İçeriğe atla
Ankebût 37Cüz 20 · Sayfa 400

Ankebût Sûresi 37. Âyet

العنكبوت

Sohbete sor

Fekeżżebûhu feeḣażet-humu-rracfetu feasbehû fî dârihim câśimîn(e)

Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Ankebût Sûresi

“Fekezzebûhu feehazet-humu-rracfetu feasbehû fî dârihim câsimîn(e)” (29/37) Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. (29/37)


Medyeniyyet : Gönül göğünü ve beden arzını (toprağını) adaletle korumak için tartıyı koymuştur. Tartı-Terazinin inkılabıdır.

Fusûs’ul Hikem Şuayb Fasssı giriş bölümünde kalb himeti hakkında;

"Yakinen bil ki, cam-i Cem dedikleri senin kalbindir. Şadi ve gamın mustakarrı senin kalbindir. Yani gamlanmanın ve hoşluğun yeri yine senin kalbindir. Eğer cihanı görmek temennisinde isen, eşyanın tümünü o kalb içinde görmek mumkündür. Baş gözü anasır olan madde kalıbı görür, sır olan şeyi ancak kalb gozü görür. Evvela kalb gözünü aç, sonra bütün eşyayı temaşa et!" Şuayb (a.s.) dahi, çok evlat sahibi idi; ve tüm manaların ve cuz'iyyenin sahibi olduğu halde makam-i kalbide olup, Şuayb (as) kalb makamında olup, İlahi ahlakla ahlaklanmış ve "Allah" ism-i cami'inin mazharı olan bir insan-i kamil idi. Ve onun üzerine sıfat-ı kalbiyye galib olmakla Kur'an-i Kerim'de buyruldugu üzere Medyen ehline : (En'am, 6/152)

﴿١٥٢﴾ وَلا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ اِلا بِالَّتِى هِىَ اَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لانُكَلِّفُ نَفْسًا اِلا وُسْعَهَا وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَاقُرْبَى وَبِعَهْدِ اللَّهِ اَوْفُوا ذَلِكُمْ وَصَّيكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ 6.152*************

6/152-) Ve la takrebu malel yetiymi illâ billetiy hiye ahsenü hatta yeblüğa eşüddeh* ve evfül keyle vel miyzane bilkıst* la nükellifü nefsen illâ vüs'aha ve iza kultüm fa'dilu velev kâne zâ kurba* ve Bi ahdillahi evfu* zâliküm vassaküm Bihi lealleküm tezekkerun;

Enam (6) / 152- Yetim, rüşd çağına erişinceye kadar, malına, sadece en güzel bir niyetle yaklaşın! Ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarım yükleriz. Söz söylediğiniz zaman (lehinde ve aleyhinde söyleyeceğiniz kimse) yakınlarınız bile olsa adaletli olun. Allah’a verdiğiniz sözü tütün. İşte Allah size iyice düşünesiniz diye bunları emretti.

Ya'ni "Ey ahali! Adl ile kileyi tamam ölçün ve teraziyi lamara tartin! Ve nasın hakki olan eşyalarını noksan vermeyin; ve yeryuzünde nasın hukukunu naks ile fesâd edenlerden olmayın!" derdi. Şuayb (as) ın kavimi yol üstünde otururlarmış alış verişte çok hile yaparlarmış onun için bu hüküm Adl ona verilmiştir.