İçeriğe atla
Hûd 103Cüz 12 · Sayfa 233

Hûd Sûresi 103. Âyet

هود

Sohbete sor

İnne fî żâlike leâyeten limen ḣâfe ‘ażâbe-l-âḣira(ti)(c) żâlike yevmun mecmû'un lehu-nnâsu veżâlike yevmun meşhûd(un)

Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~11.103~
اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِمَنْ خَافَ عَذَابَ الْاٰخِرَةِ ذٰلِكَ يَوْمٌ مَجْمُوعٌ لَهُ النَّاسُ وَذٰلِكَ يَوْمٌ مَشْهُودٌ
~ ~ ~

11.103 - İnne fî zâlike leâyetel limen hâfe azâbel âhırah, zâlike yevmum mecmûul lehun nâsu ve zâlike yevmum meşhûd.

Diyanet Meali:

11.103- Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.103- Her halde bunda Ahiret azabından korkanlar için muhakkak bir ibret vardır, o öyle bir gündür ki onun için insanlar toplanacak, hem öyle bir gün ki mutlak görülecektir


İbret nefsimizde müşahede edilmezse faydası yoktur.

“Bilinsin ki, arifin kalbine zatî ilâhî tecelli eriştiğinde, onun vücudu, bu ilâhî tecellide erir gider. Ve fenafillah dedikleri hal budur ve bu hal “Mutu kable en temûtû” yani “Ölmeden önce ölünüz!” gereğince ölmeden önce ölmektir.

Bu hâlin ardından arifin maddesel vücudunun hükmü düşer ve hakkânî vücutta zahir olur ki, bu da fenadan sonra bakâdır.

Nitekim Kur’an-ı Kerîm’de Hak Teâlâ hazretleri “İnnallahe lâ yagfiru en yuşreke bihî ve yagfiru ma dûne zâlike li men yeşâu” yani “Muhakkak ki Allah, O'na şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki şeyleri dilediği kimse için bağışlar” (Nisâ, 4/48) buyurur.

“İşaret lisanı ile yüksek manası budur ki: “Hakikatte Allah Teâlâ, izafi vücudunu kendisine has bağımsız bir vücut zannedip, Hakk’ın bağımsız olan vücudu karşısında ispat ile kendi vücudunu Hakk’a ortak koşan kimsenin o kulluksal vücudunu hakkânî vücudu ile örtmez.”

(Açıklama: Vücud, varlık demektir. O da Hakka aittir. Bizler görüntüde olan izafi varlıklarız. Buna “Varoluş” denir. Kendimizi gerçek zannedip, Rab ilan etmeye kalktığımızda ya da fiillerimizle bunu yaptığımızda şirk olur. Böylelikle maddi vücudu daim kalır. Hakkın vücudu ile örtülmez. Yakinlik derecesi hasıl olmaz.)

“Şimdi Ârif-i billâh “Senin vücudun bir günahtır ki, diğer bir günah ona kıyas bile edilmez” ifadesine göre, kendi vücudunu Hakk’ın vücuduna ortak koşmaz ve Hak Teâlâ da tam bir kerem ile ona tecelli buyurmakla, kulluksal vücudu hakkânî vücutta erir gider.

Nitekim Mevlânâ (r.a.) efendimiz bu makama işaret olarak buyururlar: “Kıyamet davulunu çaldılar; haşr surunu üflediler. Ey ölüler, vakit geldi; yeni haşr erişti. Kabirlerdekiler yeniden dirilip zahir oldu; sinede olan şeyler ayrılıp meydana çıktı. Surun avazı geldi; ruh maksada ulaştı.” Ve Şemsî-i Sîvâsî (k.s.) buyurur:

“Mutu kable en temûtû” sırrına mazhar olan Haşr u neşri bunda gördü surun üflenmesi olmadan İlâhî sıfatların tecellisi ile kulun sıfatlarının mahvolması, örnek olarak bir demirin ateşte kıpkırmızı olmasına benzer. Bu şekilde ateşte kızan demir, yine demirdir; fakat onun demirlik sıfatını ateşin sıfatı örtmüştür. O anda o demir “Ben ateşim” dese doğru söyler.

Kulun vücudu hakkânî vücutta örtülüp gizlendiği zaman, bu dünyevî oluşumda, ahiret oluşumu üzere haşrolunmuş olur. Çünkü kulluksal vücudunun helâk olduğu bir gün olması dolayısıyla bu vakit, onun büyük kıyametidir ve Hak’la birleştiği gündür. Bundan dolayı onun haşr günüdür. Ve hapiste olduğu beden kabrinden neşredilip ilâhî tecellinin bahşettiği marifet sâyesinde Hak hakkındaki kendine has inanç kaydından kurtulur ve mutlaklığın kapladığı sahaya uçar.(Fusus’ul hikem, sh.927) N.M.


rtfSndPly*11.104*
11- Hud Suresi- Ayet 104