Eve lem yerav ennâ ḣalaknâ lehum mimmâ ‘amilet eydînâ en'âmen fehum lehâ mâlikûn(e)
Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın verdiklerini kullanarak elimizde ne varsa onlara sahip olabiliyoruz. Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın Melîk ismi olmasaydı hiç birimizin tek bir iğnesi bile olmazdı. Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın esmâi ilâhîyyesi bütün insânlar üzerinde tahakkukta olduğu için onunla müşterek olarak bu isimleri kullanıyoruz, Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın zâti isimlerinden dahi bizde belirli miktarlarda var mesele sıfâtı sübûtiyeden olan Hayat, İlim, Kelâm gibi onun zâti sıfâtları aynı zamanda bizimde zâtımızın ifâdesidirler. İşte Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın Melîk isminin zuhuru bizim elimizdeki mallara sahip olmamızdır. İnsân içinde bu aynı zamanda büyük bir şereftir.
İşte bizler elimizde sahip olduğumuz bu malları kullandığımızda, bu bizim mutlak malımız değil Hakk’ın bize
vermiş olduğu vekâlet dolayısıyla olan geçici mülkümüzdür diye düşünerek kullanmalıyız.
وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ
(Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakûbuhum ve minhâ ye’kulûn.)