İçeriğe atla
İnşikâk 9Cüz 30 · Sayfa 589

İnşikâk Sûresi 9. Âyet

الإنشقاق

Sohbete sor

Ve yenkalibu ilâ ehlihi mesrûrâ(n)

Sevinçli olarak ailesine dönecektir.

İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir,(84/9)


Zâhiri olarak bakıldığında sevinçli olarak döneceği, ehli, ailesi, akrabası, halkının, topluluğun dönecektir.

İnkilap bir dönüşümdür, İlâ hedef tir. Ehli ise kim neyin ahalisi ve kim neye ehil ehliyetlidir. “Ehlûllah” Allah ehli, “Ehlibeyt” ise hane halkıdır. “Mesrur” sevinçli, sürurlu, meserretli, merâmına ermiş.

Yani kişi hangi mertebede veya hangi mertebe gelmiş ise onun ehlidir. Ve ailesi, halkı o esmâ veya tevhid mertebesidir. Ayn’el yâkin olarak nefis cennetleri veya zat cennetlerine meramına ermiş olarak, oranın elbisesi yani hâline dönmüş-dönüşüş olarak, oradaki ailesi, halkı yanına dönecektir.

Tasavvufta sıkça kullanılan “ehline malumdur” ve “zuhuratlar için işaretini ehli bilir” ifadeleri vardır.

Yani İlm’el Yâkin ehli tarafından bilinen ilim ve Ayn’el Yakîn ehli tarafından işareti bilinen ders geçme zuhuratlarıdır.

İz-Efendi Babam ders geçme işareti gören, idraki ve hâli oluşan kişilere dersini verelim de sevinsin der. İşte ders geçmeyi haketmiş kişi hangi esmâ-i İlâhiyyeyi vird edinmiş ise onun ehli olur ve o mertebeye dönüşmüş olarak ehli yanına sevinçle döner.


Sahîh-i Buhari - Hadis No: 2043

Ravi : Ubâde b. es-Sâmit Rivâyete göre, Nebî Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim Allah’a kavuşup görmeğe muhabbet ederse, Allah da ona kavuşup görmesini sever. Her kim de Allah’a mülâkî olmayı hoşlanmazsa, Allah da ona mülâkî olmayı hoşlanmaz. Âişe valide, yâhud Peygamber’in bâzı hanımları: Yâ Resûlallah! Biz, ölümden hiç hoşlanmayız, demişlerdi. Resûl-i Ekrem kadınlara: Ölüm sizin bildiğiniz gibi değil. Belki şöyledir: Mü’mine ölüm hâli gelince Allah`ın o kulundan hoşnutluğu, Allah’ın ikrâm ve ihsânı müjdelenir. Bu müjde üzerine artık, mü`min’e önünde (ölüm gibi) kendisini karşılayacak hallerden sevimli bir şey olamaz. O anda, mü’min Allah’a mülâkî olmaya muhabbet eder, Allah da mü’min kuluna mülâkatı sever. Fakat kâfir öyle değildir. Ona ölüm hâli hazır olduğunda Allah’ın azâbı ve ukubeti müjdelenir. O anda kâfire önündeki ölüm gibi, hâllerden çirkin bir hâl olamaz. Bu sûretle kâfir Allah’a mülâkî olmayı fenâ görür, Allah da ona mülâkî olmayı fenâ görür.



وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ وَرَاء ظَهْرِهِ {الإنشقاق/10}

“Ve emmâ men ûtiye kitâbehu ve râe zahrih.“