Fe-in tevellev fekad eblaġtukum mâ ursiltu bihi ileykum(c) veyestaḣlifu rabbî kavmen ġayrakum velâ tedurrûnehu şey-â(en)(c) inne rabbî ‘alâ kulli şey-in hafîz(un)
"Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O'na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir."
"Eğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir.
Hûd Suresi 57. ayet, peygamberin tebliğ görevini yerine getirmesi ve kavminin yüz çevirmesi durumunda Allah'ın kudretini ve koruyuculuğunu vurgular. Ayet, tebliğ, halefiyet ve Allah'ın her şeye gücü yetmesi temaları etrafında şekillenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): V-l-y kökü, bir şeye yakın olmak, onu takip etmek veya ondan yüz çevirmek gibi zıt anlamlara gelebilir. Ayetteki 'tevellev' (تَوَلَّوْا۟) fiili, 'yüz çevirmek, sırt dönmek' anlamında kullanılmıştır. Bu, peygamberin çağrısına karşı gelme ve onu reddetme durumunu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu fiil, bir şeyden uzaklaşmak ve onu terk etmek mecazını taşır. Kavmin peygamberin tebliğinden yüz çevirmesi, onun mesajını kabul etmemesi ve kendi yollarında ısrar etmesi anlamına gelir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): B-l-ğ kökü, bir şeye ulaşmak, bir hedefi tamamlamak anlamına gelir. 'Eblağtukum' (أَبْلَغْتُكُم) fiili, peygamberin kendisine vahyedilen mesajı eksiksiz bir şekilde kavmine ulaştırdığını, tebliğ görevini yerine getirdiğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzitsu'ya göre 'tebliğ' kavramı, peygamberin Allah'ın mesajını insanlara açık ve net bir şekilde iletme sorumluluğunu vurgular. Bu ayette peygamber, kendi üzerine düşen görevi tamamladığını ve sorumluluğun artık kavimde olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-l-f kökü, bir şeyin ardından gelmek, birinin yerine geçmek anlamını taşır. 'Yestahlifu' (يَسْتَخْلِفُ) fiili, Allah'ın, isyan eden kavmin yerine başka bir kavmi getirme kudretini ifade eder. Bu, ilahi iradenin ve gücün bir göstergesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Bu fiil, Allah'ın bir topluluğu helak edip yerine başka bir topluluğu ikame etme yetkisini vurgular. Ayetteki bağlamda, Hûd kavminin isyanı sonucunda Allah'ın onları başka bir kavimle değiştirebileceği tehdidini içerir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): D-r-r kökü, bir şeye zarar vermek, ona olumsuz etki etmek anlamına gelir. 'Tedurrûnehu' (تَضُرُّونَهُۥ) fiili, kavmin Allah'a hiçbir şekilde zarar veremeyeceğini, O'nun kudretinin ve yüceliğinin bundan etkilenmeyeceğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Bu fiil, Allah'ın mutlak kudretini ve insan fiillerinden münezzeh olduğunu gösterir. İnsanların isyanı veya itaati Allah'ın zatına bir eksiklik veya fazlalık getirmez, O her şeyden müstağnidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-f-z kökü, bir şeyi korumak, muhafaza etmek, gözetmek anlamına gelir. 'Hafîz' (حَفِيظٌ) ismi, Allah'ın her şeyi kuşatan, her şeyi koruyan ve gözeten sıfatını ifade eder. Bu, hem evreni hem de kullarını koruduğu anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör'e göre 'Hafîz' ismi, Allah'ın ilminin ve kudretinin her şeyi kapsadığını, hiçbir şeyin O'nun bilgisi ve koruması dışında kalamayacağını vurgular. Ayetteki bağlamda, Allah'ın her şeyi koruduğu ve isyan eden kavmin akıbetini de gözettiği anlamını taşır.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.57~
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ مَا اُرْسِلْتُ بِهٖ اِلَيْكُمْ وَيَسْتَخْلِفُ رَبّٖى قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّونَهُ شَيْپًا اِنَّ رَبّٖى عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ حَفٖيظٌ
~ ~ ~
11.57 - Fein tevellev fekad eblağtukum mâ ursiltu bihî ileykum, ve yestahlifu rabbî kavmen ğayrakum, ve lâ tedurrûnehû şey'â, inne rabbî alâ kulli şey'in hafîz.
Diyanet Meali:
11.57- "Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O'na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir." Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.57- Şimdi siz yüz çevirirseniz ben işte size gönderilmiş olduğum vazifemi tebliğ ettim, hem rabbim sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz ona zerrece zarar edemezsiniz, her halde rabbim her şey'e karşı hafızdır.
----------------------
Gerçekten de ayette bahsedildiği üzre Hud as’ın dediği olmuştur. Allah Teala itaatsizliklerinden dolayı batı rüzgârı ile helak etmiştir. Nefsani hevesleri onları bu yola itmiştir. “Batı rüzgârı” denmesinin sebebi yaşadıkları arzularıdır.
Cehennem “uzaklık” demektir. Cehennem, Hakk’ın vücudundan başka olarak zannettikleri bir vücuttur ki, o da Hakk ’tan uzaklıktır. İşin aslı kimse Hakk ‘tan uzak değildir. Uzaklık vasfı, onların vehimlerinden oluşur. Onlar zannederler ki Hakkın vücudundan başka vücud vardır. Ne zaman ki Hak onları cehenneme sevk eder ve nefislerinin elinden kurtarır; Allah’tan uzaklığın tam bir vehimden başka bir şey olmadığı açılır. Ve cehennem onlar hakkında tam bir nimete dönüşür.
Yani “Müntakim onlardan intikam aldıktan sonra “Rahmetim gazabımı geçmiştir” gereğince terimsel azap devam ederken elemli olmazlar ve bilakis lezzet duyarlar. Çünkü onlar hakkındaki rahmet, Rahman’ın rahmetidir. Ve de O da azap ile karışıktır. Dünyada da Hak, bu rahmetle mümin ve kafirlere bu rahmetle tecelli eder. Bu yüzden bu alemin zevkleri elemle karışıktır.” N.M.
(Fusus’ul Hikem, sh.423)
---------------------- rtfSndPly*11.58*
11- Hud Suresi- Ayet 58