Elleżî ceme'a mâlen ve 'addedeh(u)
(1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!
Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!
Bu ayet, mal biriktirme ve onu tekrar tekrar sayma eylemini kınayarak, bu davranışın ardındaki psikolojik durumu ve ahlaki zaafı vurgulamaktadır. Temel kavramlar, malın toplanması ve sayılması üzerinden bir eleştiri sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cem' kelimesi, dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak demektir. Ayetteki 'cemâ' malen' ifadesi, malı biriktirme, yığma ve onu başkalarından esirgeme anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece toplamak değil, aynı zamanda onu elde tutma ve harcamaktan kaçınma eğilimini de içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cem' kelimesi, bir şeyi bir araya getirmek ve toplamak manasına gelir. Burada malın toplanması, biriktirilmesi ve yığılması kastedilmiştir. Bu, kişinin malı sadece kendisi için biriktirmesi ve başkalarıyla paylaşmaması durumunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Cem' kavramı, Kur'an'da genellikle 'mal toplama' bağlamında olumsuz bir çağrışım taşır. Bu, malın biriktirilmesi ve yığılmasıyla birlikte cimrilik ve dünya malına aşırı düşkünlük gibi ahlaki zaafları da beraberinde getirir. Ayetteki kullanım, bu olumsuz anlamı pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mal, insanın sahip olduğu, elde ettiği ve üzerinde tasarruf ettiği her şeydir. Ayetteki 'mâlen' ifadesi, genellikle dünya malı, servet ve zenginlik anlamında kullanılır. Bu bağlamda, kişinin aşırı derecede düşkün olduğu ve biriktirdiği maddi varlıkları ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mal, insanın temellük ettiği ve faydalandığı her şeydir. Bu ayetteki kullanımı, kişinin biriktirdiği, yığdığı ve saydığı maddi varlıkları kapsar. Bu, sadece para değil, aynı zamanda değerli eşyalar ve mülk gibi unsurları da içerebilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Mal kelimesi, Kur'an'da genellikle dünya hayatının geçici bir süsü olarak zikredilir ve ona aşırı bağlanmanın eleştirildiği bağlamlarda kullanılır. Hümeze Suresi'ndeki 'mâlen' ifadesi, kişinin mal biriktirme hırsını ve bu hırsın getirdiği ahlaki sapmayı vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Adedehu, malı saymak ve onunla övünmek demektir. Bu, sadece saymak değil, aynı zamanda malın çokluğuyla gururlanmak ve onu bir güç göstergesi olarak görmek anlamını taşır. Ayetteki kullanım, bu kibirli ve gururlu tavrı eleştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Adedehu, malı tekrar tekrar saymak ve onunla iftihar etmek manasına gelir. Bu, kişinin malına olan düşkünlüğünü ve onu kaybetme korkusunu gösterir. Aynı zamanda, malın çokluğuyla başkalarına karşı üstünlük taslama eğilimini de ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Adede, bir şeyi saymak ve miktarını belirlemek demektir. Ayetteki 'adeddehu' ifadesi, malı tekrar tekrar sayarak onunla meşgul olmak, ona bağlanmak ve onunla övünmek anlamındadır. Bu, malın sadece biriktirilmesi değil, aynı zamanda ona duyulan aşırı bağlılığın bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Adede kavramı, Kur'an'da genellikle malın biriktirilmesi ve onunla övünme bağlamında olumsuz bir anlam taşır. Bu, kişinin malına olan aşırı düşkünlüğünü ve bu düşkünlüğün onu Allah'tan ve ahiretten uzaklaştırdığını gösterir. Ayetteki 'adeddehu' ifadesi, bu ahlaki zaafı açıkça ortaya koyar.
Namaz Sûreleri (Cilt 2)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Ellezi o kimseler ki, yâni yanlış işler yaparak kendilerine yazıklar eden kişiler ki, cemea topladılar mâlen, mal topladılar. ve addedeh, adetlendirerek bunları
saydılar. Yâni bu mallarının, çokluğu ile iftihar etmeye başladılar. Nasıl bir iftihar bu, kendi nefisleri yönünden iftihar. Yoksa ilâhî mânâda iftihar olsa güzel ama nefsani yönde birey mânâda. Işte benim ondan daha fazla şuyum var, ondan daha fazla bu kadar apartmanım var, arabam var gibi tabii bunlar olacak olmayacak değil. Ama bunlarla öğünenden bahsediyor. Var olupta Hak yolunda kullananlar bu hükmün içinde değildir. Ellezi o kimseler kii cemaa mâlen mal topladılar ve addedeh, ve onu hep saydılar. Bir tane daha altın koyayım da kırk olsun, bir tane koyayım da elli olsun. Hep onunu adetlerini saydılar.
Kimler işte bunlar humeze lümeze yapanların neticede fiili de böyle oluyor. Yâni dünyaya bağlanmak, mala bağlamak adetlere, sayılara bağlanmak oluyor. Ama Hakk ehlide mal sahibi olsa dai o malı Hakkın yolunda kullandığı için, onun adedini de melekler tutuyor. Yâni sevap adedini de melekler tutuyor. Kendisi o adedi de tutmuyor. Arada ne kadar fark var. Dünya ehli malını kendi sayıyor ama, ahiret ehlinin adedini kirâmen kâtibîn tutuyor.
Ve bu mallarını saydılar, “mail” yani Hakk’a meylet-meleri gerekirken onun yerine, mallarına meylettiler, ve dünyâya bağlandılar. Hakk ehli mal sahibi olsa o malını Hakk yolunda kullandığı için adedini yani sevab adedini melekler sayıp tutmaktadır.
~~104.3~
يَحْسَبُ اَنَّ مَالَهُ اَخْلَدَهُ
(104-3) Yahsebu enne mâlehû ahledeh.
“Malının onu ebedî kılacağını sanıyor.”