
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Terzibaba'nın Meryem Sûresi eseri nedir?⌄
Terzibaba'nın "Meryem Sûresi" eseri, Kur'ân-ı Kerîm'in 19. sûresi olan Meryem Sûresi'nin tasavvufî ve bâtınî yorumunu içeren bir çalışmadır. Bu eser, sûrenin harflerinden (Hurufu Mukattaa: Kâf, hâ, yâ, ayn, sâd) başlayarak, sûrenin anahtarı ve şifresi olduğunu belirtir ve Meryemî hakîkatleri, yani Îsevî hakîkatleri taşıdığını vurgulars.3, s.5. Eser, Meryem kelimesinin ebced değerleri üzerinden Hz. Muhammed mertebesiyle bağlantı kurar ve sûrenin Hakîkat-i Muhammedîyye ile çerçevelendiğini ifade eders.4, s.7. Sûre, sâlikin tevhid yolculuğunda Îsevîyyet mânâsını varlığına yüklenmesi ve bu bedenin Meryem hükmünde olması gibi derin idrâkleri ele alırs.31.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 3, 4, 5, 7, 31
›Ayrıntı
Terzibaba'nın "Meryem Sûresi" eseri, Kur'ân-ı Kerîm'in 19. sûresi olan Meryem Sûresi'nin tasavvufî ve bâtınî boyutlarını açığa çıkaran bir tefsirdir. Eser, sûrenin Mekke'de nâzil olduğunu ve 98 veya 99 âyetten oluştuğunu belirtir; 99 âyet sayısının Esmâ-i Hüsnâ'ya bağlılığını vurgulars.3. Sûrenin başında yer alan Hurufu Mukattaa (Kâf, hâ, yâ, ayn, sâd) harflerini, sûrenin anahtarı ve şifresi olarak görürs.5.
Eserin temel odak noktalarından biri, Meryem Sûresi'nin "Îsevîyyet mertebesi" olmasıdır; ancak bu mertebenin Hakîkat-i Muhammedîyye'ye bağlı olduğunu ifade eders.4. Meryem kelimesinin ebced değerlerinin (Mîm: 40, Râ: 200, Yâ: 10, Mîm: 40, toplam 290, 2+9+0=11) Hz. Muhammed mertebesine işaret ettiğini açıklar. Ayrıca Meryem kelimesindeki iki "Mîm" harfinin, sûrenin Hakîkat-i Muhammedîyye ile hem başta hem sonda çerçevelendiğini gösterdiğini belirtirs.4, s.7.
Tasavvufî açıdan, eser Meryem'i "nefsi küll"ün annesi olarak tanımlars.34. Sâlikin tevhid yolunda bu hakîkatleri idrâk etmeye başladığında, Îsevîyyet mânâsını varlığına yüklenmiş olacağını ve bu madde bedenin Meryem hükmünde olacağını ifade eders.31. Hz. Meryem'in Beyt-i Makdis'teki ibadetleri ve Zekeriyyâ aleyhisselam'dan Tevrat okuması gibi zâhirî olaylar, bâtınî olarak Allah'a ibadet ve ilim tahsili olarak yorumlanırs.13. Meryem Ana'nın "Senden Rahmân'a sığınırım" sözü, onun Esmâ-i İlâhiyye konusundaki bilgi birikimini ve Rahmân'ın bütün âlemlere rahmet olduğunu idrâk ettiğini gösterirs.26. Eser, Meryem ve Îsâ'nın (a.s.) her yönden "elif-mim-nun" hakîkatiyle kuşatıldığını, iki "Mîm"in Muhammedî hakîkati, beş "Nûn"un ise Nûr-u Muhammedî'yyenin beş hazret mertebesinden ihâtasını temsil ettiğini belirtirs.36.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 3, 4, 5, 7, 13, 26, 31, 34, 36
Yazar Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?⌄
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınır (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi, "Terzibaba" lakabıyla bilinir ve "Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" adı altında birçok esere imza atmıştır; bu serinin 30. kitabı Meryem Sûresi tefsiridirs.1. Ayrıca, Tekirdağ'da ikamet etmekte ve iletişim bilgileri eserlerinde yer almaktadırs.63.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1, 63
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, "Terzibaba" olarak da bilinen, Uşşâkî tarikatına mensup önemli bir mürşittir. Tasavvufî irfanı günümüz insanına ulaştırma gayretiyle öne çıkmış, bu alanda hem eserler kaleme almış hem de sohbetler yapmıştır (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi, tasavvufî metinlerin anlaşılmasına yönelik katkılarıyla bilinir; özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'ine yazdığı şerh, onun bu alandaki derinliğini gösterir (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)).
Necdet Ardıç'ın müellifliğini yaptığı eserler arasında "Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" bulunmaktadır. Bu serinin 30. kitabı, Meryem Sûresi tefsiridirs.1. Ayrıca, Necdet Divanı, Hacc Divanı, İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri, Lübb’ül Lübb Özün Özü (Osmanlıca'dan çeviri) ve Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi’de Bazı gibi başka eserleri de mevcutturs.61.
Necdet Ardıç'ın ekolünden gelen diğer yazarlar da bulunmaktadır. Örneğin, Abdürrezzak Tek, Necdet Ardıç riyasetindeki tasavvuf serisi içinde Sâd, Câsiye ve Vâkı'a sûreleri tefsirlerini yazmıştırvikipedi. Benzer şekilde, Terzi Oğlu Cem Cemâlî de aynı seride Mü'minûn ve Zümer sûreleri tefsirlerinin yazarıdırvikipedi. Bu durum, Necdet Ardıç'ın bir ekol oluşturduğunu ve tasavvufî çalışmalarını genişlettiğini göstermektedir. Kendisinin Tekirdağ'da ikamet ettiği ve iletişim bilgilerinin (e-posta adresi ve fiziksel adres) bazı eserlerinde yer aldığı belirtilmiştirs.63.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1, 61, 63 · Vikipedi: Abdürrezzak Tek, Terzi Oğlu Cem Cemâlî
Bu eser Meryem Sûresi'ni nasıl yorumluyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Meryem Sûresi" adlı eseri, Kur'ân-ı Kerîm'in 19. sûresi olan Meryem Sûresi'ni tasavvufî ve irfânî bir bakış açısıyla yorumlar. Eser, sûrenin harf ve sayı değerlerinden hareketle Hakîkat-i Muhammedîyye ile olan bağını vurgular; özellikle Meryem kelimesindeki iki "Mîm" harfinin ve kelimenin ebced değerinin (11) bu hakîkate işaret ettiğini belirtirs.4, 35. Hz. Meryem'i tevhid yolundaki sâlikin varlığında tecellî eden "Îsevîyyet mânâsı" olarak ele alır ve madde bedenin bu mertebede Meryem hükmünde olduğunu ifade eders.31. Sûrenin başında yer alan hurûf-u mukattaa'yı (Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd) sûrenin anahtarı ve şifresi olarak görürkens.5, sûrenin 99 ayet sayısının Esmâ-i Hüsnâ'ya bağlılığını da dile getirirs.3. Eser, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inden alıntılarla Meryem ve Îsâ kıssasını derinlemesine incelers.28.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 3, 4, 5, 28, 31, 35
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın "Meryem Sûresi" adlı eseri, sûrenin isminden de anlaşıldığı üzere "Meryemî hakîkatleri" ve "Îsevî hakîkatleri" taşıyan bir sûre olduğunu belirtirs.5. Sûre, Mekke'de nâzil olmaya başlamış olup, 98 veya 99 ayetten oluşmaktadır; 99 ayet sayısının Esmâ-i Hüsnâ'ya bağlılığına dikkat çekilirs.3. Eser, Meryem kelimesinin harf ve sayı değerleri üzerinden önemli yorumlar sunar. Meryem kelimesindeki iki adet "Mîm" harfinin, kelimenin başında ve sonunda yer alarak Hakîkat-i Muhammedîyye ile süslendiğini ifade eders.35. Ayrıca Meryem kelimesinin ebced değerinin (40+200+10+40=290, 2+9+0=11) Hazreti Muhammed mertebesine işaret ettiğini vurgulars.4. Bu durum, Meryem'in Hakîkat-i Muhammedîyye'ye üç yönden bağlı olduğunu gösterir: baştaki "Mîm", sondaki "Mîm" ve sayı değeri olan 11s.4. Kelimedeki "Râ" harfi, Hakîkat-i Muhammedîyye'den Îsevîyyet mertebesine "Rahmet" mânâsını taşırken, "Yâ" harfi ise bu hakîkatlere "yakîn" oluş halini ifade eders.4. Eser, tevhid yolundaki sâlikin bu hakîkatleri idrâk etmeye başladığında, varlığına Îsevîyyet mânâsını yüklenmiş olduğunu ve madde bedenin bu mertebede Meryem hükmünde olduğunu açıklars.31. Bu mertebenin annesi olan nefs-i küll'ün "Meryem" ismini aldığını da belirtirs.34. Hz. Meryem'in Cebrail'in insan suretinde görünmesi karşısındaki tepkisi ve Rahman'a sığınması, onun Esmâ-i İlâhiyye konusundaki bilgi birikimini ve Rahman'ın bütün âlemlere rahmet olduğunu idrâk ettiğini gösterirs.26. Eser, Muhyiddîn-i Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inden ilgili kısımları aktararak Meryem ve Îsâ kıssasına dair daha geniş bir perspektif sunars.28. Bu yolculukta Meryemî hakîkatlerin önemli bir durak olduğu ifade edilirs.19.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 3, 4, 5, 19, 26, 28, 31, 34, 35
Eserde geçen 'tefekkür ehli olmak' ne anlama gelir?⌄
Tefekkür ehli olmak, tasavvufî mânâda, kişinin ibâdetleri sadece farz olduğu veya sevap kazanmak için değil, onların ardındaki hakîkatleri idrâk etmek amacıyla yerine getirmesidir. Bu hâl, âlemin nedenlerini ve niçinlerini araştıran, derinlemesine düşünen bir idrâk seviyesini ifâde eder. Meryem Sûresi'nde belirtildiği üzere, tefekkür ehli kişi, namazın ve orucun zâhirî edâsının ötesinde, bu amellerin bâtınî hikmetlerini anlamaya yönelirs.2. Bu, sâdece şeklî bir ibâdetten ziyâde, ibâdetin özündeki ma'rifete ulaşma çabasıdır.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 2
›Ayrıntı
Tefekkür ehli olmak, tasavvuf yolunda ilerleyen sâlik için temel bir vasıftır. Bu vasıf, kişinin zâhirî amellerin ötesindeki bâtınî anlamları ve hikmetleri araştırmasını gerektirir. Meryem Sûresi'nde açıkça belirtildiği gibi, tefekkür ehli kişi, "bu âlemin nedenlerini, niçinlerini araştırsın"s.2. Bu araştırma, sadece farz olduğu için namaz kılmak veya sevap kazanmak için oruç tutmak gibi yüzeysel bir yaklaşımın ötesine geçerek, bu ibâdetlerin "hakîkâtlerini anlamak için" yapılmasını hedeflers.2.
Bu idrâk seviyesi, kişinin Allahü Teâlâ'nın varlık ve kudret delillerini, evrendeki düzeni ve kendi iç dünyasındaki sırları derinlemesine düşünmesini kapsar. Örneğin, Yahyâ aleyhisselâm'a küçük yaşta ihsân edilen hikmet ve Tevrât'ı okuyup hükümlerini anlama kabiliyeti, tefekkür ehli olmanın peygamberî bir tezahürü olarak görülebilirs.17. O, sadece metni okumakla kalmamış, hükümlerini idrâk etmiştir. Tefekkür ehli olmak, tasavvufta "kibir" gibi nefs hastalıklarından arınma ve "edep" gibi ahlâkî incelikleri kazanma yolunda da önemli bir adımdır, zira derin düşünce, kişinin kendi acziyetini ve Hakk'ın azametini daha iyi kavramasına yardımcı olur. Bu sayede kişi, ibâdetlerini daha şuurlu ve ma'rifetullah yolunda daha derin bir zevkle edâ eder.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 2, 17
Kitap neden Kur'ân'ı bâtınî mânâsıyla okumayı tavsiye ediyor?⌄
Kitap, Kur'ân-ı Kerîm'i bâtınî mânâsıyla okumayı, Cenâb-ı Hakk'ın âyetlerinin içine nefh ettiği ilâhî nefhayı idrâk etmek ve oradan hakikatleri çekip almak için tavsiye etmektedirs.2. Bu yaklaşım, Kur'ân'ı sadece tefsirler yönüyle veya ezbere okuyup dua etmekle yetinmeyip, içerisindeki hakikatleri anlama kabiliyetini açmayı hedefler. Yazar, okuyuculara nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten soyunarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumaya başlamalarını öğütler; zira vehim ve hayalin tesiri altında iken gerçek mânâda bu tür kitaplardan yararlanmanın mümkün olamayacağını belirtirs.1. Bu sayede, Kur'ân'ın zâhir ve bâtın nûrundan bu dünyada iken yararlanmaya gayret edilmesi amaçlanırs.5.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1, 2, 5
›Ayrıntı
Kitap, Kur'ân-ı Kerîm'in sadece zâhirî anlamlarıyla sınırlı kalmayıp, bâtınî mânâlarının da idrâk edilmesi gerektiğini vurgular. Bu idrâk, Cenâb-ı Hakk'ın âyetlerinin içine nefh ettiği ilâhî nefhayı keşfetme ve oradan hakikatleri çekip alma amacı taşırs.2. Yazar, Kur'ân'ı tefsirler yönüyle değil, içerisindeki âyetlerin ifâde ettiği bâtınî mânâ yönleri ile idrâk etmenin önemini belirtir. Bu, Kur'ân'ı ezbere okuyup sadece el açıp âmin demekle işi bırakmamak anlamına gelirs.2.
Bu bâtınî okuma tavsiyesi, okuyucunun kendi içsel hazırlığını da gerektirir. Kitap, okumaya başlarken nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten soyunarak, saf bir gönül ve Besmele ile başlanmasını tavsiye eder. Çünkü kafanın ve gönlün vehim ve hayalin tesiri altında olduğu durumlarda, bu ve benzeri kitaplardan gerçek mânâda yararlanmak mümkün olamayacaktırs.1. Bu hazırlık, okuyucunun Kur'ân'ın içerdiği hakikatleri anlama kabiliyetini açmasına yardımcı olur. Bu sayede, okuyucuya bir "kitâb" verilmekte, ancak bu ayrı bir İncil veya Kur'ân şeklinde değil, mevcut olan hakikatleri anlama kabiliyetinin açılması şeklinde tezahür etmektedirs.32. Kitap, bu bâtınî idrâk sayesinde Kur'ân-ı Kerîm'in zâhir ve bâtın nûrundan bu dünyada iken yararlanmaya gayret edilmesini teşvik eders.5.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1, 2, 5, 32
Hz. Meryem ve Hz. İsa kıssasından hangi tasavvufî dersler çıkarılıyor?⌄
Hz. Meryem ve Hz. İsa kıssasından tasavvufî dersler, verilen kaynaklarda doğrudan ve detaylı bir şekilde işlenmemiştir. Ancak, Hz. Meryem'in temiz ve sâfî bir kadın olarak Kur'ân'da kendi adına bir sûreye sahip olmasıs.1, onun tasavvufî açıdan özel bir konuma işaret ettiğini düşündürebilir. Necdet Ardıç'ın Meryem Sûresi üzerine yaptığı çalışmalar ve Şerif Kır'ın Kur'ân sûrelerinin tasavvufî tefsirine katkıları, bu kıssaların irfan geleneğinde derin anlamlar taşıdığına dair bir çerçeve sunmaktadır. Kıssanın tasavvufî yorumu, mu'cize ve halîfelik gibi kavramlarla ilişkilendirilebilir, zira peygamberlerin ve velîlerin olağanüstü hâlleri (mu'cize) ve insanın Hak'tan aldığı emaneti taşıma vasfı (halîfe) tasavvufun temel konularındandır.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1
›Ayrıntı
Verilen kaynaklarda Hz. Meryem ve Hz. İsa kıssasından çıkarılabilecek tasavvufî dersler açıkça belirtilmemiştir. Ancak, kaynaklardaki bazı kavramlar ve atıflar üzerinden bu kıssanın tasavvufî bir çerçevede nasıl değerlendirilebileceğine dair çıkarımlar yapılabilir.
Öncelikle, Hz. Meryem'in Kur'ân-ı Kerîm'de kendi adına bir sûreye sahip olmasıs.1 ve "temiz ve sâfî kadın" olarak nitelendirilmesivikipedi, onun tasavvufî açıdan özel bir makama sahip olduğunu gösterir. Tasavvufta temizlik ve saflık, kalbin Hakk'a yönelmesi ve nefsânî arzulardan arınmasıyla ilişkilidir. Bu durum, Hz. Meryem'in Allah'ın tecellîlerine mahal olma ehliyetini vurgular.
Hz. İsa'nın babasız doğumu ve ölüleri diriltmesi gibi mu'cizeleri, tasavvufta "mu'cize" kavramı altında değerlendirilebilir. Mu'cize, peygamberlerin nübüvvet iddiâsını ispata yarayan, âdetin dışında, taklit edilemeyen olağanüstü hâllerdirK1. Tasavvufta mu'cize, dış dünyaya yönelik bir "ispat aleti" olmaktan ziyade, peygamberin "mahalliyet-i ulûhiyyesinin zorunlu bir tezâhürüdür"K1. Hz. İsa'nın ölü diriltmesi (Âl-i İmrân 49) gibi olaylar, Hakk'ın peygamber mahallinde doğrudan tasarrufunun bir göstergesidirK1. Bu bağlamda, Hz. İsa'nın varlığı ve fiilleri, Hakk'ın kudretinin ve tecellîsinin bir aynası olarak görülebilir.
Necdet Ardıç'ın Meryem Sûresi üzerine yaptığı çalışmalar ve Şerif Kır'ın Kur'ân sûrelerinin tasavvufî tefsirine katkılarıvikipedi, bu kıssaların irfan geleneğinde derinlemesine incelendiğini ve bâtınî anlamlar taşıdığını düşündürmektedir. Necdet Ardıç'ın "Gönülden Esintiler: Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk (19) Meryem Sûresi" adlı eserinde, sûrenin "zâhir bâtın nûrundan bu dünyada iken yararlanmaya gayret edelim" ifadesis.1, kıssanın sadece tarihî bir anlatı olmanın ötesinde, sâlikin mânevî yolculuğuna ışık tutan hikmetler barındırdığını gösterir.
Sonuç olarak, Hz. Meryem'in saflığı ve Hz. İsa'nın mu'cizeleri, tasavvufta Hakk'ın tecellîlerine mahal olma, ilâhî kudretin zuhuru ve mânevî temizliğin önemi gibi temel derslerle ilişkilendirilebilir.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1 · Vikipedi: Hz. Meryem, Necdet Ardıç, Şerif Kır · K1, s. 14
Bu eser sadece tasavvufla ilgilenenler için mi?⌄
Necdet Ardıç'ın Meryem Sûresi adlı eseri, sadece tasavvufla ilgilenenlere değil, Kur'ân-ı Kerîm'in hakikatlerini derinlemesine anlamak isteyen herkese hitap etmektedir. Eser, Kur'ân'ın sadece lafzî okunup dua etmekle yetinmeyip, ayetlerin bâtınî manalarını, nedenlerini ve niçinlerini tefekkür etmeyi teşvik eders.2, s.5. Klasik tarikat anlayışının ötesine geçerek, zikirle birlikte yoğun bir çalışma ve sohbetler aracılığıyla mertebelerin aşılmasını vurgulars.24. Bu bağlamda, eser, okuyucuyu "ötelerde olan bir Allah anlayışı"ndan ziyade, Hakk'ın zuhurlarını bizzat idrak etmeye yönlendirir ve bu idrakin sadece cennet sevgisi için yapılan ibadetlerden daha öte bir derinliğe sahip olduğunu belirtirs.2, s.9.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 2, 5, 9, 24
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın Meryem Sûresi eseri, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir mürşidin kaleminden çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Eser, okuyucuyu Kur'ân-ı Kerîm'i sadece ezbere okuyup dua etmekle yetinmemeye, aksine ayetlerin hakikatlerini araştırmaya ve anlamaya davet eders.2, s.5. Bu yaklaşım, namazın sadece farz olduğu için kılınmasını veya orucun sadece sevap kazanmak için tutulmasını değil, bunların ardındaki hakikatleri idrak etmeyi gerektirirs.2. Eser, bu derinlemesine anlayışın, "ötelerde olan bir Allah anlayışı"ndan ziyade, Cenâb-ı Hakk'ın zuhurlarını bu âlemde idrak etme çabasıyla mümkün olacağını belirtirs.9. Bu idrak, sâlikin kendi bireysel kulluk özellikleriyle sınırlı kalmayıp, Hakk'ı hakkıyla bilme arayışını ifade eder.
Kitap, tasavvufî bir bakış açısıyla, geçmiş peygamberlerin sadece kendi mertebelerinin idrakiyle yaşarken, Ümmet-i Muhammed'in tüm bu mertebeleri tahsil etmesi gerektiğini vurgulars.24. Bu tahsilin, klasik tarikat anlayışında sadece zikir çekmekle değil, gösterilen hedeflere yönelip çok çalışmak ve sohbetlere katılmakla mümkün olacağı ifade edilirs.24. Eser, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem gibi tasavvuf klasiklerinden alıntılar yaparaks.28, okuyucuya bu derinlikli anlam katmanlarını sunar. Dolayısıyla, eser, tasavvufî bir çerçevede Kur'ân'ın hakikatlerini anlamak isteyen, tefekkür ehli her okuyucuya hitap etmektedir.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 2, 5, 9, 24, 28
Kitabı okumaya başlarken yazarın özel tavsiyesi nedir?⌄
Necdet Ardıç, Meryem Sûresi kitabını okumaya başlarken okuyucularına nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten arınarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumalarını tavsiye etmektedirs.1. Bu tavsiye, vehim ve hayalin tesiri altında iken kitabın gerçek mânâsından yararlanmanın mümkün olmayacağı hakikatine dayanır. Yazar, Besmele'nin başındaki "b" harfinin, hakikatlerin "insân-ı kâmil ile" anlaşılabileceğini ifade eden muhteşem bir giriş olduğunu belirtirs.10.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1, 10
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, okuyucularına Meryem Sûresi kitabını okumaya başlamadan önce belirli bir manevî hazırlık yapmalarını öğütlemektedir. Bu hazırlık, nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül ile okumaya başlamayı içerirs.1. Yazarın bu tavsiyesinin temelinde, zihnin ve kalbin vehim ve hayalin etkisi altında olduğu durumlarda, bu tür kitaplardan gerçek anlamda istifade etmenin mümkün olmadığı inancı yatmaktadırs.1. Bu durum, tasavvuftaki hâllerin zuhuru ve yerleşmesi sürecine benzer; kalpteki ilk parıltının (bârika) korunması için ehl-i sohbete devam etmek gerektiği gibi, manevî bir eseri idrak etmek için de kalbin saflığı esastırK2.
Ardıç, okumaya Besmele ile başlamanın önemini de vurgular. Besmele'nin başındaki "b" harfinin, hakikatlerin insân-ı kâmil ile anlaşılabileceğini ifade eden "muhteşem bir giriş" olduğunu belirtirs.10. Bu, tasavvuftaki "emânet" kavramıyla da ilişkilendirilebilir; zira insan, Hak'ın bütün isimlerini taşıyan câmî bir mahal olarak, Hakikatleri idrak etme potansiyeline sahiptirK1. Besmele'nin bu "b" harfi, aynı zamanda kaydî Kur'ân'ın da ilk harfidir; lâfızda ise Kur'ân'ın ilk harfi "Elif"tir, çünkü Kur'ân okumaya "Euzûbillâhimineşşeytanirracîm" ile başlanırs.10. Bu, okuyucunun manevî bir yolculuğa çıkmadan önce içsel ve dışsal engellerden arınma çabasını simgeler.
Kaynaklar: Meryem Sûresi — s. 1, 10 · K2 · K1, s. 405