Hz. Dâvûd (a.s.)
✓ OnaylıPeygamber ve hükümdar. Hikmet-i vücûdiyye. Zâhirî hilâfetin sembolü. Zebûr ve mezâmir.
Tanım
Giriş
Peygamber ve hükümdar. Zebûr sahibi.
Tanım ve Kavrayış
Hz. Dâvûd (a.s.), peygamber ve İsrâîloğullarının kralı. "Hikmet-i Vücûdiyye" ile anılır. "Seni yeryüzünde halîfe kıldık" (Sâd 38/2) — zâhirî siyasî yönetim ile bâtınî mânevî halîfeliğin birleşimi. Zebûr okuyuşu dağları ve kuşları tesbîhe çekti — iç zikrin dışa taşması.
Kitaplarda Geçişi
Bu sayfanın kütüphanemizdeki başlıca referansları (sıklık sırasına göre):
Bu Kisinin Gectigi Eserler

Terzibaba - Necdet Ardıç
134x“6) Çin padişahı hikâyesi…………………………………………….……….. (29) Dâvûd (a.s.) …………………………………………………………………..(33) Dostlara bir sofra kurdum. Şiir……………………………….…….. (36) 9-11- Sohbet arası sohbet Zülkarneyn Ye’cüc ve Me’cüc.(38) Sohbet mevzuu, Zülkarneyn. Devam…”

Terzibaba - Necdet Ardıç
119x“met-i muhammediyyeye, hükümde rütbe-i Süleyman ve rütbe-i Dâvûd verildi. (79) 24.Paragraf: Sen, zamân-ı tecdîdde, zamân-ı mâzîde olduğunun aynısın. (81) 25.Paragraf: Ba'dehû kasrın beyânında zikr eylediği tenbih, Süleyman'ın kemâl-i ilminded”

“de Davud tövbe etmiştir. (Harman, DİA, 9/22-24). Zira Hz. Dâvûd, muhâkeme meclisinde cereyan eden bu konuşmalardan Allah Teâlâ’nın bunu sırf kendisini denemek ve imtihan etmek için yaptığını ve kendisinden sâdır olan davranışın günah olduğunu anlamış ve tıpk”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
71x“وُجُودِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ دَوُودِيَّةٍ BU FASS KELİME-İ DÂVÛDİYYE’DE OLAN HİKMET-İ VÜCÛDİYYE BEYÂNINDADIR Ma’lûm olsun ki vücûd-ı mutlak-ı Hakk’ın tenezzülâtı, kemâlât-ı esmâiyyesinin zuhûru içindir; ve kemâlât-ı esmâiyye ise ancak cemî’-i esmânın fiil”

“oplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk. 78. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. 79. Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavra”

“طَّيْرَ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدٖيدَ 34/10 Ve legad âteynâ dâvûde minnâ fadlâ, yâ cibâlu evvibî meahû vet tayr, ve elennâ lehul hadîd. Diyanet Meali: 34 (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla bir”

Terzibaba - Necdet Ardıç
23x“kesîrin min ibâdihilmü’minin.) (27/15) “And olsun ki, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik ve dediler ki: Hamd o Allah'a olsun ki, bizi mümin kullarından bir çoğu üzerine üstün kilmiştır.” Andolsun ki biz dâvud’a ve Süleyman’a Süleyman’lık mer”

Terzibaba - Necdet Ardıç
19x“ktur." (Rezin tahric etmiştir) Ravi: Hz. Muaz Kaynak: Ebu Davud, Zekat 4, (1575); Nesai, Zekat 4, (5, 15, 16) -------------- Resulullah (sav) vefat edince, ondan sonra Hz. Ebu Bekir (ra) halife seçildi. Bunun üzerine bedevilerden bir kısmı "irtidat" etti.”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
17x“ınن َوُود َ سُــلَيْمَلِــدَوَوَهَبْنَــ(Sâd, 38/30) [Biz Dâvûd’a Süleymân’ı vehb ettik.] kavlinden müstebân olduğu üzere, Süleymân’ın Dâvûd’a hibetullah olmasıdır. Ve hibe, vâhibin cezâ-i vifâk veyâ istihkāk tarîkiyle olmayan i’tâsıdır. İmdi o, ni’met-i s”

Terzibaba - Necdet Ardıç
16x“manasına gelir... ------------------------ ZEBUR: Davud'a a.s . geldi… Onun gelişi: Ayrıntılı âyetler halinde olmuştu... Ancak, kendisine, Allah tarafından gelip tamama erdikten sonra, kavmine çıkardı… Yani: Onlara , parça parça âyetler ha”

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“إِنَّهُ “ أَوَّابٌ” (Esbir alâ mâ yekûlüne vezkür abdenâ dâvûde zal eydî innehü evvabün) (Sad 38/17) “Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yönelirdi.” ------------------- Görüldüğü gibi bur”

Terzibaba - Necdet Ardıç
10x“e-i İsrailliyet”i zuhura çıkardılar. Nihayet Cenabı Hakk Davud oğlu Süleyman’a “Mescidül Aksa” (Beytül Makdis/Mukaddes ev) “Mertebe-i Museviyyet” ve daha sonra da gelecek olan “Mertebe-i İseviyyet” için Kudüs’te inşa ettirdi. Daha evvelce Mekke-i Mükerre”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“12), sahur yemeği “mübarek gıda” olarak nitelenmiştir (Ebû Dâvûd, “Ṣavm”, 17; Nesâî, “Ṣıyâm”, 25-26). Sahurun, müslümanların orucunu Ehl-i kitabın orucundan ayıran bir özellik olduğunu ifade eden hadis (Müslim, “Ṣıyâm”, 46; Ebû Dâvûd, “Ṣavm”, 16; Nesâî, “Ṣı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“şiddet-i şevk ile vasf etti. Binâenaleyh müştakın için: "Yâ Dâvûd benim de onlara -ya'nî kendisine müştak olanlara- şevkim eşeddir" buyurdu O da lika-i hâstır Zîrâ Resul (a.s.) hadîs-i Deccal'de "Sizden biriniz ölmedikçe Rabb'ini müşahede etmez" dedi. Böyle ol”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“uhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi. ” ********** ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“eâlâ muvaffıktır (16). ----------------------- Ya'nî, Dâvûd (a.s.)ın mu'cize olarak mübârek eli ile demiri yumuşatmasına gelince: Bu demiri yumuşatma keyfiyeti zorlama ve korkutma ile yumuşayabilen idraksiz, katı kalblerin suretidir. Demirin yumuşaması”

“kulları üzerine şefkat, fillâhi gayretten riâyete ehaktır. Dâvûd (a.s.) Beyt-i Makdis'i bina etmek diledi. Binâenaleyh onu mirâren bina etti. Her ne vakit fariğ olsa yıkılır idi. Böyle olunca Allah Teâlâ'ya bunu şikâyet etti. Allah Teâlâ ona vahy eyledi ki:”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
8x“Enbiyâ, 21/88) ya’ni “Biz ona gamdan necât verdik.” Hâlbuki Dâvûd-ı Kayserî hazretleri şerhinde “Bu hikmetin takrîrinde ona delâlet eder bir şey yoktur” buyururlar. Ve filhakîka bu fass-ı münîfin münderecâtı bilmütâlaa anlaşılacağı üzere, bu neş’et-i insâniy”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“lin taâruzu hâlinde olur. Mevlânâ Câmî, Abdürrezzâk Kâşânî, Dâvûd-i Kayseri ve Abdullah Bosnevî ve Abdülganî Nâblusî ve emsali ekâbir (k.A.e.) hazarâtı kendi şerhlerini bu esâsât dâiresinde yazmış olmalarıyla Hz. Şeyh'e iftira etmiş olamazlar. Zîrâ Bâlî Efe”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“k zordur. Bunu sağlamanın en sağlam yollarından biri savm-ı Davud'a devam etmektir." Bu konuda ne buyurursunuz, savm-ı Davud'un faydası olur mu? Kemâl-i hürmetle ellerinizden öper, dua ve himmetlerinizi niyaz ederim. İhvana selametler dilerim. Rûy-ı siyah bi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“(Buhârî, Ta’bîr 5. Ayrıca bk. Müslim, Salât 207-208; Ebû Dâvûd, Salât 143; Tirmizî, Rü’yâ 2; Nesâî, Tatbîk 9; İbni Mâce, Rü’yâ 1) *** Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman yaklaşı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“(Buhârî, Ta’bîr 5. Ayrıca bk. Müslim, Salât 207-208; Ebû Dâvûd, Salât 143; Tirmizî, Rü’yâ 2; Nesâî, Tatbîk 9; İbni Mâce, Rü’yâ 1) *** Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman yaklaşı”

“kurtul! [59] 2302. Halîl için kumu un yapar. Dağ dahi Dâvûd ile hem-âvâz olur. Ya’nî, Hak Teâlâ İbrâhîm Halîl (a.s.)ın çuvaldaki kumunu un yapar. Ondan ekmek pişirirler; ve mîmâcâtı esnâsmda Dâvüd (a.s.) a dağı hem-âvâz eder. “Resîl”, iki kimsenin sesi”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
7x“hâlıkıyla mesnâ oldu]vâki’dir. Ve Cenâb-ı Abdullah Bosnevî, Dâvûd-ı Kayserî hazretlerinin tarz-ı ahzına birkaç vech ile hatâ isnâd eylemiştir.Bâlî Efendi فَثَنِيَــت ْ[mesnâ oldu] kelimesinin “fâ” ile olması fehme akreb ve makāma enseb olduğunu beyân eder. F”

“llen hedeynâ venûhan hedeynâ min kabl(u) vemin zurriyyetihi dâvûde vesuleymâne veeyyûbe veyûsufe vemûsâ vehârûn(e) vekezâlike neczî-lmuhsinîn(e)” Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“lemle sâbit oldu ve ona muhâlefet eder] sûretinde almıştır. Dâvûd-ı Kayserî hazretleriلِقِــهفَثَبَــت َ بــه وبخ[âlemle ve onun hâlıkıyla sâbit oldu] sûretinde almış ve Cenâb-ı Bosnevî onun hatâ ettiğini isbâta gayret etmiştir. Bâlî Efendi hazretleriلِقِـ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“(Buhârî, Ta’bîr 5. Ayrıca bk. Müslim, Salât 207-208; Ebû Dâvûd, Salât 143; Tirmizî, Rü’yâ 2; Nesâî, Tatbîk 9; İbni Mâce, Rü’yâ 1) *** Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman yaklaşı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“ibaresi Ya’kub Han ve Bosnevî nüshalarına göre alınmıştır. Dâvûd-i Kayseri, Kâşâni ve Bâlî ve Te’vilü'l- Muhkem nüshalarına göre suretinde vâkı'dir. Şu halde ma'nâ "İmdi "Allah" ale't-tahkîk işareti anlayan kimse için ibaredir". Yani tahkikat üzere işaret”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“ada, İsmi yazıyor bu duvarda, Okuduk elhamdülillâh . Davud-u Tai, Maruf-u kerhi, Gördük, giremedik içeri, İnşaatlar kaplamış çevreyi, Dışarıdan gördük elhamdülillâh . Geldik akşam namazına, Mûsâ Kâzım makamına, Misafir olduk dergâhına, Sa”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“utlak” Hz. Ali (k.a.v.) den Hz. Hasan Basri, Habib-i Acemi, Davud-u Ta’i, Maruf-u Kerhi, Sırr-ı Sakati, Cüneyd-i Bağdağdi, ..........Pir Hasan Hüsamettin Uşşaki, .......yoluyla .... Mustafa Safi, Hazmi Tura ve Nusret Tura Uşşaki kanalıyle bizlere kadar ulaşan”

“namazıdır " (Müslim, el-Câmiu's-Sahîh, hadîs no. 1163; Ebû Dâvûd, Sünen, hadîs no. 2429). Başka bir hadîste ise şöyle buyrulur: " Gece namazına devâm ediniz; zîrâ o, sizden önceki sâlihlerin âdetidir, Rabbinize yakınlık vesîlesidir, günâhlara keffârettir ve k”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“n, Hz. Eyyûb’un kız kardeşinin veya teyzesinin oğludur. Hz. Dâvûd zamanına yetişip ondan ilim öğrenmiş, Dâvûd peygamber oluncaya kadar fetva vermiş, sonra da onun yardımcısı olmuştur (Taberî, Câmiʿu’l-beyân , XXI, 67). Yunan filozofu Empedokles’in Lokman’dan”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“kurulan ilk medresenin başına bir İbnü’l-Arabî şârihi olan Dâvûd-ı Kayserî’yi getirerek tasavvuf düşüncesini Osmanlı medrese kültürüne eklemlemişlerdir. Ayrıca Osmanlı Devleti idarecileri, ilk zamanlardan itibaren sûfîlerin toplumdaki pek çok etkinliğine gene”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“ği kadar kendi muhitinin halifesi oluyor, işte onun aslı da Davud’iyet mertebesi orada artık hilafet kesinleşmiş oluyor Davud (as) a bildirilen. يَا دَاوُدُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلِيفَةً فِى الاَرْضِ 38/26 “Biz Davud’u halife ittihaz ettik diyor. Bakın halife”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“kurulan ilk medresenin başına bir İbnü’l-Arabî şârihi olan Dâvûd-ı Kayserî’yi getirerek tasavvuf düşüncesini Osmanlı medrese kültürüne eklemlemişlerdir. Ayrıca Osmanlı Devleti idarecileri, ilk zamanlardan itibaren sûfîlerin toplumdaki pek çok etkinliğine gene”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“e zarfında hayvansal gıdalar yememek 40 gün boyunca savm-ı Davud tutmak (bir gün tutup bir gün yemek) 40 gün boyunca sadece hayvansal gıdaları almamaya dikkat etmek (normal oruç gibi değil) 40 gün boyunca pazartesi perşembeleri oruç tutmak. Sizler isterse”

“żîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti ve kalîlun mâ hum(k) ve zanne dâvûdu ennemâ fetennâhu festaġfera rabbehu ve ḣarra râki’an ve enâb(e) Dâvûd şöyle dedi: “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana karşı haksızlık etmiştir. Zaten aralarında or”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“- Bugün, Hacc-ı Ekber (Büyük Hac) günü'dür." (Sünen-i Ebî Davud; hadis no: 1945. Elbânî, "Sahih-i Ebî Davud"; hadis no: 1700'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.) Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: "Ebu B”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“n ve bir şeyi istişaresiz yapmayın.” Ve Hakk’ın bu husûsta Dâvûd (a.s.)a vahyi şöyledir: ‘Yâ Dâvûd, ashâbını şehvetle yemekten sakındır. Zîrâ nefis şehevât-ı dünyâya asılmıştır; akılları benden mahcûbdur!” Ve Yûsuf (a.s.), (Yûsuf, 12/53) buyurmuştur. Ve bu”

“tıyla âlemleri yeniden var etmektedir" [6] Fass-ı Dâvûdî'nin nihayetlerinde îzâh olunduğu üzere emir ikidir: yani Hakkın emri ikidir, Biri "emr-i tekvînî", diğeri de "emr-i teklîfî"dir. Emr-i tekvînî kulun isti'dâd-ı ezelîsi yani ayan-ı sabites”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“kalem kurumuştur ( Müsned , V, 317; Buhârî, “Ḳader”, 2; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 16; Tirmizî, “Tefsîrü’l-Ḳurʾân”, 67). Yine Hz. Peygamber mi‘raca çıkınca -meleklere ait- kalemlerin çıkardığı sesleri duymuş (Buhârî, “Ṣalât”, 1; Müslim, “Îmân”, 263), kalemin insanla”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“rd, ve lekad faddalnâ bağdan nebiyyîne alâ bağdiv ve âteynâ dâvûde zebûrâ. Diyanet Meali: 17.55 - Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik. Elmalılı Hamdi”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
4x“şiddet-i şevk ile vasfetti. Binâenaleyh müştâkîn için: “Yâ Dâvûd benim de onlara –ya’ni kendisine müştâk olanlara– şevkim eşeddir” buyurdu. O da likā-yı hâstır. Zîrâ Resûl (a.s.) hadîs-i Deccâl’de “Sizden biriniz ölmedikçe Rabb’ini müşâhede etmez!” dedi. Böyl”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“e onun yanından kalkıp gittim. O da kalkarak namaza durdu. Dâvûd et-Tâî geçerken bir kişi ona bir hadîs sordu. Bunun üzerine Dâvûd o kişiye 'Yakamı bırak! Ben sâdece canımın çıkması için acele ediyorum!' dedi. Hz. Ömer (r.a) şöyle demiştir: 'Herşeyde ağır da”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“aygılarımla, Fa… Do… KUDÜS, KÂBE VE KIBLE Kıble, Adem-Davut a.s. arası Kâbe, Davut-Muhammed (s.a.v.) arası Kudüs ve ardından yine Kâbe. Bu bilgi Ab… Ba…'dan. Kudüs'teki tapınak Davut oğlu Süleyman a.s. tarafından inşa ediliyor. İbrahim-İsmail a.s. da K”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“peygamber İsa Aleyhisselam. Onunla niye karşılaşmıyor yahut Davud Aleyhisselamla karşılaşmıyor? Onun da ifadesi şöyle Musa Aleyhisselamın Hz. Peygamberden sonra gelen bir şeriatı vardı diğer peygamberlere göre biraz daha geniş. Hz. Peygamberden sonra da nite”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“birlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır” Ebû Dâvûd, Edeb 143 Ayrıca bk Tirmizî, İsti’zân 31; İbni Mâce, Edeb 15 Açıklamalar Musâfaha, dilimizdeki kullanımıyla tokalaşmak veya el sıkışmak demektir Musâfahanın şekli. “bir kimsenin elinin”

“e ıysa ve eyyübe ve yünuse ve harune ve süleymane ve ateyna davude zebüren Meâlen: “Nuh’a, ondan sonra gelen nebilere vâhyettiğimiz gibi, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya’kub’a torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a vâhy ettiğimiz gibi şü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“َالَمِينَ (2/251) Fehezemuhüm Bi iznillahi ve katele Davudu calute ve atahullahul Mülke vel Hikmete ve allemehu mimma yeşa'* ve levla def'ullahin Nase ba'dahüm Bi ba'din le fesedetil Ardu ve lakinnAllahe zu fadlin alel âlemiyn; * Derken, Allah’ı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“ü Alamü'n Nübela, 56/324; Keşfu’l-Hafa, 1/511. ↑ (Ebû Dâvûd, Salât 93, 98) ↑ Ebû Dâvûd, “Vitir” 1. ↑ Necdet ARDIÇ, GÖNÜLDEN ESİNTİLER – (6) PEYGAMBER 6 – HZ. Muhammed s.a.v. – Tasavvuf Serisi 61- Sayfa 82 ↑ Necdet ARDIÇ, GÖNÜLDEN ESİNTİ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“(as) a, 10 suhuf İbrahim (as) a, Tevrat Musa (as) a, Zebur Davud (as) a, İncil İsa (as) a, Kur’an-ı Kerim Muhammed (as) anazil olmuştur. Talmut; İbranice “Tara” diyorlar, Tevrat, mealen yani Tevrat hakkında اِنَّاۤ اَنْزَلْنَا التَّوْرَيةَ فِيهَا هُدًى وَنُ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“la İbrahim a.s. Hakkında. Davut a.s hakkında “ Yeryüzünde Davudu biz halife yaptık” der öz olarak. Ama o Davudiyyet Mertebesi itibariyle özde olan, yani Peygamberlik itibariyledir halifeliği, ama diğer insanların halifeliğide fıtri olarak her birerlerimiz”

“şiddet-i şevk ile vasf etti. Binâenaleyh müştakın için: "Yâ Dâvûd benim de onlara -ya'nî kendisine müştak olanlara şevkim eşeddir" buyurdu O da lika-i hâstır Zîrâ Resul (a.s.) hadîs-i Deccal'de "Sizden biriniz ölmedikçe Rabb'ini müşahede etmez" dedi. Böyle”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“e”, 132; İbn Mâce, “Ṣalât”, 94, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 1.; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 9, 26, 73, 144, 145.; Tirmizî, “Ṣalât”, 188, 213, “Îmân”, 3, 8, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 13, 182.; Nesâî, “Ṣalât”, 9, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 7, 35). Namazın Tarihçesi Hemen hemen bütün din”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“tadır (meselâ bk. Müsned, I, 410; İbn Mâce, "Ṭalâḳ", 9; Ebû Dâvûd, "Ṭalâḳ", 9; Tirmizî, "Ṭalâḳ", 9). ARAP EDEBİYATI. Belâgat âlimlerine göre mânaya güzellik veren bedîî sanatlardan sayılan hezlin temel amacı mizah üslûbuyla ciddi bir hususu pekiştirmek olduğu”

“Tasavvuf Serisi 189 -18 – Fusûs’ül Hikem Terzi Baba Şerhi– Davud as. Fassı, Sayfa 180… ↑ (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1). ↑ Kaynak: https://lami-tarif.nedir.org/ ↑ Necdet Ardıç – Gönülden Esintiler - 204-Kur'an da nefs ayetleri – Tasavvu”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“َفَر َ بِبَعْض ٍBu ibâreBosnevî,Ya’kūb Hân,Te’vîl-i MuhkemveDâvûd-ı Kayserîşerhlerinde mevcuttur;Bâlî EfendiveKâşânîŞerhlerinde yoktur. (A. A. Konuk). dahi doğrulup geçer giderler. Bu hâlin sebebini istifsâr edenlere Cenâb-ı Pîr-i destgîr cevâben buyur”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“ebur-u Şerif’in yine Kur’an-ı Kerim’de de belirtildiği gibi Davud’a (a.s.) verildiği açıktır, kuşlarla konuşması, demire yumuşatma gücü verilmesi açık, Kur’an-ı Kerim’in 23 sene içerisinde zaman zaman Cebrail (a.s.) ile zaman zaman Cenab-ı Hakk’ın bizatihi vah”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“rdır. Hatta bizde İsa (as) ın, Musa (as) ın İbrahim (as) ın Davud (as) ın tüm beni İsrail peygamberlerinin hepsinin üstünde özellikler vardır. Neden var çünkü biz ümmet-i Muhammed’iz. Onlar bu şerefe ulaşamadılar, peygamber oldukları halde bu şerefe ulaşamad”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“üce Allah'in ismidir. Sad Sûresi, Âyet (26) da Allah Hz. Davud'a peygamberlik verdiği zaman ilk emri "Ya Davud! Seni peygamber ve böylece yeryüzünde ki halifemiz kildik. Öyleyse insânlar arasinda ADALET ile hükmet, boş arzu ve heveslere uyma, sonra onlar s”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“ve sevincim Ademoğulları ile idi. Burada belirtilen kişi Davud peygamberin oğlu Süleyman’ın kendisi olamazdı çünkü ilhamatında bu sözleri kendisi yazıyordu. Demek ki Süleyman’dan milyarca yıl önce bir kişi mevcût olarak yaratılmış. Bu bahsedilen kişi acab”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“ığını ve çok yorduğunu bana şikâyet ediyor.” buyurmuş. (Ebû Dâvûd, Cihâd, 44/2549) Hakk’ a olan yolculuk bir seyirdir. Kişi bütün bu mertebelerden geçecektir. Nefs-i hayvân-i denilen tarafımız, tabiatının gereği olarak bedenin yaşamsal faaliyetle”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“âra meyl ve hâhişinden ibârettir. Bu bâbdaki tafsîlâtFass-ı Dâvûdînihâyetinde veFass-ı Lokmânîevâilinde gelecektir. Bu mertebe-i vâhidiyyet, ahadiyet mertebesine nisbeten eltaf-ı latîf olan zât-ı Hakk’ın bir mertebe tekâsüf buyurmasından başka bir şey değildir”

“lar vardı." Buhârî, Edeb'de ve İbnü Ebi'd-dünya ve Beyhakî, Davud b. Kays'tan şöyle rivayet etmişlerdir ki: Hücreleri gördüm "hurma kerestesi"nden olup dışından kıl çullarla kaplanmış idi, hücrenin kapısından evin kapısına kadar uzunluğu altı veya yedi zira za”

“r etmiş ve ilim ve irfân-dan uzaklaş-tırmıştır. Nitekim Ebû Dâvûd ve Ebû’d-Derdâ hazretlerinden rivâyet olunan hadîs-i şerîfte, “Senin eşyâya muhabbetin, seni kör ve sağır eder” buyurulur. Binâenaleyh senin kara nefsin fesâda sa’y etti; ona karşı husûmet et! N”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“gidecekleri zaman Tâlûd ve Câlûd vardır ya onun hikâyesini Davud (a.s.)’ın taş atmasıyla Calûd’un alnına gelerek onu öldürmesi gününde Beni isrâîl’in imtihanı vardır. “İnnellahe mübtelîküm bi neher” (2/249) Bir nehir vardır, savaş için karşı tarafa geçecekl”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“yyet mertebesidir ve sadece özel olarak “ Halife” kelimesi Davud (a.s.) hakkında ifade edilmiştir. İki yerde tekil, yedi yerde çoğul olarak geçmektedir ve hakikati (on üç)e bağlıdır. Böylece bir çok sayı değerlerine ulaşılmaktadır, daha fazla teferruata g”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“n (as), El Anhelado Abrahán/Ibrahim (as), El Anhelado David/Davud (as), El Anhelado Moisés/Musa (as), El Anhelado Jesús/Isa (as), y Anhelado Mahoma (sav) Después de terminar con las repeticiones, es hora de presentar la plegaria personal y las peticiones. L”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“--- ( ﻗَﺪ ) KAD (د ) “DAL” 191 Bu harf Davud isminin başını ve sonunu, Âdem isminin de ortasını (kalbini), Muhammed isminin de sonunu oluşturur. Sebat ve şiddet harfidir. Çünkü El-Metin isminden destek görür. Sayısal değeri dörttür. Bütün”

“â kimi “mansûr” âhenginde ve kimi “mâbeyn” veyâ “şâh” veyâ “dâvûd” âhenklerinde sadâlar çıkarır. 1780. Sakın ve sakın, eğer hamd ve eğer şükür söylersen, o çobanın nâ-fercâmı gibi tanı! “Nâ-fercâm” , asıl ve esâstan ârî şeye derler. Ve nâ-fercâm çobanın mü”

“(Enbiyâ, 21/88) Ya'nî "Biz ona gamdan kurtardık". Halbuki Dâvûd-i Kayseri hazretleri şerhinde "Bu hikmetin takririnde ona delâlet eder bir şey yoktur" buyururlar. Yani bu ayet-i kerimede “nefesiye” olmasına delalet eden bir şey yoktur der. Ve bu haki”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“si Koleksiyonu) nr. 100’de kayıtlı olan tamâmı harekelenmiş Dâvûd Kayserî şerhi nüshasına başvurduk. Ortaya çıkan metni son olarak çalışmanın tamamlanma aşamasında neşredilen Kılıç ve Alkış’ınFusûsneşriyle karşılaştırdık. Metin üzerinde de atıflar yapıldığ”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“ــة ُibâresiYa’kūb Hân veBosnevînüshalarına göre alınmıştır.Dâvûd-ı Kayserî,KāşânîveBâlîve Te’vîlü’l-Muhkemnüshalarına göreرة َإ شــالرة ٌ لِمَــن ْ فَهِــم َلتَّحقيــق ِ عبــللّٰــه ُ علــىفsûretinde vâki’dir. Şu hâlde ma’nâ “İmdi “Allah” ale’t-tahkîk işâre”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“eymâniyye'de mündemiç hikmet-i rahmâniyye, ba'dehû Kelime-i Dâvûdiyye'de mündemiç hikmet-i vücûdiyye, ba'dehû Kelime-i Yûnusiyye'de mündemiç hikmet-i nefsiyye, ba'dehû Kelime-i Eyyûbiyye'de mündemiç hikmet-i gaybiyye, ba'dehû Kelİme-i Yahyâviyye'de mündemiç hi”

“lli olduğundan Onun gayrı değildir. [68] Fusûs’ül Hikem Davut Fassı ilgili bölümde; Zîrâ ulûhiyyet tek bir mertebedir; ve ilâh, tek ilahtır. Yani diyelim ki Allah’ın hükmü olan şeriatı kullananlar Allah’ın hükmüne tabidir, kullanmayanlar da bir başka A”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“C HİKMET-İ İMÂMİYYE BEYÂNINDADIR Ma’lûm olsun ki:Fass-ı Dâvûdî’de dahi îzâh olunduğu üzere her bir halîfe “imâm”dır; fakat her bir “imâm” halîfe değil, belki ba’zı imâm halîfedir. Binâenaleyh “imâmet” ve “hilâfet”i câmi’ olan bir kimseye “halîfe” denildi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“2007), 34/536. 11 el-Bakara 2/217; el-Mâide 5/2, 97; Ebû Dâvûd, “Ṣavm”, 55; İbn Mâce, “Ṣıyâm”, 43. 12 Gazzâlî, İḥyâʾ , I, 203, 2/143 akt. Tekeli, Hamdi, “Regâib Kandili”, 34/535. 13 Ḳūtü’l-ḳulûb , I, 121, 2/143 akt. Tekeli, Hamdi, “Regâib Kandili”,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“rdı ve lekad faddalna ba'danNebiyyiyne alâ ba'din ve ateyna Davude Zebura;) “Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamber-lerin kimini kimine üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.” ”

“iyyet mertebesidir, ve sadece özel olarak (halife) kelimesi Davud (a.s.) hakkın da ifade edilmiştir. İki yerde tekil, yedi yerde çoğul olarak geçmektedir, ve hakikati (on üçe) bağlıdır. Böylece bir çok sayı değerlerine ulaşılmaktadır, daha fazla teferruata gir”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“e’vîl-i Muhkem“tenbîh”i ( ) Efendimiz’e râci’ kılmışlar; ve Dâvûd-ı Kayserî Nûh (a.s.)a veyâhud Hakk’a; ve Mevlânâ Câmî ise mutlak dâîye veyâ Hakk’a; ve Abdülganî Nâblusî dahi şerhindeفَنَبَّه َ سُــبْحَانَه ُtarzında yazıp mutlak Hakk’a; ve Bâlî Efendi dahi”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“ِيــه ِإلــى هــذه[Bu tenbîh-i rûhiyye-i ilâhiyyeye bak] ve Dâvûd-ı Kayserî ve Abdürrezzâk Kāşânî ve Bâlî Efendi şerhlerindeإ لٰهِيَّــة ِاللرُّوحِيَّــة ِلتَّنْبِئَــة ِإلــى هــذهdir. “Tenbie” tef ’ile vezninde “ihbâr ve inbâ’” ma’nâsına gelir. Mevlânâ Câm”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“iği yönüyle: İbn-i ebi Şeybe, Ahmet Buhâri tarihinde ve Ebu Davud ve nese-î ve daha bir cemaat, İbn-i Mes’ud dan, şöyle nakletmişlerdir;ki; Rasûlüllah (s.a.v.) ile beraber (Hudeybiye) den dönmüş-tük, yani Hicret’in altıncı senesi ki, Aleyhisselâtu vesselâm ona”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“yyet mertebesidir ve sadece özel olarak “ Halife” kelimesi Davud (a.s.) hakkında ifade edilmiştir. İki yerde tekil, yedi yerde çoğul olarak geçmektedir ve hakikati (on üç)e bağlıdır. Böylece bir çok sayı değerlerine ulaşılmaktadır, daha fazla teferruata g”

“Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (16) Süleyman (17) Davud (18) Yunus (19) Eyyüb Fassı 190) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (20) Yahya (21) Zekeriyya Fassı 191) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (22) İlyas (23) Lokman (24) Harun-Fassı 1”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“a olup, İmrân’ın kızıydı. Hıristiyanlar Elizabeth diyorlar. Dâvûd aleyhisselâmın neslinden olup, hazret-i Meryem’in teyzesinin oğluydu. Allahü teâlâ, onu babası Zekeriyyâ aleyhisselâmın duâsı üzerine ihsân etti. Zekeriyyâ aleyhisselâm doksan dokuz vey”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“(78) (Luınellezîne keferu min beni isrâîle alâ lisani Davude ve Îsebni Meryem* zâlike Bima asav ve kânu ya'tedun;) “İsrâîloğulları'ndan küfredenler, Dâvud ve Meryem'in oğlu Îsâ diliyle lânetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitm”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ndimiz, “İnşeallah bu hakikaten hak rüyadır,” buyurdu. Ebu Davud’un süneninde bu hadis şu lafızlardır: [ Ben uyurken beni bir adam dolaştırdı, elinde bir çan taşıyordu, kendisine: - Bu çanı satar mısın ya Abdullah, dedim, - ne yapacaksın onu? dedi.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“(as) a gelen suhuflar vardır, Kur’an-ı Kerim’in içerisinde, Davud (as) a gelen zebur var, Musa (as) a gelen Tevrat var, İsa (as) a gelen incil var, Muhammed (sav) e gelen de Kur’an vardır. İşte bunların hep mertebeleri vardır. Zat mertebesinden gelenler Muhamm”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“fi aktaralım: ************* Buhârî, Müslim, Ebu Dâvûd, Neseî ve Tirmizî'nin rivâyet ettikleri bir hadîsinde Hz. Peygamber (s.(a.s.).) şöyle buyurdu: "Âdem ((a.s.).) ile Mûsâ ((a.s.).)'ın rûhları Rableri nezdinde münâkaşa ettiler ve Âdem ((a.s.).),”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“i yoktu) uruc ederken sırası ile Hz NUH da (2.ademiyeti) Hz DAVUT da ( Halifeyi hak sırrının açılmasını) Hz İBRAHİM de sadakatin teslimiyetini yaşamaya başladı.Hz MUSA da (tenzihi) Hz İSA da (teşbihi) nihayet kainatın efendisi Hz MUHAMMED de (tevhidi) yaşayara”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ak etmek büyük kazançtır. Nükte: ************ Ey Davut, benim için bir ev boşalt ki, ben orada olayım. ************ Sâlikin hakikati: kalbi ağyar düşüncesinden boşaltmaktır. Bu da havas-ı hamse kapılarını kapatmakla hasıl olur.”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“ِيــم ُللّٰــه ُوَ [Ve Allah Alîm ve Habîr’dir.]” (Şerh-i Dâvûd-ı Kayserîkuddise sırruhû). 648Konuk,Mesnevî-i Şerîf Şer 574 (beyit: 1793). 649Konuk,Mesnevî-i Şerîf Şerhi, III, s. 396 (beyit: 1408). 650Konuk,Mesnevî-i Şerîf Şerhi, III, s. 270 (beyit: 96”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Rabb’in cihetinden, Rabb’ini ve nefsini bilmektir. (Şerh-i Dâvûd-ı Kayserî). Beyit: لِمَن ْ لَه ُ فِيه ِ أنْت َ عَبْدُأنْت َ عَبْد ٌ وَأنْت َ رَبافَ ٌّ Sen abdsin ve sen Rab’sin; o kimse için ki, onun için onda sen abdsin. Ya’ni ey iki ma’rifet sâhi”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“et ile arz-ı kesret-i halkıyye arasına hâil olur; ve Şerh-i Dâvûd-ı Kayserî’de, ism-i câmi’-i ilâhî hasebiyle Hakk’ın taayyün-i evvelinden ibâret olduğu beyân buyurulmuştur. Ve İmâm-ı Şa’rânî hazretleri de: “Hadîs-i şerîfteki«مَــا»,لَّــذِي»«ma’nâsına olan”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“ine meylettiği vakit, kevnin ecmaı onun gıdâsıdır. Fass-ı Dâvûdînihâyetlerinde dahi îzâh olunduğu üzere meşiyyet Zât’a ve irâde Mürîd ismine taalluk ettiği için, aralarında fark vardır. “Meşiyyet”, zâtın zuhûra meyl ve hâhişidir. Binâenaleyh meşiyyet ayn-ı z”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“imamette bulunan o kişinin arkasında esma cemaati bulunur. Davut AS hakkında halife ismi geçiyor,,A dem AS ilk numunesi olduğu için onun neslini şuur olarak devamı olduğu (O’nu ittihaz ettik) söyleniyor. Bir lafzi halifelik bir de gerçek halifelik var. İşte”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“pılır daha sonrada sohbete geçilirdi. Nusret babamın Davudi sesi Rahmiye annemin lâtif sesi, Lütfü beyin ince sesi, Hüseyin beyin hazin sesi, Nazan ablamızın nazlı sesi, Sabri beyin yumuşak sesi, tabî fakirde içlerinde bulunarak. Ve isimlerini sayamadığ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“uyor, O zaman ne oluyor? Ya Âdem ümmeti ya Nuh’un ümmeti ya Davut’un ümmeti oluyor dolayısıyla Muhammedin ümmetine ulaşamıyor. İşte falan veli falan peygamber kalbi üzerindedir denilince bu mana anlaşılmalıdır. Yani o peygamberde olan ilim ve tecelliyat bu vel”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“unda bilinmesi gerekli hangi hükümleri getirmiş? İsa (as), Davut (as), İbrahim (as) neler getirmiş? Adem (as) hangi taşı koymuş? İlk temel taşını koyan o. Hangi taşı koymuş, nereye koymuş ne şekilde koymuş? Bunların hepsinin bilinmesi lzzım. İbrahim (as) hak”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“tmek için koşuşmuşlardı." [Müslim, Mesacid 149, (600); Ebu Davud, Salat 121] ↑ Rabb-im bir gün beni Murat, bu adamın her dediğini, her özel işini niye yapıyorsun diye uyardı. Artık ona ihtiyâcım kalmamış ve bu verilenin karşılığı fazlasıyla verilmiş ols”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“rese olarak. Hani diyoruz ya ‘yurise’, varis oldu Süleyman, Davud’a. İşte bunun gibi onlar da varislerim, demiyor mu zaten açıkça, (sav) Efendimiz’de ne varsa onun varislerinde de küllisi değil mutlaka ama o kalitede, o özellikte, o halde de onlarda mevcuttur.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“sırada, İsmi yazıyor bu duvarda, Okuduk elhamdülillâh . Davud-u Tai, Maruf-u kerhi, Gördük, giremedik içeri, İnşaatlar kaplamış çevreyi, Dışarıdan gördük elhamdülillâh . Geldik akşam namazına, Mûsâ Kâzım makamına, Misafir olduk dergâhına, Sabahı ya”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“a bilseler de işlerine gelmediğinden kaydetmiyorlar. Mesela Davut (a.s) bir sürü iftirada bulunuyorlar. Başka başka işle peygamberlere bir sürü iftirada bulunuyorlar. Kuran’ı Kerim’de de bazı peygamberlerin hataları belirtiliyor ama çok nazik şekilde kırmayaca”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“dan bu Tevrat-ı şerif var. İncil var. Kelâmî olarak. Bir de Davud (a.s.)’a olan Zebur var. İşte hangi peygamberden bahsediyorsa o ayetler İsa’dan bahsediyorsa o ayetler incilî ayetler. (İncilin hakikatini bunlar oluşturuyor.) İsa aleyhisselâm ve Meryem ana h”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“susun cevamiu’l kelimin olduğu söyleniyor kendisine. Mesela Davud aleyhisselam. Verilen faslu-l hitaptır. Yani hitap etmesi çok güzelmiş fasılalarla ayrı, ayrı mevzuları çok güzel kuranı kerimin ifadesiyle faslu-l hitap verilmiş ona. Ama bu kesrettir. Cevamiü’”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“r Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“hakikatleri idrâkten kasırdır. Nitekim yukarıda geçti. Dâvûd Kayseri hazretleri, Fusus-ul Hikemin bir başka mütercimi "fî taklîbihî" kavlindeki zamirin hem Hakk'a, hem de kalbe mana verilmesini caiz görmüştür. Hakk'a râci' olduğuna göre olan ma'nâ, tercüm”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“üslim, Fiten 141, (2955); Muvatta, Cenâiz 48, (1, 239); Ebu Davud, Sünnet 24, (4743); Nesai, Cenâiz 117, (4, 111). ↑ (Şeriat, Tarîkât, Hakîkat, Marifet)… ↑ http://kemik.nedir.org/ ↑ Fusûs’ül Hikem Ahmed Avni Konuk Şerhi – Muhaddime Bölümü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu’l-Hikem (16) Süleyman (17) Davud (18) Yunus (19) Eyyüb Fassı 190) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu’l-Hikem (20) Yahya (21) Zekeriyya Fassı 191) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu’l-Hikem (22) İlyas (23) Lokman (24) Harun-Fassı 1”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu’l-Hikem (16) Süleyman (17) Davud (18) Yunus (19) Eyyüb Fassı 190) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu’l-Hikem (20) Yahya (21) Zekeriyya Fassı 191) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu’l-Hikem (22) İlyas (23) Lokman (24) Harun-Fassı 1”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“hakikati" itibariyle zuhur eder. Hakikatin açıklanmasında, Davud-ı Kayseri temsil yolundan Aleyhisselatu vesselam efendimiz, "yere bir ip uzatılmış olsa öylece Allah-a değer" mealinde ki Hadis-i şerif gibi.... Yine bunun gibi "kulum nafilelerle bana yak”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Tarikat köşesi ve son yaptığımız çalışmalarda burası 45 ve Davut A.S a denk geliyor. Kırım; Kamer demek. Kamer yani 54 mertebesine gidilmiş. O ev aslında Kabenin içindeydi, yönün tayin edilemeyişi Museviyet mertebesinde olunduğu için ve O Hanım nefsin kapalı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“yle mühürlü değil varis olarak verese olarak hani "Süleyman Davud’a varis oldu” diyor ya, yani (sav) efendimizde ne varsa O’nun varislerinde de mutlaka küllisi değil ama o kalitede o özellikte o halde onlarda mevcuttur. Aksi halde O’nun varisleri olamaz. Sa”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“arın en güzeli sayar (Müslim, “Elfâẓ fi’l-edeb”, 18-19; Ebû Dâvûd, “Cenâʾiz”, 33) ve cenneti tasvir eden hadislerinde sık sık bu kokuya atıfta bulunur; ayrıca dünyada iyi insanlarla düşüp kalkmayı misk satan kimse ile arkadaşlık yapmaya benzetir (Buhârî, “Büyû”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ere pek düşkündür. Sıkıntıya düşmemiz ona pek ağır gelir.” Davud (a.s.) ağaçlara ve hayvanlara ilâhî okurken ben orada bir taş mıydım yoksa bir çiçek mi? Ancak kesin olarak dinledim o ilâhîyi. Nûh (a.s.) oldum, bütün sûretlerden geçtim teker teker, hepsine ve”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

“ardan birinde benimle çekişirse onu cehenneme atarım.” (Ebû Dâvûd, Libâs , 25; İbn Mâce, Zühd , 16) Bu beyan, kibriyâda ortaklık iddiasının küstahlık olduğunu bildirir. Kul, Allah’ın ahlâkından dilediği kadar nasip alabilir; fakat kibriyâ ve azamet sıfa”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ona şefeat edecektir. O Sûre: “Tebareke” Sûresi’dir.” (Ebû dâvûd ve Tırmizî) Yine Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hadîs-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır. “Ben ümmetimden her insanın kalbinde (ezberinde) Mülk Sûresinin olmasını (b”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

“Fassı- 188-Fü-Hi-15-İsa Fassı- 189-Fü-Hi-16-Süleyman-17-Davut-18-Yunus-19-Eyyüb-Fassı- 190-Fü-Hi-20-Yahya-21-Zekeriyya-Fassı- 191-Fü-Hi-22-İlyas-23-lokman-24-Harun-Fassı- 192-Fü-Hi-25-Musa-26-Halid-Fassı- 193-Fü-Hi-27-Muhammed-Fassı- 194-Silsile-i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“be-i İsrailliyet”i zuhura çıkardılar. Nihayet Cenabı Hakk Davud oğlu Süleyman’a “Mescidül Aksa” (Beytül Makdis/Mukaddes ev) “Mertebe-i Museviyyet” ve daha sonra da gelecek olan “Mertebe-i İseviyyet” için Kudüs’te inşa ettirdi. Daha evvelce Mekke-i Mükerrem”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“1364). 506 لبــلاءِلــة ِ ذلــكجِعُــه فــي إزcümlesi, Dâvûd-ı Kayserî, Bâlî,Te’vîlü’l-Muhkemnüs- وأنــت لا تُرَ halarında mevcut değildir. (A. Avni Konuk). 507 “Üstad Ebu Ali Dekkāk (r.a.)’ın şunu anlattığını işitmiştim: “Sûfîlerden biri bir şeyhin z”