Hz. Hûd (a.s.)
✓ OnaylıÂd kavminin peygamberi. Hikmet-i ehâdiyye ile anılır. "Rabbim sırât-ı müstakîm üzerindedir" beyânı ona aittir.
Tanım
Giriş
Âd kavminin peygamberi. Tevhîdin saf beyânı.
Tanım ve Kavrayış
Hz. Hûd (a.s.), Âd kavmine gönderilen peygamber. "Hikmet-i Ehâdiyye" ile anılır. "Rabbim sırât-ı müstakîm üzerindedir" (Hûd 11/5) beyânı ile her varlığın Hakk'ın doğru yoluna bağlı olduğunu vurgular.
Kitaplarda Geçişi
Bu sayfanın kütüphanemizdeki başlıca referansları (sıklık sırasına göre):
Bu Kisinin Gectigi Eserler

Terzibaba - Necdet Ardıç
212x“70605 harftir. Adını 50, 53, 58, 60 ve 89. ayetlerde geçen Hûd peygamberin adından alır. Sebeb-i nüzulü hakkında bilgiye rastlanmamaktadır. Fasıla harfleri : Be, Dal, Zel, Ra, Ze, Sad, Tı, Zı, Kaf, Lam, Mim, Nun ’dur. Ana konuları : Davet, korkutma, u”

Terzibaba - Necdet Ardıç
109x“er yapsa ressamlığı; ve kürsüler i'mâr etse marangozluğu meşhûd olur. Ve cami' o kimsenin ne kadar isimleri varsa, cümlesinin mazharı olduğundan, resim levhasına nisbetle, bir mazhar-ı kâmil olur. Tekrar misale dönelim; kendisinde mimarlık, eğitimini yapmış”

Terzibaba - Necdet Ardıç
79x“i hayatlar üzerinde hakimdir. Ancak ikinci rivayete göre Yahûdîlerin elleriyle tutabildikleri Rûhullâh'a, onların iki hırsız hakkında tatbik ettikleri işkence ve katl aletlerinin te'sîri olmadı; yani iki hırsız ile birlikte İsa’yı (a.s.) da çarmıha asmışlar”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
71x“l bir delikanlı sûretinde Hz. Meryem’e görünerek, şekl-i ma’hûd-i cimâ’ olmaksızın, ona nefhetmesiyle, Cenâb-ı Meryem’de şehvet husûlü üzerine, ihtilâma müşâbih bir hâl içinde, vâki’ olan inzâl esnâsında seyelân eden sudur. “Cibrîn” Cebrâîl (a.s.) ma’nâsına”

Terzibaba - Necdet Ardıç
70x“n gözlerinde mütenevvi' olur. (205) 9.Paragraf: (Hûd, 11/123) "Emrin küllisi O'na râci'dir" (208) 10.Paragraf: İmdi O'ndan bir şey hurûc etmedi ki onun "ayn"ı olmasın. (213) Bu Fass Kelime-i Eyyûbiyye’de Mündemiç Olan “Hikmet-i Gayb”

Terzibaba - Necdet Ardıç
70x“edir. (116) 40.Paragraf: Kesret, tecellîde bir aynda meşhûd olur. (118) 41.Paragraf: Cevher-i vâhid, o sûverin heyûlâsıdır. (120) 42.Paragraf: Nefsini bu ma'rifetle bilen, Rabb'ini bildi. (122) 43.Paragraf: Nazar-i fikrî ebeden ma'rifet vermez. (”

Terzibaba - Necdet Ardıç
65x“2020 İÇİNDEKİLER Önsöz (6) Kelime-i Hûdiyye’de Mündemiç “Hikmet-i Ahadiyye”nin Beyanında Olan Fastır (10) 1.Paragraf: Allah’a mahsus sırât-ı müstakim (12) 2.paragraf: Allah’ın “ayn”ı zahiridir (14) 3.Paragraf: Alla”

Terzibaba - Necdet Ardıç
62x“ânâ’yı Kendi bireysel varlığımıza indirdiğimiz zaman yani şuhûda getirdiğimiz zaman veya kendi yanımıza indirdiğimiz zaman, hitabı doğrudan doğruya kendimize aldığımız zaman; O vakti hatırla ki, Rabbin senin beden arzında bir hilâfet mertebesi kurmayı diledi,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
62x“İbrâhîm’in oğlu İshâk, İshâk’ın oğlu Yâkub, Yâkub’un oğlu Yahûda idi. Herbirine benzer vaadde bulunuldu. Yüzyıllar sonra kral Dâvud’a bu kişinin onun sülalesinden geleceği söylendi. Mesîh’in soy kütüğünün sınırları daha da daralatılmış oldu. Matta ile luka’nın”

Terzibaba - Necdet Ardıç
60x“sultanlarındandır Merkez Efendi. Asıl adı Musa, babası Muslihuddin'dir. Musa bin Muslihuddin nice zaman medreselerde tahsil gördükten ve ulemâ sınıfına dahil olduktan sonra, İstanbul'a gelip yerleşti. Kısa zamanda müstesna bir mevkii elde etti. Fakat hayatının”

Terzibaba - Necdet Ardıç
59x“(34) Îsâ (a.s.)ın dînini helâk etmeye çalışan başka bir yahûdî pâdişâhının hikâyesidir ………………………………………………….. (45) Yahûdî pâdişâhın ateş yakıp "Her kim bu puta secde ederse ateşten kurtulur" diyerek, ateşin yanına put koyması beyânındadır ……………………………………………………”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
59x“hasebiyle onu tebrîk ve tehniye içindir; ve onların içinden Hz. Hûd (a.s.)ın hitâb buyurması, mezâhir-i kesîrede rubûbiyyet-i ahadiyyeyi müşâhede husûsunda, Hz. Şeyh’in zevki onun zevkine münâsib [10/33] olmasındandır; ve Hûd (a.s.)ın cesîm bir adam olarak g”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
58x“atîf mertebe-i kesâfete tenezzül edip sûret bağlamadıkça meşhûd olmaz; ve sûretle meşhûd olunca o sûret-i kesîfe o ferd-i latîfin zevci olur; ve teklik ile çiftlik zuhûra gelir. Meselâ buhâr-ı latîf kendi mertebesinde ferddir. Vaktâki tekâsüf edip bulut olur,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
56x“tılmış olur. Keza bundan Hakk’ın haddi bunların haddinden, hududundan hariçtir manası çıktığı için aynı zamanda Hakk’ı bir hudud ile de tahdit, sınırlamış oluruz. Veyahut bil cümle mukayyedâttan münezzehtir desek mutlak bir kayıt ile kayıtlamış oluruz. Yani”

Terzibaba - Necdet Ardıç
55x“u put melike mahsûs idi (1). ----------------- Fass-ı Hûdî'de beyân olunduğu üzere, Hz. Şeyh M. Arabi (r.a.) ervâh-ı enbiyâ yani enbiyanın ruhları (eleyhimü's-selâm)ı müşahede etmiş idi. Yani orada bu hakikati bildirmiş idi. Hakikati cihetiyle vâki' ol”

Terzibaba - Necdet Ardıç
53x“n mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!” (Hûd, 11/87) demişlerdir. Öte yandan Hz. Peygamber’den nakledilen bir rivayete göre, Hz. Süleyman, Allah’a dua ederek Mescid-i Aksa’ya yalnızca namaz kılmak için gelen kimselerin bağışlanarak anaları”

Terzibaba - Necdet Ardıç
53x“ız gerekmektedir…. Bu meselenin hikâyesi; zengin Yahûdilerden birini boğazlayıp iki köyün arasına koymuşlar. Ölüm hadiselerinde ceset hangi köyün içinde bulunursa katilin o köyün içinden olduğuna karar verilirdi. Bu hükmü bilen katil ölüyü iki köyün t”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
52x“َيَــا قَــوْم ِ أوْفُــو َ أرْض ِ مُفْسِــدِينالْفِــي(Hûd 11/85) ya’ni “Ey ahâlî! Adl ile kileyi َأشْــيَاءَهُم ْ وَلَا تَعْثَــوْ tamam ölçün ve terâzîyi tamam tartın! Ve nâsın hakkı olan eşyâlarını noksan vermeyin; ve yeryüzünde nâsın hukūkunu naks i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
52x“(187) 13.Paragraf :Resul (a.s.) Hakk'ın kemâl-i şuhûdundan dolayı nisaya muhabbet etti (190) 14.Paragraf: Racül için nisa', Hak için tabiat gibidir. (192) 15.Paragraf: Kim ki, nisaya bu hadd üzere muhabbet etse, o hubb-i ilâhîdir.”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
49x“îleriyle kabûl ettiklerini bilirler. Zîrâ Hak’la huzûr ve şühûdları sebebiyle, vücûdda ve te’sîrde Hak’tan başka hiçbir şey görmezler; ve Zeyd ve Amr yediyle kendilerine vâsıl olan atâyâyı gördükde: “İşte bu bizim ilm-i ilâhîde sâbit olan a’yânımızın lisân-ı i”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
49x“ir çocuk yoktur. Bu fıtrat-ı İslâm’dan sonra ebeveyni onu yahûdî, nasrânî ve mecûsî yaparlar.” 564 Mûsâ (a.s.), Mûsâ olmak üzere katlolunan çocuklar hayât-ı sâfiyesinin mecmûu oldu. Binâenaleyh katlolunan her bir çocuğun isti’dâd-ı rûhuna tahsîs olunan kemâlât”

Terzibaba - Necdet Ardıç
46x“n-na’t” derler. Zîrâ bu mertebede cemî’-i nuût ma’rûf ve meşhûd değildir. Ve na’t ise ism-i sübûtî ve selbîden ibârettir. Bu mertebede tasavvur-i sübûtî ve selbîden hiçbirisi yoktur. Binâenaleyh mechûlü’n-na’t olur. “Ezelü’l-âzâl” derler. Zîrâ vücûdun bund”

Terzibaba - Necdet Ardıç
45x“fıtrat-ı islâmiyye üzere doğar. Ba’dehû onu anası babası, yahûdî ve nasrânî ve mecûsî yaparlar” buyurur. “İslâm” inkıyâd ve teslimiyet ma’nâsına olduğu cihetle mazmûn-ı hadîs-i şerîfteki hakîkat her an gözlerimizin önünde mütecellîdir. Zîrâ yeni doğan bir çocu”

“din zannetmişiz. Bir programı Allah’ın dini zannetmişiz. Yahûdî dini diye bir şey geçmiyor ki! Hıristiyan dini diye geçmiyor ki! [20] “ İz- -T-B- ” İşte biz de Hakikat-i Muhammediyyenin nokta zuhuru olan böyle bir peygamberin vârisleriyiz. Gerçekten”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
40x“ve âlem-i ervâhda ve âlem-i misâlde ve âlem-i şehâdette meşhûd olan sûretleri yine Hakk’ın tenezzülât-ı vücûdundan peydâ olduğundan, her bir mertebede meşhûd olan ancak kendi zâtıdır. Binâenaleyh gayr nerededir ki, onun bir haddi olsun da Hakk’ı ondan tahdî”

“nan geri çevrilemez”] vâki’ olacağından, zulmet-i isyânın şühûdundan ve onun hicabından meşgül olurlar. Tövbe ve istiğfarın o zulmetin mâhî- si oldu-ğunu yakınen bildiklerinden, tövbe ve istiğfâr ile o zulmeti izâle etmek için o sûretin hemen vuküunu arzû eder”

Terzibaba - Necdet Ardıç
40x“لَهُمُ اللّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ {التوبة/30} Vekâleti-lyehûdu uzeyrun-ibnu(A)llâhi vekâleti-nnasârâ-lmesîhu-bnu(A)llâh(i) zâlike kavluhum bi-efvâhihim(s) yudâhi-ûne kavle-llezîne keferû min kabl(u) kâtelehumu(A)llâh(u) ennâ yu/fekûn(e) Yahudiler, “Üzeyr,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
39x“Lût’un (a.s.) "Eğer benim sizi karşı kuvvetim olaydı" (Hûd, 11/80) demesinin sebebi (21) 4.Paragraf : Lût (a.s.) himmet-i müessireyi taleb etti (36) 5.Paragraf: Arifin ma'rifeti yükseldikçe, onun himmet ile tasarrufu eksilir. (37) 6.Paragr”

Terzibaba - Necdet Ardıç
38x“linden evvel vâki’ olmuştur. Bu âyetin îzâhâtı, I. ciltte yahûdî pâdişâhın vezîrinin hikâyesinde geçti. [45] 2521. "Mâ rameyte iz rameyte”yi doğru bil; canın canından getirdiği her şey can olur! Sûre-i Enfâl’de olan (Enfâl, 8/17) ya’ni, “Ey Peygamberim,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
37x“i - Ayet 108 (Mushaf: 10 - Nüzul: 51 - Alfabetik: 109) 147 Hud Suresi - Ayet 31 (Mushaf: 11 - Nüzul: 52 - Alfabetik: 38) 148 Hud Suresi - Ayet 101 (Mushaf: 11 - Nüzul: 52 - Alfabetik: 38) 151 Yusuf Suresi - Ayet 18 (Mushaf: 12 - Nüzul: 53 - Alfabetik: 110)”

Terzibaba - Necdet Ardıç
37x“ (65) (Ve ilâ âdin ehâhum hûden, kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhîn gayrûhu, e fe lâ tettekûn.) Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız”

Terzibaba - Necdet Ardıç
36x“renin başında “Elif Lâm Râ” harf-leri bulunur: 10-Yûnus, 11-Hûd, 12-Yûsuf, 14-İbrahim ve 15-Hicr. Ayrıca, mushaftaki sıralama itibâriyle bu sûrelerin tam ortasında yer alan 13-Ra’d Sûresi de, arada ilâve bir “Mîm” takısı ile “Elif Lâm Mîm Râ” ile başlar. Ortad”

“râ” şairler demektir . Sûre de başlıca Mûsâ, İbrahim, Nûh, Hûd, Salih ve Şu’ayb peygamberler in kıssaları dile getirilmekte; müşriklerin, Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık, onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta, söz konus”

Terzibaba - Necdet Ardıç
35x“hareketidir. Ve zîrâ âlem, kezâlik vücûden kendi nefsinin şuhûdunu sever. Nitekim sübûten müşahede eyledi. Binâenaleyh onun her vech ile adem-i sübûtîden vücûda hareketi, cânib-i Hak'tan ve kendi canibinden hareket-i hubb oldu. Zîrâ kemâl li-zâtihî mahbübdur.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
35x“şte burada kalıyor ahirete intikal ettiremiyoruz, hedef yok hududlu aynen şuna benziyor, kişinin kendinde olan bilgisayar a yüklediği bilgi olarak kalıyor. Uluslararası yahut mertebeler arası yahut dünyalar arası ölüm ve yaşam ahiret dünya ve ahiret arası bağl”

“ervâhıdır, âlem-i hayâlde suver-i muhtelifeye temessülen meşhûd olurlar. Bu temessül râînin ahvâl ve i’tikâdâtı ile münâsebetdârdır. Hz. Cibril’in cenâb-ı Meryem’e ve diğer melâike-i kirâmm Lût (a.s.)a vesâir enbiyâ (aleyhimüsselâm)a ve evliyâya ve sulehâya te”

“âf, Enfâl, Tevbe (Berâe). Üçüncü bölüm yedi sûredir: Yûnus, Hûd, Yûsuf, Ra‘d, İbrâhim, Hicr, Nahl. Dördüncü bölüm dokuz sûredir: İsrâ, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiyâ, Hac, Mü’minûn, Nûr, Furkān. Beşinci bölüm on bir sûredir: Şuarâ, Neml, Kasas, Ankebût, Rûm, Lokm”

Terzibaba - Necdet Ardıç
34x“o kuşluk vakitlerinde “Ahad, Ahad!” demesinin kıssasıdır. Cühûdluk taassubundan dolayı onun efendisi Hicâz güneşinin önünde ona diken dalı ile vururdu. Öyle ki Bilâl (r.a.)ın cisminden diken yarasından dolayı kan fışkırırdı. Ondan onun kasdı olmaksızın “Ahad,”

“kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? 18. Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 20. İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
33x“ol yoktur, ancak ona karîb olur. Ve tahkîkan hakāyık ve şühûd, ale’d-devâm enfâs ile tekvîni i’tâ ettiği ecilden, biz ancak ona, ya’ni i’tidâle, yol yoktur dedik. Ve tekvîn ancak meyilden vâki’ olur ki, tabiât hakkında “inhirâf” veyâ “ta’fîn” ve Hak hakkın”

“b'imin arşına nazar ediyorum " beyânı, gayba olan îmânın, şuhûdî bir îmâna dönüştüğünü bildirir. Arş, Rahmân isminin tecellîgâhı ve ilâhî tedbirin merkezidir. Bu mertebede Hz. Hârise, âlemin ilâhî isimlerle nasıl yönetildiğini seyretmektedir. Cennet ve cehen”

“Ey sâlik, eğer nazarını taayyünât-ı şahsiyyeye tutarsan, şühûd-ı vahdetden gâib olursun; zîrâ hepsinde görünen nûr ve hakîkat bir olduğu halde, müteaddid ve iki görünmeleri şişelerden, ya’nî taayyünât-ı şahsiyyenin taaddüdündendir. 1253. Ve eğer nazarı nura”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
32x“n kâffesi] 79 O’ndan ibtidâ eylediği gibi, O’na râci’ olur (Hûd, 11/123). İmdi emr, mir’ât-ı âlemin cilâsını iktizâ etti. Binâenaleyh Âdem, bu âyînenin ayn-ı cilâsı ve bu sûretin rûhu oldu. Ma’lûm olsun ki, zât-ı ahadiyyenin külliyât i’tibâriyle altı mertebe”

Terzibaba - Necdet Ardıç
32x“gidilse yüz milyar senede daha insanların tesbit edebildiği hudutlara son hududuna değil insanların tesbit edebildiği hududa gidebiliyor ışık hızı ile, o da bilim olarak fizik olarak giden bir vasıta yoktur. Daha henüz bu alemin sınırlarını tanıyamamışız, bu a”

“ilediğini doğru yola iletir. 17. Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir. 18. Görmedin mi ki şüphe”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
31x“بِكُــم ْ قُــوَّة ً أو ْ آوِي إِلَــى رُكْــن ٍ شَــدِيد ٍ(Hûd, 11/80) ya’ni “Eğer benim size karşı kuvvetim olaydı; yâhud rükn-i şedîde ilticâ edeydim!” buyurdu; ve “rükn-i şedîd” ile “kabîle”yi, ve “kuvvet” ile de “mukāvemet”i, ya’ni beşerden sâdır olan “”

Terzibaba - Necdet Ardıç
30x“ir nisâb gümüş dahi onun üzerine ziyâde etti, hattâ ki, o cühûdun hırsı râzı oldu. “Nisâb”, üzerine zekât vâcib olan asl-ı mâla derler ki, emvâl-i muhtelife hakkında mütefâvittir. [87] Meselâ altının nisâbı yirmi miskaldir ve gümüşün nisâbı iki yüz di”

“er yapsa ressamlığı; ve kürsüler i'mâr etse marangozluğu meşhûd olur. Ve cami' o kimsenin ne kadar isimleri varsa, cümlesinin mazharı olduğundan, resim levhasına nisbetle, bir mazhar-ı kâmil olur. Tekrar misale dönelim; kendisinde mimarlık, eğitimini yapmış”

“.................................................... 002 (Şuhûdi İmân Mertebeleri) 1) Ef’âl - Şeriat Mertebesi İmânı .............. 002 2) Esmâ - Tarikat Mertebesi İmânı .............. 004 3) Sıfat - Hakikat Mertebesi İmânı .............. 008 4) Zât - Mârifet”

Terzibaba - Necdet Ardıç
29x“yâ” “Deryâmın Deryâsı” beyanı zuhûr etti. Bilâhare şühûd açıldı ve namütenahi, kenarları olma-yan bir deryâ şühûd ettim. Rengi yeşil, çok hafif lâciverte çalan temiz ve sessiz, canlı ve diri bir görünümdeydi. Sukünet veriyordu. (Daha evvelki ken”

Terzibaba - Necdet Ardıç
28x“İşte böylece “zâhirî tenzîh” anlayışı ile şartlanmış olan Yahûdîler, “gerçek teşbîh” hakikatlerini inkâr edip bu mertebenin zuhurlarını şehîd etmişlerdir. Tekrar belirtilen Âyet-i Kerîme’de ki, verasetin iki yönlü olduğu ifade edilmektedir. Meryem”

Terzibaba - Necdet Ardıç
28x“hepsi sadece lisanda kalıyor. Hayelde hatırada kalıyor. Şuhûdi İman Mertebeleri bu imanın mutlak manada hakikatini bizlere gerçek olarak ayet-i kerimelerin ışığında bildiren imani bir anlayıştır. Bunu ilm-i hal kitaplarında bulmak mümkün değil yani bu bölüml”

Terzibaba - Necdet Ardıç
28x“edemez. Şu halde Hak Teâlâ bu haysiyyetten, ilm-i zevk ve şuhûd ile gayr-i ma'lûm olmaktan ebeden zail olmaz. Zîrâ bunda hadis için kadem yoktur. İmdi Allah Teâlâ Âdem'i ancak teşriften dolayı "iki el"i arasında cem' etti (16). ------------------- Hak Teâlâ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
27x“İseviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bu günkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyetçilik anlayı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
27x“lisanda kalıyor. Sadece hayal ve hatırada kalıyor. Şimdi şuhûdî iman mertebeleri; bu imanın mutlak manada hakikatini bizlere gerçekçi olarak ayet-i kerimelerin ışığında bildiren bir imani anlayıştır. Bunu ilmihal kitaplarında bulmak mümkün değildir, yani bu b”

Terzibaba - Necdet Ardıç
26x“seviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bu günkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyyetçilik”

“r. Lût (a.s.)ın: "Eğer benim sizi karşı kuvvetim olsaydı" (Hûd, 11/80) demesinin sebebi, Hakk'ın: "Allah Teâlâ sizi asıl olarak zayıflıktan hâlk etti ve o zayıflıktan sonra kuvvet verdi" (Rûm, 30/54) sözünün ma‟nâsını ilâhi nûr ile idrâk etmesinden dolayı idi”

“ullâhe rabbel âlemîn” (Haşr, 59/16) ya’nî "(Münâfıkların, yahûdîlere müslümanlar aleyhine isyân ve savaşta sizinle berâberiz diye gerçekleşen ayartmaları) şeytanın örneği gibidir ki, insanı küfret diye ayartır; kâfîr olduğu zaman de, ben senden berîyim; ben Ra”

Terzibaba - Necdet Ardıç
26x“bizde Allah’ın verdiği bir gaybımız vardır, ruhumuz O’nun ruhudur, aklımız O’nun aklı, Akl-ı Külden gelmiş nefsimiz O’nun nefsi nefs-i Kül’den gelmiş, bütün varlıklarımız duygularımız sevgilerimiz veya nefretlerimiz hep bunlar bizde varlıktır. Bunların hepsi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
25x“ni nasıl tanıtayım! Kitaplara sığmazsın ki, Seni aramak beyhûde, zamandan ve mekândan münezzehsin sen, Dinleyin Dostlarım... Görün Sahabe-i Kiramı Asr-ı Saadettir bu, Erin artık Necat’ınıza Fırka-yı Naciye’dir bu, Seninle herşey bir oldu, Gönül Mekke’sini”

Terzibaba - Necdet Ardıç
25x“i yaşayanlar ile birlikte olmamaya bak. ********* Beyhûde yere telef oldu nâzenin ömür; Geçer faydasını düşünmeden güzîde ömür. ********* Yâni Hakkânî varlığın ile yaşadığın hayât ne işe yarar diye düşünmedin bile. ********* Bu”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
25x“e “Baal” denilen bu put melike mahsûs idi.[22/4] Fass-ı Hûdî’de beyân olunduğu üzere, Hz. Şeyh (r.a.) ervâh-ı enbiyâ (aleyhimü’s-selâm)ı müşâhede etmiş idi. Hakîkati vech ile vâki’ olan bu şühûda binâen bu fass-ı münîfde İlyâs (a.s.)ın ayn-ı İdrîs (a.s.)”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
25x“olduğu, fikren ve tahyîlen değil, keşfen, ya’ni zevkan ve şühûden ve açık delîl ile sâbittir. İmdi kâffe-i mevcûdâtın zîhayât olduğu hakkındaki delîl-i naklî, Hak Teâlâ hazretlerininأرْض ِالْت ِ ووَلِلّٰــه ِ يَسْــجُد ُ مَــن ْ فِــي(Ra’d, 13/15) [Ve َل”

Terzibaba - Necdet Ardıç
24x“N C İ B Ö L Ü M ( Savaşları ) Bedir Savaşı Uhud Savaşı Hendek Savaşı A L T I N C I B Ö L Ü M Ayetlerde “Kelime-i Tevhid” Ef’ali Tevhid Ayetleri 1. Yunus suresi 10/90 2. Hud suresi 11/14 3. Ra’d suresi 13/30 4.”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
24x“slîs üzerine vukū’a geldi ve Hak Teâlâ hazretlerinin sûre-i Hûd’dakiرِكُــم ْفِــي دٍَ فَعَقَرُوهَــا فَقَــال َ تَمَتَّعُــو ثَلَاثَــة َ أيَّــام ٍ ذَلِــك َ وَعْــد ٌ غَيْــر ُ مَكْــذُوب(Hûd, 11/65) [Sonra onu boğazladılar. Bunun üzerine dedi ki: “Yurdun”

Terzibaba - Necdet Ardıç
23x“ndan bu zamana mâ’nâyı Yûsufiyyet akıp gidiyor. O zamanda Yahudilerden soranlar vardı bugün de sorucu ve arayıcı bizler oluyoruz. Bu hadise içinde ki, Yûsu-fiyyet hikmetleri gelecek Âyet-i Kerîmeler de ortaya çıkacaktır. Hakk yolcusu sâlik bu yollardan kendi v”

Terzibaba - Necdet Ardıç
22x“ar, semâlar ve yeryüzü durdukça orada ebedî kalıcılardır.” (Hûd, 11/107) ---------------------- Kaldığımız yerden ilgli ayet-i kerîmeleri incelemeye devam edelim. T.B. --------------------- ----- 42 - Şura Suresi - Ayet 29 (Mushaf Sırası: 42 - Nüzul”

Terzibaba - Necdet Ardıç
22x“z o gün Mekke’den Görmediler bizi örümcekten Yeri gelmiş Uhud’da çarpışmıştık küffarla Dolu o günler hatıralarla Yeri gelmiş hendeği kazmışız hep birlikte Anlaşılmaz bu işler ikilikte Yeri gelmiş Mekke’yi feth etmiştik o gün Müslümanlara olmuştu düğün”

“ebût, Rûm, Lokmân, Secde Sureleri ( Elif-Lâm-Râ ): Yûnus , Hûd , Yûsuf , İbrâhîm , Hicr Sureleri ( Tâ-Sîn-Mîm ): Şuarâ , Kasas Sureleri Dört Harfliler Bu grupta 2 sure bulunmaktadır: ( Elif-Lâm-Mîm-Sâd ): A'râf Suresi ( Elif-Lâm-Mîm-Râ ): Ra'd Suresi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
22x“edemez. Şu halde Hak Teâlâ bu haysiyyetten, ilm-i zevk ve şuhûd ile gayr-i ma'lûm olmaktan ebeden zail olmaz. Zîrâ bunda hadis için kadem yoktur. İmdi Allah Teâlâ Âdem'i ancak teşriften dolayı "iki el"i arasında cem' etti (16). ------------------- Hak T”

Terzibaba - Necdet Ardıç
22x“okur, sonra otuz üç kere, yahut yirmi bir kere, yahud on bir kere, yahud yedi kere la ilahe illallah Muhammederrasulullah diye. Sonra yukarıda belirtilen miktarlarda la ilahe illallah Muhammedennebiyyullah diye, sonra yukarıda belirtil”

Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“şkadır. Üç türlü vücûd vardır. Bunlar; mutlak, izafi ve şuhûdî vücûttur. Mutlak vücûd, herşeyin kaynağıdır. Zatın, kendi kendindeki halidir. Bu, bir vasıfsızlık halidir. İşte bu vücûd, mutlak zat mertebesinden gayr elbisesini giymiş olarak zuhura çıkar. Buna”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
21x“u zikreden kimsenin celîsidir; ve hâlbuki celîs, zâkirin meşhûdudur; ve zâkir kendisinin celîsi olan Hakk’ı, ne vakit müşâhede etmezse, zâkir değildir. Zîrâ zikrullah, abdin hey’et-i mecmûasında sârîdir. O’nu zikreden kimsenin lisânına hâss değildir. Zîrâ Ha”

Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“ce lâfzen okumak lâfzen fayda sağlar. Okuduğumuz ayetleri şuhûden okursak bizde onun açılımı olur, lâfzen okuduğumuz zaman sevap mahiyetinden kazanç sağlamış oluruz. Okuduğumuzun karşı planda arka planda mana planında düzeyi neyse, mertebesi neyse, bize o geli”

“îzâhını Ahmed Avni Konuk'tan alalım (Fusûsu'l-Hikem şerhi, Hûd Fassı, s. 317-318) (Bugün kullanılmayan eski Osmanlıca kelimelerin yerine okuma kolaylığı olması için Türkçe karşılıkları konmuştur.): ------------------- Bilinsin ki, müşâhede ehli dışındaki he”

“daha değişik değerlen-dirme ve anlayışlara ulaşabilirsiniz. Hûd Sûresi (11/112) Âyetinde: ( (Festakim kemâ ümirte) 112.” Artık emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” Bu Âyet-i Kerym’e nin Hz. Peygamberin saçlarını ağ- rıttığını söyl”

Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“şkadır. Üç türlü vücûd vardır. Bunlar; mutlak, izafi ve şuhûdî vücûttur. Mutlak vücûd, herşeyin kaynağıdır. Zatın, kendi kendindeki halidir. Bu, bir vasıfsızlık halidir. İşte bu vücûd, mutlak zat mertebesinden gayr elbisesini giymiş olarak zuhura çıkar. Buna”

Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“İşte bunun için Resul (a.s.) فَاسْتَقِمْ كَمَاۤ اُمِرْتَ Hûd, 11/112) kavlinden, hâvî olduğu şeyden nâşî, "Sûre-i Hûd ve ahavâtı beni ihtiyarlattı" buyurdu. İmdi onu "Kemâ ümirte" ihtiyarlattı, Zîrâ o bilmez ki, irâdeye muvafık olan şeyle mi emr olundu?”

Terzibaba - Necdet Ardıç
20x“iye Terhezi-Terhuzi-Terhizi ترهزى - ترهضی Terhedî-Terhudî-Terhidî Ternezi-Ternuzi-Ternizi ترنزى - ترنضی Ternedî-Ternudî-Ternidî Tersezi-Tersuzi-Tersizi ترثزى - ترثضی Tersedî-Tersudî-Tersidî Halk Arasına Dönüş Ter-merzi ترمرز - ترمر”

Terzibaba - Necdet Ardıç
20x“ağladığın vakit, bir mahlûk olan cehennemin korkusuyla ve yâhûd cennete olan şevk ve muhabbetin ile ağlarsın. Git göz yaşı ile bu resmi ve bağı kalbinden rendele ve kazı; İlâhi lütuf imdâdına yetişip kalbinde bîçûn olan Hakk sevgisi zuhûr etsin. Tezkiretü’l-”

“evcûd olduğundan dünyeviye halleri dahi görme hissisinde meşhûd olur. Yani hem dünya hayatı kendinde mevcuttur hem de ahiret ruhani hayat kendisine açılmaya başlamıştır, iki hayatı birlikte müşahede eder. Ve bu müşahede sebebiyle ahval-i ahiret ihticab eder.”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
20x“hâlik değildir.]أمْــر ُ كُلُّــهالْوَإِلَيْــه ِ يُرْجَــع(Hûd, ُ ُ 11/123) [Emrin kâffesi ona rücû’ eder.]للّٰــهأإِلٰــه ٌ مَــع َ(Neml, 27/63) [O’nunla berâber ilâh var mıdır?]dır. Ve Hak Teâlâوَرَفَعْنَــاه ُ مَكَانًــا عَلِيًّــا (Meryem, 19/57) [O”

Terzibaba - Necdet Ardıç
20x“, ilim için kıldı; ve bununla ehlullâhdan sâhib-i keşf ve şuhûd olan muhakkıktan ayrıldı (13) ------------------- Tenzih-i vehmi ve akli ile tenzih eden kimsenin en yüksek mertebesi حَتَّى نَعْلَمَ “Hatta bilelim” kavlinde beyan buyurulan ilim deki bu”

“dışında bir şey doğru olmaz) Ve O her şâhidden Şâhid ve meşhûddan Meşhûd'dur. Binâenaleyh âlem, O'nun suretidir; ve O âlemin ruhu olup onu müdebbirdir. Bu surette âlem, insân-ı kebirdir (bu âlem büyük insandır) (45). -------- Ya'nî Hak, zaman ile mesbûk o”

Terzibaba - Necdet Ardıç
19x“eriyle temayüz eden Lokman, Câhiliye dönemi şiirlerinde Hz. Hûd’un kavmine adını veren Âd’a nisbetle Lokmân b. Âd olarak geçmekte, ancak İslâmî kaynaklarda bu zatın Kur’an’da zikredilen Lokman olmadığı belirtilmektedir (Câhiz, I, 126; Fîrûzâbâdî, VI, 90). Hz.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
19x““Ey sâlik, bu esfel-i sâfılîn olan dünyâ ve âlem-i kevn beyhûde değildir, bir fâide için mahlûktur. Bu mezâhirde nûr-ı Bâkî vardır. Ahkâm-ı tabiata esîr olma. Mezâhir-i âlemden ibret al ve cehilden ilme geç! Ve nûr-ı Bâkî’yi, rûhânî olan ağzın ile sâfî bir sü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
18x“İseviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bugünkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyetçilik anlayı”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
18x“[9/10] Ancak mevt-i irâdî zevkini tadıp vech-i bâkînin şühûdunda hâlik olan kimse, bu fenâdan sonra bekā bulup uyanır; ve bu sûrette de ma’nânın sûrette cilveger olduğunu ve suver-i halkıyyenin, ma’şûk-ı hakîkînin hüsnüne âyîne bulunduğunu keşf-i ma’nevî il”

Terzibaba - Necdet Ardıç
18x“ne varsa hepsinde vardır. Haddi nedir, Matlaı nedir, Haddi, hududu, Matlaı da doğuş yeridir, kaynağıdır. Demek ki ilk yapmamız lazım gelen şey evvela bunu bilip ayetin veya okuduğumuz kelam-ı İlahinin bir zahiri var, yani bir suri olarak Arapça tercümesiyle or”

Terzibaba - Necdet Ardıç
18x“onun vücûd-i mukayyedinden nazil olduğu için, ahadiyyet-i şuhûdunda, o hazretin kemâl-i temkîn üzere bulunduğu anlaşılıyor. Fakat bu selâm, Yahya (a.s.)ın mazharından ve onun vücûd-i müteayyininden sâdır olmadığı cihetle, o hazretin bu şuhûdda kemâl-i temekk”

“e arşuhu alel mâi” ya‟nî ”Ve O‟nun Arş‟ı su üzerinde idi” (Hûd, 11/7) âyet-i kerîmesi ile işâret buyurulur. 3. Toprak devresi: Dünyanın yüzeyinin derece derece sertleşme ve soğuma devresidir ki ilk kabuğu yarı katı, hamur gibi, yumuşak, esnek ve kokmu”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
18x“uhâlif değildir.] Sen Îsâ (a.s.)ı görmez misin? Vaktâki yahûdîler, tahayyül ettiler ki,[17/22]bugün resûl ile hilâfet hakkında bizim dediğimiz gibi, muhakkak o, Mûsâ üzerine ziyâde etmez. Ona îmân ettiler ve ona ikrâr eylediler. Îsâ (a.s.) resûl olduğu için,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
18x“ne varsa hepsinde vardır. Haddi nedir, Matlaı nedir, Haddi, hududu, Matlaı da doğuş yeridir, kaynağıdır. Demek ki ilk yapmamız lazım gelen şey evvela bunu bilip ayetin veya okuduğumuz kelam-ı İlahinin bir zahiri var, yani bir suri olarak Arapça tercümesiyle or”

Terzibaba - Necdet Ardıç
18x“, sizden öncekilere yazıldığı gibi, buradan anlıyoruz ki, Yahudilere de, Hıristiyanlara da oruç yazıldı, Mûsâ (a.s.) Tur dağında kırk gün oruç tuttu, İsâ (a.s.) da oruç tutardı. أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّة”

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“Şüphesiz Allah, zâlim kavmi doğru yola iletmez.” Yahûdileri esmâ ve Hıristiyanları sıfât mertebesi düşünerek bu Âyete bakarsak, o mertebelerle dost olup orada sabit kalırsan daha ileriye geçemezsin. Oysa sen zât mertebesinin zuhûru ve kemâlisin, ona g”

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“yyet mertebelerinden bahsedilirken 6 bunları bugünkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Hâlbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyyetçilik”

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“anlamına gelen “İsrâîl oğulları” lâkabını alıyorlar. “Yahûdiler” de denir. Yûsuf (a.s.) dan sonra “yahuda” isminde akıllı bir kardeşleri olduğundan.Yûsuftan sonra kendi aralarında en üstünü olduğu için, beni İsrâîli tanıtmak için, Yahuda’yı öne koymuşla”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
17x“rtebe, merâtibin eksefi olup, ehl-i hakîkat bu mertebeyi: Şühûd-ı mutlak, âlem-i şehâdet, âlem-i mülk, âlem-i nâsût, âlem-i halk, âlem-i his, âlem-i anâsır, âlem-i ecsâm, âlem-i mevâlîd ilh... gibi esâmî ile tevsîm ederler. İmdi bu tenezzülâtın cümlesi zât”

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“Hakk (c.c) okuyanı muhatap alarak hitâp ediyor. Ad kavmi, Hûd (a.s.)’ın peygamber olarak gönderildiği ve isyanları yüzünden rüzgârla helâk edilen kavimdir. Nûh (a.s.)’ın oğlu Sam’ın torunlarından Âdem’in torunlarıdır. ********* Cenâb-ı Hakk kullar”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
16x“hikmet-i imâmiyye” Kelime-i Hârûniyye’ye mukārin kılındı. Şühûd ve ihsân mertebesine vâsıl olunmayınca mertebe-i imâmete nâil olunmayacağı cihetle, bu “hikmet-i imâmiyye,” “hikmet-i ihsâniyye”yi müteâkiben beyân olundu. [24/2] *** لَــهلرَّحَمُــوت ِ بِقول”

Terzibaba - Necdet Ardıç
16x“lip bilmediklerini" sormak üzere Medîne-i Münevvere'deki Yahûdilere göndermişlerdi. Bu beş kişi Medîne-i Münevvere'ye gelip önce hristiyanlara sordular. Onlar da böyle bir peygamber tanımadıklarını söylediler. Yahûdiler ise: "Evet. biz kitabımızda onu buluyor”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
16x“kın vücûdu olmasa idi, nisebden ibâret olan bu isimler meşhûd olmaz idi. لَّــذي لا يَنْبَغِــيلمُلْــك ِ، بــل هــي مــنﷵن ُســليموهــذه مَعْرِفَــة ٌ لا يَغِيــب ُ عنهــ دَةِ.لشَّــهَلَــم ِلظهــور َ بــه فــي عأحــد ٍ مــن بعــدِه يعنــيال Ve Süleym”

Terzibaba - Necdet Ardıç
16x“an bahsediyor. Resulullah (s.a.v.) Efendimize, yahudi alimleri gelmişler, kendi aralarında anlaşarak ona üç tane soru soralım demişler. Eğer bu soruların üçünü de bilirse âlimdir, eğer hiç bilmezse cahildir, bazılarını bilir, bazılarını bilmezse pey”

Terzibaba - Necdet Ardıç
15x“KRAR, kalb ile tasdik etmektir,” diye belirtilmiştir. Şuhûdi İmân Mertebeleri Biz “imân” ı dört şuhûd mertebesi içerisinde incele-meye çalışacağız. 174 1 – Ef’âl = Şeriat mertebesi imânı: Kûr’ân-ı Kerîm Âl-i İmrân sûresi 3/193 âyet”

“e arşuhu alel mâi” ya‟nî ”Ve O‟nun Arş‟ı su üzerinde idi” (Hûd, 11/7) âyet-i kerîmesi ile işâret buyurulur. 3. Toprak devresi: Dünyanın yüzeyinin derece derece sertleşme ve soğuma devresidir ki, ilk kabuğu yarı katı, hamur gibi, yumuşak, esnek ve kokmuş ka”

Terzibaba - Necdet Ardıç
15x“20. Paragraf: Ba'dehû Hak Teâlâ buyurdu: "Bu emr-i ma'hûd muhakkak belâ-yı mübîndir' اِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلۤوءُا الْمُبِينُ (Saffât, 37/106); Ya'nî imtihân-ı zahirdir. Ya'nî Hak Teâlâ, mevtın-ı rü'yânın ta'bîrden iktizâ ettiği şeyi bilir mi, yoksa”

“değişik değerlen-dirme ve anlayışlara ulaşabilirsiniz. Hûd Sûresi (11/112) Âyetinde: ( (Festakim kemâ ümirte) 112.” Artık emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” Bu Âyet-i Kerym’e nin Hz. Peygamberin saçlarını ağ-”

Terzibaba - Necdet Ardıç
14x“a batın gayb değil. “Elif Lam Mim. Zalikelkitabü laraybefih hudenlilmüttakin. Ellezine yuminune bilgaybi…” ‘Gayba inanırlar o müminler.’ Zannediyoruz ki göremediğimiz bir gayb var, müşahede edemediğimiz elle tutamadığımız bir gayb var, o gayba iman ederler. Ya”

Terzibaba - Necdet Ardıç
14x“n vücûd sûretsiz ve şekilsizdir. Vücûdun mutlak, izâfî ve şuhûdî olarak üç mertebesi vardır. Gördüğümüz bütün vücûdlar şuhûdi vücûttur ve bunu meydana getiren ise izâfî vücuttur, hepsini meydana getiren de vücûd-u mutlaktır. Her birerlerimizin fizikî görünü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
14x“sonra Mekke feth edildi. Hani 1400 kişi kadar yola çıktılar Hudeybiye’ye geldiler 20-25 Km kadar orada Sahabe-i kiram huzursuz olmaya başladı biz buraya kadar geldik de neden Mekke’ye gitmeyelim peygamberimize dediler “Ya rasulullah sen bize demedin mi biz Mek”

Terzibaba - Necdet Ardıç
14x“İseviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bugünkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyetçilik anla”

Terzibaba - Necdet Ardıç
14x“şaka denildi selâ yoktur selâmızda riyâ Gelsin bugün merdi Hûda kalbine versin bir cilâ Sûzi demiş bir hoş edâ buldu gönül anda sefa Mazmununa Hazmi feda duysun bunu ehli heva (2) Ey goncai bağı sefa ey virdi handanım yetiş Bûy’in senin derde devâ ey der”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
13x“âhiyyenin tavr-ı vücûd ile muttasıf olduğu cemî’-i eşyâya şühûd ile girmiş ve kâffe-i sıfât-ı ilâhiyyeyi câmi’ olmuş bulunduğu için kendisine “Halîl” tesmiye olundu. Binâenaleyh, sıfât ve esmâ-i ilâhiyye İbrâhîm (a.s.) ile ve Cenâb-ı İbrâhîm dahi, mezâhir-i es”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
13x“be miskāli olsa, o amel ve rızık habbesi bir kaya içinde, yâhud göklerde veyâ arzda bulunsa, Allah Teâlâ onu ihzâr eder” kavli gibi ki, işte bu hikmet, hikmet-i mantûkun-bihâdır. O da budur ki: Lokmân Allah Teâlâ’yı, o habbe ile muhzır kıldı; ve Allah Teâlâ bu”

Terzibaba - Necdet Ardıç
13x“eha, emr alemi, küçük berzah, tafsil alemi derler. 4- ŞUHUD–U MUTLAK Dördüncü hazret şehadet alemidir. Mülk alemi, nasut alemi, halk alemi, his alemi, anasır alemi, yıldızlar ve felekler alemi, mevalid alemi (bunlardan murad, maden, nebat ve hayvanla”

Terzibaba - Necdet Ardıç
13x“halk ayna olup, oradan Hak zâhir olur. Bu makamda, vahdet şuhûdu galiptir. b-Hazretü’l-cem Makamı: Halkı zâhir, Hakk’ı batın olarak müşahede etmek. Burada Hakk aynasından, halk zâhir olmuştur. c- Cem’u’l-cem Makamı: Kesret ve vahdeti cem’eden bir”

Terzibaba - Necdet Ardıç
13x“i kusa kusa gümleyip gitti. Burada Kûr’ân-ı Kerîm (11) “Hûd Sûresinde” ki âyetlerin bu konuyla ilgili bir kısmını buraya alalım. [37] وَلَقَدْ جَاءتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُواْ سَلاَمًا قَالَ سَلاَمٌ فَمَا لَبِثَ أَن جَاء بِعِجْل”

“davet eden Nûh’u kavmi yalanlamıştı. Aynı şekilde Âd kavmi Hûd’u, ‘kazıklar sahibi Firavun’ Mûsâ’yı, Semûd kavmi Sâlih’i, Lût kavmi Lût’u ve Eyke halkı da Şuayb’ı yalanlamıştı. Fakat onların bu yalanlamaları, tevhîdin insanlara ulaşmasına engel olmadı. Aksine”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
13x“y”e mazhar kıldı. Onun için himmeti âlî olup, Hakk’a karşı uhûd-ı sâbıka ve lâhikasında va’dine vefâ ederek, ibrâz-ı sadâkat eyledi. Nitekim Hak Teâlâ onun hakkındaوَجَعَلْنَــا لَهُــم ْ لِسَــان َ صِــدْق ٍ عَلِيًّــا(Meryem, 19/50) [Onlar için dillerde yü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
13x“haddi-dört matlağı"dır. yani kısaca, dışı içi haddi- ayetin hududu sınırları ve matla-ı yani doğuş yeridir. Bunlarında her birerlerinin kendi içinde dört mertebeleri vardır, yani herhangi bir ayet veya hadis ifade ettiği bu zuhur yerleri hangi makamlardır. Yan”

“zâtiyyesinden ibâret olan hüccet-i bâliğa fiilen zâhir ve şühûd ile tevessuk edememiş olurdu. Nitekim Hak Teâlâ buyurur: (Nisâ, 4/41) ya’ni “Her ümmet, peygamberlerini şâhid getirdiğimiz vakit onlann hâli nasıl olur? Yâ habîbim, seni de onların üzerine şâhid g”

“l ki bütün kavimler surete takılarak yerlerinden oldular? Yahudiler, Museviler buzağıya taptılar, orada kaldılar. Orada da Hakk'ın zatı var, başka bir şey yok ama Hakk'ın zatını belirli bir suret içerisine sıkıştırıp, hapsetmek onların putları oldu işte. İsevi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“ma nahnü leke bi mü'minîn) (11/53) - Dediler ki: Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz. -------------------- وَمَا أُبَرِّىءُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“0 sene evvelinde köyün birinde yaşanan hadiseden bana ne, Yahudi olsam hadi dedelerimin başından böyle bir hadise geçmiş derim, bizim Orta asyadan Dede Korkut’tan hikayeler olsa neyse Yahudi neslinin hikayesindenbize ne. Ama Cenab-ı Hakk Kur’an’ı sana gönderd”

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“ikisi de doğrudur. Şöyle ki ayn-ı hissiyyede zahir ve meşhûd olan "ayn'ından dolayı yani his aleminde zahir ve şuhud edilen, görülen aynından dolayı ya'nî sûret-i zahiresine nazaran "adam" ta'bîri doğrudur. Yani dış doğrusuna bakarak "adam" tabiri doğrudur”

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“riyyâ aleyhisselâmı şehit etmek üzere aramaya başladılar. Yahûdîlerin iftirâlarını ve kendisini öldürmek istediklerini haber alan Zekeriyyâ aleyhisselâm “Tâkat getirilemeyen şeyden uzaklaşmak, peygamberlerin sünnetidir.” kâidesince Yahûdîlerin bulundukları yer”

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“sırasına göre elli birinci sûredir. İsrâ sûresinden sonra, Hûd’dan önce Mekke’de, büyük bir ihtimalle hicretten iki yıl önce nâzil olmuştur. 40. âyetle 94-96. âyetlerin Medine’de nüzûlüne dair rivayetler de vardır. Konusu Yûnus sûresinin temel konuları, İsl”

“ürselin yani irsal, peygamberlerin ve ümmetlerinin Furkân şuhuduna memur idiler. Biz ise Vahdet şuhuduna memuruz. Bizim ilk kelimemiz de “Eşhedü …” diye geçiyor. Müşahede ehli olarak geçiyor. Böylece mürselini, müşarin ileyh in hazaratı ümmetlerini Yani Nuh (”

“ğına gidip orada yok olurlar ve deryâ-yı vücûda kanşırlar. (Hûd, 11/123) Ya’ni, “Emrin hepsi Hakk’a rücû’ eder." [21] ---------------- وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِهِ جُزْءًا إِنَّ الْإِنسَانَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ {الزخرف/15} (43/15) “Ve ce’alû lehu min”

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“düzeyde kalırdı, ama Adem’den sonra Şit diyor, İdris, diyor Hud diyor, ve her peygamberin gelişinde peygamberin lisanlarından bir başka ilerleme açıyor yol açıyor, İbrahim diyor, niye Halil diyor niye Adem safiullah diyor. Sadece Âdem safiullah mertebesi yetmi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“ğimi arzu ettim ve bu halkı halkettim.” (Kendi varlığım şühud zevki ile müşahede etmek istemesi) Eshab-ı Kiramdan, Ebu Rezin El Ukayli (R.A) Rasülüllah (S.A.V.) Efendimizden: Eyne kane Rabbina kable en yehlûkal halka? (Rabbımız, bu alemleri halketmez”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
11x“حْمَة ِنَة ُمَكَ َ َ َ ْ Rahmet-i müslânın mertebesi, şühûddan bilindiği vakit, efkâr üzeri- ne âlîdir. Mîmin zammı ile “müslâ” [مُثْلَى], “efdal”in müennesi olan “fudlâ” [فُضْلَى] ma’nâsına gelir. Ya’ni pek ziyâde artkın ve taşkın olan rahmetin merteb”

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“ilmek gözdür, bir şey için; belirmesi yönünden; Hele şühud anında gereği var böylesinin… Ondadır malum, zatı içindir müşahedesi; Onun şühudu, yücelik delilidir ilminin… İlim ve BASAR iki vasıftır aslında, ancak; İlim, BASAR ayrı; dalı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“i bir şey olabilseydi O’nun sonsuz olan vücuduna bir had ve hudud çizilmiş olurdu ki mutlak vücut hakkında bunun tasavvur edilmesi mümkün değildir. Bir başka vücut, bir başka mevcut düşünülmüş olsaydı şunun bir sınırı olacaktı ki ondan sonra o vücut başlasın.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
10x“(114) Şeytan : ……………………………………………………………………….…(115) Şuhûdî îmân : ……………………………………………………………..…(115) Taarikat ve hazret mertebeleri bakışıyla mûsâ (a.s.): …(116) Tenzih : ………………………………………………………………………..…(116) Teşbih hakîkatleri : …………………………………………………”

Terzibaba - Necdet Ardıç
10x“yoktur, sadece kendilerinde, gerek zâhiren gerek bâtınen şuhud edilen 5 zevki ve vicdani, olan bu hususları kayda alıp bildirmeleri olmuştur. Bize bildirilen ve gönderilen, bu değerli ma’nevi kayıtları sağda solda kalıp kaybolup gitmemeleri için, b”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
10x“nları görüp da’vet etmek ve ehliyeti olmayanlar hakkında beyhûde zahmet ve meşakkat çekmemek için sırr-ı kadere ıttılâı [14/8] taleb ederler. Velâkin mücâzât-ı ibâd, onların a’mâllerine ve enbiyâya itaât ve isyânlarına ve îmân ve küfürlerine mukābil cârî olduğ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
10x“da olan bu üstünlüğün hâlâ kendilerinde olduğunu zanneden Yahûdiler için inen bir Âyet-i Kerîme’dir. Zâhiren bu şekilde olan Âyet-i Kerîme’nin bâtınen mânâsı Mûseviyyet mertebesinde iseniz “ölümü temenni ediniz” demektir. Mûseviyyet mertebesi tenzih merteb”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“emale ermeyince, Gün kime sene kime ömür kime? Gaybdan şuhuda eyledik sefer, Yürüdük gurbette şamu seher, Biraz gam hüzün, biraz da keder, Hayat kime memat kime, mevt kime? Kazandık güya maddeyi malı, Evlâtlar cümle dostlar iyali, Bunlar dünyanın”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“). Zira ayn-ı mevcudenin belli başlı fiili yoktur. Çünkü meşhudumuz olan o aynın bir vücudu müstakili yoktur. Onun vücudu Rabbi olan ismin suretidir ve o isim; o suretin batını ve ruhudur. Binaenaleyh o ayn’da zahir olan fiil, aynın Rabbı olan ismi ilahinindir”

“Bu hal, "katılık" (kasvet), "inkârda ısrar" (cühûd) ve "hakikate dönüş imkânının kaybolması" şeklinde tezahür eder. Bu nefs haliyle "dostluk", kişinin kendi kalbini de o katılık ve umutsuzluk haline bulaştırmak demektir. [33] "Onlar, K”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“ (13) (Tilke hududullah* ve men yutııllahe ve RasuleHU yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihel enharu halidîne fîha* ve zâlikel fevzül Azîm;) “İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“harflerinden Yahve meydana geliyor. Beni İsrail’in, yani Yahudilerin, o gün konuştukları Rabları bu. Yani Rabb’ın şahitleri diye kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar. Beni İsrail kavminin Rabb’ını tanıtmaya çalışıyorlar. 5.000 sene evvelin Rab anlayışını bugüne”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“ndan bu zamana mâ’nâyı Yûsufiyyet akıp gidiyor. O zamanda Yahudilerden soranlar vardı bugün de sorucu ve arayıcı bizler oluyoruz. Bu hadise içinde ki, Yûsu-fiyyet hikmetleri gelecek Âyet-i Kerîmeler de ortaya çıkacaktır. Hakk yolcusu sâlik bu yollardan kendi v”

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“angi kavime kitap geldiyse kendi lisanlarından gelmiştir. Yahudilere İbranice geldi, İbrahim (as) keldani kaviminden geldiği için Keldanice geldi O’na verilen suhuflar, peki Âdem (as) a hangi lisan ile geldi, daha o zaman dünyada insanlar yok وَعَلَّمَ اَدَمَ”

“e başlamamaları da içinde olur ki buna usulde umumi mecaz yahud beyanda kinaye tabir edilir. Hakikati iradeye engel olmaz. Namazda hiçbir şekilde imamın önüne geçmenin caiz olmamasındaki mânâ da budur. Resululah'ın huzurunda birisi imam edilip namaz kılınacak”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“ndan bu zamana mâ’nâyı Yûsufiyyet akıp gidiyor. O zamanda Yahudilerden soranlar vardı bugün de sorucu ve arayıcı bizler oluyoruz. Bu hadise içinde ki, Yûsu-fiyyet hikmetleri gelecek Âyet-i Kerîmeler de ortaya çıkacaktır. Hakk yolcusu sâlik bu yollardan kendi v”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“a diyor ki “Sen nerelisin” Neyneva’lıyım diyor, bu gün ırak hududları içerisinde olan Musul tarafındanım sen kardeşim Yunus’un memleketindensin diyor, Yunus peygamber orada yatıyormuş. Sen kardeşim Yunus’un memleketinden mişsin dediği zaman o hayretler içerisi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“sonra Mekke feth edildi. Hani 1400 kişi kadar yola çıktılar Hudeybiye’ye geldiler 20-25 Km kadar orada Sahabe-i kiram huzursuz olmaya başladı biz buraya kadar geldik de neden Mekke’ye gitmeyelim peygamberimize dediler “Ya rasulullah sen bize demedin mi biz Mek”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“n manaları ifade edilir, haddi yönüyle bakıldığında konunun hudutları belirtilmiş olur, ve matla-ı ile konunun zuhur yerleri ifade edilmiş olmaktadır. Bahsi geçen ayetin kaynağı da-matla-ı zuhur yeri, sıfat-hakikat mertebesinden Rahmaniyyet hakikatinden akta”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“hur gavsü'l-azam Abdülkadir-i Geylanî hazretleri var. Bir Yahudi İslâmiyet'in esasını öğrenmek için tarîkât şeyhleriyle, pir hazretleriyle sohbette bulunarak birçok malumat elde ettikten sonra beş altı saat uzakta bulunan diğer bir şehirde ilmini âlet yaparak”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“uğunun mirâsesidir, onların mertebeleridir. İşte Âdemiyyet, Hûdiyyet, İbrâhimiyyet, İsmâiliyyet.. falan gelmiş. İşte, bunlar açıkçası o devirlerin peygamberleriydi, gelmiş geçmiş fakat, Efendimiz’in (s.a.v) devrimi bu: “Zât’ını görüyor..!” Şimdi tesâdüf ki;”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِ (107-3) Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn. “Ve miskîni doyurmaya teşvik etmez.” ------------------- Miskîn, sükûn halinde olup kendine aît hiç bir şeyi olmayandır. Evvela miskîn hükmünü “ yâ âdemuskun ente ve”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“into existence with the self-disclosure of “the Guide” ( al-Huda ), Look at the beauty ( jamāl ) of “the Real” ( al-Haqq ) from whichever direction you want. According to a noble hadith ( ḥādīth sharīf ) of the Prophet (peace be upon Him): “When the”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“öyle ifade edilmektedir. Hicretin altıncı senesi seferde Hudeybiye dönü-şünde mekke civarında nazil olmuştur. Alûsi’nin naklettiği yönüyle: İbn-i ebi Şeybe, Ahmet Buhâri tarihinde ve Ebu Davud ve nese-î ve daha bir cemaat, İbn-i Mes’ud dan, şöyle nakletmi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“→ Cenâb-ı Hakkın sıfat âlemi 30 → Cenâb-ı Hakkın lâhud âlemi 1 → Ahadiyyet Mertebesi / 400 → Tevhid Mertebesi 521 (52 + 1) = 53 “Salât” taki sonuç oluşumu 53 ’ü vermekle birlikte yukarıda belirtilen soruya”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“0 sene evvelinde köyün birinde yaşanan hadiseden bana ne, Yahudi olsam hadi dedelerimin başından böyle bir hadise geçmiş derim, bizim Orta asyadan Dede Korkut’tan hikayeler olsa neyse Yahudi neslinin hikayesindenbize ne. Ama Cenab-ı Hakk Kur’an’ı sana gönderd”

“şahede etmeye başlar. Böylece âfâktaki tefekkür, enfüste şuhûda dönüşür; îman, yakînin nuruna bürünür; nazar, artık marifet hâline gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân , 19/12) Nitekim bu delillerden yola çıkarak Allah’ın birliğine tanıklık eden kimse tevhid ehli”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“ân Rahîm olan Allah'ın adıyla, Emr olunduğu gibi dosdoğru HÛD , Her şeye gücü yeten, sen et şuhud, Bütün sinelerin özü O Vedûd, Rahmân Rahîm olan Allah'ın adıyla, Gönül kuyusuna gir oldun YUSUF , Ârapça olarak inen bir suhûf, Kıssaların en güzeli bil Yûsuf”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“asakıl leyli ve Kûr’ânel fecr, inne Kûr’ânel fecri kâne meşhuda” buyuruyor. Bu Âyetin devamında ise çok, çok yüceliklere temas ediliyor. Ancak biz Âyetin baş taraflarını anlayıp amel edelim de Mevlâ’mızın lütfu ile sonra onları da inşallah idrak ede”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“2.38 - Kulnehbitû minhâ cemîâ, feimmâ ye'tiyennekum minnî huden femen tebia hudâye felâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn. Diyanet Meali: 2.38 - "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar”

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“hayâli olarak görmüş, geçmiş oluruz. Bizim malımız değil Yahûdilerin malı olur. Bu bizim malımız. Mûsâ 54 (a.s.) daha ortada yokken bu hadiseler yaşanmamışken levh-i mahfuzda bunlar kayd edilmiştir. Bizde, ümmeti Muhammed olarak kayd edilmiştir. O halde on”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“ُ (Kasas 28/88) وَاِلَيْهِ يُرْجَعُ الاَمْرُ كُلُّهُ (HÛd, 11/123) ءَاِلَهٌ مَعَ اللَّهِ (Nemi, 27/63) dır. Ve Hak Teâlâ وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِيًّا (Meryem, 19/57) buyurdukda, "aliyyen" kavlini mekân için na't kıldı. وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“zaten hem başlamış, hemde bitmiştir. Çünkü orada ki, “Lâm-Lâhud” âlemini, “Elif” ise Ehadiyet âlemini temsil etmektedir. Lâm olan Lâhud âlemi kucaklamış olduğu, Elif Ehadiyet âlemine, ben yokum sen varsın, ey sevgili, diyerek daha baştan bütün hakikati ilâhiye”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“zümluluğu icabıdır. Nitekim Kûr’ân’da Hazreti Rabbil izze Hûd aleyhisselâmın ağzından bu gerçeği şöyle nakletmiştir: Kûr’ânı Kerîm Hûd Sûresi 11. Sûre 56. Âyette; “ma min dabbetin illâ hüve ahızün binasıyetiha inne rabbiy ala sıratın müstekıymin””

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“yaşamadıkça irfan ehli olunması mümkün değildir. İdrak ve şuhud, müşahede etmedikçe. Allah, dediğimiz zaman neyi anlıyoruz? İnsan, dediğimiz zaman neyi anlıyoruz? Neyi vasf ediyoruz? Beşer şaşar hükmüyle belirtilen, zillet halinde olan bir insanı mı anlıyoruz?”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“. Orada da aynı bu hükümlere tabi olarak bilir ki oradaki Yahudi, Yahudi değildir. Hakk’ın varlığıdır. Ama vehmi yönden yok olduğu halde onu yine kabul eder ve ona musevi der. Ama dışarıdan birisi bakar. Çünkü onu bilmeyen, tanımayan kendine göre yorumlar, ke”

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“1298 sene-i hicriyyesinde (1881) kadem-zen olarak âlem-i şuhûd olmuşlardır. Pederi, mezkûr mahallenin imâmı ve hatîbi, Abdullâh Hamdî Efendi’dir. “Hâce-zâde”diye meşhûrdur. Arapkir’de ibtidâî tahsîlde bulunarak ilm-i kırâattan behre-mend olmak için Malaty”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“e ve sa’yinden nâşî râzıdır, âlî olan cennettedir; orada beyhûde söz işitmezler; kelâmları zikir ve hikmettir, orada dâimâ akıcı pınarlar vardır” âyet-i kerîmesine işâret buyurulur ki, urefâ-i billâh bugün cennet-i âcil içindedirler ve bu vücûd-ı izâfî kuyûdun”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“ve sarktı. 09 - Onunki arasındaki mesafe iki yay kadar yahud daha az kaldı. 10 - Kuluna verdiği vahyi verdi. 11 - Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı. 12 – O’nun gördükleri hakkında kendisiyle tartışacak mısınız? 13 - And olsun, o’nu bir kez daha g”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“Peygamber sevgisi olmazsa, maddi vücûdun kıymeti yoktur. Yahûdiler de böyle bir gazâba uğramışlar, halâ bellerini doğrultamıyorlar. Garb, İslâm medeniyeti için şarka akın ederken, bizim de temelsiz, idrâksiz olan garbın madde âlemine akın etmemiz tam bir ce”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“-ı Hak’kın sıfat alemini lam → Cenab-ı Hak’kın lahud alemini te → tevhidleri ifade etmektedir Namaz kılan kimse, eğer, gerçek salat olgusunu meydana getirmeye çalışıyor ise, - bedeni ile efal mertebesinde, - okuduğu sözler”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“bildiren, üçüncüsü haddi, yani Ayet-i Kerime’nin sınırları, hududları nereye kadar açıyor. Mesela Nur Suresi 35. Ayette “Allahu nurussemavatı…” diyor, buna had çizmek mümkün değildir. Burada hadsiz olan bir hadden bahsediyor. Diğeri de Matlaı, doğuş yeridir.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“na aynı soruyu sormuşlar: Hangi mezheptensin? diye. O da: “Hûda mezhebindenim,” demiş. Yâni Allah’ın mezhebindenim demiş. Mezhep bilindiği gibi yol, gidiş mâ’nâsınadır; altın olarak ta geçiyor, Arapçada. Süslemelere “tezhip” diyorlar. Yâni altın yaldızlar, s”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“o hale gelenlere hangi mezheptensin diye sorulduğu zaman “Hudâ mezhebindenim” der. Artık onların imânlarında şu şunu demiş, bu bunu demiş diye o bilgilere ihtiyacı kalmaz. Ama sûret olarak onlardan yararlanır, kullanır ayrı. Ama onların düşüncelerinin tesir”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“er yine de sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum." (Hûd 11/84) "Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin." (Hûd 11/85) Eğer mümin iseniz, Allah'ın helâ”

“ve o perdeleri yırtıcı Hak’tır. Bu husûsta senin sa’yin beyhûdedir. Eğer ezelde kazâ-yı İlâhî vâki’ olmuş ise, muhakkak o kilit açılır ve o perdeler yırtılır. Binâenaleyh elini emr-i Hakk’a teslîme ve kazâ-yı İlâhîye râzı olmak cihetine vur!” Eğer zerre ze”

“ir bakmazlar mı? Dilersek kendilerini Yere geçiriveririz, yâhud Gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz hakıkaten onda inâbe edecek (hakka gönül verecek) bir kul için şübhesiz bir âyet vardır ----------------------------- اَفَلَمْ يَرَوْا “ Efelem yerav ””

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“ternete? Şimdi burada kalıyor. Ahirete intikal ettiremiyor hudut var hedef yok hudut var hedef yok. Hudutlu. Şuna benziyor yani kişinin kendindeki olan bilgisayara yüklediği bilgi olarak kalıyor. Uluslararası yahut mertebeler arası veyahut dünyalar arası ölüm”

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“hayâli olarak görmüş, geçmiş oluruz. Bizim malımız değil Yahûdilerin malı olur. Bu bizim malımız. Mûsâ (a.s.) daha ortada yokken bu hadiseler yaşanmamışken levh-i mahfuzda bunlar kayd edilmiştir. Bizde, ümmeti Muhammed olarak kayd edilmiştir. O halde onlardan”

“ta saçlarına ak düşmesinin sebebini sorduğunda, O da: “Beni Hûd, Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn ve İze’ş-şemsü küvvirat sûreleri ihtiyarlattı” buyurmuştur (Tirmizî, Tefsîr, 56/6). Bu sûrelerin bir kısmının geçmiş peygamberlerin ağır imtihanlarını, diğerlerin”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“a-yatta iken, kendi hakikatinin Hakk’ın hakikati olduğunu şuhuden idrak edip, hayalinden ve eski değer yargıların dan kurtulup, yeni irfani bir hayata bakış ile dirilen bu hakikati anlamış olmaktadır. Bu ölümü tadış, irfani ve vicdani olup çok güzel bir yaşam”

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
5x“ve onun vücûd-ı mukayyedinden nâzil olduğu için, ahadiyet şühûdunda, o hazretin kemâl-i temkîn üzere bulunduğu anlaşılıyor. Fakat bu selâm, Yahyâ (a.s.)ın mazharından ve onun vücûd-ı müteayyininden sâdır olmadığı cihetle, o hazretin bu şühûdda kemâl-i temekkün”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“1/17) – (Ve emmâ semûdu fehedeynâhum festehabbul a’mâ alel hudâ feehazethum sâıkatul azâbil hûni bimâ kânû yeksibûn.) (41/17) – “Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık,”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“lere yar gelir sarar diye ---------------------------- Şuhud tecelli’i zatı’ı ebedi ile tahakkuk eden kâmil insan, tam Abdullah olabilir. Bu makam Efendimizin olup her âsırda bir vekili vardır. ---------------------------- Mihnet ve elem beni ademin batın”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“İseviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bugünkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyetçilik anlayı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x““Zat” tan gelir ve yine “Zat” a gider... Kur’anı Keriym Hud Suresi 11. sure 123. ayette; ve ileyhi yürce’u’l emrü küllühü “Bütün işîer O’na döndürülür...” Kur’anı Keriym Hud Suresi 11. sure 123. ayette; “allahü nürüssemavati vel ardı” “Allah”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“e faaliyette olan “Bir” olan Allah. Yani üçlü Allah değil yahudilerin, hıristiyanların tespit ettikleri gibi; eba, ebi ve ruhul kudüs manasında değil. İşte bu oluşumlar Vahidiyet mertebesinde meydana geliyor. Oradan Nefes-i Rahmâni ile bütün bu Hakîkat”

“Bu âyette biat yani ele tutuşup ahitleşmek Resulullah'a Hudeybiye'de vaki olan bir attır ki beyat-i Rıdvan namıyla belirtilen biattır. Ashabtan 1400 kişi biat etmiştir. Tarihi ifadesi o. Gitmiştik yani oraya Hudeybiye'de o ma’nâyı gidiyoruz tespih alıyoruz”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“lih (a.s.) Semud kavmine "Yurdunuzda üç gün daha kalın..." (Hud, 11/65) diyerek gelecek azabı haber vermişti. İlk gün yüzleri sararan Semudluların ikinci gün de yüzleri kana boyanmış gibi kıpkırmızı oldu. Azabın geleceğine kanaat getirip feryat ettiler, bağ”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“Keşke anam, beni doğurmasaydı, yahud da beni bir aslan paralasaydı. Rabb’ım, sana düşeni yap. Beni, her delikten bir yılan sokmada. Ne de taş gibi bir canım, ne de demir gibi bir”

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“ek, vatanları Mekke’yi de yâdetmeye bir vesile olacaktı. Yahudilerin de, “Muhammed ve ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı!” diyerek sinsice dedikoduda bulunmaları 53 onları rahatsız ettiğinden bu arzuları daha d”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“azret mertebesi olan eğitim İlâh-i benlik aşamalarıdır. “Uhud” dağı bir bakıma sende mevcud “Ahad” dağıdır. Beş (5) tepeli olması, bilindiği gibi “ef’âl tepesi”, “esmâ tepesi”, “sıfat tepesi”, “zât tepesi” ve arkadan çevreleyen “İnsân-ı Kâmil tepesi”dir.”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“r ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." Yahûdi âlimlerinin sordukları bir soru üzerine gelen bu Âyeti kerimede Yahûdilere ruhtan az bir ilim verildiği söylenmektedir. İslâmiyyet bu ilmi açmak için geldi. Kûr’ân-ı Kerim’de ilk olarak r”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“miş Altı peygamber vardır, 1. Yûnus sûresi, (10.sûre) 2. Hûd sûresi, (11.sûre) 3. Yûsuf sûresi, (12.sûre) 4. İbrâhîm sûresi,(14.sûre) 5. Muhammed sûresi,(47.sûre) 6. Nûh sûresi, (71.sûre) (10+11+12+14+47+71= 165 )’ ki (1+6+5= 12 ) yâni başlı başına hak”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“nden İnsân-ı Kâmildir. LÂM=İlâh-i varlık. Y=Yakîn hali. Şuhûd Mûseviyyet, 9. esmâ Rabb Rubûbiy 8 yet mertebesini yakîn olarak idrak etmektir. MİM=Hakikati Muhammediyye. NÛN=Nûr-u İlâhiyye. 60+30+10+40+50=190 19 Kûr’ân-ı Kerîm’in, İnsân-ı Kâmil’i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Bu levh: Musevî yolunun anlatıldığı levhdir… Ki Yahud, yolu bunda anlatılanlara göre kurulmuştur… ------------------------ ALTINCI LEVH: Ubudiyet… Halka lâzım olan hükümler, bu levhin içindeydi… Meselâ: Zillet, iftikar, korku, huşu”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Sahihi Buhari tercümesi cil 11 sf 193 de kayıtlı Ebu saidi hudri’den rivayete göre, resullullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur (Ölümü bu kadar güzel açıklayacak başka hiç bir kayıt bu âlemde yoktur) tamamen vahiy bir açıklayış Kur’an değil ama kutsi hadisler bölü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“ (67) Mâ kâne İbrâhîmu yahudiyyen ve lâ nasrâniyyen ve lâkin kâne hanîfen müslima* ve mâ kâne minel müşrikîn; “İbrâhîm, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, 52”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“sa ümmeti olmuş oluyoruz, o mertebeyi yaşıyoruz zahirdeki Yahudiler değil, secde yaptığımız zaman İseviyet çünkü İseviyet teşbih, Ruhullah fenafillah mertebesidir burası. Museviyet tenzih mertebesi, Kelimullah, Ef’al tevhidi Halilullah, mertebesi, ama Muhammed”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“lip bilmediklerini" sormak üzere Medîne-i Münevvere'deki Yahûdilere göndermişlerdi. Bu beş kişi Medîne-i Münevvere'ye gelip önce hristiyanlara sordular. Onlar da böyle bir peygamber tanımadıklarını söylediler. Yahûdiler ise: "Evet. biz kitabımızda onu buluyor”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“literation: “ shahru ramaḍāna lladhī ʾunzila fīhi l-qurʾānu hudan li-n-nāsi wa-bayyinātin mina l-hudā wa-l-furqāni fa-man shahida minkumu sh-shahra fa-l-yaṣumhu ” Translation: “The month of Ramaḍān is one in which the Qurʾān was sent down as guidance to m”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“o gün Mekke’den Görmediler bizi örümcekten Yeri gelmiş. Uhud’da çarpışmıştık küffarla Dolu o günler hatıralarla Yeri gelmiş. Hendeği kazmışız hep birlikte Anlaşılmaz bu işler ikilikte Yeri gelmiş. Mekke’yi feth etmiştik o gün Müslümanlara olmuştu düğün”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“hammed miraç etti deniliyor. İki caminin sol yanında da Yahudilerin ağlama duvarı bulunuyor. Burası da tapınaktan kalma tek duvar. Babil Kralı tapınağı yıktıktan sonra Yahudileri de şehirden kovmuş. Bu olaydan sonra Persler-İran Kudüs'ü alınca (İsa'dan önc”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“ası değildir. Bunların kişinin kendi bünyesinde yaşanarak şuhudi bir tatbikata dönüşmesi gerekmektedir bu da ancak irfani bir eğitimle mümkün olmaktadır bilindiği gibi "tadan bilir" denmiştir bazı tevhidi kelime ve cümleleri lisanen tekrar edip söylemek onun h”

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“rı diyen Arap müşrikleri, Üzeyr a.s’a Allah’ın oğlu diyen Yahudiler, Mesih Allah’ın oğlu diyen Nasara’dır. Bu hususta en ısrarcı Nasara yani Hıristiyan’lar oldu, çünkü bunu din’lerinin birinci esası olarak kabul etmişlerdir ve bunu kabul etmeyen Hıristiyan ola”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“akk Teâlâ hazretleri! “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” Hûd Sûresi: “Biz sizi imtihan ederiz ta ki sizden mücâhid olanları bilelim” (Muhammed Sûresi 47/31) buyurmaktadır. Hakk yolcusu da, bunların bilincinde olarak yol almalı ve bunlardan gafil olma”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“yi de nakledelim. İşte yukarıda da zikri geçen bu biy'at, Hudeybiyede yapılan ve bu âyet mucebince Allah tealânın rızâsıyle mübeşşer olduğundan dolayı Biy'atürrıdvan namı verilmiş olan biy'attır. Sh:»4422 Kıssayı müfessirîn şöyle hulâsa etmişlerdir:Resuli”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“ildinde geçen hâdisatta dervişin tahayyülünde zuhûr eder. Yahudi pâdişâhı Îsâ aleyhisselâm taraftarlarını bir ateş yaktığı kuyunun başına toplamış ve Yahudiliği kabul etmiyenleri içine atmakla korkutmuş ve bizâtihi atmaya başlamıştı. Bu sırada annesinin koynun”

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“lardı. Allah lafzını biliyorlardı, lisanen söylüyorlardı, şuhûden hiçbir tarafını bilmiyorlardı. Kelime-i Tevhid kitabımızda da belirtildiği gibi, Mertebe-i İbrahim’de la, şuhuden, la ilahe illallah lisanen söylüyordu. İşte bu la’nın genel olarak aleme yay”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“a diyor ki “Sen nerelisin” Neyneva’lıyım diyor, bu gün ırak hududları içerisinde olan Musul tarafındanım sen kardeşim Yunus’un memleketindensin diyor, Yunus peygamber orada yatıyormuş. Sen kardeşim Yunus’un memleketinden mişsin dediği zaman o hayretler içerisi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“t al-Baqarah (2), verse 2: Dhālika al-kitābu lā rayba fīhi hudáan lilmuttaqīna This is the Book, whereof there is no doubt, a guidance to those who are Al-Muttaqun Here, the inward (spiritual) meaning of the word “ittiqā” is abstaining from forgetting tha”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“i vefa, Sen onları iyi biliyor musun? Müşrikler bir gün Uhuda geldi, Vahşi Hamza'nın ciğerini deldi, Halid bir an okçuları yendi, Sen bunları iyi biliyor musun? Toplandı Müslümanlar bir anda, Bin Melek yardımda idi o anda, Düşmanın gayreti verm”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“epresenta el universo de Uluhiyet (Lo más grande) (Alem i Lahud) TE (la tercera letra) que representa la creencia en la Unicidad de Allah. La persona que intenta realizar profundamente una Azalá, debe estar substancialmente en el nivel de EF’AL [de realiz”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“İmanı kavli, imanı akl-i, imanı kalbi, imanı hali, imanı şuhudi, imanı vucudi diye cevaplandırdım. (Hocam bu arada çalışmalarımdan sizi haberdar edeyim. Cemaatimize verdiğim ilk sohbet, sizin kitabınızdan hazırladığım iman ve ikan idi. Son olarak da Salat”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“urulu, örgü yumağı gibi, üzeri hikmetler örtüsüyle örtülü şuhûd âleminde “hiçbir şey göründüğü gibi değil.” Bu anlatılan bir kurgu değil, bir hikâye değil; her harfinde Allah-ü Teâlâ’nın imzâsı var. Netice : Abdullah bin Dinâr’ın buradaki alacağı i”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“İseviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bugünkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyetçilik anlayı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“lhamdülillah, TEVHİD ÜZERE 4. Şahit ol emri ile Şuhud - İnkar tatbikatında MÜNKİR oldum Elhamdülillah, TEVHİD ÜZERE 5. Dört makamı Cem zevki tenezzülü ile sellimu teslima MÜMİN oldum Elhamdülillah , TEVHİD ÜZERE (Fark’o) -----”

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“يمٌ “ Gerçekten İbrahim çok halîm (yumuşak huylu) idi. ” (Hud, 11/75) فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ “ Biz ona yumuşak huylu, halim bir çocuk (İshak’ı) müjdeledik ” (Saffât, 37/101) 2. Hiddetin kişinin, hem bu dünyada hem de âhirette zillete düşmesine”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“emektir. Zikri: “Ya Samed”dir. Âlemi: “Zat âlemi” (“Âlemi lâhud”) Peygamberi: “Muhammed Mustafa” (s.a.v.). dır. Lâkabı: “Habibullah” Kelimesi: “lâ mağbude illâllah - lâ ilâhe illâllah” dır. Seyr-i: “Seyri meaallah” Allah’la beraber seyirdir. Sûresi: “İhlâs Sûr”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“k olmadığından gene hakk’ın varlığında olan bir düşünce veyahud fiildir. Ancak irfaniyyetsiz bir düşünce ve fiildir. Bu âleme gerçek Rabb-ı mızı ve kendimizi idrak etmek için geldik İnşeallah burada iken bize bizden daha yakın olanı bulur bulduğumuzda da zaten”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“(Kab-e kavseyne ev ednâ) (53/9) ( iki yay aralığı kadar, yahud daha da az oldu.) İki kavs-yay’ dan murat edilenin bir çok mertebe de “şeriat, tarikat, hakikat, marifet” bir çok mertebeden izahları vardır. Ancak bura da şu şekilde bahsetmek istiyoruz. Yayın bi”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ ( Âliyehum siyâbu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullû esâvira min fıddatin, ve sekâhum rabbuhum şarâben tahûrâ. ) (76/21) “Onların üstlerinde yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerl”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“emrediliyor. Cumadan sonra istirahat ediniz denmiyor ama yahudilerin Sebt günü var işte âyeti kerimede Tevratı şeriftede yazıyor o. Âyeti kerimede 6 günde Cenâb-ı Hakk bu âlemleri halketti, 7'ci günde dinlendi, yoruldu ve dinlendi diye onlarda cumartesi günü”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“kamına, Aşıklar girecek gönül bağına, Uğrarlar sonrada Uhud dağına, Bir Sultan ana bir Sultan bacı bir hanım Sultan. Görelim diyarı Rasul'u bin şevk ile, Ziyaret edelim Ravzayı aşk ile, Bu hali arzu eder Melekler bile, Bir Sultan ana bir Sultan bacı”

Terzibaba - Necdet Ardıç
“nefesi almaktır. O nefes ile birlikte “ve nefahtü” yani rûhuda, nûruda, idrâkide gelmektedir. ********* (İnnehu le kavlu resûlin kerîm. ) (81/19) “ Muhakkak ki O (Kur'ân), gerçekten Kerîm Resûl'ün sözüdür.”