
Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
“Dur Rabbın Namazda” kitabı ne anlatıyor?⌄
"Dur Rabbın Namazda" kitabı, tasavvufî bir perspektifle namazın ve miraç hadisesinin derin anlamlarını ele almaktadır. Kitap, özellikle Hz. Peygamber'in miraçta yaşadığı "Dur, Rabbin namaz kılıyor!" hitabının hakikatini inceleyerek, namazın sadece zahirî bir ibadet olmanın ötesinde, kulun kendi hakikatini ve Allah ile olan ilişkisini idrak etme mertebesi olduğunu vurgular. Bu hitap, beşerî nefsaniyetten soyunarak, kulluğun ve Rablık bilincinin birleştiği, Hak Teâlâ'nın esmâî tecellîlerinin varlıkta zuhur ettiği bir hâli işaret eders.311, s.258. Kitap, bu idrakin, sâlikin en yüksek manevî makamlara ulaşmasında bir dönüm noktası olduğunu ve namazın müminin miracı olduğu hakikatini açığa çıkardığını anlatırs.338.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda — s. 258, 311, 338
›Ayrıntı
"Dur Rabbın Namazda" kitabı, namazın ve miraç hadisesinin tasavvufî yorumunu, özellikle Hz. Peygamber'in miraçtaki "Dur, Rabbin namaz kılıyor!" hitabı üzerinden derinlemesine inceler. Bu hitap, bireysel anlamda kişinin kendi hakikatini idrak ettiği zaman, beşerî nefsaniyetinden soyunarak, kulluğu ve Rablığı ile namaza durması gerektiğini ifade eders.311. Kitap, bu durumu, "Rabbin namazda" ifadesiyle açıklar; yani kişinin rububiyet hakikatini idrak ettiğinde, onda namaz kılanın Rabbi olduğunu belirtirs.258.
Miraçtaki bu hitap, Hz. Peygamber'in Zât mertebesine olan yolculuğunda Rububiyet mertebesindeki tüm perdelerin açıldığı, ancak son perdeyi açmak istediğinde kendisine "Dur Rabbin namaz kılıyor!" diye bildirildiği bir anı temsil eder. Bu, Rububiyet mertebesinin sonu ve Fenâfillah mertebesine bir işaret olarak kabul edilirs.340. Kitap, bu hitabın, Allah'ın namazda olduğunu değil, kulun namazda olduğunu da değil, "Rabbin namazda" olduğunu vurgulayarak, bir mertebeden bahsettiğini ve dikkatimizi çektiğini ifade eders.314.
"Rabbin namazı", Rabbü'l-âlemîn'in Rububiyet hükümlerinin ef'âl âleminde yürürlükte olması olarak açıklanır. Salât (namaz) ise, zâhir âlemde yönelişi ifade eder; yani Zâtî boyutun (Hû), sıfatlanarak Allah ismiyle âlemlerde işler hâle gelmesidirs.330. Kitap, bu idrakin, Hz. Peygamber'in kendi hakikatini ve kendinde dürülü olan âlemlerin hakikatinin Hakk'tan ayrı olmadığını müşahede etmesiyle ilgili olduğunu belirtirs.312. Bu bağlamda, namazın müminin miracı olduğu sözü, hakkıyla ve hakikatiyle yapıldığında her birimizin de miraca vesile olabileceğini düşündürürs.338.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda — s. 258, 311, 312, 314, 330, 338, 340
Kitabın yazarı Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?⌄
Necdet Ardıç, halk arasında "Terzibaba" olarak bilinen, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olup, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Kendisi, "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" ve "Fusûsu'l-Hikem" şerhi gibi önemli eserlerin müellifidir ve "Dur Rabbın Namazda" adlı eserde de adı geçmektedir. Necdet Ardıç, nüfus kayıtlarında bu isimle geçse de, bu ismin onun zahirî kimliği olduğu, daha ileri mertebelerde başka bir âlem ve hâlin bulunduğu ifade edilmektedirs.37.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda — s. 37
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvufî çevrelerde "Terzibaba" lakabıyla tanınan bir mürşiddir. Kendisi, Uşşâkî tarikatına mensup olup, irfan geleneğini günümüze taşıyan önemli şahsiyetlerdendir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufî bilgiyi geniş kitlelere ulaştırma gayretindedir. "Dur Rabbın Namazda" adlı eserde de kendisinden "Saygıdeğer Terzi Baba (Necdet ARDIÇ) Efendim" şeklinde bahsedilmektedirs.200.
Necdet Ardıç'ın kaleme aldığı veya riyasetinde hazırlanan eserler arasında "Necdet Divanı", "Hacc Divanı", "İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri" ve "Lübb’ül Lübb Özün Özü" gibi çalışmalar bulunmaktadırs.360. Ayrıca, "Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi’de Bazı Hakikatler" ve "İslâm’da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri" gibi eserleri de mevcutturs.360. Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler de Necdet Ardıç ekolünden gelmekte ve onun riyasetindeki tasavvuf serisi içinde tefsirler yazmaktadırlar (Abdürrezzak Tek Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî Wiki).
Necdet Ardıç ismi, onun zahirî kimliği olarak kabul edilirken, "Terzi" lakabı onun bâtınî mertebesine işaret etmektedir. "Nüfus-nefis kağıdında Necdet Ardıç olarak geçmektedir. Aslında bu Terzi’nin kaporta ismidir. Daha ilerisi başka bir alem ve haldir" ifadesiyle, isminin ötesinde bir mânevî derinliğe sahip olduğu vurgulanırs.37. Kendisi, "Ehlullah ve Marifetullah ehli" olarak nitelendirilmekte ve irfanî bir mutluluk kaynağı olarak görülmektedirs.200.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda — s. 37, 200, 360
Kitaptaki “Dur, Rabb’ın namaz kılıyor” sözü ne anlama geliyor?⌄
"Dur, Rabb'ın namaz kılıyor" ifadesi, tasavvufta özellikle Mirâc hadisesi bağlamında ele alınan, kulun Hak'la en üst düzeyde birleştiği, benliğinden sıyrıldığı ve ibadetin Hak tarafından üstlenildiği bir makamı işaret eder. Bu söz, Hz. Peygamber'in Mirâc'ta ulaştığı Kâb-ı Kavseyn mertebesinde, yani Hak ile kul arasındaki mesafenin ortadan kalktığı noktada duyduğu bir hitaptırs.139, 265. Bu durum, zâhirî namazın ötesinde, Hak'ın Rubûbiyet mertebesi itibarıyla namaz fiilini bizzat kendisinin işlediği mânâsına gelir ve kulun kendi Rabb-ı Hâs'ının namaz kılması olarak tecelli eders.139, 304.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda — s. 139, 265, 304
›Ayrıntı
"Dur, Rabb'ın namaz kılıyor" hitabı, Hz. Peygamber'in Mirâc'ta ulaştığı ve tasavvufun en yüksek vâsıllık makâmı olan Kâb-ı Kavseyn mertebesinde tecelli eden bir hakikati ifade ederK1. Bu mertebede, sâlik fenâfillâh hâline ulaşır; yani kendi benliğinden, beşeriyetinden sıyrılarak Hak'ta fani olurs.265, 311. Bu hâl, kulun artık kendi iradesiyle namaz kılacak bir "bakiye"sinin kalmadığı, ibadet fiilinin Hak tarafından üstlenildiği bir durumu anlatırs.265.
Bu sözdeki "Rabb" kelimesi, her kulun özel Rabb'i olan Rabb-ı Hâs'ı işaret eders.304; Wiki: Rabb-ı Hâs. Hz. Peygamber özelinde ise, onun Rabb'ı "Rabbü'l-Erbâb" olan Allah Teâlâ'dırs.265, 287. Dolayısıyla bu hitap, Efendimiz'in şahsında, fiili boyutta olmayan, mânâ boyutunda Allah'ın namaz kılması veya bireysel boyuta bağlı bulunan Esmâ-i İlâhiyye'nin, yani kişinin Rabb-ı Hâs'ının namaz kılmasıdırs.304. Bu namaz, şeklî değil, mânâsı itibariyle bir ibadettir ve tevhîd-i zât mertebesinde söylenmiştirs.265, 304. Sâlik, kendi hakikatini idrak ettiğinde, beşeriyetinden soyunup, geriye kalan kulluğu ve Rab'lığı ile namaza durur; bu durumda kendisine "Dur, Rabb'ın namaz kılıyor" denilen yönü, beşeriyetinin düşmüş olmasıyla ortaya çıkan Rab'bıdırs.311. Bu ifade, aynı zamanda namazın mü'minin Mirâcı olduğu hakikatini de derinleştirir; zira bu makamda kul, Hak ile en yakın buluşma hâlini yaşars.338; K1-6.
Kaynaklar: K1, s. 184 · Dur Rabbın Namazda — s. 1, 6, 265, 287, 304, 311, 338
Zuhurat nedir ve kitapta nasıl ele alınıyor?⌄
Zuhurat, tasavvufta manevi görünümleri ve rüyaları ifade eden bir kavramdır; bâtın aleminden gelen işaretler olarak kabul edilirvikipedi. Kitapta zuhurat, tevhid ilmi içerisinde rüyaların yerine kullanılan bir terim olups.24, hem rahmani hem de zulmani olmak üzere iki ana türde ele alınır. Rahmani zuhuratlar hakikat aleminin kapıları, ufuk açan görüntüler ve Hakk'ın insan sahasında tecellisi ikens.35, zulmani zuhuratlar iblis ve taifesinin kontrolünde, cehennem aleminin provalarının yapıldığı, süfli ve yalan haberler içeren görüntülerdirs.36. Zuhuratların doğru yorumlanması için kişinin psikolojik durumu ve nefsinin mertebesi gibi iç perdelerin aşılması gerektiği vurgulanırs.279.
Kaynaklar: Vikipedi: Zuhurat · Dur Rabbın Namazda, Cilt 1 — s. 24, 35, 36, 279
›Ayrıntı
Zuhurat, tasavvufta manevi görünümler ve rüyalar anlamına gelir; bâtın aleminden gelen işaretler olarak tanımlanırvikipedi. Kitapta "rû'ya" kelimesinin yerine kullanılan bir terimdir ve tevhid ilmi içerisinde "rû'ya-lar-zuhuratlar" olarak ifade edilirs.24. Zuhuratlar, sâlikin gündüz yaşadığı hallerin geceye yansıması olarak da görülebilir; örneğin, koltuk altında taşınan ancak hakikatlerine nüfuz edilmeyen kitaplar, zuhuratta kapalı olarak görülebilirs.54.
Zuhuratlar iki ana kategoriye ayrılır:
-
Rahmani Zuhuratlar: Bunlar hakikat aleminin kapıları olarak kabul edilir. Ufuk açan görüntülerdir ve Cenâb-ı Hakk'ın insan denen sahada ef'aline tecelli etmesidir. Rahmani zuhuratlar, daha bu alemde iken bâtın aleminin provalarının yapıldığı ve yaşandığı sahalardırs.35. Bu tür zuhuratlar, keşf-i mücerret ve keşf-i muhayyel olarak da adlandırılırs.32.
-
Zulmani Zuhuratlar: Bu tür zuhuratlar ise iblis ve taifesinin kontrolünde, nar/cehennem aleminin provalarının yapıldığı ve yaşandığı sahnelerdir. Süfli dosttan gelen yalan ve hayali haberler, üç harflilerin tasdikleri olarak nitelendirilir. Zulmani zuhuratlar, süfliyyat yolunda kendi sâliklerine süfli destek ve kahreden hediyeler sunar; zulmet aleminin kapılarıdır ve içinden çıkılmaz kabz sahasını açan görüntülerdir. İblis ve taifesinin insan denen sahada ef'aline zulmani ve süfli tesir etmeye çalışmasıdırs.36.
Zuhuratların yorumlanması büyük bir hassasiyet gerektirir. Hakikat sahasına adım atıldığında zuhurat yorumlarının sağlıklı yapılabilmesi için dıştaki görüntü ve isim perdesinin aşılması, ardından kişinin psikolojik durumu ve nefsinin mertebesinin bilinmesi gerekir ki mana ortaya çıksıns.279. Bu nedenle, zuhuratlara yorum yapılması, kişinin genel halinin bilinmesini gerektiren, hassas ve tehlikeli bir konudurs.14, s.75.
Kaynaklar: Vikipedi: Zuhurat · Dur Rabbın Namazda, Cilt 1 — s. 14, 24, 32, 35, 36, 54, 75, 279
Tefekkür nedir ve neden önemlidir?⌄
Tefekkür, lugatte derin düşünce anlamına gelirken, tasavvufta ilahi hakikatleri düşünme ibadeti olarak tanımlanır. Bu, sâlikin kalbini Hakk'a yönelttiği bir iç gözlem ve murakabe hâlidirvikipedi. Felsefenin aksine, tefekkür İslami hikmetin bir parçası olup, sâlikin ufkunu genişleterek ilahi tefekkür sahasına girmesini sağlars.175, 207. Özellikle "Dur, Rabbin namaz kılıyor" gibi ifadeler üzerinden yapılan tefekkür çalışmaları, Peygamber Efendimiz'in (sav) ve ehlullahın miraçlarını remz eden derin manaları idrak etme gayretidirs.305, 347. Bu süreç, sâlikin eksik idraklerini tamamlamasına ve hatalarını düzeltmesine vesile olurs.357.
Kaynaklar: Vikipedi: Tefekkür, Murakabe · Dur Rabbın Namazda — s. 175, 207, 305, 347, 357
›Ayrıntı
Tefekkür, tasavvufî sülûkun önemli bir parçasıdır ve sâlikin manevî ilerlemesinde merkezi bir rol oynar. Lugat anlamı olan "derin düşünce"nin ötesinde, tasavvufta "ilahi hakikatleri düşünme ibadeti" olarak işlev görürvikipedi. Bu ibadet, sâlikin kalbini Hakk'a yönelttiği bir "murakabe" hâliyle iç içedirvikipedi. Kaynaklarda, felsefenin İslami hikmet ve tefekkür sahasını istila eden bir tuzak olarak görüldüğü belirtilirken, tefekkürün bu tuzağın tam karşısında duran bir yol olduğu vurgulanırs.175. Sâlik, tefekkür sayesinde "ufkunu genişletir, gerçekten ilahi tefekkür sahasına girer, daha ilerilere gider"s.207. Bu, sıradan düşüncenin ötesinde, Hakikat'e yönelik bir idrak çabasıdır.
Tefekkürün önemi, özellikle "Dur, Rabbin namaz kılıyor" gibi derin manalar içeren ifadeler üzerinden yapılan çalışmalarda ortaya çıkars.244, 293, 347. Bu tür tefekkürler, Peygamber Efendimiz'in (sav) ve tüm ehlullahın miraçlarını remz eden manevî yükselişleri idrak etme gayretidirs.305. Sâlikler, bu tefekkür çalışmalarıyla "eksik idraklerini tamamlamayı, hatalarını düzeltmeyi" niyaz ederlers.357. Tefekkür, aynı zamanda "esmâ mertebesinde olayın zuhur etmesi gerektiğini" düşündüren bir derinliğe sahiptirs.347. Bu süreçte, sâlikin kendi nefis, hayal ve vehmini karıştırmadan, gönlüne doğan ilahi ilhamları yazıya dökme çabası da tefekkürün bir parçasıdırs.246. Tefekkür, sâlikin manevî gelişiminde bir araç olup, Hakikat'e ulaşma yolunda kalbî bir tahkik ve idrak kapısıdır.
Kaynaklar: Vikipedi: Tefekkür, Murakabe · Dur Rabbın Namazda — s. 175, 207, 244, 246, 293, 305, 347, 357
Bu kitap tasavvufa yeni başlayanlar için uygun mu?⌄
Necdet Ardıç'ın "Dur Rabbın Namazda" adlı eseri, tasavvufa yeni başlayanlar için doğrudan uygun bir başlangıç kitabı değildir. Zira tasavvufun sadece zahirî ilimlerle okunarak elde edilemeyeceği, özel bir yaşantı ve sülûk gerektirdiği belirtilirs.51. Kitap, yazarın 29 yıllık tasavvuf ve havas ilmi araştırmaları ile Terzi Baba'nın 70 yıla yaklaşan tasavvuf tecrübelerini ve zuhurat yorumlarını içerirs.8, 3, 9. Bu derin tecrübeler ve zuhuratların mana yorumları, tasavvuf sahasının tehlikeleri ve aldatmacaları üzerine yoğunlaşır ki bu da yeni başlayanlar için karmaşık ve yanıltıcı olabilirs.3. Kitapta tekrarların bulunması, konuların daha iyi anlaşılması ve hatırlatma amacıyla yapılmış olsa das.360, tasavvufun "irfani İslam yaşantısı" mertebesine geçiş için önce zahir şeriat ve dergahta zikir çalışmaları gibi aşamaların tamamlanması gerektiği vurgulanırs.51.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda, Cilt 1 — s. 3, 8, 9, 51, 360
›Ayrıntı
"Dur Rabbın Namazda" kitabı, tasavvufun dışarıdan göründüğü gibi basit bir alan olmadığını, hikaye ve hayallerden ibaret olmadığını vurgulars.15. Yazar, tasavvuf ve manevi ilimleri öğrenmeye çalıştığını ve bu alanda 29 yıldır bilgiler edindiğini belirtirs.8. Ancak, tasavvuf konusunun sadece zahiren ilmi olarak okunarak elde edilecek bir ilim olmadığını açıkça ifade eders.51. Gerçek tasavvuf sahasına girilmesi için kişinin öncelikle zahir şeriatı, yani fiziki İslam mertebesini çok iyi takip etmesi gerektiği belirtilir. Ardından, bir dergahta zikir ve ilahi çalışmalarla, yani "sufizim" veya "duygusal İslam" sahasında çalışılması gerektiği vurgulanır. Bu aşamalardan sonra "irfani İslam yaşantısı" olarak adlandırılan gerçek tasavvuf sahasına geçilebileceği ifade edilirs.51.
Kitap, Terzi Baba'nın yaklaşık yetmiş senelik tasavvuf hayatındaki tecrübelerini ve bu sahanın ne kadar tehlikeli ve aldatmacalarla dolu olduğunu gösteren tespitlerini içerirs.3. Terzi Baba'nın binlerce zuhurattan oluşan dosya ve kitaplarından derlenen bu bilgiler, zuhuratların mana yorumlarının kıyasen yapılabilmesi için sunulmuşturs.3. Bu tür derin ve tecrübeye dayalı yorumlar, tasavvufa yeni başlayan bir kişinin henüz temel şeriat ve zikir aşamalarını tamamlamadan karşılaşması durumunda yanlış anlamalara veya yanılgılara yol açabilir. Kitapta bazı tekrarların bulunması, konuların daha iyi anlaşılması ve hatırlatma amacıyla yapılmış olsa das.360, bu durum yeni başlayanlar için karmaşıklığı artırabilir. Dolayısıyla, "Dur Rabbın Namazda" eseri, tasavvuf yolunda belirli bir mesafe kat etmiş, temel şeriat ve zikir pratiklerini yerine getirmiş, tecrübeli sâlikler için daha uygun bir kaynak niteliğindedir.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda, Cilt 1 — s. 3, 8, 15, 51, 360
Kitapta geçen “halk edilme” ve “zuhur” arasındaki fark nedir?⌄
Tasavvufî anlayışta "halk edilme" ve "zuhur" kavramları, varlığın meydana gelişi ve ilâhî tecellîlerin açığa çıkışı arasındaki ince farkı ifade eder. "Halk edilme", yaratılmış varlıkların genel olarak meydana gelmesini, yani Hakk'ın bâtın âleminden "Halk" olarak zahir âleme çıkışını belirtirkens.227, "zuhur" ise zaten bâtında var olanın, izafî-geçici yoklukta bulunanın programı dâhilinde açığa çıkması ve tecellî etmesidirs.143, 221. İrfan ehli, "yaratma" sözcüğü yerine "zuhur ve tecellî" kavramlarını kullanarak, her şeyin aslında var olduğunu, yoktan var edilmediğini, sadece programları dâhilinde açığa çıktığını vurgulars.142. Bu bağlamda, halk edilme daha genel bir yaratılış sürecini ifade ederken, zuhur, ilâhî isimlerin ve hakikatlerin belirli bir terkip hükmüyle eşyâda görünür hâle gelmesidir.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda, C.1 — s. 142, 143, 221, 227
›Ayrıntı
Tasavvufta "halk edilme" ve "zuhur" arasındaki fark, varlığın meydana geliş şeklini ve ilâhî tecellîlerin işleyişini anlamak için önemlidir. "Halk" kelimesi, "Ha" harfinin üzerindeki bir nokta farkıyla "Hak" kelimesinden ayrılır ve Hakk'ın bâtın âleminden zahir âleme çıkışını, yani yaratılmış varlıkların genel olarak meydana gelmesini ifade eders.227. Bu, her varlığın aslı hakikati ve bâtını itibarıyla "Hak", zahiri itibarıyla ise "Halk" olduğunu gösterirs.227. Halk edilen her varlık ile bir Rab'bin de var edildiği, bu Rab'bin o zuhurun varlığı gereği olduğu belirtilir; Rab olmasa, yani kişinin esma terkibi olmasa, o zuhurun kendini bilemeyeceği ve varlık olarak zuhur edemeyeceği vurgulanırs.263.
"Zuhur" ise, irfan ehlinin "yaratma" sözcüğü yerine kullandığı bir tabirdir ve zaten bâtında var olanın, izafî-geçici yoklukta programı olan varlığın, latif âlemden "Zahera" ismiyle açığa çıkması ve meydana gelmesidirs.142, 221. Bu anlayışa göre, yoktan yaratma yoktur; her şey zaten vardır, yok yoktur; programları dâhilinde izafî-geçici yoklukta olanlar vakti geldiğinde zuhur ve tecellî ederlers.143. Allah ismi, âlemdeki bütün isimleri kapsayan camî bir isimdir ve eşyâlar üzerinde terkip hükmüyle zuhura gelmiş varlıklar görülür. Bu varlıklar hakikatleri itibarıyla Hakk'ın varlığından başka bir şey değildir, ancak zuhuru ve terkibi yönünden Allah'a muhtaçtırs.143. Âlem sürekli halk edilir ve her an yenilenir; Rahman'ın sonsuz feyzinin sürati nedeniyle değişim ve oluşum fark edilmez, hep aynı imiş gibi görünür, çünkü âlemdeki suretler iki anda aynı kalmazs.278. Bu sürekli halk ediliş ve yenilenme, zuhur ve tecellî kavramlarıyla açıklanır.
Kaynaklar: Dur Rabbın Namazda, C.1 — s. 142, 143, 221, 227, 263, 278