İçeriğe atla
Neml 6Cüz 19 · Sayfa 377

Neml Sûresi 6. Âyet

النمل

Sohbete sor

Ve-inneke letulekkâ-lkur-âne min ledun hakîmin ‘alîm(in)

Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“ve inneke” Muhakkak ki sen , okuyan kişiye inneke sen deniyor. Burada başta efendimiz e hitap olmak üzere kim okuyorsa, hem de inneke tahkikle kuvvetle sen deniyor. Sadece ke , minke denmiyor. Muhakkak ki sen kûr’ânı telâkki edeceksin. Telâkki mulâki olacaksın veya bunu anlayacaksın idrak edeceksin. Nereden anlayacaksın bunu “min hakiym” vealim” olanın “ledün”yanından bu sana telakki ettirilecek, idrak ettirilecek ve yaşattırılacak.

Bakın bu Âyetin dışına çıkmak mümkün değil. mümkün değil derken olması mümkün değil. Çünkü kat-i ve kesinlik var. O zaman neye kalıyor iş. Verici vereceğini mutlaka vereceğini söylüyor. ama alıcı da mutlaka alıcı, alması gerekir. Burada nasıl? “inneke” muhakkakki sen sana verilecektir. O da diyeceki “inneke ene” ben “ahizun”

bunu tutacağım –alacağım demek şartıyla ancak. Yoksa bir baba der ki okulunu bitir sana bisiklet alacağım. Ama o çocuk okulunu bitirmezse baba o, bisikleti almaz. Çocuk da diyecekki baba mutlaka ben okulumu bitireceğim. Madem sen bana mutlaka alıp vereceksin. Ben de mutlaka okulumu bitireceğim. Çünkü şartı ona bağlı.

İşte C. Hakk ta her birerlerimize bakın bu sadece Hz. peygamberimize değil –her birerlerimize –kendi bulundu-ğumuz mertebelerimiz itibariyle neredeyse olursa onunda üstünü de vereceğim. Yeter ki avuç acalım. Gönlümüzü acalım. Ufkumuz, sadrımızı açalım. “Elem neşrah leke sadrek’i” yaşayalım. Evvelâ yer açalım ki o verecek olan verebilsin. Biz evimizi hazırlamazsak, mobilya alsak nereye koyacağız. Ya odamıza göre mobilya, ya mobilya ya göre oda büyütülecek.

Bende mobilya çok korkmayın büyütün odaları istediğiniz kadar, bende halı da var , seccade de var. hepsi var. “inneke le tulekkal kûr’âne” Kesin olarak söylüyor. Kûr’ânı telâkkî ettireceğiz. Kimin tarafından “min ledün hâkimin alim.”

C. Hakkın hakîm ve alîm ismi bu faaliyeti yapacaktır. Alîm’den ne gelir? bilgi gelir. Hakîmden ne gelir, hikmet gelir. Size bu hikmetli bilgileri hakîmden –alîm, ilim sahibi olan-ilmi faaliyete geçiren alîmdir. Bu hikmetlerle dolu ve bu ilmi Hikmetleriyle birlikte size öğreteceğim, demek var. Efendimizin Hakikati Muhammediyye şahsında her birerlerimize çok büyük müjdeler vardır. Biz de o hakikati muhammediyyenin nûrlarından birer nûr olduğumuza göre –o güneşse bizde o güneşin ışıkları, ama ışıkları güneşi seyretmekte değil mi? Niye bizde öyle güneşin ışıklarından olup ta kendimizde birer ışık birer güneş hük-müne girmeyelim. Önümüzde mâni diye bir şey yok. Ma-nileri biz çıkartıyoruz. Aman şu böyle, bu böyle oldu diye.

Neye öncelik veriyorsak işte o bizim hayatımızda perde oluyor. Emin olun Allah yolu öncelikli olduğu zaman bütün diğer mevzular kolaylaşır. Nusret Babam (Rahmetullahi Aleyhi) şöyle derdi ki, “-oğlum 100 tâne derdin varsa onu 1’e indir. O da Hakk, derdi olsun”. Hepimizin türlü türlü dertleri vardır. Biz onlara dert de imtihan da demeyelim. Güzellikleri var diyelim. Çünkü onların hepsi güzelliktir. Biz nefsimize ters geldiği için onlara dert diyoruz. Ehlullahtan bir zât ;

Dert dert derdim ben derdime, Derdim bana derman imiş. Demiştir.

C. Hakk dert vermez insâna. Derman verir sadece. Ama o dermanı dert gibi gözükür başta. Neden? Nefsimize tabiatımıza ters gibi bir şey olduğu için dert gibi görünür. Aslında o devâdır. Dermandır. Ehlullahtan birisi gene bakmış böyle bir müddet hastalık yok, şu yok, bu yok, eyvah demiş “Rabbim beni unuttu.” Benimle ilgilenmiyor artık demiş. C.Hakk bâzı kimselere, hepimize, ufak tefek bazı şeyler vermesi onun bizimle ilgilendiğini gösterir. Bakın dikkat edin çünkü o verilen bir özellik, bir husus, bir program dahilinde verilmekte. Rasgele hepimizin başına gelen bir şey değildir. Meselâ öyle bir program dahilinde veriliyor ki, meselâ bir hastalık oluyor fizik bedende hemen bu rasgele olan bir şey değil. Program neticesinde- başı-ortası-sonu-nasıl olacaksa programı yapılıyor. Ondan sonra tahakkuka başlıyor. Biz onu hissetmeye başlıyoruz. O zaman ilgili bizimle C.Hakk.Her birerlerimizle, başımıza gelen şeyin evvelâ programı yapılıyor, ondan sonra tatbikatı gözüküyor.

(Ve inneke le tülekkâlkûr’âne min ledün hakîmin alîmin.) Muhakkak ki sana buyuruyor C. Hakk, len tahkik var.

inneke: muhakkak –len: tekrar muhakkak. Sana Kûr’ân-ı telâkki ettireceğim, idrak ettireceğim. Kimin tarafından alîm ve hakîm olan Allahın yanından telâkki ettireceğim. Zâti ilmi vereceğim. Hikmetlerle ve alîmlikle zât-i ilmimi vereceğim. Onun eğitimini yapacağım. Bilindiği gibi hikmet, “her şeyi yerli yerine koymaktır.” Diğer yönüyle, “Kalbe vasıtasız gelen ilim” diye tarif edilir. İşte böyle bir hikmet, ezel ve ebed ilmini bilen Hakk tarfından böyle bir telâkki başlıyor. Mûseviyet Mertebesinin hakikatini telâkki ettiriyor. İşte Âyet-i kerîmenin devamı: