Ventazirû innâ muntazirûn(e)
"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Siz bekleyin görün, biz de bekleyip göreceğiz.
Bu ayet, inananlar ile inanmayanlar arasındaki kesin ayrımı ve her iki tarafın da kendi akıbetlerini bekleyişini vurgulamaktadır. Temel olarak 'beklemek' fiili üzerinden, ilahi adaletin tecellisi ve vaat edilen sonucun kaçınılmazlığına işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nazar' kökünün asıl anlamının 'basiret gözüyle bakmak' olduğunu belirtir. 'İntizar' ise, bir şeyin gerçekleşmesini beklemek, gözlemek ve sonucunu görmek üzere durmak demektir. Ayetteki 've'ntazırû' emri, inanmayanlara yönelik bir meydan okuma ve tehdit olup, kendi akıbetlerini beklemeleri gerektiğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'intizar' kelimesini 'beklemek' ve 'gözetlemek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, inanmayanların kendi sonlarını beklemeleri gerektiği, bu bekleyişin bir tehdit ve uyarı niteliği taşıdığı bağlamında değerlendirilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nazar' kökünün Kur'an'daki kullanımının genellikle 'düşünmek, tefekkür etmek, ibret almak' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ancak 'intizar' formu, daha çok 'beklemek, gözlemek' anlamında kullanılır ve bu ayetteki gibi, ilahi hükmün veya vaadin gerçekleşmesini beklemek bağlamında güçlü bir vurgu taşır. Burada, inanmayanların bekleyişi, kendi sonlarının kaçınılmazlığını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'muntazır' kelimesini 'intizar' fiilinin ism-i faili olarak açıklar. Yani bekleyen, gözleyen kişi demektir. Ayetteki 'innâ muntazırûn' ifadesi, müminlerin de ilahi yardımın ve vaat edilen zaferin gerçekleşmesini beklediklerini, bu bekleyişin iman ve güvene dayandığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'muntazır' kelimesinin 'bekleyen' anlamını pekiştirir ve bu bağlamda, müminlerin Allah'ın vaadinin gerçekleşmesini sabırla bekleyenler olduğunu belirtir. Ayetteki bu kullanım, iki tarafın da bir bekleyiş içinde olduğunu, ancak bu bekleyişin niteliğinin farklı olduğunu vurgular: biri tehdit, diğeri umut ve güven.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'intizar' kökünden türeyen 'muntazır' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir sonucun veya olayın gerçekleşmesini bekleyen kişi anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, müminlerin bekleyişi, Allah'ın vaadine olan kesin inançlarını ve sabırlarını yansıtırken, inanmayanların bekleyişi ise kendi sonlarının kaçınılmazlığını ifade eder.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~ ~ ~
11.122 - Ventezırû, innâ muntezırûn.
Diyanet Meali:
11.122- "Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.122- Ve gözetin herhalde biz gözetiyoruz
----------------------
Beklemek iki taraf için olumlu ya da olumsuz sonuç içerir. Müminler için ya şehitlik ya da gazilik vardır. İki yön de olumludur. Ama inanmayanlar için ya Allah tarafından ya da müminler elinden azap ulaşır ki iki yön de olumsuzdur. Azaptır.
rtfSndPly*11.123*
Peygamberler ellerinden geleni yaptıktan sonra söyledikleri söz, budur! İşin sonu gelmiştir. Ve de beklemekten başka çareleri yoktur…
Nice güzel başlayan dostluklar, alışverişler niyetlerin bencilleşmesi ve arzu-öfke gücünden kaynaklanan duyguların galebe çalmasından ötürü bozulmaya yüz tutar.
Yaşanılan süreç önemlidir. İbret alınacak ne başı ne de sonudur. Ortadaki duygu değişimleridir. Aklın hakimiyetini kaybettiği alan, duyguların sarmaya başladığı zamanlardır. İlk belirtisi hissettiklerini, yaşarken duyumsadıklarını başkasına anlatmaktan geçer. Ama bilmez ki başkası paralel evrendedir. Seni anlar ama bir de senin hakkındaki kanaatleri, o evrenden bakışı vardır. İkisini birleştirir. Başkasına…
Dinleyen kulaklar, söyleyen dile dönüşür. Olay büyür de büyür…
Sağlam bir dostun, hiç düşünmeden konuşabileceğin kardeşin yoksa gemin bir türlü karaya ulaşmaz. Son yoktur. Halden hale girersin. Zira son olmazsa olayın boyutu ayniyle devam eder. Dallanır, budaklanır…
Beklemelisin. İnsana kendinden daha dost olanı yoktur. İçindekiyle beklemelisin. Beklemek en güzelidir. “Güzel sonuç, takva sahiplerinindir!” (Kasas/83)
11- Hud Suresi- Ayet 123