İçeriğe atla
Zuhruf 46Cüz 25 · Sayfa 492

Zuhruf Sûresi 46. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Ve lekad erselnâ mûsâ bi-âyâtinâ ilâ fir'avne ve mele-ihi fekâle innî rasûlu rabbi-l'âlemîn(e)

Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

Zuhruf Sûresi

Kendisine dünya mülkü verilen Fir’âvn, kendindeki saltanatı yönünden ve kendine ait olduğunu zanneden geçici mülküne bakarak bunların sahipliğini kendine mâl ederek tebasına eziyet ve Hakk’a isyan etmeye başladı. Bunun üzerine, Cenâb-ı Hakk ona o devrede Nebî olan Mûsâ (a.s.) mı gönderdi. Daha henüz üzerinde Zât-î tecelli yok idi. Ağaç sûretinden esmâ tecellisi olmuştu, mucizeleri bakımından da kendisine sıfat tecellileri olmuştu. “Daha sonra Tur dağında kendisine Zat tecellisi olacaktır. İşte Mûsâ (a.s.) esmâ ve sıfat tecellileri techizatıyla Fir’âvn’a gönderilmiştir.

Diğer yönüyle, bireysel varlığımızdaki Fir’âvn’u bulup ona gitmemiz gerekmektedir ki o da nefsi emmâremiz yani bizi dünyâya çeken tarafımızdır.

Demek ki Mûsevîyyet mertebesinde dahi hâlâ isyan korkusu vardır.[55] “ İz- -T-B- ”


İşte bu isyan korkusu ile varlığımızdaki nefsi emmare Fir’avununa Rabb’ül erbbab olan Allah’ın (c.c.) museviyet mertebesinden tarikat-esmâ mertebesinin hakikat bilgilerini getirdim. Nefsaniyet ve vehim ile oluşturduğun ilahlığı bırak haberinin verilmesi gerekir. (Murat Derûni)