İçeriğe atla
Hûd 24Cüz 12 · Sayfa 224

Hûd Sûresi 24. Âyet

هود

Sohbete sor

Meśelu-lferîkayni kel-a'mâ vel-esammi velbasîri ve-ssemî'(i)(c) hel yesteviyâni meśelâ(en)(c) efelâ teżekkerûn(e)

Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hala düşünmez misiniz?

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~11.24~
مَثَلُ الْفَرٖيقَيْنِ كَالْاَعْمٰى وَالْاَصَمِّ وَالْبَصٖيرِ وَالسَّمٖيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

~ ~ ~

11.24 - Meselul ferîgayni kel ağmâ vel esammi vel basîri ves semîğ, hel yesteviyâni meselâ, efelâ tezekkerûn.

Diyanet Meali:

11.24- Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.24- Bu iki fırkanın meseli kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir, hiç bunlar müsavi olurlar mı? Artık düşünmez misiniz?


“Kör ve sağır” misali Kur’an’ı Kerim’de çeşitli hallerde verilir. Mesela;

“Biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.” (Ta Ha, 124) “O, Rabbi.! Beni niçin kör (ama) olarak haşr ettin? Oysa ben, hakikaten görür idim! Der.” (Ta Ha, 125) Kıyamette Hakkın nuru karşısında kör olması halinde kulun söylediği söz, bunu kabullenememesine işarettir. Dünyada iken kör olduğunu bilmemesinden kaynaklanır. Nefsaniyetinin kalbi aklın (gönül olmuş) nuruna karşı perdelendiği için gerçek anlamda sağır, dilsiz ve kördürler. Zira, aklın nuru aracılığıyla Hakk’ı işitmek, Hakk’ı söylemek ve Hakk’ı görmek mümkündür.

Zahiri anlamda da sağır, dilsiz ve kördürler, çünkü vicdanlarını yitirmişlerdir, arada bir perde olduğu için söz konusu duyuların kalbe giden yolları tıkanmıştır. Vicdanlarından yararlanmak için kalbin nuruna ihtiyaçları vardır, o da söz konusu duyulara ulaşmaz. Anlamak ve gerekli ibret derslerini çıkarmak için söz konusu duyuların algıladıkları kalbe ulaşma imkânını bulamaz.

“Onlar geri dönemezler.” Kalplerinin önüne konulmuş iki setten dolayı artık Allah’a dönemezler. Yüce Allah, bu iki setten şöyle söz etmektedir: “Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik.” (Yasin, 9) Bu benzetmede soyut bir olgu somut bir olgu suretinde tasvir edilmiştir. Bunun amacı da insanların genelinin zihinlerinde canlanmasını, somutlaşmasını sağlamaktır.

Körlük; bu anlamda, taklitle, gelenekle hareket edip ona göre hükümler veren demektir. Görmek ise hakikat bilgisine ulaşmış akılla hareket eden demektir.

Sağırlık da keza bununla ilgilidir.

Gören ve işiten kişinin en büyük özelliği kötü huyların aklı perdelemesinden kurtulmuş olmasıdır.

Ez cümle; Kör ve sağırlık ahlakla ilgili bir durumdur. Ve ahlakla zihin bu anlamda paralel çalışır! N.M.

rtfSndPly*11.25*


11- Hud Suresi- Ayet 25

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)