl ve tevhid-i esmâ'dan sonra gelen bir aşamadır ve tevhid-i zât'a giden yolda bir köprü vazifesi görür1. Bu mertebede, âfakî mânâda tevhid idrakine doğru yol almaya devam edilir ve "Kelime-i Tevhid" zikri önemli bir yer tutar1.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber, Cilt 5 — s. 31, 32, 38, 39, 40, 46
- 2.Sıfat-ı Subutiyye [WIKI]
Hz. İsa'nın (a.s.) mucizeleri nelerdir?⌄
Hz. İsa'nın (a.s.) mucizeleri, onun nübüvvetini ispatlayan ve Allah'ın kudretini gösteren olağanüstü hâllerdir. Bu mucizeler, babasız doğumu, ölüleri diriltmesi, körleri ve abraş hastalarını iyileştirmesi, topraktan kuş heykeli yapıp ona üfleyerek can vermesi ve insanların evlerinde yediklerini ve biriktirdiklerini haber vermesi gibi çeşitli vechelerde tezahür etmiştir. Bu mucizeler, Hz. İsa'nın "Rûhullâh" vasfının kemâl mertebesinde olduğunu gösterir ve Allah'ın onun mahallinde doğrudan tasarrufunun birer delilidir12.
›Ayrıntı
Hz. İsa'nın mucizeleri, onun peygamberliğinin en önemli delillerindendir ve Kur'an-ı Kerim'de açıkça zikredilmiştir1. Bu mucizelerin başında babasız doğumu gelir. Hz. Âdem'in anasız-babasız yaratılması gibi, Hz. İsa'nın da babasız yaratılması, Allah'ın kudretinin bir göstergesidir ve bu durumu inkâr etmek Kur'an'ın şahitliğini yalanlamak anlamına gelir1.
Diğer önemli mucizeleri arasında ölüleri diriltmesi ve doğuştan kör olanları ile abraş hastalarını iyileştirmesi yer alır. Bu mucizeler, "Allah'ın izniyle" gerçekleşir ve Hz. İsa'nın "Rûhullâh" vasfının bir tezahürüdür12. Ayrıca, Hz. İsa'nın nemli topraktan kuş heykeli yapıp ona üflemesiyle Allah'ın izniyle kuş olması da onun mucizelerindendir1.
Hz. İsa, insanlara evlerinde yediklerini ve biriktirdikleri şeyleri haber verme mucizesine de sahipti1. Bu mucizeler, onun nübüvvet iddia ettiği dönemde Yahudileri aciz bırakmış ve bazılarını imana sevk etmiştir. Ancak, mucizeler gaye değil, delildir ve müminler delil getirilene iman etmişlerdir. Mucize istemek, Hakk'ın gücünü deneme sevdası olarak da görülebilir1. Hz. İsa'ya bu mucizelerle birlikte Cebrail (a.s.) ile kuvvet verilmiştir1.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber, Cilt 5 — s. 11, 25, 115, 123, 150
- 2.K1, s. 131
Bu kitap kimler için faydalıdır?⌄
Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber" adlı eseri, özellikle tasavvuf ve hakikat mertebeleriyle ilgilenen, vehim ve hayalden arınmış, saf bir gönülle okumaya gayret eden okuyucular için faydalıdır. Kitap, ilahi ilhamlarla yazılmış olup, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in hadisleri ışığında peygamberlerin yaşantılarını ve manevi mertebelerini ele almaktadır. Eser, okuyucuyu nefsaniyetten uzaklaşmaya, gönül gözüyle hakikatleri idrak etmeye davet ederken, manevi hasılatın Hz. Muhammed, Ehl-i Beyt ve peygamberlerin ruhlarına hediye edilmesini de amaçlamaktadır1.
›Ayrıntı
"Altı Peygamber" kitabı, okuyucularını nefsaniyetin hevasından, zan ve hayalin tesirinden, gafletten soyunarak, saf bir gönül ve "Besmele" ile okumaya teşvik etmektedir1. Bu yaklaşım, tasavvufi metinlerin doğru anlaşılması için temel bir ön koşuldur. Eser, ilahi ilhamlar ile yazılmış olup, Hakk ehlinin yazdığı kitaplar gibi, vahyin açılımı olan ilhamlarla kaleme alınmıştır1. Kitabın içeriği, Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Muhammed'in hadislerinin ışığında, peygamberlerin manevi yaşantılarını ve mertebelerini açıklamayı hedefler1. Özellikle Hz. İsa'nın "Ruhullah" mertebesi gibi konulara odaklanarak, dinî ilimlerin ve hikmetin derinliklerine inmektedir1. Kitap, "Tarikat ve hakikat" mertebesi itibarıyla yazılmış olup, bu alanda bilgi edinmek isteyenler için faydalı bilgiler sunmaktadır1. Yazar, kitabın manevi hasılatını Hz. Muhammed, Ehl-i Beyt, altı peygamber ve onların varislerinin ruhlarına hediye ederek, okuyucuları da bu hayır duaya ortak olmaya davet etmektedir1. Bu durum, eserin sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda manevi bir bağ kurma amacı taşıdığını da göstermektedir.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber, Cilt 5 — s. 4, 5, 10, 71, 114, 170
Peygamberlerin hayat hikâyeleri tasavvuf yolcusuna ne kazandırır?⌄
Peygamberlerin hayat hikâyeleri, tasavvuf yolcusuna kendi içsel seyrini idrak etme ve Hak'ka giden yolda rehberlik bulma imkânı sunar. Bu hikâyeler, sadece geçmişte yaşanmış olaylar değil, aynı zamanda sâlikin kendi bünyesinde yaşaması gereken mânevî mertebelerin ve geçişlerin birer örneğidir1. Her peygamberin hayatı, insanlık tarihinin geçirdiği evreleri temsil ettiği gibi, sâlikin de kendi bünyesinde geçirmesi gereken "İseviyyet mertebesi" gibi içsel halleri barındırır1. Bu sayede yolcu, peygamberlerin yaşantılarından ilham alarak yolunu kısaltır ve kendi mânevî gelişimine yön verir1.
›Ayrıntı
Peygamberlerin hayat hikâyeleri, tasavvufî bir bakış açısıyla ele alındığında, sâlik için derin mânevî faydalar sağlar. Öncelikle, bu hikâyeler "İrfan Mektebi"nde özetlenen Hakk yolcusunun aslına varabilmesi için geçirebileceği hususları daha iyi anlamasına yardımcı olur1. Her bir peygamberin hayatı, kendi devrinin ve mertebesinin özelliklerini ve geçişlerini misallerle açıklayarak, sâlikin kendini tanıma yolunda büyük yararlar sağlar1. Örneğin, Hz. İsa'nın hayatı ve seyri, sâlikin kendi bünyesinde mevcut olan "İseviyyet mertebesi"ni ortaya çıkarmak için bir çaba ve çalışmaya ihtiyaç olduğunu gösterir1.
Bu hikâyeler, sadece tarihî anlatılar olarak kalmayıp, dünyaya yeni gelmiş kimselerin de kendi yaşantılarına göre eğitimini alarak yaşamaları gerekli hayat bölümleri ve hikâyeleridir1. Sâlik, bu hâdiseleri kendi bünyesine aktarabildiği takdirde, hikâye onun o devremizdeki "bize ait malımız olan bir hikâye" haline gelir ve sâlik nakledici değil, o hikâyenin sahibi olur1. Bu durum, sâlikin kendi mânevî yolculuğunu peygamberlerin tecrübeleriyle özdeşleştirmesine ve onlardan ilham alarak yolunu kısaltmasına olanak tanır1.
Peygamberlerin hayatları, insanlık tarihinin geçirdiği evreleri temsil ederken, aynı zamanda bir sâlikin de kendi bünyesinde geçirmesi gereken mânevî aşamaları gösterir1. Özellikle "Ulü'l-azm" peygamberler olan Âdem, Nûh, İbrâhim, Mûsa, Îsâ ve Muhammed (s.a.v.)'in hayat hikâyeleri, tefekkür ufuklarını genişletir, Cenâb-ı Hakk'a giden yolculukta kilometre taşları ve kervansaraylar oluşturur1. Bu sayede sâlik, peygamberlerin yaşantılarından örnekler ve ilhamlar alarak faydalanma yoluna gider1.
- Kaynaklar
- 1.Altı Peygamber — s. 2, 6, 7, 10