İçeriğe atla
Sâffât Sûresi kapak gorseli

Sâffât Sûresi

161 sayfa~242 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

tefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimİslamTefsirVahiyPeygamberler TarihiCennetCehennemMeleklerCinlerKıyametAhiretTevhid

Sıkça Sorulan Sorular

Bu eser ne anlatıyor?

Verilen kaynaklarda "bu eser" ifadesinin hangi esere atıfta bulunduğu açıkça belirtilmemiştir. Ancak, kaynaklarda Necdet Ardıç'ın eserlerinden ve tasavvufî metinlerden bahsedilmektedir. Bu nedenle, genel olarak Necdet Ardıç'ın tasavvufî eserlerinin ne anlattığına dair bir çerçeve çizilebilir. Necdet Ardıç'ın eserleri, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan, özellikle nefs mertebeleri, Hakk yolu, Kur'an surelerinin tasavvufî tefsirleri ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi konuları işleyen derinlikli metinlerdir. Bu eserler, sâlikin Hak ile özel ilişkisini, esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyetini ve velâyet sırrını açıklayarak, mükâşefe ve fenâ fillâh hâllerini anlamaya yardımcı olur.

Ayrıntı

Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettirvikipedi. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" isimli eseri, nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel bir eserdir (WIKI: İrfan Mektebi (Hakk Yolu)). Ayrıca, çeşitli Kur'an surelerinin tasavvufî tefsirlerini içeren eserleri de bulunmaktadırvikipedi. Bu eserler, tasavvufun anahtar metinlerinden olan Ahzâb 72'deki "emânet" kavramını, yani insanın Hak ile özel ilişkisinin taşıyıcılığını ve esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyetini açıklama amacı güderK1.

Necdet Ardıç'ın eserleri, tasavvufî mükâşefe hâllerini de ele alır. Mükâşefe, sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklere verilen isimdir ve hadîs-i şerîfteki "kulum bana nâfilelerle yaklaşmaya devam eder, ben de onu severim; sevdiğim zaman onun gören gözü, işiten kulağı olurum..." (Buhârî, kudsî hadîs) ifadesiyle desteklenirK1. Bu mükâşefe, sûretî, mânevî, zâtî ve sırrî olmak üzere farklı türlerde tezâhür edebilirK1. Eserler, Abdulkâdir Geylânî'ye atfedilen ve Hak ile zât-ı kerîmi arasında geçen mükâleme hâlinde yazılmış "Risâle-i Gavsiyye" gibi metinlerin içeriğini de yansıtır. Bu risâle, fenâ fillâh ehlinin nasıl konuştuğunu gösterir ve Hak'ın kullarına yakınlığı, velâyet sırrı, mahabbetin tahkîki ve vücud sırrı gibi temaları işlerK1. Bu bağlamda, Necdet Ardıç'ın eserleri, tasavvufun derinlikli kavramlarını ve manevî tecrübelerini okuyucuya aktarmayı hedefler.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Kur'an Sure Tefsirleri · K1, s. 12, 50, 405

Terzi Baba kimdir?

Terzi Baba, Necdet Ardıç'ın tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan önemli bir mürşididir. Uşşâkî tarikatına mensup olan Terzi Baba, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi hakkında Necdet Ardıç tarafından yazılmış üç ciltlik biyografik ve irfanî bir eser serisi bulunmaktadır (Terzi Baba (Kitap)). Ayrıca Terzi Baba'nın mektupları, zuhuratları, ilahileri ve divanı da eserleri arasında yer almaktadırs.158, s.156, s.150.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 150, 156, 158

Ayrıntı

Terzi Baba, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden Necdet Ardıç'ın irfanî kişiliğini ifade eden bir isimdir (Necdet Ardıç (Terzibaba)). Tasavvufî irfan geleneğini çağdaş döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilir. Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufun derinliklerini geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yaptığı şerh, onun tasavvufî düşüncesinin temel taşlarındandır (Necdet Ardıç (Terzibaba)).

Terzi Baba hakkında Necdet Ardıç tarafından kaleme alınmış üç ciltlik biyografik ve irfanî bir eser serisi mevcuttur (Terzi Baba (Kitap)). Bu eserler, Terzi Baba'nın hayatını, öğretilerini ve tasavvufî tecrübelerini detaylı bir şekilde ele almaktadırs.156. Ayrıca Terzi Baba'nın mektupları ve zuhuratları da onun tasavvufî yaşantısına dair önemli bilgiler sunars.158, s.154. Kendisine ait ilahiler ve bir divan da bulunmaktadırs.158, s.150. Terzi Baba'nın öğretileri, tasavvufî izahlar ve çeşitli risaleler aracılığıyla da aktarılmıştırs.154. Hatta hakkında yüksek lisans tezleri dahi yazılmıştırs.151, s.158. Terzi Baba ekolünden gelen müellifler arasında Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi isimler de bulunmaktadır (Terzi Oğlu Cem Cemâlî).

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 150, 151, 154, 156, 158

İşârî tefsir nedir ve bu eserde nasıl kullanılıyor?

İşârî tefsir, Kur'an ayetlerinin zâhirî anlamlarının ötesinde, bâtınî, derûnî ve enfüsî mânâlarını keşfetmeyi hedefleyen bir tefsir yöntemidir. Bu yöntem, ayetlerin lafzî manalarına ek olarak, sâlikin mânevî yolculuğuna ışık tutan hikmetleri ve hakikatleri ortaya koyars.3. Necdet Ardıç'ın eserleri de bu işârî tefsir geleneğine uygun olarak, ayetlerin içsel boyutlarını ele alır ve okuyucuyu zâhirî yorumların ötesine taşımayı amaçlar. Bu tefsirlerde, klasik tefsir kaynaklarının yanı sıra, tasavvufun temel eserleri olan Mesnevî, İnsân-ı Kâmil ve Fusûsu'l-Hikem gibi metinlerden de istifade edilirs.151.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 3, 151

Ayrıntı

İşârî tefsir, Kur'an ayetlerinin sadece lafzî ve zahirî anlamlarıyla sınırlı kalmayıp, bu anlamların ardındaki derin mânevî işaretleri ve hikmetleri ortaya çıkarmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Necdet Ardıç'ın tefsirleri de bu geleneğin bir parçası olarak, ayetlerin "iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâları" üzerinde yoğunlaşırs.3. Bu yaklaşım, ayetlerin sadece "yaratma" gibi genel tefsirlerde yer alan kavramların ötesinde, daha derin anlam katmanlarını araştırmayı gerekli kılars.62. Örneğin, İbrahim (a.s.) kıssası gibi olaylar, genel tefsirlerde beşerî ve duygusal bir yaşantı olarak anlatılırkens.77, işârî tefsirde bu olayların ruhsal ve sembolik boyutları üzerinde durulur. İbrahim (a.s.)'ın rüyasının yorumu ve oğlunun fidyesi meselesi, Esmâ-i İlâhiyyenin kaynağı olan Rahmâniyyet mertebesinden gelen bir zuhurat olarak ele alınırs.79. Bu, olayın sadece tarihsel bir hadise olmaktan öte, ilahî bir hikmetin tecellisi olarak anlaşılması demektir. İşârî tefsirde, ayetlerin ezberlenmesinin ötesinde, o yaşamın idrak edilmesi ve yaşanması gerektiği vurgulanır; ezber, bu idrake giden bir anahtar ve kapı olarak görülürs.103. Bu tefsirler, Elmalılı Hamdi Yazır'ın "Hakk Dîni Kur'ân Dili" gibi zâhirî tefsirlerden örnekler sunarkens.71, aynı zamanda İbn Arabî'nin "Fusûsu'l-Hikem"indeki mârifet mertebesi itibarıyla yapılan izahlar gibi tasavvufî kaynaklara da başvururs.71. Benzer şekilde, Konyalı Mehmed Vehbi Efendi'nin "Hülâsat'ül Beyân" adlı eserinden de istifade edilirs.67, s.58. Bu durum, işârî tefsirin zâhirî bilgiyi reddetmediğini, aksine onu bir basamak olarak kullanarak bâtınî hakikatlere ulaşmayı amaçladığını gösterir. Necdet Ardıç'ın tefsirleri, İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi klasik işârî tefsirlerin zirvelerinden beslenerek (İsmail Hakkı Bursevî), ayetlerin derinliklerindeki mânevî anlamları okuyucuya sunar. Bu tefsirlerde, Yunus (a.s.) kıssası gibi anlatılar da, sadece olay örgüsü olarak değil, aynı zamanda "nefes-i rahmânî" ile ilahî bir kurtuluş ve hikmetin tecellisi olarak yorumlanırs.116, s.123. Bu, işârî tefsirin, Kur'an'ı bir rehber olarak kullanarak sâlikin kendi iç dünyasındaki mânevî yolculuğuna ışık tutma gayesini açıkça ortaya koyar.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 3, 58, 62, 67, 71, 77, 79, 103, 116, 123

Eserde geçen Hz. İbrahim kıssasından alınacak ibret nedir?

Hz. İbrahim kıssası, tasavvufta tevhidin ve Allah'a tam teslimiyetin sembolü olarak ele alınır. O, "Halilullah" (Allah'ın dostu) makamına erişmiş, nefs-i radiyye mertebesini temsil eden bir peygamberdir. Kâbe'nin inşasında oynadığı rol, dış Kâbe'nin iç Kâbe'ye, yani kalbe açılan bir kapı olduğunu gösterir. Sâffât Sûresi'nde anlatılan kıssaları, sâlikin Allah yolundaki teslimiyetini ve imtihanlarını aşarak Hak ile özel bir dostluk kurmasının mümkün olduğunu öğretir.

Ayrıntı

Hz. İbrahim (a.s.), tasavvufî düşüncede önemli bir figürdür ve kıssalarından pek çok ibret çıkarılır. Öncelikle, Hz. İbrahim "Halilullah" yani "Allah'ın dostu" makamına erişmiş bir peygamberdirvikipedi. Bu makam, onun Allah'a olan derin sevgisini, bağlılığını ve tam teslimiyetini ifade eder. Sâffât Sûresi'ndes.4 Nûh, İsmâîl, İshâk gibi peygamberlerle birlikte kıssalarına yer verilmesi, onun tevhid mücadelesindeki önemini vurgular.

Hz. İbrahim'in kıssasından çıkarılacak en önemli ibretlerden biri, nefs-i radiyye mertebesidir. Bu mertebe, nefsin Allah'tan razı olduğu, tam bir teslimiyet ve hoşnutluk hâlidirvikipedi. Koç hikayesi, bu mertebenin somut bir örneğidir; Hz. İbrahim'in oğlu İsmâîl'i kurban etme emrine tereddütsüz uyması, Allah'ın rızasını her şeyin üstünde tuttuğunu gösterir. Bu durum, sâlikin de Allah'ın emirlerine tam bir teslimiyetle boyun eğmesi gerektiğini öğretir.

Kâbe'nin inşası da Hz. İbrahim kıssasının önemli bir parçasıdır. Bakara 127'de belirtildiği üzere, Hz. İbrahim ve oğlu İsmâîl'in Kâbe'nin temellerini yükseltmesi, tasavvufta dış Kâbe'nin (Mekke'deki taş yapı) iç Kâbe'ye, yani sâlikin kalbine açılan bir kapı olarak yorumlanırK1. Hadîs-i kudsîdeki "yer ve gök beni içine sığdıramaz, ama mü'min kulumun kalbi sığdırır" ifadesi, kalbin Hak için bir mahal olabileceğine işaret eder. Bu, sâlikin kendi kalbini mânevî bir Kâbe hâline getirmesi, yani kalbini Hak'ın tecellîlerine açık tutması gerektiği ibretini taşır. Hz. İbrahim'in bu inşadaki rolü, tevhidin ve teslimiyetin sadece dışsal ibadetlerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda kalbî bir yöneliş gerektirdiğini de gösterir.

Kaynaklar: Vikipedi: Halilullah, Nefs-i Radiyye · Kaynak — s. 4 · K1, s. 59

Sûredeki 'saflar tutanlar' kimlerdir?

Sâffât Sûresi'nde geçen "saflar tutanlar" ifadesi, hem melekleri hem de nefsaniyetlerinden arınmış, saf hakikatleriyle kalan kâmil insanları (Arifibillahları) işaret eder. Sûrenin adını aldığı "Sâffât" kelimesi, "sıra sıra dizilenler, saf saf duranlar" anlamına gelir ve bu kavram, Allah'ın birliğine ve ahiret hayatının gerçekliğine iman edenlerin, özellikle de halis kulların ubudiyet idrakini ve saflık halini temsil eders.4, s.13, s.142. Bu saflık, hem zahirde namazda safları sıklaştırmak gibi bir eylemi hem de bâtında nefsten arınmış, katışıksız bir kulluk halini ifade eders.13.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 4, 13, 142

Ayrıntı

Sâffât Sûresi'nin ilk ayetlerinde geçen "And olsun saf bağlayıp duran Sâffât" ifadesi, yeminle birlikte "saf yapanlar" anlamına gelirs.5, s.12. Bu ifade, Ebu's-Suud'un açıklamasına göre hem dizilip saf olanları hem de saf dizenleri kapsars.12. Sûredeki "Biz meleklerden her birimizin bir makâm-ı ma’lûmu vardır ve biz muhakkak makâmlanmızda saf saf dururuz ve biz muhakkak tesbih ve takdis ediciyiz" (Sâffât, 37/164-166) ayetleri, meleklerin gökte saf saf durarak Allah'ı tesbih ve takdis ettiklerini açıkça belirtirs.141. Bu durum, meleklerin nâ-hemtâ (eşsiz) oluşlarından kaynaklanan bir makamdırs.141.

Ancak "saflar tutanlar" ifadesi sadece meleklerle sınırlı değildir. Tasavvufî bir yorumla, bu ifade aynı zamanda nefsaniyetlerinden arınmış, saf hakikatleriyle kalmış, ikram gören kimseleri de kapsars.33. Bu kişiler, Allah'ın halis kulları, saf kulluğu ile Abdiyyet idrak ve anlayışını kendine hal edinmiş Arifibillahlar olarak düşünülebilirs.11, s.32. "Kâmil insan, Hakk'ın 'Muhlis' isminin tecellîgâhıdır" ifadesi de bu kâmil insanların saflık halini vurgulars.32. Suyun arı haline benzetilen bu saflık hali, varlıkta nefsaniyet kırıntısı kalmaması anlamına gelirs.13. Müşriklerin Allah'a ortak koşmaları sebebiyle halis ve safiyet halinde kulluk yapmaları mümkün değildir; bu saflık hali, tüm mertebelerin kulluğunu katışıksız bir şekilde kapsayan insan-ı kâmile özgüdürs.142. Dolayısıyla, "saflar tutanlar" hem ilahi düzende saf tutan melekleri hem de manevi sülûklerinde nefsaniyetten arınarak saf kulluk mertebesine ulaşmış insanları ifade eder.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 5, 11, 12, 13, 32, 33, 141, 142

Bu eser sadece tasavvuf yolundakiler için mi?

Verilen kaynaklara göre, Necdet Ardıç'ın eserleri ve genel olarak tasavvuf yolu, sadece belirli bir zümreye değil, Hakk'a vasıl olmak isteyen ve irfaniyet yolunda çalışmaya ömrünü vakfeden herkes için geçerlidir. Tasavvuf, kalp temizliği ve Allah'a yakınlık ilmi olarak tanımlanır ve bu yolda ilerlemek için kişinin gayret göstermesi esastırs.45; Tasavvuf [Wiki]. Necdet Ardıç'ın eserleri, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu), nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel bir eser olup (İrfan Mektebi [Wiki]), tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemektedir (Necdet Ardıç [Wiki]).

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 45

Ayrıntı

Tasavvuf, İslam mistisizmi olarak tanımlanır ve temel amacı kalp temizliği ile Allah'a yakınlık elde etmektir (Tasavvuf [Wiki]). Bu yola giren kişiye "sâlik" denir ve sâlikin Hakk'a vasıl olabilmesi için irfaniyet yolunda çalışması ve ömrünü tasavvuf mesleğine adaması gereklidirs.45. Bu durum, tasavvufun genel bir çağrı olduğunu ve belirli bir zümreye özgü olmadığını gösterir. Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olarak, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir şahsiyettir (Necdet Ardıç [Wiki]). Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlamıştır (Necdet Ardıç [Wiki]). Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri, nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel bir kaynak olarak kabul edilir (İrfan Mektebi [Wiki]). Bu durum, Ardıç'ın eserlerinin sadece tasavvuf yolunda ilerlemiş olanlara değil, bu yola girmek isteyen veya bu konuda bilgi edinmek isteyen herkese hitap ettiğini gösterir. Tasavvufî bir hakikatin gerçekleşmesi, ilâhî tasarruf (vehbî yön), sâlikin amelî gayreti (kesbî yön) ve mürşidin terbiyesi ile ihvân sohbeti (vesîle yön) olmak üzere üç boyutun birleşmesiyle vuku bulurK2. Bu üç yön, tasavvuf yolunun herkese açık olduğunu, ancak bu yolda ilerlemek için kişinin kendi gayretinin de önemli olduğunu vurgular. Dolayısıyla, Necdet Ardıç'ın eserleri, Hakk'a ulaşma arayışında olan ve bu yolda gayret göstermeye hazır olan herkes için bir rehber niteliğindedir.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 45 · K2

Ayetlerin bâtınî (içsel) manasını anlamak neden önemlidir?

Ayetlerin bâtınî manasını anlamak, Kur'ân-ı Kerîm'in İlâhî hakikatini idrak etmek ve sülûk yolundaki sâlik için mânevî ilerleme sağlamak açısından büyük önem taşır. Zira Kur'ân, zâhirî beşerî Arap lisanının yanı sıra, bâtınî ve hakikat-i İlâhî Arapça lisanına sahiptirs.3. Bu bâtınî manalar, irfan ehli tarafından özel bir eğitimle kavranabilir ve her ayetin birçok mertebeden anlatım ve izahları bulunurs.3. Ayetlerin iç, derûnî ve enfüsî anlamlarına odaklanmak, halis kulluğun zâhir ve bâtınını birleştirerek abdiyete ulaşmayı mümkün kılars.50.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 3, 50

Ayrıntı

Ayetlerin bâtınî manasını anlamak, tasavvufî yolculukta sâlik için vazgeçilmez bir adımdır. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, Cenâb-ı Hakk'ın kelâmı olup, zâhirî anlamlarının ötesinde derin ve gizli hakikatler barındırırs.3. Bu bâtınî hakikatleri idrak etmek, "irfan ehli" için özel bir eğitim gerektirirs.3. Ayetlerin zâhirî tefsirleri yaygın olsa da, asıl odak noktası ayetlerin içsel, derûnî ve enfüsî manalarıdırs.3. Bu içsel manalar, sâlikin seyr-i sülûk yolunda önemli işaretler sunars.83. Örneğin, İbrahim (a.s.)'ın kurban hadisesi gibi kıssalar, bâtınî yorumlarla nefsi levvame mertebesini anlamaya yardımcı olurs.119. Bâtınî anlamlar, aynı zamanda "el-Bâtın" ism-i şerifinin tecellisi olarak eşyanın iç hakikatini ve insanın iç hayatını kavramayı sağlarK1. Bu sayede, sâlik "kalbin tahavvülü" ile bâtının açıldığı zemini deneyimlerK1. Ayetlerin bâtınî manasını anlamak, halis kulluğun zâhir ve bâtınını birleştirerek "abdiye" dönüşmesini sağlars.50. Bu, sadece zâhirî ibadetlerle sınırlı kalmayıp, niyetinvikipedi ve amelin ruhunu da kapsayan bir kulluk anlayışıdır. Kur'ân'ın mukatta'a harfleri gibivikipedi bazı unsurları da bâtınî sırları barındırır ve bu sırların keşfi, sâlikin mânevî idrakini derinleştirirs.5. Neticede, ayetlerin bâtınî manasını anlamak, Cenâb-ı Hakk'ın İlâhî kitabından en geniş şekilde yararlanmayı ve hakikat-i itibarıyla Kelâm-ı İlâhî'yi kavramayı mümkün kılars.3.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 3, 5, 50, 83, 119 · K1, s. 362 · Vikipedi: Niyet, Mukatta'a Harfleri

Bu tefsir, diğer tefsirlerden ne yönden farklıdır?

Bu tefsir, diğer tefsirlerden özellikle âyetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarına odaklanmasıyla farklılaşırs.3. Zira zâhirî tefsirlerin hâlihazırda çokça mevcut olduğu belirtilerek, bu çalışmanın ana gayesinin tasavvufî ve işârî yorumlar olduğu vurgulanır. Klasik tefsirlerde beşerî duygusal yaşantılarla anlatılan hadiselerins.77 bu tefsirde daha derin, esmâ-i ilâhiyye ve ruhânî mertebelerle ilişkilendirilerek yorumlanmasıs.79, eserin tasavvufî bakış açısını ortaya koyar. Bu yaklaşım, İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi klasik işârî tefsirlerin zirvelerinden beslenir ve Necdet Ardıç ekolünün bir yansımasıdırK1.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 3, 77, 79 · K1

Ayrıntı

Bu tefsir, Kur'an âyetlerinin zâhirî anlamlarının ötesine geçerek, onların içsel, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarını keşfetmeyi hedeflers.3. Yazar, zâhirî tefsirlerin zaten bolca bulunduğunu belirterek, kendi çalışmasının odak noktasını bu derinlikli yorumlara kaydırır. Bu yaklaşım, tasavvufî bir bakış açısıyla metne nüfuz etme çabasını gösterir. Örneğin, "halk etme" kavramının genel tefsirlerde "yaratma" olarak ele alınmasına karşılık, bu tefsirde daha incelikli bir değerlendirme gerektiği ima edilirs.62.

Eser, olayları ve kıssaları sadece beşerî duygusal yaşantılar üzerinden değil, aynı zamanda esmâ-i ilâhiyye ve ruhânî mertebelerle ilişkilendirerek yorumlar. İbrâhim (a.s.)'ın rüyasının yorumlanmasında, fidye ve zuhurâtın "rahmâniyyet mertebesinden" geldiği belirtilerek, olaya ilâhî isimlerin tecellîsi açısından bakılırs.79. Bu durum, tasavvufta önemli bir yer tutan "halîfe" kavramının, insanın Hak'tan aldığı emaneti taşıma vasfı olarak esmâ-i ilâhiyyenin câmi bir mahalde izhârı şeklinde açıklanmasıylaK1 benzer bir derinlik sunar.

Tefsirde, Füsûs-ül Hikem gibi tasavvuf klasikleriyle bağlantılar kurulur ve İshak Fassı'ndaki ma'rifet mertebesi itibarıyla yapılan izahlar örnek gösterilirs.71. Bu, tefsirin sadece Kur'an metnine değil, aynı zamanda tasavvufî irfan geleneğine de dayandığını gösterir. Ayrıca, Yunus (a.s.) kıssasının tefsirinde, onun belâlara maruz kalması ve Hak Teâlâ'nın onu "nefes-i rahmânîsiyle nefeslemesi" gibi ifadelerle, olayın ruhânî ve ilâhî bir boyutuna işaret edilirs.116. Bu tür yorumlar, İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi işârî tefsirlerin üslubunu yansıtırvikipedi. Eser, Necdet Ardıç ekolünden Abdürrezzak Tek tarafından kaleme alınmış olupvikipedi, bu ekolün tasavvufî ve bâtınî yorum geleneğini sürdürür.

Kaynaklar: Sâffât Sûresi — s. 3, 62, 71, 79, 116 · K1, s. 1 · Vikipedi: İsmail Hakkı Bursevî, Abdürrezzak Tek