
Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Bu eser ne anlatıyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 13" adlı eseri, tasavvufî bir bakış açısıyla Kur'an-ı Kerim'in derinliklerini ve ilahi hakikatleri açıklamayı hedefleyen bir sohbetler derlemesidir. Eser, Cenâb-ı Hakk'ın "Küntü kenzen mahfiyyen" (gizli bir hazine idim, bilinmeyi murad ettim) sırrından hareketle, Kur'an'ın sadece zahirî manalarıyla değil, aynı zamanda peygamberlerin mertebeleri ve Muhammediyet mertebesi idrakiyle nasıl anlaşılması gerektiğini vurgulars.33, s.138. Bu bağlamda, peygamber kıssalarının ve ilahi kelamın, her peygamberin kendi mertebesinden zuhur ettiğini, ancak Kur'an'da bunların Muhammediyet mertebesi idrakiyle en yüksek mertebeden anlatıldığını ifade eders.7, s.138. Eser, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan Necdet Ardıç'ın, Hakk'a sevgi ve muhabbetle yaklaşma, ilahi hakikatleri idrak etme ve fenâ fillâh ehlinin hallerini açıklama çabasını yansıtırs.108; K1-12.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 1, 7, 12, 33, 108, 138
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 13" adlı eseri, Kur'an-ı Kerim'in tasavvufî ve bâtınî yorumlarına odaklanan bir içeriğe sahiptir. Eserin temel amacı, Kur'an'daki ilahi kelamın ve peygamber kıssalarının sadece zahirî anlamlarıyla değil, aynı zamanda derin manalarıyla idrak edilmesini sağlamaktırs.7.
Eserde, Cenâb-ı Hakk'ın "Küntü kenzen mahfiyyen" (gizli bir hazine idim, bilinmeyi murad ettim) hadis-i kudsîsi temel alınarak, Allah'ın kendi Zat'ından haber verdiği ve Zat'ının tatbikatını anlattığı belirtilirs.33, s.30. Bu bağlamda, Rahman Suresi'ndeki "Er-Rahmân, Allemel-Kur'ân, Halakal-İnsân, Allemehul-Beyân" ayetleri, Allah'ın Rahmaniyet mertebesinden Kur'an'ı öğrettiği ve insanın yaratılışını açıkladığı şeklinde yorumlanırs.33, s.116.
Eser, peygamberlerin ve velilerin lisanından ortaya çıkan sözlerin, onların kendi mertebeleri itibarıyla zuhur ettiğini vurgular. Örneğin, Süleyman (a.s.)'ın sözü Süleymanlık mertebesinden, Musa (a.s.)'ın sözü Musaviyet mertebesinden anlatılırken, Kur'an'da bunlar Muhammediyet mertebesi idraki içinde en yüksek mertebeden lütfedilir ve anlatılırs.7, s.138. Bu durum, Kur'an'ın tüm peygamberleri ve ehlullahı kapsayan zâtî bir zuhur olduğunu gösterirs.147.
Eserde ayrıca, Hallac-ı Mansur'un ilahi hakikatleri muhabbetle anlattığı vaazları gibi örneklerle, Hakk'a sevgi ve muhabbetle yaklaşmanın önemi üzerinde durulurs.108. Necdet Ardıç, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir mürşid olarak, eserlerinde bu tür derinlikli konuları ele almaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba)). Eser, tasavvufî tefsir geleneğinin bir parçası olarak, Kur'an'ın çok katmanlı anlamlarını ve ilahi sırları okuyucuya aktarmayı amaçlar.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 7, 30, 33, 108, 116, 138, 147
Gerçek dervişlik nedir?⌄
Gerçek dervişlik, sâlikin Hak'tan gelen her tecelliyi idrak ederek, nefsini arındırıp kendini analiz ederek ve samimi bir şekilde sülûkunu sürdürerek Muhammedi bir hâle ulaşmasıdırs.48. Bu, sadece dışsal ibadetleri taklit etmekten öte, eşyanın hakikatini müşâhede etme ve Hak'kı tanıma mertebesine erişme çabasıdır. Gerçek derviş, kendisine verilen virdleri samimiyetle yerine getirir, zamanını boş şeylerle ziyan etmez ve her mertebede Allah'ın isimlerinin tecellilerini idrak eders.43-45. Bu idrak, dervişi kendi varlığının ötesine taşıyarak, Hak'kın birliğini müşahede etmeye götürürs.41.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 41, 43, 45, 48
›Ayrıntı
Gerçek dervişlik, tasavvufî sülûkun en temel ve samimi hâlidirs.43. Bu yolculuk, sâlikin öncelikle kendisine verilen virdleri mümkün olduğunca samimi bir şekilde yapmasıyla başlars.44. Bu, sadece bir taklit veya lafız tekrarı değil, aynı zamanda kişinin kendini sürekli analiz etmesi ve eleştirmesi gereken bir süreçtirs.44. Gerçek derviş, her mertebede Allah'ın isimlerinin tecellilerini idrak etmeye çalışır; örneğin, sabır gerektiren bir durumda sabır isminin zuhurunu müşâhede eders.43. Bu idrak, kişinin kendi varlığını ortadan kaldırarak, her şeyde Hak'kın birliğini görmesine yol açars.41.
Gerçek dervişliğin hedefi, insanı Muhammedi bir hâle getirmek, yani seyrin sonuna ulaştırmaktırs.48. Bu, sadece dışsal ibadetleri yerine getirmekle değil, aynı zamanda ilimle kendini anlamakla da mümkündürs.101. Derviş, zamanını boş şeylerle ziyan etmez, aksine onu dünya ve ahiret işleriyle değerlendirirs.45. Modern dervişlik ise, neyi niçin yaptığının farkında olarak, günümüz ilminin ışığında yenilikleri takip ederek yapılan dervişliktirs.100. Bu, sadece geçmişin tatbikatını tekrarlamak yerine, hakikatleri idrak ederek ilerlemeyi gerektirirs.100. Gerçek dervişlik, şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet mertebelerini içeren bir sülûk olup, Hak'kın bizzat müşâhede edildiği hakîkat mertebesine ulaşmayı hedefler (Hakîkat, K1-164). Bu yolculukta, ilâhî tasarruf (vehbî yön), sâlikin gayreti (kesbî yön) ve mürşidin terbiyesi (vesîle yön) birleşerek gerçekleşir (Nasıl Gerçekleşir, K2-T10).
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 41, 43, 44, 45, 48, 100, 101
Terzibaba kimdir?⌄
Necdet Ardıç, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. "Terzibaba" lakabıyla tanınan Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştırvikipedi. Onun ekolünden gelen müellifler arasında Terzi Oğlu Cem Cemâlî ve Abdürrezzak Tek gibi isimler bulunmaktadırvikipedi.
Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Abdürrezzak Tek
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzibaba" olarak bilinen önemli bir şahsiyettir. Kendisi, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki mürşidlerinden olup, tasavvufî irfan geleneğini çağdaş döneme aktaran müstesna bir konumdadırvikipedi. Terzibaba'nın öğretileri ve sohbetleri, tasavvufun geniş kitleler tarafından anlaşılmasına ve yaşanmasına büyük katkı sağlamıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yaptığı şerh, onun ilmî ve irfanî derinliğini ortaya koyan başlıca çalışmalardandırvikipedi. Terzibaba'nın etkisi, kendi ekolünden yetişen müellifler aracılığıyla da devam etmektedir. Örneğin, Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Terzibaba Necdet Ardıç riyâsetindeki tasavvuf serisi kapsamında Mü'minûn ve Zümer sûrelerinin tefsirlerini kaleme almıştırvikipedi. Aynı şekilde, Abdürrezzak Tek de bu ekolün bir temsilcisi olarak Sâd, Câsiye ve Vâkı'a sûrelerinin tefsirlerini yazmıştırvikipedi. Bu durum, Terzibaba'nın sadece kendi şahsında değil, yetiştirdiği talebeler ve onların eserleri aracılığıyla da tasavvufî geleneğe önemli katkılar sunduğunu göstermektedir.
Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Abdürrezzak Tek
Kur'an'ın dört mertebesi ne demektir?⌄
Kur'an'ın dört mertebesi, tasavvufî idrakte Kur'an metninin zahirî anlamının ötesinde, farklı derinliklerdeki hakikatlere işaret eden bir yorum ve anlayış sistemidir. Bu mertebeler, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet sülûkuna paralel olarak, Kur'an'ın zahir, batın, had ve matla olmak üzere dört veçhesini ifade eder. Bu dörtlü tasnif, Kur'an'ın sadece lafzî manasıyla sınırlı kalmayıp, her bir ayetin içinde gizli olan ilahî hikmetlere ve sırra ulaşmayı hedeflers.7, 149. Bu mertebeler, sâlikin manevî yolculuğunda Kur'an'ı farklı idrak seviyelerinde tecrübe etmesini sağlar.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 7, 149
›Ayrıntı
Kur'an'ın dört mertebesi, tasavvufî anlayışta Kur'an metninin çok katmanlı yapısını ve farklı idrak seviyelerini ifade eder. Bu mertebeler, "Kur'an'ın dört manası vardır, yedi manası vardır, yetmiş manası vardır, hatta sonsuz manaları vardır" hadis-i şerifinden ilhamla, ilk olarak dört temel manaya odaklanırs.7. Bu dört mertebe, İslam'ın şifre rakamı olarak da görülen dört sayısıyla ilişkilendirilir ve şeriat, tarikat, hakikat, marifet sülûkuna benzer bir yapı arz eders.68.
Birinci mertebe: Zahir (Şeriat): Bu, Kur'an'ın Arap harfleriyle ifade edilen lafzî ve mealî karşılığıdır. Ayetlerin dış görünüşü, herkesin anlayabileceği açık anlamıdır. Bu mertebe, İslam'ın şartlarının zahirde öğrenilmesi ve uygulanmasıyla ilgilidir; yani işin zahirini öğrenmekle başlars.10, 149. Şeriat, dış kuralın bilinmesi ve uygulanmasıdırK1.
İkinci mertebe: Batın (Tarikat): Kur'an'ın iç kısmı, özü ve iç bünyedeki faaliyetidir. Bu, aklın gelişmesini sağlayan ve içsel bir faaliyeti başlatan mertebedir. Ayetlerin zahirinin ardındaki gizli manaları ve ruhani boyutları ifade eders.27, 149. Tarikat, sülûka girilmesi ve mürşidle bağ kurularak virdlerin icra edildiği aşamadırK1.
Üçüncü mertebe: Had (Hakikat): Ayet-i kerimenin sınırları ve hududları demektir. Bir ayetin kapsadığı geniş alanı ve işaret ettiği hakikatleri ifade eder. Örneğin, "Allah bu alemleri altı günde halk etti, semavat ve arzı yedi tabaka olarak halk etti" ayeti, bütün semavat ve arzı kucaklayan bir haddi gösterirs.27, 149. Hakikat, Hakk'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakikî yüzünün açıldığı kademedirK1.
Dördüncü mertebe: Matla (Marifet): Ayetlerin doğuş yeri, yani ilahî kaynağı ve tecellî ettiği makamdır. Bu, ayetlerin en derin ve nihai anlamlarına, ilahî hikmetlere ve sırlara ulaşma mertebesidirs.27, 149. Marifet, Hakk'ı tanıma, fenâ-bekâ ile vâsıllık halidirK1.
Bu dört mertebe, bir binanın dört cephesine benzetilir; her cephe Kur'an'ın farklı bir yönünü ve idrak seviyesini temsil eders.69. Şeriat ve tarikat tenzih üzerine kuruluyken, hakikat teşbih üzerine, marifet ise tevhid üzerine kurulmuşturs.68. Bu mertebeler, sâlikin manevî yolculuğunda Kur'an'ı farklı idrak seviyelerinde tecrübe etmesini sağlar.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 7, 10, 27, 68, 69, 149 · K1, s. 164
Sesli (cehrî) zikrin faydası nedir?⌄
Cehrî (sesli) zikrin tasavvufta hem fiziksel hem de mânevî faydaları bulunmaktadır. Fiziksel olarak, sesli zikir esnasında ciğerlere daha fazla temiz hava dolmasıyla bedenin biyolojik işleyişine olumlu katkı sağlar ve hücrelerin kapasitesini genişletirs.101. Mânevî açıdan ise, zikredilen esmânın nuruyla beyin hücrelerinin aydınlanmasına, kapalı ve karanlık bölgelerin açılmasına vesile olurs.99. Bu durum, sâlikin kalbinde ilâhî vâridâtın zuhûruna zemin hazırlayarak, hâllerin başlamasına ve yerleşmesine yardımcı olan bir mücâhede aracıdır.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 99, 101
›Ayrıntı
Cehrî zikir, tasavvufî sülûkun önemli bir parçası olup, özellikle Halvetî-Uşşâkî geleneğinde ayakta dönerek yapılan toplu zikir formu olan devran gibi uygulamalarda görülürvikipedi. Bu zikir türü, sâlikin hem bedenî hem de ruhânî gelişimine katkıda bulunur.
Fiziksel faydaları açısından, sesli zikir esnasında nefes alıp verme düzeni değişir. Normal teneffüste ciğerlere %60 oranında hava dolarken, sesli zikirde bu oran %80-90'a çıkarak hücrelere daha fazla temiz hava ulaşmasını sağlar ve akciğer kapasitesini genişletirs.101. Bu durum, bedenin biyolojik bünyesinde olumlu değişikliklere yol açar ve zikrin daha bilinçli yapılmasına yardımcı olur.
Mânevî faydaları ise daha derindir. Zikredilen esmânın nuruyla beyin hücreleri aydınlanmaya başlar. Kapalı ve karanlık bölgeler, çekilen esmânın yaydığı "radyasyon nur" ile önce kendi hücresini, ardından yayılma yoluyla yanındaki hücreleri aydınlatırs.99. Bu aydınlanma, sâlikin kalbine ilâhî bir lütuf olarak gelen hâllerin zuhûruna zemin hazırlar. Hâl, sâlikin gayretine bağlı olmayan, vehbî olarak vârid olan geçici bir nûr veya inkişâftırK2. Cehrî zikir, bu hâllerin başlangıcı olan bârika (şimşek gibi parıltı) ve lemeât (sürekli olmayan parlamalar) gibi mertebelerin yaşanmasına katkıda bulunur. Ayrıca, sâlikin nefsini eğitme sürecinde bir araç olarak da işlev görür; zira nefs-i emmârenin ölmesi değil, eğitilmesi esastır ve bu eğitimde zikir önemli bir rol oynars.46. Zikir, aynı zamanda namaz gibi diğer ibadetlerin de bünyesinde toplandığı, Allah'ın "zât mertebesi" itibarıyla tatbik edilmesi gereken bir faaliyettirs.126.
Kaynaklar: Vikipedi: Devran · Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 46, 99, 101, 126 · K2
Kurb-u feraiz makamı nedir?⌄
Kurb-u ferâiz, tasavvufta sâlikin farz ibadetleri eksiksiz ve kâmil bir şekilde yerine getirerek Allah'a ulaştığı manevî yakınlık makamıdır. Bu makam, sülûkun temelini oluşturur ve sâlikin Hak ile arasındaki mesafeyi azaltan ilk adımdır. Hadîs-i kudsîde belirtildiği üzere, Allah'a farzlarla yaklaşmak, kurbiyetin başlangıcıdır ve bu, "sahv" ehlinin, yani uyanık ve bilinçli bir hâlde Hak ile beraber olanların yakınlığı olarak kabul edilirK1. Kurb-u ferâiz, sadece beş vakit namaz veya bir ay oruç gibi asgarî müşterekleri yerine getirmekten öte, bu ibadetleri tam bir teslimiyet ve ihlâs ile eda etmeyi gerektirirs.142.
Kaynaklar: K1, s. 456 · Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 142
›Ayrıntı
Kurb-u ferâiz, tasavvufî sülûkun ilk ve en temel yakınlık mertebesidir. Bu makam, sâlikin Allah'a farz kılınan ibadetleri (namaz, oruç, zekât, hac gibi) eksiksiz, ihlâslı ve kâmil bir şekilde yerine getirmesiyle elde edilirK1. Kaynaklarda belirtildiği üzere, sadece farzları yerine getirmek, bütün insanlara verilen "asgarî müşterek"tir; ancak bu farzları kâmil bir idrak ve teslimiyetle eda etmek, kurb-u ferâiz makamına ulaşmanın anahtarıdırs.142.
Bu yakınlık, Allah'ın Bakara 186'daki "kullarım sana benden sorduklarında, ben yakınım" ayetiyle ifade ettiği manevî yakınlığın bir tezahürüdürK1. Kurb-u ferâiz, sâlikin "sahv" hâlinde, yani uyanık ve bilinçli bir idrakle Hak ile beraber olma durumunu temsil eder. Bu hâlde sâlik, hem dünya işleriyle meşgul olurken hem de kalben sürekli Allah ile irtibat hâlindedir; ibadetlerden zevk alır ve namazı bir mîrâc gibi yaşarK1.
Kurb-u ferâiz makamı, kurbiyetin başlangıcı olmakla birlikte, sâlikin daha ileri mertebelere, yani "kurb-u nevâfil"e geçişi için bir zemin hazırlar. Zira hadîs-i kudsîde, Allah'a önce farzlarla yaklaşıldığı, sonra nâfilelerle yaklaşmaya devam edildiği belirtilmiştirK1. Bu durum, farzların manevî yükselişin temel direkleri olduğunu ve nâfilelerin ise bu temeli güçlendirerek daha derin bir yakınlığa kapı açtığını gösterir. Kurb-u ferâiz, sâlikin benliğini (nefs yıldızını) söndürmeye başlamasıyla, yani nefsanî arzulardan arınmasıyla da ilişkilidir; bu sayede "Nur-u Muhammedi Kameri" ve "Hakikat-ı İlahiye"ye doğru bir yükseliş mümkün olurs.96.
Kaynaklar: K1, s. 456 · Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 96, 142
Eserdeki kervan hikayesi neyi öğütler?⌄
Eserdeki kervan hikayesi, tasavvufî bir bakış açısıyla, varlıkta ruhsuz hiçbir şeyin olmadığını, her şeyin ruhuyla hayatta olduğunu ve bu ruhun Hak'tan geldiğini öğütler. Özellikle Yusuf (a.s.) kıssası üzerinden anlatılan kervan hikayesi, sâlikin nefsini terbiye etmesi, dünyevî beklentilerden arınması ve Hak'tan gelen her şeye rıza göstermesi gerektiğini vurgular. Kervanın suya olan ihtiyacı, insanın manevî susuzluğunu ve bu susuzluğun ancak Hakikat suyu ile giderilebileceğini sembolize eders.154. Yusuf'un (a.s.) kuyuya atılması ve satılması karşısında sessiz kalması, nefs-i radiyye mertebesine ulaşmış bir kulun Allah'tan gelen her şeye razı oluşunu ve şikayet etmeyişini temsil eders.154.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 154
›Ayrıntı
Eserdeki kervan hikayesi, tasavvufî öğretilerin somutlaştırılmasına hizmet eden bir temsildir. Hikayenin temelinde, "Ruhsuz bir şey yoktur, bir şey varsa ruhu da vardır, ruhu ile hayattadır" ilkesi yatars.12. Bu ilke, her varlığın özünde ilahî bir cevher taşıdığına ve bu cevherle varlığını sürdürdüğüne işaret eder. Kervan, insanın dünya hayatındaki yolculuğunu ve bu yolculukta karşılaştığı imtihanları sembolize eder.
Hikayenin önemli bir bölümü, Yusuf (a.s.) kıssası üzerinden işlenir. Yusuf'un (a.s.) kardeşleri tarafından kuyuya atılması ve ardından kervancılar tarafından "çok ucuz pahaya" satılmasıs.154, sâlikin nefsini terbiye etme sürecindeki zorlukları ve teslimiyeti anlatır. Yusuf'un (a.s.) bu durum karşısında sessiz kalması, kervancıya veya kardeşlerine şikayette bulunmaması, nefs-i radiyye mertebesine ulaşmış bir kulun halini yansıtırs.154. Nefs-i radiyye, nefsin Allah'tan razı olduğu beşinci mertebedir. Bu mertebede kul, başına gelen her şeyin Hak'tan geldiğini idrak eder ve buna tam bir teslimiyetle rıza gösterir.
Kervanın kuyu başına gelip su beklerken Yusuf'u (a.s.) bulması, manevî susuzluğun giderilmesi ve Hakikat'e ulaşma arayışının bir metaforudur. Kervana o anda suyun hayat vermesi gibi, insana da manevî hayatı veren Hakikat'tirs.154. Bu durum, insanın dünyevî beklentilerden sıyrılarak, Hak'tan gelen her şeye razı olması ve manevî olgunluğa erişmesi gerektiğini öğütler. Hikaye, aynı zamanda, dışarıdan bakıldığında olumsuz görünen olayların bile ilahî bir hikmet taşıdığını ve sâlikin bu hikmeti idrak etmesi gerektiğini vurgular.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 12, 154
Bu sohbetler kimler için uygundur?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserindeki sohbetler, tasavvufî irfan yolunda ilerlemek isteyen, mânevî derinleşme arayışında olan ve Hakikat'e yönelen her seviyeden sâlik için uygundur. Bu sohbetler, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı niteliğindedirK1. İçerdiği tekrarlar eğitim gereği olup, her sohbetin kendine ait özelliği ve farklı mertebeleri hedeflemesi sebebiyle, hem yeni başlayanlar hem de ileri seviyedeki dervişler için faydalıdırs.2. Özellikle orta yaşlarda fiziki ibadetten muhabbetli ibadete geçiş arayışında olanlar için muhabbet artışı sağlamayı hedeflers.139.
Kaynaklar: K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 2, 139
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" serisi, tasavvufî eğitim metodu olan sohbetin farklı veçhelerini barındırır. Bu sohbetler, "değişik mahallerde ve değişik kimselere yapılmış" olup, "aynı mevzuun başka kimselere de aktarılması gerektiğinden" bazı tekrarlar içerebilirs.2. Ancak bu tekrarlar, eğitimin bir gereği olarak görülür ve her sohbetin "değişik zamanlarda değişik mertebeleri itibari ile yine de aynı sohbet değildir, her sohbetin kendine ait özelliği olduğundan, yine onların hepsi ayrı sohbetlerdir"s.2. Bu durum, sohbetlerin farklı seviyelerdeki dinleyicilere hitap ettiğini gösterir.
Sohbetler, özellikle "orta yaşlara doğru gelmeye başladığımız süre içerisinde o fiziki ibadetlerden onun olgunlaşmasından meydana gelen sohbetlerden okunan kitaplardan meydana gelen bir muhabbet artışı olmaktadır" ifadesiyle, ibadetlerini kuru bir şekilde yapmaktan ziyade, muhabbetle derinleştirmek isteyenler için uygun olduğunu belirtirs.139. Ayrıca, şeyh efendilerin "zikir halkalarını idare etmek, meclisleri idare etmek ve de menkıbe sohbetleri yapmak" suretiyle "dervişleri yani çevreden gelen muhipleri belirli bir zinde halde tutmak devamlılıklarını sağlamak" görevi, bu sohbetlerin mürşid-mürid ilişkisi bağlamında, sâliklerin manevî gelişimini destekleyici nitelikte olduğunu gösterirs.18. Sohbetler, "Kur’an-ı Kerim’in yani her halinden istifade etmemiz yani bu peygamberan hazaratının hayat hikayelerini mümkün olduğu kadar güzel bilmemiz gerekiyor ki zahirinden batınına intikal edelim"s.21 ifadesiyle, zahirî bilgiden bâtınî hakikatlere ulaşmak isteyenler için de bir rehber niteliğindedir. Bu bağlamda, "Sohbet Arası Sohbetler" serisi, tasavvufî yolculukta ilerlemek isteyen geniş bir kitleye hitap etmektedir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 13 — s. 2, 18, 21, 139