İçeriğe atla
Yûnus 24Cüz 11 · Sayfa 211

Yûnus Sûresi 24. Âyet

يونس

Sohbete sor

İnnemâ meśelu-lhayâti-ddunyâ kemâ-in enzelnâhu mine-ssemâ-i faḣteleta bihi nebâtu-l-ardi mimmâ ye/kulu-nnâsu vel-en'âmu hattâ iżâ eḣażeti-l-ardu zuḣrufehâ vezzeyyenet vezanne ehluhâ ennehum kâdirûne ‘aleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâran fece'alnâhâ hasîden keen lem taġne bil-ems(i)(c) keżâlike nufassilu-l-âyâti likavmin yetefekkerûn(e)

Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir toplum için, ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.

Yûnus Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“İnnemâ meselu-lhayâti-ddunyâ kemâ-in enzelnâhu mine-ssemâ-i fahteleta bihi nebâtu-l-ardi mimmâ ye/kulu-nnâsu vel-en’âmu hattâ izâ ehazeti-l-ardu zuhrufehâ vezzeyyenet vezanne ehluhâ ennehum kâdirûne aleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâran fece’alnâhâ hasîden keen lem tagne bil-ems(i) kezâlike nufassilu-l-âyâti likavmin yetefekkerûn(e)” Dünya hayatının örneği tıpkı şöyledir: Gökten bir yağmur yağdırmışız da insanların ve hayvanların yediği yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. (10/24)


Beden arzımızda bizlerin birer dünyasıdır. Dışarıdan küçük gibi görünsede aslında hakikati büyük bir âlemdir. Gönül göğüne yağan gözyaşlarımız bizlerin kulluk hakikalerimizdir. İşte bu yağmurdan yetişen bitkiler ile ef’âl âlemine ait düşüncelerimizin bilgileri hayvanlar nefsi emmare ve nefsi levvame ahlakı beslenmektedir. Hakikat yaşamında bu bilgiler doğrudur. Ama hayal ve vehimde kötü ahlakları bizde vücûd bulmaktadır. Bu yağmurda sele, selde nefis tufanına dönüşmektedir. İşte bu da sonunda nefsin kibirli olduğu bir anda veya nefsi emarenin karanlığında nu tufan gelir ve bu bilgileri söküp atıverir. İşte bu işaretlerin açıklanmasında tefekkür eden bir toplum için fasılları ile açıklıyoruz diyerek tefekkürün önemi anlatılmaktadır.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)