İnnâ a'taynâke-lkevśer(a)
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
Namaz Sûreleri (Cilt 2)
Terzibaba - Necdet Ardıç
(108-1) İnnâ a’taynâkel kevser.
“Muhakkak ki Biz, sana Kevser'i verdik.”
Dikkat edersek yukarıda bahsedildiği üzere nesil ile ilgili bir hâdise karşılığında, inen bu âyeti kerîmede “Biz, sana Kevser’i verdik” denilmektedir, yani Cenâb-ı Hakk (c.c) biz sana başka çocuklar da veririz diyebilirdi, ancak neslin karşılığı olarak Kevser belirtilmiştir ki Cenâb-ı Hakk (c.c)’ta abes ile iştigal etmeyeceğine göre bu iki kavram arasındaki ilişkiyi bizlerin kurması gerekmektedir.
“Muhakkak ki Biz, sana Kevser'i verdik.” İfadesi çok azametli bir lütfun ifadesidir. Ayet zatî’dir yani Cenâb-ı Hakk aracısız “biz verdik” demektedir. O halde verilen değer bütün değerlerin üstünde Zati bir değerdir.
Bu ise Hakikat-i Muhammedi içinde hakiti ilâhiyyenin vahdette kesret, kesrette vahdet hükümlerinin verilmesi bu hakikatlerin kendisinden sonra, hamilleri-taşyıcılarının kıyamete kadar devam edeceğini bildirmektedir verilen bu husustur. Yani zahiren neslin kesilse de batınen neslin sırat-ı müstakim üzere devam edecektir, o halde üzülmene gerek yoktur denmiştir.