İçeriğe atla
Sebe' Sûresi kapak gorseli

Sebe' Sûresi

109 sayfa~164 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

tefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimTefsir İlmiİslam DiniPeygamberler TarihiAhiret İnancıTevhid İnancıHz. SüleymanHz. DavudSebe HalkıCinlerMeleklerKıyamet

Sıkça Sorulan Sorular

Terzi Baba'nın Sebe Sûresi tefsiri ne tür bir eserdir?

Terzi Baba'nın Sebe Sûresi tefsiri, Terzi Baba Necdet Ardıç'ın irfânî ve işârî tevil geleneğine uygun olarak, Kur'ân'ın manevî derinliklerini açığa çıkarmayı hedefleyen bir eserdir. Bu tefsir, Terzi Baba'nın gönlünden kalemine dökülen kelimeler ve manalar ile fakir bir müellif tarafından kaleme alınmıştırs.3. Eser, Terzi Baba'nın tasavvufî öğretilerini ve Kur'ân'a bakış açısını yansıtan, "Hak yolu"nun seyr defteri ve şerhi niteliğindedirs.106. Terzi Baba'nın şahsî manevîsini istidlâl yöntemiyle izah eden, delile dayalı hükümler ve vasıflar sunan bir çalışmadırs.96.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 3, 96, 106

Ayrıntı

Terzi Baba'nın Sebe Sûresi tefsiri, Necdet Ardıç'ın riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde yer alan bir çalışmadırs.11. Bu eser, Kur'ân'ın işârî olarak tevil edilmesine yönelik bir gayretin ürünüdür ve Terzi Baba'nın talebi üzerine fakir bir müellif tarafından yazılmıştırs.3. Eserin temel amacı, Sebe Sûresi'nin ayetlerini tasavvufî bir bakış açısıyla yorumlayarak, okuyucuya manevî hakikatleri sunmaktır. Bu tefsir, "Hakk yolu"nun seyr defteri ve şerhi olarak nitelendirilmekte olup, irfân mektebinin bir parçasıdırs.106.

Eser, Terzi Baba'nın şahsî manevîsini izah ederken istidlâl yöntemini kullanır; yani delile dayanarak hükümler çıkarmayı, delile nazar etmeyi ve zihnin eserden müessire veya müessirden esere intikalini esas alırs.96. Bu yaklaşım, tasavvufta ayetlerin zahirî anlamlarının ötesindeki bâtınî manaları keşfetme çabasını yansıtır. Sebe Sûresi, Kur'ân-ı Kerim'in 34. sûresi olup, 54 ayetten oluşur ve 22. cüzde yer almaktadırs.4. Terzi Baba'nın bu tefsiri, onun diğer eserleri gibi, tasavvufî düşünceyi ve Kur'ân'ın derinliklerini anlamaya yönelik bir rehber niteliğindedir. Eserin yazımında "Gayret bizden muvaffakiyet Hak'tan'dır" düsturu benimsenmiştirs.3.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 3, 4, 11, 96, 106

Bu eserin yazarı Terzi Baba kimdir?

Terzi Baba, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden Necdet Ardıç'ın tasavvufî lakabıdır. Kendisi, irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilir ve eserleri ile sohbetleri aracılığıyla tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır (WIKI: Necdet Ardıç (Terzibaba)). "Bürhânül Asfiyâ" olarak da anılan Terzi Baba, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) feyzini ve nurunu yaşadığı çağa yansıtan bir ayna olarak nitelendirilmiştirs.96. Eserleri arasında "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" ve "Fusûsu'l-Hikem" şerhi gibi önemli çalışmalar bulunmaktadır (WIKI: Necdet Ardıç (Terzibaba)).

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 96

Ayrıntı

Terzi Baba, Necdet Ardıç'ın tasavvufî kimliğidir ve Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biridir (WIKI: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi, tasavvufî irfan geleneğini çağımıza taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak bilinir. Eserleri ve sohbetleri vasıtasıyla tasavvufî hakikatleri geniş kitlelere ulaştırma gayretindedir (WIKI: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Terzi Baba'nın bu vasfı, "Bürhânül Asfiyâ" olarak anılmasıyla da pekiştirilmiştir; zira o, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) feyzini ve nurunu yaşadığı asra yansıtan bir ayna olarak görülürs.96. "Necdet" ismindeki "dal" harfi ile "efendi baba" hitabındaki "dal" harfinin aynı hakikati beyan ettiği ifade edilmiştirs.96. Terzi Baba'nın müellif kimliği, "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" ve "Fusûsu'l-Hikem" şerhi gibi önemli eserlerle belirginleşir (WIKI: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Ayrıca, "Terzi Baba kitapları serisi" adı altında birçok eseri bulunmaktadırs.111, s.112. Bu eserler arasında "Terzi Baba-(1)"den başlayıp "Terzi Baba-(9)"a kadar numaralandırılmış kitaplar, "Terzi Baba divanı" ve "İrfan mektebi" gibi çalışmalar yer almaktadırs.111, s.112, s.107, s.109. Eserlerinin bazıları diğer dillere de çevrilmiştirs.113. Terzi Baba ekolünden gelen Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler de onun riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde Mü'minûn ve Zümer sûreleri tefsirlerini kaleme almışlardırvikipedi.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 96, 107, 109, 111, 112, 113 · Vikipedi: Terzi Oğlu Cem Cemâlî

Sebe' Sûresi'nde genel olarak ne anlatılır?

Sebe' Sûresi, genel olarak Allah'a hamdın yalnız O'na mahsus olduğunu, Cenâb-ı Hakk'ın kudretinin üstünlüğünü ve ilminin kuşatıcılığını işler. Kıyamet vaktinin geleceğini, insanların hesaba çekileceğini ve bu hakikatleri örneklemek üzere Hz. Davud ve Hz. Süleyman gibi iyi örneklerin yanı sıra, Allah'ın nimetlerine nankörlük eden Sebe halkının başına gelenleri anlatırs.7. Sûre, tasavvufî açıdan sâlikin seyrinde ilâhî hakikatleri idrak etmesi ve nefs mertebelerini aşması gerektiğine işaret eder; özellikle Sebe halkının helakı, nefs-i emmârenin terbiye edilmesi ve şirke düşmenin sonuçları üzerinden işlenirs.56. Sûrenin 13 ayeti "Kul" hitabıyla başlar ve bu sayıların toplamı kâmil insanı remzeders.71.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 7, 56, 71

Ayrıntı

Sebe' Sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'de "Hamd" ile başlayan ilk ayetiyle dikkat çeker ve bu ayet, Kur'ân'ın 3607. ayetidir. Bu sayısal değerler, tasavvufî bir yaklaşımla "Allah" isminin karşılığı olan 67 sayısıyla ilişkilendirilerek ulûhiyyet makamının hakikatlerine işaret eders.5. Sûrenin ana teması, Allah'ın kudretinin ve ilminin sınırsızlığı, kıyamet ve hesap gününün kesinliği üzerine kuruludurs.7.

Sûre, iki peygamberin, Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın örnek hayatlarını sunar. Özellikle Hz. Süleyman kıssası, Sebe Melikesi Belkıs'ın Hz. Süleyman'ın ihtişamlı sarayını gördükten sonra ona biat etmesi ve iman etmesiyle anlatılır. Hz. Süleyman'ın Sebe halkına gönderdiği mektup, "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla" (Besmele) başlamakta ve onları Allah'a teslim olmaya çağırmaktadırs.43, 6. Bu durum, besmelenin tasavvuftaki önemini, yani bütün amellerin kapısı ve kâinatın açılış kelimesi oluşunu hatırlatırK1.

Sûrede kötü bir örnek olarak ele alınan Sebe halkı, kendilerine ihsan edilen nimetlere şükretmek yerine taşkınlıkta bulunmuş ve Allah'ın dininden yüz çevirmişlerdirs.10. Bu nankörlükleri sebebiyle "Arîm seli" ile cezalandırılmışlardır. "Arîm" kelimesi baraj veya bariyer anlamına gelir ve bu sel, setin yıkılmasıyla meydana gelen bir tufanı ifade eders.54. Tasavvufî yorumda bu olay, sâlikin nefs-i emmâresinin terbiye edilmesi gerektiğine işaret eder. Sebe halkının refahı kendi nefislerine mal etmeleri ve şirke düşmeleri üzerine Cenâb-ı Hakk'ın "Hâdî" ismine yardımcı olarak "Kahhar" esmâsıyla nefs-i emmâre üzerine bir tufan göndermesi, nefs-i emmârenin nefs-i emmâre ile terbiye edilişini gösterirs.56. Bu durum, sâlikin nefs mertebelerini aşmasının önemini vurgular; zira nefs-i emmâre, şehvet, gazap, kibir gibi kötü sıfatların hâkim olduğu mertebedir ve aşılması için tevbe-i nasûh ve mürşid-i kâmile teslimiyet zorunludurK2.

Sûrede geçen "Rabbinizin rızkından yiyin" hitabı, sâliklere hem mana âleminin hem de mülk âleminin rızıklarını müşahede ile zevk etmeleri gerektiğini bildirirs.52. Sûrenin 13 ayetinin "Kul" hitabıyla başlaması ve bu ayet numaralarının toplamının 469 (4+6+9=19) olması, tasavvufî açıdan "insan-ı kâmil"i remzetmektedirs.71. Bu, insanın Allah'ın câmi sûreti, bütün isimlerin taşıyıcısı ve nefes-i Rahmânî ile üflenmiş ahsen-i takvîm üzere yaratılmış varlık olduğu tasavvufî anlayışla örtüşürvikipedi.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 5, 6, 7, 10, 43, 52, 54, 56, 71 · K1, s. 223 · K2 · Vikipedi: İnsan

Sebe' Sûresi 1. ayetinin tefsiri nedir?

Sebe' Sûresi'nin ilk ayeti, "Hamd" ile başlaması hasebiyle Allah'a övgü ve şükranı ifade eder. Bu ayet, Kur'ân'ın başından itibaren 3607. ayet olup, bu sayının içinde "Hamd"i ifade eden 6+7=13 ilahi hakikati ve 67 sayısı ile ifade edilen Uluhiyyet makamının özel ismi olan "Allah" isminin karşılığını barındırırs.5. Tasavvufî açıdan, bu ayet, sâliklerin seyrinde ilahi hakikatleri idrak etmeleri ve Allah'ın zatî işaretlerini kendi nefislerinde müşahade etmeleri için bir ibret ve başlangıç noktasıdırs.51. Allah'ın Hak'kı söyleyen ve doğru yola eriştiren olduğu vurgusu, sûrenin genel mesajına bir giriş niteliğindedirs.4.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 4, 5, 51

Ayrıntı

Sebe' Sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'in 34. sûresi olup, 54 ayetten müteşekkildir ve 22. cüzde yer alırs.4. Sûrenin ilk ayeti, "Hamd" ile başlamasıyla dikkat çeker. Kur'ân'da sadece Fatiha, En'am, Kehf, Sebe' ve Fâtır sûreleri "Hamd" ile başlars.8. Bu durum, Sebe' Sûresi'nin başlangıcına özel bir anlam katmaktadır. İlk ayet, Allah'ın Hak'kı söylediğini ve doğru yola eriştirdiğini beyan eders.4. Bu ifade, sûrenin genelinde anlatılan kıssaların ve verilen öğütlerin ilahi bir hakikate dayandığını ve insanlığı doğruya yönlendirme amacını taşıdığını gösterir. Tasavvufî bakış açısıyla, Kur'ân'ın zahiri anlamlarının yanı sıra bâtıni anlamları da mevcuttur ve bu bâtıni anlamlar, irfan sahiplerinin sülûk mertebelerindeki hallerine ve idraklerine göre farklılık gösterirs.10. Bu bağlamda, Sebe' halkının kıssası ve onlara verilen ceza olan "Seyl el-Arim" (Arim tufanı), sâlikler için kendi nefislerinde Allah'ın ayetlerini ve zatî işaretlerini idrak etmeleri gereken bir ibret olarak sunulurs.51, 54. Sûrenin ilk ayetindeki "Hamd" ile başlayan ifade, bu idrak ve ibret alma sürecinin temelini oluşturur; zira her şeyin başlangıcı ve sonu Allah'a hamd ile bağlıdır.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 4, 8, 10, 51, 54

Hz. Süleyman'ın vefatının anlatıldığı ayetin (Sebe 34/14) hikmeti nedir?

Hz. Süleyman'ın vefatının anlatıldığı Sebe Sûresi 34/14 ayetinin hikmeti, tasavvufî açıdan sâlikin nefsindeki "Süleymanlık mertebesi"nin ölümü ve bekâ âlemine geçişidir. Bu ayet, dış âlemdeki (âfâk) olayların iç âlemde (enfüs) karşılık bulduğu hakikatini vurgulars.12. Hz. Süleyman'ın ölümü, sâlikin kendi özünde ve nefsinde ilahi hakikatleri idrak ederek Muhammediyet mertebesine doğru ilerlemesini sağlayan bir ibret ve işarettirs.51. Bu durum, sâlikin nefsindeki vücud iddiasının çözülmesi ve içsel bir kıyamet yaşamasıyla ilişkilendirilebilir; tıpkı "ölmeden önce ölünüz" hadisinde olduğu gibiK1.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 12, 51 · K1, s. 43

Ayrıntı

Sebe Sûresi 34/14 ayeti, Hz. Süleyman'ın vefatını "Sır makamında ölmesine, bekâ âlemine geçmesine karar verdiğimiz zaman" şeklinde yorumlayarak, bu olayın sadece fiziksel bir ölümden öte, tasavvufî bir mertebe geçişini ifade ettiğini belirtirs.48. Bu, sâlikin kendi iç âleminde yaşadığı bir dönüşüme işaret eder. Tasavvufta her ayetin iki yüzü olduğu, bir yüzünün kişinin kendi nefsinde, diğer yüzünün ise dış âlemde görüldüğü ifade edilirs.12. Dolayısıyla Hz. Süleyman'ın vefatı, sâlik için kendi özünde "Süleymanlık mertebesi"nin sona ermesi ve daha yüksek bir mertebeye, yani Muhammediyet mertebesine doğru bir seyrin başlangıcıdırs.51. Bu mertebe, ilahi hakikatlerin idrak edildiği ve sâlikin kâmil bir zâta tabi olarak ilerlediği bir aşamadırs.51. Hz. Süleyman'ın mülkünün eşsizliği ve hikmetis.48, sâlikin kendi içindeki kudret ve hikmetin de bir dönüşüm geçirdiğini gösterir. Bu vefat, sâlikin nefsini hesaba çekmesi, vücud iddiasını çözmesi ve içsel bir "kıyâmet-i nefsî" yaşamasıyla benzerlik gösterir. Bu durum, "ölmeden önce ölünüz"K1 hadisinin tasavvufî anlamıyla örtüşür; sâlikin bilinçli bir şekilde nefsini terbiye etmesi ve manevi yükselişini sürdürmesidir.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 12, 48, 51 · K1, s. 43

Sebe halkının kıssası neyi anlatır?

Sebe halkının kıssası, tasavvufî bir bakış açısıyla, sâlikin mânevî seyrinde Hakikat-i Muhammediyye mertebesine ulaşma çabasını ve bu yolda karşılaşabileceği tehlikeleri anlatır. Sebe halkı, sülûk eden ve ilahi hakikatleri idrak etmeye çalışan sâlikleri temsil eders.51. Bu kıssa, Cenâb-ı Hakk'ın sâliklere gösterdiği yolu ve geçilecek mertebeleri bildirmesiyles.57 birlikte, refah ve nimetlere rağmen şirke düşerek kendi nefislerine mal etmeleri durumunda karşılaşacakları ilahi terbiyeyi ve "Lâ mevcûde illallah" hakikatini idrak etme zorunluluğunu vurgulars.56. Kıssa, sâlikin kendi özünde ve nefsinde ibretler bulmasını öğütlers.51.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 51, 56, 57

Ayrıntı

Sebe halkının kıssası, Kur'ân'da anlatılan bir ibret vesikası olup, tasavvufî yorumda sâlikin mânevî yolculuğuna ışık tutar. "Sebe halkı" ifadesi, bir sâlik açısından, seyrinde Süleymanlık mertebesinin aklını temsil eden kâmil bir zâta ulaşıp ona tabi olarak ilahi hakikatleri anlamaya çalışan ve Muhammediyet mertebesine doğru seyrini sürdüren kişi ya da kişilerdirs.51. Bu sâliklere, hem mana âleminin rızıklarından hem de mülk âleminin nimetlerinden yemeleri, yani bu rızıkları müşâhede ile zevk etmeleri emredilirs.52.

Cenâb-ı Hakk, Sebe halkı ile bereketlendirdiği kentler arasına, her biri diğerinden görülen kentler oluşturarak, zâtına giden yolu ve geçilecek mertebeleri sâliklere bildirirs.57. Bu durum, sâliklerin mânevî yolculuklarında güven içinde dolaşabilecekleri bir ortamın varlığına işaret eders.57.

Ancak kıssa, Sebe halkının refah ve saadeti kendi nefislerine mal etmeleri ve şirke düşmeleri durumunda karşılaşacakları ilahi terbiyeyi de anlatır. Kur'ân'da "Seyl el-Arim" olarak adlandırılan tufan, Sebe halkına gönderilen bir ceza olarak geçers.54. Bu "Arim" kelimesi baraj veya bariyer anlamına gelir ve setin yıkılmasıyla meydana gelen bir tufanı ifade eders.54. Tasavvufî açıdan, bu tufan, sâlikin vuslata ulaştıktan sonra Hak'tan yüz çevirmesi, nimetleri kendi nefislerine mâl etmesi ve şirke düşmesi sebebiyle Cenâb-ı Hakk'ın gönderdiği bir terbiye aracıdırs.56. Bu tufan ile Cenâb-ı Hakk, sahiplenilen ne kadar nimet ve mülk varsa onları alıp yok etmekte, mülkünde eşi benzeri ortağı olamayacağının idrak edilmesini ve hakkıyla "Lâ mevcûde illallah" denilmesini istemektedirs.56. Gönül barajını yıkan ve bozan "fareler" ise kişideki nefsi emmâre güçleridirs.56. Kıssa, sâlikin kendi özünde ve nefsinde bu mertebelerin hakikatlerini idrak ederek seyrini sürdürmesi gerektiğini vurgulars.51.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 51, 52, 54, 56, 57

Bu tefsir sadece tasavvuf ehli için mi yazılmıştır?

Verilen kaynaklara göre, Necdet Ardıç'ın tasavvufi tefsirleri sadece tasavvuf ehli için yazılmamıştır; ancak özellikle irfan sahiplerinin sülûk mertebelerindeki hallerine, idraklerine ve derecelerinin farklılığına göre Kur'an'ın bâtınî anlamlarını açığa çıkarmayı hedefler. Bu tefsirler, Kur'an'ın zâhirî anlamlarının yanı sıra, keşif, sezgi ve müşâhede yoluyla elde edilen gaybî sahalara dair bilgileri de içerir ve gelecek nesillere "İz"ler bırakmayı amaçlars.3. Dolayısıyla, tefsirler geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmekle birlikte, tasavvufî derinliği ve bâtınî yorumları ön planda tutar.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 3

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın tefsirleri, Kur'an'ın hem zâhirî hem de bâtınî yönlerini ele alır. Kaynaklar, Kur'an'ın zâhirî yönünün Arapça bilgileri ışığında âlimler tarafından izah edildiğini ve tefsirler yazıldığını belirtirs.3. Ancak, Allah'ın kelamını sadece bir anlamla sınırlamanın doğru olmadığını vurgulayarak, Kur'an'ın bâtınî anlamlarının da bulunduğunu ve bunun "tevil" olarak adlandırıldığını ifade eders.3. Tevil, irfan sahiplerinin sülûk mertebelerindeki hallerine, idraklerine ve derecelerinin farklılığına göre değişirs.3. Bu durum, tefsirin tasavvufî bir bakış açısıyla kaleme alındığını gösterir.

İrfan ehli, tecrübelerinin yanı sıra keşif, sezgi ve müşâhedelerini de ortaya koyarak, zâhir ulemâsına göre gaybî olan sahalar hakkında söz söylemiş ve gelecek nesillere "İz"ler bırakmıştırs.3. Bu, tefsirin sadece zâhirî bilgilere dayanmadığını, aynı zamanda tasavvufî derinlik ve mânevî idrakleri de içerdiğini gösterir. Örneğin, Hz. Muhammed'e duyulan özlemin ve kavuşma çabasının, irfan ehli cihetinden kişinin kendi içinde Hz. Muhammed'e ulaşmış ve bulmuş olarak müşâhedeli bir yaşam sürmesi şeklinde yorumlanması, bu tefsirlerin tasavvufî bakış açısını ortaya koyars.40. Ehli zâhirin bazı bölümleri dikkate almadığına dair ifades.72, bu tefsirlerin tasavvufî yorumlara özel bir vurgu yaptığını ve zâhirî tefsirlerden farklı bir derinlik sunduğunu belirtir. Dolayısıyla, tefsirler tasavvuf ehli için özel bir değer taşımakla birlikte, Kur'an'ın bâtınî anlamlarını merak eden ve mânevî yolculukta olan herkes için bir rehber niteliğindedir.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 3, 40, 72

Eserde 'insan ve Kur'an kardeştir' ifadesi nasıl açıklanıyor?

Eserde "insan ve Kur'an kardeştir" ifadesi, insanın bâtınında Kur'an'ın hakikatlerini taşıdığını ve bu iki varlığın ezelden beri bir olduğunu vurgular. Bu kardeşlik, insanın seyr-i sülûk ile nefsindeki dürülü Kur'an'ı açıp okuyarak yaşamasıyla âlem-i şehâdette de gerçekleşir. Böylece insan, Kur'an'ın sırrını nefsinde taşıyan "Halîfe insan" ünvanını elde eder ve hayatını Kur'an'la (zâtı ile) geçirmiş olurs.2. Bu durum, insana verilen ilm-i ledün sayesinde Kur'an'ın ne olduğunu bilmesiyle de pekişirs.20.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 2, 20

Ayrıntı

"İnsan ve Kur'an kardeştir" ifadesi, Kur'an'ın bütün cihetleri ve nispetleri ile indiği kişi olan İnsân-ı Kâmil'in, Kur'an ile özdeşleştiğini belirtirs.2. Hz. Peygamber'in "Kur'an ehli, Allah'ın ehli ve has kullarıdır" hadisi de bu kardeşliğin mânevî derinliğini gösterir. İnsan ve Kur'an arasındaki bu ezelî birliktelik, insanın kendi hakikatini bilmesiyle canlı ve aktif hale gelirs.2. Bu birlikteliğin âlem-i şehâdette gerçekleşmesiyle ebedî kardeşlik ortaya çıkar ve insan, Kur'an'ın sırrını nefsinde taşıyan bir varlık olarak "Halîfe insan" mertebesine ulaşırs.2. Bu süreç, Kadir Gecesi'nde "İkra" emriyle başlamış ve 23 yıl süren nüzûl ile Hz. Peygamber'e talim ettirilmiştir. Her bir insan da "Oku-İkra" emrini almasıyla birlikte, kendi içinden gelen aziz bir rasûl vasıtasıyla nefsinde mevcut olan Kur'an'ı açıp okumaya başlars.2. Bu irfânî seyr-i sülûkun gayesi, insan ve Kur'an'ın "Hû" olarak bir olması ve Allah indindeki değerlerinin Kadir Gecesi gibi ortaya çıkmasıdırs.2. Bu bağlamda İnsân-ı Kâmil, "Kitâb-ı Mübîn" ve "Kitâb-ı Nâtık" yani "Konuşan Kur'an" olarak nitelendirilir ve susan Kur'an ile kardeş olduğu belirtilirs.17. Kur'an'ın bâtınî hakikatleri, ancak gönül haremine girilip oradan beslenildiği takdirde kişiye nüzûl olur; aksi halde Kur'an gırtlaklardan aşağıya inmez, yani kalplere ulaşmazs.3. İnsân-ı Kâmil, ilâhî varlık için en büyük delil ve şahittir; Kur'an'ın tümü gibi o da bir istidlâldirs.96.

Kaynaklar: Sebe' Sûresi — s. 2, 3, 17, 96