Eśümme iżâ mâ veka'a âmentum bih(i)(c) âl-âne vekad kuntum bihi testa'cilûn(e)
(Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı O'na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek).
Bu azap meydana geldikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? Halbuki onun çarçabuk gelmesini istiyordunuz.
Yûnus Suresi 51. ayet, kıyamet veya azabın vuku bulmasından sonraki iman etme durumunu ve bu imanın geçersizliğini vurgular. Ayet, inkarcıların azapla yüzleştiğinde gösterdikleri pişmanlığı ve daha önce bu azabı aceleyle istemelerini dilbilimsel bir sorgulama ile ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vuku' kelimesi, bir şeyin düşmesi, meydana gelmesi ve gerçekleşmesi anlamlarına gelir. Ayetteki 'vuku bulduktan sonra' ifadesi, azabın veya kıyametin kesin olarak gerçekleştiği, kaçınılmaz hale geldiği anı ifade eder. Bu, olayın fiilen zuhur etmesi durumudur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Vaka' fiili, 'hadise' yani bir olayın meydana gelmesi anlamındadır. Burada azabın veya kıyametin gerçekleşmesi kastedilir. İnkarcıların, bu olayın kesinleşmesinden sonra iman etme çabalarının boşuna olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Vuku' kavramı, Kur'an'da genellikle kaçınılmaz ve kesin bir olayın, özellikle de kıyamet veya ilahi azabın gerçekleşmesini ifade eder. Bu ayette, 'vuku bulduktan sonra' ifadesi, ilahi takdirin tecelli ettiği ve artık geri dönüşü olmayan bir anı işaret eder, bu da imanın kabul edilmeyeceği bir eşiktir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman, kalple tasdik, dille ikrar ve organlarla amel etmektir. Ayetteki 'âmentüm' ifadesi, azap vuku bulduktan sonraki imanı sorgular. Bu iman, korku ve çaresizlik anında ortaya çıktığı için makbul değildir, zira gerçek iman, gayba ve vaat edilenlere henüz vuku bulmadan inanmaktır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İman, tasdik ve güven demektir. Burada, azabın gerçekleştiği anda gösterilen iman, bir nevi zorunluluktan kaynaklanan bir tasdiktir. Bu, Allah'ın vaadine önceden güvenmekten ziyade, gerçeğin gözle görülmesinden sonraki bir kabulleniştir ki bu da faydasızdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İman kelimesi, Kur'an'da genellikle Allah'a, peygamberlere, kitaplara ve ahiret gününe kalben tasdik ve güven anlamında kullanılır. Ancak bu ayetteki 'âmentüm' ifadesi, azabın vuku bulmasından sonraki imanın, 'iman'ın gerçek anlamından uzak, çaresizlikten doğan bir kabulleniş olduğunu vurgular. Bu, imanın zamanlamasının önemini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âl-ân, 'el-ân' kelimesinin hemze-i istifham ile gelmiş şeklidir ve 'şimdi mi?' anlamındadır. Bu, bir şaşkınlık ve kınama ifadesidir. Azap vuku bulduktan sonraki iman etme çabasının anlamsızlığını vurgular, zira iman etme zamanı geçmiş, fırsat kaçırılmıştır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Âl-ân, zaman zarfı olup 'şu an' demektir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların azabı gördüklerinde 'şimdi mi iman edeceksiniz?' şeklindeki sorgulamayı ifade eder. Bu, geçmişte iman etmeyi reddedenlerin, artık kaçınılmaz olanla yüzleştiğinde gösterdikleri pişmanlığın ve çaresizliğin bir ifadesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Âl-ân, 'el-ân' kelimesinin başına istifham hemzesi eklenerek 'şimdi mi?' anlamını kazanmıştır. Bu, inkarcıların azapla karşılaştıklarında duydukları şaşkınlığı ve pişmanlığı dile getiren retorik bir sorudur. İmanın kabul edilmeyeceği bir zaman dilimini işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsti'cal, bir şeyi aceleyle istemek, çabuklaştırmak demektir. Ayetteki 'testa'cilûn' ifadesi, inkarcıların alaycı bir şekilde azabın gelmesini istemelerini, 'eğer doğru söylüyorsanız, getirin o azabı' demelerini ifade eder. Bu, onların imansızlıklarının ve alaycılıklarının bir göstergesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İsti'cal, bir şeyi vaktinden önce talep etmek veya hızlandırmak anlamına gelir. Bu ayette, inkarcıların peygamberlerden azabı aceleyle talep etmeleri, onların alaycı tutumlarını ve Allah'ın vaatlerini ciddiye almadıklarını gösterir. Bu talep, onların sonradan pişman olacakları bir eylemdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İsti'cal kavramı, Kur'an'da genellikle insanların sabırsızlıklarını ve ilahi takdiri sorgulamalarını ifade eder. Bu ayette, inkarcıların azabı 'aceleyle istemeleri', onların ilahi uyarıları hafife aldıklarını ve sonuçlarını düşünmeden hareket ettiklerini gösterir. Bu durum, onların ahiretteki pişmanlıklarının temelini oluşturur.
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). (10/51)