Ve-iżâ kîle lehumu-ttekû mâ beyne eydîkum vemâ ḣalfekum le'allekum turhamûn(e)
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu Âyet-i Kerîme’ ef’âl mertebesindendir.
Evvelâ sakınmanın ne olduğunu çok iyi bilmemiz gerekiyor. İslâmiyeti oluşturan dört asıl mertebe olan şeriat yâni ef’âl, târikat yâni esmâ, hakîkat yâni sıfât, mârifet yâni zât mertebelerinin hepsinin sakınması ayrı ayrıdır.
İlk sakınma şüphelilerden ve günahlardan sakınmadır. Bu sakınma Allah (c.c.)’ın ef’âl mertebesindeki rahmetine ulaşmak için gerekli olan sakınmadır.
Daha sonra târikat mertebesinde, yukarıda belirtilen ve sadece sûret olarak yapılan sakınmanın muhabbetle yapılmasıdır ancak yine aynı şekilde beden üzerinde yapılmaktadır. Sonuç olarak bu sakınma fırkalaşma oluşturur ve sakınmanın aslı fırkalaşmaktan dahi kurtulmaktır.
Hakikat mertebesinde ancak sakınmanın mânâsı tahakkuk etmeye başlamaktadır. Alınan eğitimler neticesinde kişinin kendi varlığında Hakk’ın varlığından başka bir şey olmadığını idrâk etmesiyle beraber kişinin bunu unutmaktan sakınması gerekmektedir.
Mârifet mertebesinde ise daha ilerilerde olan bir sakınmadır ki asıl olarak orada artık bahsedilen mânâda bir sakınma olmaz çünkü sakınma dahi ayırımdır. Sakınmanın tatbikçiliği burada kalkmakta sakınmanın ta kendisi olunmaktadır.
İşte kim bu mertebeleden hangisini idrâk ederek yapmışsa arkasında onu bırakmaktadır.