
Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
Sıkça Sorulan Sorular
Sohbet Arası Sohbetler ne demektir?⌄
"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın farklı zamanlarda ve farklı kişilere yaptığı, spontane gelişen irfan sohbetlerinin kayıt altına alınmış halidir. Bu sohbetler, mürşidin müridine yaptığı manevi yoldaşlık ve hâl aktarımı olan tasavvufî sohbetin bir türüdürK1. Her ne kadar bazı tekrarlar içerse de, her bir sohbetin kendine özgü bir özelliği ve aktarılan bilginin farklı bir mertebesi olduğu belirtilirs.2. Bu sohbetler, zikirle birlikte, kişinin içindeki "gazı" ve "siyah kanı" temizleyerek manevi bir ameliyat işlevi görür ve irfanî hakikatlere ulaşmayı sağlars.118.
Kaynaklar: K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2, 118
›Ayrıntı
"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın, yani günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden Terzibaba'nın (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki), çeşitli mekanlarda ve farklı muhataplara yönelik gerçekleştirdiği, çay molalarında veya sorulan sorular üzerine ortaya çıkan konulu sohbetlerinin derlenmiş eserleridirs.1. Bu eserler, tasavvufî sohbetin temel prensiplerini yansıtır; zira tasavvufta sohbet, mürşidin sâlike yaptığı manevî eğitim ve feyiz aktarımıdırK1. Necdet Ardıç'ın bu sohbetleri, sıradan konuşmalar olmaktan ziyade, kalpten kalbe feyiz aktarımını amaçlayan, dînî kimliği şekillendirici bir etkiye sahiptirK1. Kitapta yer alan tekrarlar, farklı kişilere ve zamanlara aktarılması gereken eğitimsel bilgilerin bir gereği olarak açıklanır; her sohbetin kendine ait bir özelliği ve farklı bir mertebeyi ifade ettiği vurgulanırs.2. Bu sohbetler, kişinin iç dünyasındaki manevi kirleri, yani "gazı" ve "siyah kanı" temizlemek için zikirle birlikte kullanılan "bıçaksız bir ameliyat" olarak nitelendirilir ve irfanî hakikatlere ulaşmanın bir yolu olarak sunulurs.118. Ayrıca, kişinin "halaka" gücü, yani halk etme ve üretme gücü sayesinde, bir sohbet esnasında hayalinde çeşitli şeylerin canlanabileceği de belirtilirs.41. Bu bağlamda, "Sohbet Arası Sohbetler", tasavvufî eğitimin önemli bir aracı olarak, mürşidin irfanını müridlere aktardığı, manevi derinleşmeyi sağlayan ve hakikatleri müşâhede etmeye kapı aralayan bir dizi kayıtlı sohbeti ifade eders.7, 10.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 1, 2, 7, 10, 41, 118 · K1, s. 29
Terzibaba kimdir?⌄
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. "Terzibaba" lakabıyla tanınan Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla derin bir etki bırakmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Onun öğretisi, sâlikin nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesi ve Hakk'tan başka kimse olmadığını idrak etmesi gibi temel prensiplere dayanır (Halîfe - K1-1).
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvuf çevrelerinde "Terzibaba" olarak bilinen, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biridir. Onun irfan geleneğini günümüze taşıyan çalışmaları, tasavvufun anlaşılmasına ve yaşanmasına büyük katkı sağlamıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Terzibaba'nın ekolünde, halîfelik kavramı özel bir öneme sahiptir. Bu anlayışa göre halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanması (tezkiye), ardından Hakk'ın hilâfet emanetini izhara mahal olması (tecellî) ve nihayetinde "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesiz bir ilişki kurulması şeklinde üç merhalede yaşanır (Halîfe - K1-1). Bu süreç, insanın Hakk'tan aldığı emaneti taşıma vasfının bir ifadesidir ve Bakara 30'daki "yeryüzünde bir halîfe yaratacağım" ayetinin tecellîsi olarak görülür (Halîfe - K1-1). Terzibaba'nın riyasetindeki tasavvuf serisi içinde, Terzi Oğlu Cem Cemâlî ve Abdürrezzak Tek gibi müellifler de Mü'minûn, Zümer, Sâd, Câsiye ve Vâkı'a sûreleri tefsirleri gibi eserlerle bu ekolün düşüncelerini yaymışlardır (Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki; Abdürrezzak Tek - Wiki).
Bu eser ne anlatıyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 8" adlı eseri, tasavvufî seyr-i sülûk mertebelerini ve insanın kendi içindeki farklı halleri Kur'anî ve tasavvufî kavramlarla açıklayan bir sohbet derlemesidir. Eser, özellikle "Museviyet", "İseviyet" ve "Muhammediyet" mertebelerini sırasıyla "Tarikat", "Hakikat" ve "Marifetullah" mertebeleri olarak tanımlars.103. Ayrıca, Kur'an'da geçen peygamber kıssaları ve karakterlerin (Musa, İsa, Firavun, Nemrut gibi) aslında insanın kendi içindeki halleri ve mertebeleri temsil ettiğini vurgulayarak, tasavvufî bir içsel yolculuk rehberliği sunars.129. Eser, bu mertebelerin "yokluğa" ve "hiçliğe" doğru kanat açan sâlikin "ilmel yakıyn" haliyle "esma mertebesi" imânını yaşadığı bir süreci ifade ettiğini belirtirs.60.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 60, 103, 129
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 8" adlı eseri, tasavvufî irfan geleneği içinde, insanın manevi yolculuğunu ve içsel hallerini açıklayan derinlikli bir sohbetler mecmuasıdır. Eserin temel anlatısı, Kur'an-ı Kerim'deki kıssaların ve kavramların, insanın kendi seyr-i sülûku üzerindeki karşılıklarını ortaya koymaktır. Özellikle "Yâ Benî İsrâîl" hitabının, Kur'an'da seyr-i sülûk halinde olan bir kişinin "tarikat mertebesini" anlattığını belirtir. Bu bağlamda, "Museviyet mertebesi"nin gerçek "Tarikat mertebesi", "İseviyet mertebesi"nin "Hakikat" ve "Muhammediyet mertebesi"nin ise "Marifetullah mertebesi" olduğunu ifade eders.103. Bu mertebelerin dışsal dinlere ait olmayıp, insanın kendi içsel gelişim basamakları olduğunu vurgular.
Eser, Kur'an'da zikredilen peygamberler (Musa, İsa) ve hatta karşıt karakterler (Firavun, Nemrut, Deccal, Haman) gibi figürlerin, aslında insanın kendi içindeki farklı halleri ve potansiyelleri temsil ettiğini açıklar. İnsanın içinde "Nemrutluklar", "Hıristiyanlık", "cebbârlık", "Musevilik", "Âdemlik", "İblislik" ve "Muhammedilik" gibi tüm bu hallerin mevcut olduğunu belirtirs.129. Bu bakış açısı, tasavvufun "insan-ı kâmil" idealine uygun olarak, insanın evrensel bir microcosm olduğunu ve tüm ilahi tecellilerin onda bulunduğunu gösterir.
Eserde ayrıca, sâlikin "yokluğa" ve "hiçliğe" doğru ilerlemesi, yani "ölmeden önce ölme" (mutu kable ente mutu) prensibiyle nefsi terbiye etme süreci anlatılır. Bu yaşantının "ilmel yakıyn" haliyle "esmâ mertebesi" imânını ifade ettiği belirtilirs.60. Bu, sâlikin kendi varlığını Hakk'ın isimleri ve sıfatları içinde eriterek, gerçek varlığa ulaşma çabasını simgeler. Eser, bu derin tasavvufî bilgileri, Necdet Ardıç'ın kendi sohbetleri ve "Mesnevî-i Şerîf", "İnsân-ı Kâmil", "Fusûsu'l-Hikem" gibi temel tasavvufî eserlerden müşahede ile topladığı ilimle harmanlayarak sunars.131. Ayrıca, Rahman Suresi'ndeki cennet tasvirlerinin, nefis cennetlerinin ötesindeki "tevhid cennetleri"ne işaret ettiğini belirterek, manevi yükselişin farklı boyutlarını ortaya koyars.25.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 25, 60, 103, 129, 131
Zikir halkaları neden 'Cennet Bahçesi' olarak adlandırılır?⌄
Zikir halkaları, tasavvufta Cennet Bahçesi olarak adlandırılır çünkü Hz. Peygamber'in hadis-i şerifinde zikir halkalarının cennet bahçeleri olduğu bildirilmiştirs.2. Bu adlandırma, zikrin kişiye ve topluluğa sağladığı mânevî huzur, idrak ve mertebe yükselişiyle doğrudan ilişkilidir. Zikir halkaları, Allah'ı anma ve O'nun isimlerini tekrar etme ibadetiyle (Zikir) bireyin ve cemaatin ruhaniyetini yükselterek, dünyadayken dahi cennetin huzurunu ve mertebelerini tecrübe etmelerine vesile olur. Her zikir halkası, kendi idrak ve neşesine göre farklı cennet mertebelerine tekabül eder; zira cennetin de kendi içinde mertebeleri vardırs.2. Bu durum, zikrin sadece uhrevî bir karşılığı olmakla kalmayıp, dünyevî yaşamda da mânevî bir yükseliş ve huzur sağladığını gösterir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2
›Ayrıntı
Zikir halkalarının Cennet Bahçesi olarak nitelendirilmesi, Hz. Peygamber'in "Zikir halkaları cennet bahçeleridir" hadisine dayanırs.2. Bu ifade, zikrin sadece uhrevî değil, dünyevî yaşamda da mânevî bir karşılığı olduğunu vurgular. Tasavvufî anlayışa göre, zikir, Allah'ı anma ve O'nun isimlerini tekrar etme ibadetidir (Zikir). Bu ibadet, bireyin kalbinde bir cezbe, bir nûr veya bir inkişâfK2 meydana getirerek mânevî bir hâlin başlamasına vesile olur.
Zikir halkaları, katılımcıların idrak seviyelerine ve çektikleri zikrin mertebesine göre farklı cennet mertebelerine karşılık gelir. Cennetin tek bir mahal olmayıp kendi içinde mertebeleri olduğu gibi, zikir halkaları da kendi idrak ve neşelerine göre farklı mertebelerde "cennet bahçeleri" oluştururs.2. Bu mertebeler, Ef'al Cenneti, Esma Cenneti, Sıfat Cenneti ve Zat Cenneti gibi tevhid cennetlerine kadar uzanabilirs.25, 27.
Zikir halkasında oluşan topluluk ruhaniyeti, tek bir kişiye has bir mertebe olmaktan ziyade, müşterek bir seviyeyi tutturmayı gerektirir. Ruhaniyeti yüksek olanlar, daha zayıf olanları da kendilerine doğru çekerlers.3. Bu durum, zikrin bireysel faydalarının yanı sıra cemaat üzerindeki dönüştürücü etkisini de gösterir. Zikir, Hakk'ın her yerde mutlak olarak var olduğu idrakiyle her mekânda, nezaket kuralları içinde, gizlice dahi yapılabilirs.123. Hakkıyla yapılan zikir, hem içten hem dıştan faydalar sağlar ve çekilen zikrin manaları kişide açıldıkça bâtınî olarak da büyük faydalar temin eder; zira hangi zikir çekilirse, o zikrin ruhaniyeti kişide artars.11. Bu mânevî yükseliş ve huzur, zikir halkalarını dünyevî birer "Cennet Bahçesi" kılar.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2, 3, 11, 25, 27, 123 · K2
Zikrin faydaları nelerdir?⌄
Zikir, tasavvufta hem lafzî anma hem de ilâhî hakikatleri hatırlama yoluyla sâlikin mânevî gelişimini sağlayan temel bir ibadettir. Zikrin faydaları çok yönlüdür: öncelikle sinir sistemini dengeye sokarak içsel huzur sağlars.124. Daha derin bir seviyede, kişide bulunan ilâhî hakikatleri ve esmâ-i ilâhiyyeyi açığa çıkarır, idrakî gelişmelere yol açar ve kulun "ahlâk-ı Kur'âniyye" ile ahlâklanmasına vesile olurs.67. Ayrıca, çekilen zikrin mânâları kişide açıldıkça bâtınî faydalar sağlar ve o zikrin rûhâniyetini artırırs.124. Kalplerin mutlak tatmini "Allah" zikrine bağlanmıştır, çünkü bu zikirde başka bir boşluk kalmazs.65, 64.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 64, 65, 67, 124
›Ayrıntı
Zikir, tasavvufta hem lafzî tekrar hem de mânevî bir hatırlama eylemi olarak iki temel yönde ele alınırs.65. Bu iki yönlü işleyiş, sâlike çeşitli faydalar sağlar.
1. Fiziksel ve Ruhsal Denge: Zikrin en temel faydalarından biri, düzenli ve sistemli yapıldığında kişinin sinir sistemini tamamen dengeye sokmasıdırs.124. Bu denge hali, içsel huzurun ve dinginliğin kapısını aralar.
2. İlâhî Hakikatlerin Keşfi ve Ahlâkî Gelişim: Zikir, sadece dildeki bir lâfız olmanın ötesinde, kişide bulunan ilâhî hakikatleri ve esmâ-i ilâhiyyeyi hatırlayarak zuhurda faaliyete geçirmektirs.67. "Zikr ona derler ki, fikri aça" hükmünce, yapılan tesbihler neticesinde idrakî gelişmeler yaşanır. Bu gelişmeler sayesinde kişi, kendini ve kendindeki ilâhî hakikatleri ortaya çıkarır ve "tahallâku bi ahlâkıllâh" hükmüyle Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanmaya başlar ki bu da "ahlâk-ı Kur'âniyye"dirs.67.
3. Bâtınî Faydalar ve Rûhâniyet Artışı: Hakkıyla yapılan zikir, hem içten hem dıştan faydalar sağlar. Çekilen zikrin mânâları kişide açıldıkça, bâtınî yönden büyük faydalar elde edilir ve o zikrin rûhâniyeti artars.124. Bu durum, sâlikin mânevî derinliğinin ve idrakinin genişlemesine yol açar.
4. Kalplerin Mutlak Tatmini: Kalplerin mutlak tatmini, özellikle "Allah" zikrine bağlanmıştırs.65, 64. Diğer esmâlar çekildiğinde bir boşluk kalabilirken, "Allah" isminin zikriyle kalplerde boşluk kalmaz, çünkü başka çekilecek bir şey yokturs.65. Ancak diğer esmâların da teker teker çekilmesi ve yerlerine oturması gereklidirs.64.
Zikir, her yerde ve her halde sürdürülebilir; hatta nezaket kuralları içinde sessizce ve gizlice ihtiyaç halinde dahi yapılabilir. Çünkü Allah her yerde mutlak olarak var olduğundan, zikre mani hiçbir yer yokturs.123. Ancak zikrin nezaket kuralları içinde yapılması önemlidir; cezbeye gelerek kontrolsüz hareketler yapmak zikrin nezaketine sığmazs.123.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 64, 65, 67, 123, 124
Bu sohbetler tasavvufa yeni başlayanlar için mi?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserindeki sohbetler, tasavvufa yeni başlayanlar için de uygun olmakla birlikte, farklı mertebelerdeki dinleyicilere hitap eden ve tasavvufî eğitimin temel prensiplerini içeren bir yapıya sahiptir. Bu sohbetler, tasavvufî hakikatlerin aktarımında tekrarın bir eğitim gereği olduğunu vurgular ve her sohbetin kendi içinde ayrı bir özellik taşıdığını belirtirs.2. Dolayısıyla, yeni başlayanlar için temel iman tariflerinden başlayaraks.51, daha derin irfanî konulara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2, 51
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" serisi, tasavvufî eğitimin çok yönlü doğasını yansıtır. Bu sohbetler, farklı zamanlarda ve farklı dinleyicilere yapılmış olsalar da, aynı konuların tekrar edilmesinin bir eğitim gereği olduğunu ifade eders.2. Bu durum, tasavvufa yeni başlayan bir kişinin temel bilgileri tekrar tekrar dinleyerek idrakini derinleştirmesine olanak tanır. Örneğin, yeni Müslüman olmaya çalışan bir kimse için "dil ile ikrar kalp ile tasdik" gibi temel iman tariflerinin bu sohbetlerde yer aldığı belirtilirs.51. Bu, tasavvuf yoluna adım atanlar için sağlam bir başlangıç noktası sunar.
Ancak, bu sohbetler sadece yeni başlayanlara yönelik değildir. Her sohbetin kendine ait bir özelliği olduğu ve aynı mevzunun değişik zamanlarda değişik mertebeleri itibarıyla farklı bir derinlik kazandığı vurgulanırs.2. Bu da, tasavvuf yolunda ilerlemiş sâliklerin de bu sohbetlerden istifade edebileceğini gösterir. Sohbetin tasavvuftaki önemi, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı olarak tanımlanırK1. Bu aktarım, sadece sözlü bilgiyle sınırlı kalmayıp, kalpten kalbe feyiz aktarımını da içerir ve hatta sessiz dahi olabilirK1. Necdet Ardıç'ın sohbetleri de bu geleneğin bir parçası olarak, dinleyicinin manevî hâlini yükseltmeyi hedefler. Nitekim, "Sohbet Arası Sohbetler" serisi, Necdet Ardıç'ın tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerden biri olduğunu ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırdığını gösterir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Bu bağlamda, sohbetler hem temel bilgileri sunarak yeni başlayanları aydınlatır hem de derinlemesine irfanî hakikatleri işleyerek ileri seviyedeki sâliklere hitap eder.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2, 51 · K1, s. 29
Eserde neden bazı konular tekrar ediliyor?⌄
Eserde bazı konuların tekrar edilmesi, bu sohbetlerin farklı mekânlarda ve farklı dinleyici kitlelerine yönelik olarak yapılmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tekrarlar, aslında birer tekrar değil, bilginin farklı kişilere aktarılması ve eğitimin gereği olarak görülmektedir. Bu sayede, aynı önemli mevzuların her bir dinleyici grubuna ulaşması ve onların istifadesine sunulması hedeflenmektedirs.2.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2
›Ayrıntı
Eserde bazı konuların tekrar etmesinin temel sebebi, bu sohbetlerin farklı zamanlarda ve farklı dinleyici topluluklarına hitaben yapılmış olmasıdır. Yazar, bu durumu "değişik mahallerde ve değişik kimselere yapılmış olduğundan" şeklinde ifade etmektedirs.2. Bu durum, her dinleyici grubunun aynı bilgiye ulaşabilmesi ve istifade edebilmesi için bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, kitapların tamamını okuyan bir kimse için tekrar gibi görünen bu durumlar, aslında "eğitim gereği başkalarına da aktarılması gereken bilgilerdir"s.2. Bu yaklaşım, bilginin yayılmasını ve tasavvufî hakikatlerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını amaçlamaktadır. Örneğin, zikir gibi temel bir tasavvufî pratik, farklı sohbetlerde ele alınarak, dinleyicilerin bu konudaki idraklerinin pekiştirilmesi hedeflenmiş olabilir. Zikir, "Allah'ı anma ve O'nun isimlerini tekrar etme ibadeti" olarak tanımlanır ve tasavvufta temel bir pratik olarak kabul edilirvikipedi. Bu tür temel kavramların farklı bağlamlarda tekrar edilmesi, sâlikin mârifet boyutunda gelişimine katkı sağlar.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 2 · Vikipedi: Zikir
Eserde geçen 'Üçler, Beşler' ne anlama gelir?⌄
Eserde geçen 'Üçler, Beşler' ifadeleri, tasavvufî mertebeleri ve ilâhî tecellîlerin farklı zuhûrlarını işaret eder. Geleneksel olarak belirli şahsiyetlerle ilişkilendirilse de (Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin için 'Üçler'; Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt için 'Penc-i Âl-i Abâ' olarak 'Beşler'), bu kavramlar aynı zamanda tek bir varlığın farklı tezahürleri olarak anlaşılmalıdırs.88. Özellikle mârifet mertebesinde 'Üçler' besmeledeki Allah, Rahman ve Rahim isimlerine, 'Beşler' ise Cenâb-ı Hakk'ın Hazarât-ı Hamse'deki ilâhî isimlerine karşılık gelirs.82. Bu, ilâhî hakikatlerin ve oluşumların farklı yönlerini ve işleyişini ifade eden bir sistemdir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 82, 88
›Ayrıntı
'Üçler, Beşler' kavramları, tasavvufî silsilelerde ve halk arasında yaygın olarak kullanılan, ancak derin mânalar içeren ifadelerdirs.77. Şeriat mertebesinde doğrudan bir karşılığı bulunmayan bu kavramlar, tasavvufî idrak ve mârifet mertebesinde anlam kazanırs.77.
İlk olarak, bu ifadeler belirli şahsiyetlerle ilişkilendirilir. 'Üçler' denildiğinde Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz akla gelir. 'Beşler' ise Hz. Peygamber ve kızı ile birlikte 'Penc-i Âl-i Abâ'yı, yani abanın altındaki beş kişiyi ifade edebilirs.88. Ancak bu şahsiyetler, tek bir varlığın beşli şekilde görünmesi olarak kabul edilir; zira tek varlık tek olarak görünse faaliyet sahası oluşmazs.88. Bu, ilâhî hakikatlerin farklı tezahürleri olarak anlaşılmalıdırs.88.
Mârifet mertebesinde ise 'Üçler' ve 'Beşler' daha geniş bir anlam kazanır. 'Üçler', Besmeledeki Allah, Rahman ve Rahim isimlerine karşılık gelir. Bu isimler, bütün sistemi idare eden temel ilâhî sıfatlardır. Örneğin, Allah ismi Gavs-ül Azam hükmüyle, Rahman ismi Gavs-ı Aktab ile, Rahim ismi ise Gavs-ı İrşad ile ilişkilendirilirs.82. 'Beşler' ise Cenâb-ı Hakk'ın Hazarât-ı Hamse'deki ilâhî isimleri olarak açıklanırs.82. Hazarât-ı Hamse, varlığın Hak'tan başlayıp halka inen beş ana mertebesidir: Lâ-taayyün, Taayyün-i evvel (Ahadiyyet), Taayyün-i sânî (Vâhidiyyet), Âlem-i ervâh-misâl ve Âlem-i şehâdetK1. Bu mertebelerin her birinde ilâhî ilmin bir tezahürü ve zuhuru vardırs.88.
'Üç' sayısının tek sayıların birincisi olması ve 'Bir'in sayı değil, kaynak olması da bu kavramların derinliğini gösterirs.80. Bu sistem, ilâhî oluşumların hangi isimle (Rahman, Kahhar vb.) gerçekleştiğini ve bu oluşumların nasıl ihata edildiğini açıklars.82. Dolayısıyla 'Üçler, Beşler' gibi ifadeler, sadece bireyselleştirilmiş grupları değil, aynı zamanda ilâhî isimlerin ve mertebelerin işleyişini ve tezahürünü de ifade eders.77, 82.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 8 — s. 77, 80, 82, 88 · K1, s. 297