İçeriğe atla
Yûnus 22Cüz 11 · Sayfa 211

Yûnus Sûresi 22. Âyet

يونس

Sohbete sor

Huve-lleżî yuseyyirukum fî-lberri velbahr(i)(c) hattâ iżâ kuntum fî-lfulki vecerayne bihim birîhin tayyibetin veferihû bihâ câet-hâ rîhun ‘âsifun vecâehumu-lmevcu min kulli mekânin vezannû ennehum uhîta bihim(ﻻ) de'avû(A)llâhe muḣlisîne lehu-ddîne le-in enceytenâ min hâżihi lenekûnenne mine-şşâkirîn(e)

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

Yûnus Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. (10/22)


Sizi seyr ettiren O (Hüve) dur. Nerede gezdirir? Kara ve denizde… Bizlerinde karası bedenimiz ve denizimiz ise vücüdumuzda bulunan “su”dur. Bedenimizde bu oksien deryası üzerinde dikey gezen gemi, Hakika-i Muhammedi tekneleridir. İşler yolundayken cemali seyir içinde her hangi bir sıkıntı olduğu anlaşılmaz.

Yolumuzun büyüğü olan Nusret Tura r.a babamız “Erler demine destur alalım” ilâhileştirilen şiirin son beyitinde;

Ey yolcu biraz gel dinle beni, Kervân yürüyor sen kalma geri;
Nusret denilen deryâ gezeri,
Hatmetti bugün seyrü seferi Devrâna uyup seyran edelim
Eyvah demeden Allah diyelim.

Diyerek bu seyri tamamladığını ifade etmektedir.

İşin hakikati fırtına çıkıp deniz (hakikat-i ilahiyye deryası) cemâli tecelli ile çalkalanmaya başladığı zaman işin reni değişir. Askerliğimi deniz askeri olarak gemide 1,5 sene kadar yaptığım ve sefere çıktığımdan bu konuya vakıfım. Gemi sallanır, miden bulanır, yattığın yerden kalmamazsın, koridorlarda sarhoş gibi yürüyemezsin, merdivenlerden zor iner çıkarsın. Gemi batacak gibi olur, bir an önce karaya çıksam da ayağım sağlam yere bassa diye düşünürsün.

İşte çıkılan manevi seferde gemi filosunun komodoru (komutanı) daha önce bu denizlerde, okyonuslarda sefer etmiş bunun eğitimini, ehil elden almışsa filosunu bu tehlikelerden uzakta hakiki bir seyir ile filosununda bulunan gemileri yani yolun saliklerini varacakları limana ulaştırır. Ve her birerlerini kendi gemisinin kontrol edecek gemi komutanı yapar.

Ama yol hayali ise bu celali tecellilerde örnekleri bugünde görülmektedir. Ya batar, ya çıkar bu tecellide hakikate sarılır gibi olsalarda tecelli geçince yine hayali yaşam ve eğitimlerine dönerler.

Bu âyet hakkında tefekkür etmeden bir gün önce eşim ile Eminönüne geçmiş ve geri dönerken iskeleye bağlı “53 selamet teknesi” adeta merak etme hakk yolcularını hedefe ulaştırırım diyordu.

1


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)