Fetâfe ‘aleyhâ tâ-ifun min rabbike vehum nâ-imûn(e)
Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.
Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da,
Kalem Suresi 19. ayet, bahçe sahiplerinin gaflet anında ilahi bir ceza ile karşılaşmasını anlatır. Ayet, 'tâfe' fiiliyle başlayan ve 'nâimûn' kelimesiyle sona eren bir felaket sahnesini tasvir ederken, ilahi müdahalenin ani ve yıkıcı doğasını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tâfe' fiilinin bir şeyin etrafında dönmek, dolaşmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fetâfe aleyhâ tâifun' ifadesi, ilahi bir musibetin bahçeyi tamamen kuşatması, sarması ve helak etmesi anlamında mecazi bir kullanımdır. Bu, felaketin kapsamlılığını ve kaçınılmazlığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tâfe' fiilinin burada 'geldi, indi' anlamında kullanıldığını ve 'tâif' kelimesinin de 'gece gelen musibet' manasına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Rabbin katından gelen bir felaketin bahçeyi ansızın ve gece vakti sarmasını mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki fiillerin genellikle somut eylemleri ifade ettiğini ancak bazen mecazi anlamlar kazandığını belirtir. 'Tâfe' fiilinin bu ayetteki kullanımı, ilahi bir gücün müdahalesini ve bu müdahalenin yıkıcı etkisini somut bir hareketle (kuşatma, sarma) ifade ederek, olayın ciddiyetini ve ilahi iradenin gücünü vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tâif' kelimesinin 'gece gelen' anlamına geldiğini ve genellikle hayır değil, şer getiren bir şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'tâifun min Rabbike' ifadesi, Rabbin katından gece vakti gelen ve bahçeyi helak eden bir musibeti anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tâif' kelimesinin 'gece dolaşan, gece gelen' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da genellikle beklenmedik bir felaketi veya musibeti ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, bahçe sahipleri uykudayken gelen ilahi bir azabı temsil eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tâif' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, genellikle ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, kuşatıcı ve yıkıcı bir gücü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, bahçeyi tamamen saran ve yok eden ilahi bir felaketi sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen 'terbiye etmek, beslemek, sahip olmak, hükmetmek' anlamlarına geldiğini ve Allah için kullanıldığında tüm bu nitelikleri kapsadığını belirtir. Ayetteki 'min Rabbike' ifadesi, felaketin kaynağının Allah olduğunu ve O'nun mutlak kudretini ve hükümranlığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin Allah'ın isimlerinden biri olduğunu ve O'nun yaratma, rızık verme, terbiye etme ve işleri idare etme sıfatlarını içerdiğini açıklar. Ayetteki 'Rabbinin katından' ifadesi, bu felaketin ilahi bir irade ve planın sonucu olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak egemenliğini, yaratıcı ve koruyucu gücünü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, 'Rabbinin katından' ifadesi, bahçe sahiplerinin gafletine karşı ilahi bir müdahalenin ve cezanın geldiğini, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve kullarının eylemlerine karşılık verdiğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'nâimûn' kelimesinin 'uyuyanlar' anlamına geldiğini ve bu ayetteki kullanımının, bahçe sahiplerinin gafletini ve ilahi azabın geldiği sırada durumdan habersiz olmalarını vurguladığını belirtir. Bu durum, cezanın beklenmedik ve ani gelişini pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'nâimûn' kelimesinin 'uykuda olanlar' anlamına geldiğini ve ayetteki bağlamda, bahçe sahiplerinin ilahi takdirin kendilerine ulaşacağı konusunda tamamen habersiz ve tedbirsiz olduklarını ifade ettiğini açıklar. Bu, onların gafletinin bir sembolüdür.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nâimûn' kelimesinin sadece fiziksel uykuyu değil, aynı zamanda manevi gafleti ve dünya işlerine dalmışlığı da ifade edebileceğini belirtir. Bu ayette, bahçe sahiplerinin ilahi uyarıları göz ardı etmeleri ve dünya malına aşırı düşkünlükleri nedeniyle içine düştükleri gaflet halini simgeler.
Kalem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Fakat onlar uykuda iken Rabbin tarafından bir dolaşıcı, dolaşan ilahi bir emir, bir afet o bağın üzerinden her tarafını dolaşıverdi. Bir rivayete göre bağın bulunduğu vadiden bir ateş çıkıp o bağı kökünden yakarak kavurup bitirivermişti.