İçeriğe atla
Yûnus 25Cüz 11 · Sayfa 211

Yûnus Sûresi 25. Âyet

يونس

Sohbete sor

Va(A)llâhu yed'û ilâ dâri-sselâmi veyehdî men yeşâu ilâ sirâtin mustekîm(in)

Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.

Yûnus Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Va(A)llâhu yed’û ilâ dâri-sselâmi veyehdî men yeşâu ilâ sirâtin mustekîm(in)” Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. (10/25)


Esenlik yurdu bizler için İz-Efendi Babamız ve sohbetinin olduğu gönül dergâhıdır. Bu hakikat bu âyetin müşahadesi ile biismi has Selâm kitabında açıklanmıştır.


(Selâm) ismi Dârüsselâm.

(10/11/2013) Pazar.

Bundan bir müddet evvel, bir kardeşimiz, (Be…….) Dergâh’ın iç kapısının üstüne asmak için bir “hat” levha getirmişti, Üzerinde şunlar vardı, (İlâ darisselâm /Selâmet/kurtuluş evine giriniz) (/10/25) yazılı idi. O günlerde dergâhta tamirat olduğundan paketi açmamış öylece uygun bir yerde muhafaza etmiştim, tamirat bittikten bir müddet sonra yerleşmeye başladık, daha sonra bahsettiğim arkadaş geldiğinde o tabelânın yerini tespit ettik ve sonra onu iç giriş kapısının üstüne asmak için gene uygun bir yere koymuş idim. Daha sonra asmıştık. Bunun gerçeğinin ne olduğunu o günlerde anlamamıştım ancak bu bir Âyetti ve çok anlamlı idi.

Birkaç ay sonra ne olduğu anlaşılmış oldu. Hat şöyle idi.

darüsselam

İzmir de bulunduğumuz zamanın son günlerine doğru idi (12/10/2013/) (11) Cuma gününün akşamı Cumartesi gecesi saat (05,30) Bir zuhurat görüyorum, zuhurat şöyle idi.

Camide namaz kılıyoruz, namaz bitip selâm verdikten sonra dua ediyoruz, en sonun da İmam efendi bana seslenerek! (Selim) kalk devamını sen oku der gibi işaret etti. Bende (Fetih Sûresi 48 âyet 10 İnnelezine………) i okuyup uyandım. Sonra ne olabileceğini düşünerek unutmamak için hemen not almaya başladım.

Zuhuratın türü, “Keşfi mücerret” yani anlamı oldukça açık olan bir zuhurat idi. Kısaca yorumuna geçelim.

(Selâm isminin özelde, bâtınen tescili idi.)

(Nefsi benlik, İzâfi benlik, İlâh-î benlik) in birleşmesi idi.

İnnellezine….) ne nin tatbikatı. Abdiyyet ve risâletin, Ulûhiyyete biat etmesi tâbi/dahil olması, bu üçlerin bir olması ve bunların böylece gerçek (Selim, Sâlim, Selâm) olmasıydı.

Namazdaki hâl, tahiyyatta ki gibi diz üstü oturuyor idik imam dahil herkesin sırtında siyah elbise vardı, bu husus “A’mâ’iyyet” mekân olarak gizli hazineyi ve içindelileri temsil etmesiydi.

İmam’ın temsil ettiği makam risâlet idi. “Bana bakan Hakkı görür” hükmü ile aslında orada var olan Ulûhiyyet idi.

Bu durumda cemâat, “abdiyyet/nefsi benlik” imam “Risâlet/izâfi benlik” imam’ın batının da mevcut “Ulûhiyyet ise İlâh-î benlik” idi.

Allah zat ismi yönünden, kendi isimlerinden olan genel ma’nâ da (Selâm) ismini fakire hususide tahsis ma’nâsında, oradakilerin şehadetiyle, (Selim) diye işaret etmişti.

Bu hususun tescili için bir merasime ihtiyacı vardı, o da okuduğum (İnnelezine…………... /48/10) Âyeti ile üç mertebeden “abdiyyet, Risâlet, Ulûhiyyet) tatbikatı idi.

Bunları kendi varlığında birleyerek üç makamı bir bedende tevhid etmekti. Zâten kalktığımda sabah namazı vakti idi namazımı kıldıktan sonra bu Âyeti kerîme’yi üç makamın hakkı olarak üç defa okudum ve Fatiha dedim böylece selâm ismi tahsisi ayrıca zâhiren de tasdiklenip tahakkuk etmiş idi…

”Daha evvelce bildiğim halde” genele açmayıp tasdik beklediğim bu husus, böylece levha ile zâhiren, zuhurat ile de bâtınen, tasdiklenip açığa çıkmış oldu.


Bu gecenin gündüzü Cum’a Cem günü idi, ve Cum’a namazından sonra ve sohbet (ismi a’zam) üzerine idi. “İleriki sayfalarda gelecektir” gecesi’de genel ma’nâ’da kişinin kendisini tanıma ve mertebeler hakkında güzel bir sohbet olmuştu.


Gene aynı gece, sabaha doğru bir zuhurat, şöyle zuhur ediyor idi.

Yakın bir kardeşimizin evindeyiz. Uzunca set üstü gibi arkasında dayanma yeri olmayan üstü kapaklı uzunca içi dolap gibi olan bir eşya var. İçinde gizlenmiş rezervuar sistemleri gibi su dolaşım sistemi var. Ancak oturma dolabının etrafında su sızıntıları var, ne olduğunu anlamak için oturma yerinin üst kapağını açtım içeride olan su vanosunu kapattım tamirini yaptım vanoyu tekrar açtım daha sonra baktım dışarıya su sızmıyordu, düzelmişti.


(Küçük bir Yorum yapalım) kardeşimizin evi kendi beden mülküdür, üstünde oturulacak dolap gönlüdür, içi ve dışı ile görev yapmaktadır. İçinde hayat olan suyu gizleyip barındırmaktadır. Ancak bazı bağlantılarında. İlmi mevzuların birbiri ile olan bağlantılarında bazı uyumsuzluklar vardır yani bağlantılar tam sıkılmamış biraz boşluk kalmıştır.

Bunu düzeltmek ilim akışını ve depolanmasını sağlamak için, dolap kapağını açıp, yani konunun içine girip, nerede eksiklik var ise orayaı sıkıp/izah edip, ilmin akışı tekrar temin edilmiş olduğundan, dolabın kapağı kapandıktan sonra, yani o ilim gönüle indirildikten sonra, gönülde yolu açıldığından, ve sistemde mutmein olunduğundan, artık dışarıya sızmadan, kendi iç âleminde hem suyun/hayatın devamı ve hemde rezervi/depolanması temin edilmiş oldu. Yani hem beden evi selâmete çıkmış hemde ilmi konular gönülden akıp giderek ziyan olmamış ilimde selâmete çıkarılmış olduğundan burada da “selâm” ismi tahakkuk etmiş idi.


(Selim) Lügat ma’nâsı: Sağlam, kusursuz, refah ve selâmet üzere bulunan.

(Sâlim) Lügat ma’nâsı: sağlam sıhhatli, sağ, noksansız, her türlü tehlikeden uzak olan, emin ve korkusuz olan.

(Selâm) Lügat ma’nâsı: Ayıplardan, âfetten sâlim oluş, selâmet, emniyet, sulh, asayiş, bütün korktuklarından emin olma, Allah’ın (c.c.) bir ismi. (Esmâül hüsnâ) Allah’ın güzel isimleri sıralamasında Allah Cami, isminden sonra, beşinci, Hazarat-ı hamse, sırasındadır.[39]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(10)