İçeriğe atla
Hümeze 9Cüz 30 · Sayfa 601

Hümeze Sûresi 9. Âyet

الهمزة

Sohbete sor

Fî ‘amedin mumeddede(tin)

(8-9) Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.

Namaz Sûreleri (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Onlar, amed direkler, mueddedeh med yani, Uzatılmış direklerin içinde onlar kalacaklardır. Cehennemden bir tasvir yapıyor burada. Hani tavanları tutmak için direkler koyarlar ya, üzerine çatı getiriyorlar. Işte öyle sık sık direklerin arasındadır onlar. Sütunların arasındadır. uzun sütunların arasındadır oradan kurtulamazlar dışarıya diyor. Bunu zâhiri olarak düşündüğümüzde, hümeze lümezenin meydana getirmiş olduğu direkler sütunlar, yani bizi o kadar içine alıyor ki zıplayıp atlayıp da, onların arka tarafına, aralarından, yan taraflarından geçmek mümkün değil. Yâni o misali veriyor. İşte ondan kurtulmanın en büyük yolu istiğfar, salavat, kelime-i tevhid ve irfaniyyettir. Inşallah onlardan oluruz.


104 – Hümeze Sûre-i şerifindeki kısa yolculuğumuz

böylece sona ermiş oldu, bundan sonra yolumuza 105-Fil Sûresi ile devam edelim İnşeallah.


105-Fil Sûresi.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

BİSMİLLAHİR RAHMÂNİR RAHîM

Sure adını, birinci âyette geçen "fîl" kelimesinden almıştır. Kâbe’yi yıkmaya gelen ve fillerden oluşan Yemen ordusunun helak edilişini anlattığı için bu isimle anılmıştır.

5 ayetten oluşan sure, Mekke’de inmiştir.

Mushaftaki sıralamada 105., iniş sırasına göre ise 19. suredir. (Hasenât.)


Sûre-i Şerif’in, kısaca sayı değerlerine bir göz atalım.

(105) Mushaf sıra numarası.

(19) Nüzül sıra numarası.

(28) Alfebetik sırası.

(30) Cüz sırası.

(05) Âyet, sayısı.

(05) Fasıla harfleri.

(192) Genel toplamdır.

Bu sayı değerlerinin birçok bağlantıları vardır ancak fazla vaktinizi almamak için sadece genel sayıları vermekle yetinelim. Açık olarak görüldüğü gibi (28) Peygamberin mertebeleri ve (19,2) İnsan-ı Kâmil’in zahir ve batın tasdikidir diyebiliriz.


Fasılası: Hepsi, “Lâm” Harfidir, ebced sayı değeri (30) dur. Ulûhiyeti ifade eder.


Mealen.
1 - Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
2 - Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3 - (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.
4 - (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.
-------------------

Özetle fil hadisesi.

Mekke ve Kâbe-i Muazzam’a İslâmiyet gelmezden önce de hem dîn hem ticaret merkezi olarak öne çıkan bir yer idi. İşte Habeş hükümdarının Yemen valisi Ebrehe gerek ticari ve ekonomik, gerekse dini ve turistik amaçla Kulleys adında sanat harikası bir kilise yaptırır. Herkesi çağırır. Kimse gelmez Kâbe’ye gitmeye devam ederler. Bunun üzerine Kâbe’yi yıkmaya karar verir. Fillerin de bulunduğu ordusu ile Mekke’ye gelir. Önce Mekke’lilere aît malları ele geçirir.

Abdulmuttalip “Bizim Ebrehe’ye karşı çıkacak durumumuz yoktur. Herkes Mekke’yi boşaltsın ve dağa çekilsin” der. Mekke’yi boşalttılar. Daha sonra Abdulmuttalip Ebrehe’ye haber göndererek kendisi ile konuşmaya gider. Ebrehe kabul eder. Abdulmuttalip kendisine ait 120 devenin verilmesini ister. Ebrehe “Seni Mekke reisi olarak gözümde büyütmüştüm; ama şimdi gözümde küçüldün” dedi.

Abdülmuttalib buna karşı: "Ben develerin sahibiyim, Kâbe'nin ise bir Rabbi vardır, onu koruyacak olan odur." dedi.

O: "Benden menedemez." dedi.

Abdulmuttalib de, "Ben ona karışmam, işte sen, işte

40

O." dedi.

Abdulmuttalip ve Kureyş’in ileri gelenleri Kâbe’nin kapısına tutunarak Allah’a dua ettiler. “Allahım! Kul ailesini sakınır korur, sen de beytini esirge. Onların haçları ve kuvveti senin kuvvetine galip gelemez” şeklinde yalvardılar. Sonra dağa çekildiler.

Bu cevâba ve aşırı güvene sinirlenen Ebrehe ordusuna saldırı emri verdi. Ancak yolunda gitmeyen bir seyler vardı. Ordunun en önündeki büyük fil bir türlü ilerlemiyordu. O hareket etmeden diğer filler de hareket etmiyordu. Yönü başka tarafa döndürülünce gidiyor, Kâbe'ye döndürülünce ilerlemiyordu. Bu olay askerlerin morâlini bozmuştu. Üstelik gökyüzünde bir anda beliren karaltı, ordunun üzerine dogru ilerlemekteydi. İşte o anda beklenmedik bir olay gerçeklesti. Gökyüzünü kaplamış olan binlerce kuş, sürüler halinde gelip ağızlarındaki taşları askerlerin üzerine bıraktı. Taşlar isabet ettigi her seyi mahvediyordu. Tek bir asker sağ kalmayana kadar devam etti bu akın. O gün  Ebrehe'nin ordusu yerle bir oldu. Bu taşlardan birisi Ebrehe’ye isabet etti. Ebrehe’nin etleri çürümeye başladı. San’aya gelince bütün etleri çürüyüp dökülmüştü. San’ada öldü.


اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفٖيلِ

(105-1) E lem tere keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl.

Senin Rabbin fil sahiplerine neler yaptı, görmedin mi?”


Kûr’ân-ı Kerîm’de bazı olaylar anlatılıyorken yeni yaşanmış gibi belirtilmekte ve okuyan kişi muhatab alınarak “sen bunu görmedin mi? bilmiyormusun?” gibi hitâplar olmaktadır.

Bu ayeti kerimede de aynı şekilde “E lem” yâni

“görmedin mi?” hitâbıyla, o hâdise sanki şu anda yaşanıyormuş gibi bize hitâp etmektedir. Efendimiz (s.a.v)’in şahsında her birerlerimize olan bu hitâp “Ey kulum, vaktiyle fil sahiplerine neler yaptım bu konuda araştırma yaparak oradaki gücümü görmedin mi?” demektedir.

Bâtınen ayeti kerimeye baktığımızda ise bu ordu bizde bulunan gönül Kâbe’sine gelmektedir ki “görmedin mi?” hitâbı da bu nedenle bize yapılmaktadır. Yani “senin gönlünü istilâya gelen ebrehe nefsin fil ordusunu görmedin mi,? Rabbin onlara neler yaptı!” Rabbimiz ne zaman bizim vekilimiz oluyor ve biz bu hakikati yaşayarak kendimizi Hakk’a teslim ediyoruz, o zaman Rabbimiz bu felaketten bizi kurtarmaktadır. Fil hayvanların cüsse olarak en büyüklerinden biridir yâni nefsi emmarenin en güçlü halini temsil etmektedir. Hakk’ın rahmeti olmadıkça nefsi emmarenin bu en güçlü halinin önünde durulması mümkün değildir, işte herbirerlerimizin üzerinde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın lütfûnun ne kadar büyük olduğunu görmekteyiz.

~------------------- ~ ~ ~

اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فٖى تَضْلٖيلٍ
~ ~ ~
(105-2) E lem yec’al keydehum fî tadlîl.

“Onların hilesini boşa çıkarmadı mı?”


Bu şekilde Efendimiz (s.a.v)’in dedesi Abdülmuttalib’in söylemiş olduğu sözün doğruluğu da ortaya çıkmış oldu.

Bâtıni olarak ise nefsimizin bize yaptığı hilelere karşılık Rabbimiz bu hileleri boşa çıkartmaktadır.


وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَابٖيلَ

(3) Ve ersele aleyhim tayren ebâbîl.

Ve onların üzerine ebâbîl kuşlarını gönderdi.


Ebâbîl kuşları, zikir ve tevhid kuşlarıdır, ağzımızdan hakkıyla çıkan esma-i ilahiyyeler bu kuşları üretmektedir. Bu kuşlar nefse vurdukça onların içini boşaltarak yenmektedirler.

Gece zikirleri daha faziletli olmaktadır, çünkü gündüz sonrası biraz uyuduktan sonra uyanan kişi daha bir zinde olarak zikirlerini yapmaktadır.


تَرْمٖيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّٖيلٍ

(105-4) Termîhim bi hicâretin min siccîl.

Pişmiş sert tuğladan taşları, onların üzerine atıyorlardı.”


Bu âyeti kerîme ile daha o günlerde hava savaşları ve mermiler hakkında ipuçları verilmektedir.

Ayrıca, atılan bu tuğlalar, aklın irfaniyyet ve ilim kalıpları içinde oluşturulup, muhabbet ateşi ile pişirildiği korunma malzemeleridir. Hayal ve vehim nefsinin askerleri üzerine atılırlar ve atıldıkları yerleri yakarlar oradaki nefsaniyetin hayatına son verirler.


فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَاْكُولٍ

(105-5) Fe cealehum keasfin me’kûl.

Böylece onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptılar.”


Boş başaklar gibi. İşte nefsimizin gerçek hali içleri boş başaklar gibidir sadece kabuk olarak kalmışlerdır. Ahrette hiçbir işe yaramazlar çöp olarak atılır giderler.

Ancak nefsâniyetimizin içi boşaltılıp öyle bırakılacak demek değildir, çünkü bu halden sonra çalışmalarımızı boşlar isek, nefs başaklarından yerlere dökülen taneler bir müddet sonra tekrar başak vererek çıkarlar ve başımıza musallat olurlar.


105-Fil Sûre-i şerifindeki kısa yolculuğumuz böylece sona ermiş oldu, bundan sonra yolumuza106-KUREYŞ Sûresi ile devam edelim İnşeallah.


106-KUREYŞ Suresi.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

BİSMİLLAHİR RAHMÂNİR RAHÎM

Sure adını, birinci ayette geçen "Kureyş" kelimesinden almıştır. Kureyş, Hz. Peygamber'in mensup olduğu, İslâm'ın tebliğine ilk muha­tap olan ve Kur'an'da adı geçen bir kabilenin adıdır. Özel olarak Kureyş’ten bahsettiği için sure bu ismi almıştır.

4 ayetten oluşan sure, Mekke’de inmiştir.

Mushaftaki sıralamada 106., nüzul sırasına göre ise 29. suredir.


Sûre-i Şerif’in, kısaca sayı değerlerine bir göz atalım.

(106) Mushaf sıra numarası.

(29) Nüzül sıra numarası.

(57) Alfebetik sırası.

(30) Cüz sırası.

(04) Âyet, sayısı.

(04) Fasıla harfleri.

(230) Genel toplamdır.

Bu sayı değerlerinin birçok bağlantıları vardır ancak fazla vaktinizi almamak için sadece genel sayıları vermekle yetinelim. Açık olarak görüldüğü gibi (23) Peygamberimi-zin görev süresidir.


Fasılası: “Şın” “2 fe” ve “te” harfleridir. Ebced sayı değerleri şın (300) fe (80) te (400) dür. Toplam (860) eder, muhtelif sayılar çıkar bu kadarla yetinelim.


Mealen.

1- Kureyş'in ilafı (güven ve barış andlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak) için.
2- Kış ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlaşmaların) kadrini bilmiş olmaları için.
3- Bu Beyt (Kabe)nin Rabbine kulluk etsinler.
4- O, kendilerini açlıktan kurtararak beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara emniyet vermiştir.

-------------------

Mekke döneminde nâzil olmuştur ve Kureyş kâbilesinden bahsettiği için bu ismi almıştır.

Kureyş, Hz. Muhammed (s.a.v)'in mensup olduğu Arap kabilesidir. Mekke'nin en güçlü kabilesi idi. Hz. Muhammed (s.a.v), Kureyş kabilesi'nin Haşim-oğulları sülâlesine mensuptur. Kurucusu Hz. Muhammed (s.a.v)'in büyük dedelerinden Muhammedi Nuru alnında taşıyanlardan olan Kusay bin Kilab'dır. Kureyş kabilesi, Hz. Muhammed

(s.a.v)'in onbir göbekten atası Fihr bin Malik'in erkek çocuklarının soyundan gelen asil bir kabiledir. Kureyş kabilesi Nûh a.s’ın torunu İbrahim a.s’ın oğlu İsmail as.'in oğlu Adnan soyundan gelir .

Kusay bin Kilab (Zeyd), Abdülmuttalib'in büyük-büyük-büyükbabası ve Hz.Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem )'in beşinci göbekten atasıdır. Kusay Mekke'nin en güçlü adamıydı. Kâbe'den sorumlu olan Huza kabilesi'nden kız alarak Kâbe'nin koruyuculuğuna terfi etmişti. Harabe durumundaki Kâbe'yi restore ettirdi. Arapların Kâbe etrafında ev inşaa etmelerine izin verdi. Arap Yarımadası'ndaki ilk belediye binasını inşa ettirdi. Burada diğer kabile liderleriyle siyasi, ekonomik ve kültürel sorunları tartışıp çözüm bulmaya çalıştı. Topladığı vergilerle İslâm'dan çok önce Kâbe'ye gelmekte olan hacılara yiyecek ve su sağladı.


~~106.1~
لِاٖيلَافِ قُرَيْشٍ
(106-1) Li îlâfi kureyş.

Kureyşin ülfetini (emin ve rahat olmalarını) sağladığı için.


İçlerinden habibimi çıkaracağım için kureyş kavmini diğer kavimlere göre emin ve rahat olmalarını sağlamak için.

Beden mülkünde gönül aleminde hakikat “Kâ’besi’ni “Kur’ey’şeyh” hükmü ile başlayan hakikate olan ülfet hakkında “Muhammedül emin” hakikatiyle bu yolda olanların emin ve rahat olmalarını sağlamak için.