Fe-emmâ men śekulet mevâzînuh(u)
İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse,
O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir.
Kâria Suresi'nin bu ayeti, kıyamet gününde amellerin tartılması ve bu tartının sonucuna göre kişinin akıbetini ele almaktadır. Ayet, 'ağır gelen tartılar' metaforu üzerinden salih amellerin önemini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 's-k-l' kökünün aslen bir şeyin ağırlığını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُۥ' ifadesi, kişinin ahiretteki amellerinin tartısının sevaplar yönünden ağır basması, yani salih amellerinin günahlarından fazla olması durumunu anlatır. Bu, Allah katında makbul amellerin çokluğunu ve değerini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'daki mecazi kullanımlara dikkat çeker. Burada 'ağır gelmek' ifadesi, gerçek bir ağırlıktan ziyade, amellerin değer ve kıymetinin yüksekliğini, Allah katındaki makbuliyetini mecazi olarak ifade eder. Bu, kişinin kurtuluşa ermesi için gerekli olan amellerin nicelik ve nitelik olarak yeterli olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ağırlık' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir özellik olarak değil, aynı zamanda manevi değer ve önem anlamında da kullanıldığını belirtir. 'ثَقُلَتْ' fiili, kişinin amellerinin Allah katındaki 'ağırlığını', yani değerini ve önemini vurgular. Bu, kişinin ahiretteki konumunu belirleyecek olan amellerin niteliğine işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mîzân' kelimesinin 'vezn' kökünden geldiğini ve tartı aleti anlamına geldiğini belirtir. 'مَوَازِينُهُۥ' ifadesi, kıyamet gününde insanların amellerinin tartılacağı manevi terazileri ifade eder. Bu tartılar, kişinin dünyada yaptığı iyi ve kötü amelleri ölçerek ahiretteki akıbetini belirleyecektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mîzân' kelimesinin hem maddi tartı aletini hem de adalet ve hakkaniyet ölçüsünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki çoğul kullanımı 'مَوَازِينُهُۥ', kişinin tüm amellerinin, yani sevap ve günahlarının bir bütün olarak değerlendirileceği bir sistemi işaret eder. Bu, Allah'ın adaletinin tecellisidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'mîzân'ın sadece bir alet olmadığını, aynı zamanda bir ölçü ve değerlendirme sistemi olduğunu vurgular. 'مَوَازِينُهُۥ' ifadesi, kişinin amellerinin sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da değerlendirileceği, yani ihlas, niyet ve sünnete uygunluk gibi faktörlerin de hesaba katılacağı bir tartı sistemini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mîzân' kavramının Kur'an'da adalet, denge ve ölçü anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'مَوَازِينُهُۥ' ifadesi, kıyamet gününde her bireyin amellerinin adil bir şekilde tartılacağını ve bu tartının sonucuna göre cennet veya cehenneme gideceğini gösterir. Bu, ilahi adaletin mutlaklığını vurgular.
Namaz Sûreleri (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Fe emmâ men sekulet mevâzînuhu, (6)
Amma tartıları ağır gelenler. Yâni, teklifat-ı İlâhiyye yi ve tavsiyyeyi Muhammediyye yi yerine getirerk sırat-ı müstakim üzere hayatlarını sürdürenlerin terazileri ağır basanlar.