İçeriğe atla
Hûd 56Cüz 12 · Sayfa 228

Hûd Sûresi 56. Âyet

هود

Sohbete sor

İnnî tevekkeltu ‘ala(A)llâhi rabbî verabbikum(c) mâ min dâbbetin illâ huve âḣiżun binâsiyetihâ(c) inne rabbî ‘alâ sirâtin mustekîm(in)

"İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir."

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~ ~ ~
11.56 - İnnî tevekkeltu alallâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızum binâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtım mustegîm.

Diyanet Meali:

11.56- "İşte ben hem benim hem sizin Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir." Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.56- Her halde hem benim Rabbim hem sizin rabbiniz olan Allah’a dayanmışım, hiç yerde bir debelenen yoktur ki nasıyesini o tutmuş olmasın, şüphe yok ki Rabbim doğru bir yol üzerindedir


Hud as’ın hikmeti (ki bu hikmet: Ehadiyye) bu ayet-i kerimeye dayanır. Mevcutlardan her birini C. Hak zati hüviyeti ile onun perçeminden tutucudur. İsimleri dolayısıyla onda tasarruf edicidir. Her ismin kendisine mahsus bir yolu vardır. Ve onun sırat-ı müstakimidir.

Ayette geçen “Dabbe” mevcud olan her şeydir. Madenler, bitkiler dahi kendilerine mahsus olan bir hayat ile canlıdırlar.

Allah’a tevekkül etmek sağlam, kale gibi koruyucu özelliktir. Allah’ın Rablığı her varlığı kapsar. Terbiye eden, terbiye ettiğini koruyandır. Böylece o varlık başkasına ihtiyaç duymaz. Her nefis sahibi O’nun egemenliği altındadır. Kendi başına tasarruf edemez. Nefsinden kaynaklanan hür bir hareketi yoktur…

“Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır.” Açıklaması adaleti açıklar. Adalet Hakkın gölgesidir. Küçük de olsa işlenen bir günahı, suçu hak etmemişsek kimseyi kimseye musallat etmez. Kısaca Hud Peygamber kavminin düzmece tanrılarının fayda ve zarar vermediğini anlatmak istemiştir.

“Bir de Hud as ayette “Rab” sözünü nefsine bağlamıştır. Ve her şeyin bir has Rabbi bulunduğu açıkça belirtilmemiştir. Çünkü bütün ilahi isimler “Allah” ismi altında toplanmıştır. Bundan dolayı bütün isimlerin yolları “Allah” isminin sırat-ı müstakimi altında gerçekleşir.

Ve Allah cami isminin görünme yeri ise, ancak insan-ı kamildir: Ve bu cami isim insan-ı kamilin Rabbi olup, bu saadet sahibi zat bütün ilahi isimlerin görünme yeridir. Hud as vaktinin hem nebisi hem de insan-ı kamili idi. Bundan dolayı Rabb’i kendi nefsine bağlamakla, kendinin görünme yeri olduğu cami isim olan “Allah” isminin sırat-ı müstakim üzre olduğunu açık olarak ve isimlerin Rab’larından her bir Rabb ’ın kendi sırat-ı müstakimi bulunduğunu da örtülü olarak beyan buyurmuştur.

Akıllara şu soru gelebilir: Madem ki her isim kendi sırat-ı müstakimi üzerinedir. Ve o ismin terbiyesi altında bulunan kişi de onun sırat-ı müstakimi üzerinde yürür; şu hâlde böyle sırat-ı müstakimi üzerinde davetten ne fayda oluşur?

Cevap: Davet Mudil isminden Hadi ismine ve Cabir isminden Adl ismine ve çeşitli yollardan “İhdinas sıratal müstakim” (Fatiha/5) ayet-i kerimesinde beyan buyrulan ve bütün yolları toplamış bulunan sırat-ı müstakime, yani “zati Tevhid” ve Muhammed’i görünme yeri yolunadır. Daha açıkçası noksan yoldan kemal yoluna davet olunur.

Aslında her yürüyen Rabbinin doğru yolu üzerinde yürür. Ve rableri, bunları, kendilerine mahsus olan yolda terbiye eder. Hadi isminin hükmü hidayet ve Mudil isminin hükmü de dalalettir. Hadi ismi kulu olan müminden razı olduğu gibi, Mudil ismi de kafir kulundan razıdır.

Dalalette oluş nasıl ki geçici ise ilahi gazap da öylece geçicidir. Ve dönüş genel zati rahmetedir. Ve o rahmet dahi “Rahmetim gazabımı geçmiştir” hadis-i kutsisi gereğince öne geçmiştir.” N.M.

(Fusus’ul Hikem, sh.508-509-510)


rtfSndPly*11.57*
11- Hud Suresi- Ayet 57

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(9)