Velekad erselnâ nûhan ilâ kavmihi innî lekum neżîrun mubîn(un)
Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
Hûd Suresi'nin 25. ayeti, Nuh peygamberin kendi kavmine gönderilişini ve tebliğinin temelini oluşturan uyarıcı misyonunu vurgulamaktadır. Ayet, 'gönderme', 'kavim', 'uyarıcı' ve 'apaçık' gibi kavramlar üzerinden peygamberlik görevinin mahiyetini ve tebliğin açıklığını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' (إرسال) kelimesini bir şeyi bir yöne doğru salıvermek, göndermek olarak açıklar. Peygamberler için kullanıldığında, Allah'ın onları insanlara vahiy ile görevlendirmesi ve tebliğ için yollaması anlamına gelir. Ayetteki 'أَرْسَلْنَا' ifadesi, Allah'ın Nuh'u özel bir görevle, yani kavmini uyarmak üzere seçip gönderdiğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsâl' kelimesinin mecazi anlamlarına değinerek, bir elçinin gönderilmesinin, onun aracılığıyla bir mesajın iletilmesi amacını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'أَرْسَلْنَا نُوحًا' ifadesi, Nuh'un sadece fiziksel olarak gönderilmediğini, aynı zamanda ilahi bir mesajın taşıyıcısı olarak görevlendirildiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'risâlet' (رسالة) kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. 'İrsâl' fiili, Allah ile insanlar arasındaki iletişimin temelini oluşturan peygamberlik müessesesini ifade eder. Nuh'un gönderilmesi, Allah'ın insanlara doğru yolu gösterme ve onları uyarma iradesinin bir tezahürüdür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kavm' (قوم) kelimesini, bir peygamberin gönderildiği veya bir liderin yönettiği topluluk olarak tanımlar. Ayetteki 'قَوْمِهِۦٓ' ifadesi, Nuh'un tebliğinin belirli bir insan grubuna, yani kendi soydaşlarına ve yaşadığı topluma yönelik olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavm' kelimesinin 'kıyâm' (kalkmak, durmak) kökünden geldiğini ve bir araya gelmiş, birlikte duran insan topluluğunu ifade ettiğini belirtir. Nuh'un kavmi, onun tebliğine muhatap olan, ortak bir yaşam ve kültüre sahip olan insanlardır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kavm' kelimesinin Kur'an'da genellikle peygamberlerin muhatap olduğu, onlara karşı çıkan veya onları dinleyen toplulukları ifade ettiğini belirtir. Nuh'un kavmi, onun uyarılarına karşı çıkan ve sonunda helak olan topluluktur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'inzâr' (إنذار) kelimesini, bir tehlikeyi veya kötü bir akıbeti önceden haber vererek uyarmak olarak açıklar. 'Nezîr' (نذير) ise bu uyarı görevini üstlenen kişidir. Ayette Nuh'un 'نَذِيرٌ' olarak nitelendirilmesi, onun kavmini Allah'ın azabına karşı açıkça uyardığını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'nezîr' kelimesinin, insanları korkutarak ve sakındırarak doğru yola çağıran peygamberler için kullanıldığını belirtir. Nuh'un bu sıfatla anılması, onun tebliğinin temelinde Allah'ın azabından sakındırma ve tövbeye çağırma olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'inzâr' ve 'tebşîr' (müjdeleme) kavramlarının peygamberlik misyonunun iki temel ayağını oluşturduğunu belirtir. 'Nezîr' sıfatı, Nuh'un kavmini Allah'ın emirlerine uymadıkları takdirde karşılaşacakları kötü sonuçlar hakkında bilgilendirme görevini açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'beyân' (بيان) kelimesini bir şeyi açıklamak, ortaya çıkarmak, anlaşılır kılmak olarak tanımlar. 'Mübîn' (مبين) ise hem kendisi açık olan hem de başkalarını açıklayan anlamına gelir. Nuh'un 'نَذِيرٌ مُّبِينٌ' olması, onun uyarılarının net, anlaşılır ve hiçbir kapalılık içermediğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'mübîn' kelimesinin hem 'açıklayan' (fa'il anlamında) hem de 'açık olan' (mef'ul anlamında) kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda Nuh, hem kendisi apaçık bir uyarıcıdır hem de uyarılarını açık ve anlaşılır bir dille ifade etmektedir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mübîn' kelimesinin Kur'an'da sıkça kullanıldığını ve genellikle bir şeyin açıklığını, netliğini ve şüphe götürmezliğini vurguladığını belirtir. Nuh'un uyarılarının 'mübîn' olması, kavminin mazeret ileri süremeyeceği kadar açık ve kesin olduğunu ifade eder.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
11.25 - Ve legad erselnâ nûhan ilâ gavmihî innî lekum nezîrum mubîn.
Diyanet Meali:
11.25- Andolsun, biz Nuh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım." Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.25- Celâlim hakkı için vaktiyle Nuh’u kavmine gönderdik; şöyle diye ki haberiniz olsun ben size azabın sebeplerini ve halâsın yolunu beyan eden bir nezirim
Nuh as hakkında kısa bir bilgi: Ulu’l-azm peygamberlerin birincisidir. Toplumlarının şiddetli baskı ve dayatmalarına karşı kılıç ve sözle en büyük mücadeleyi veren Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’dir. Sözlükte Ulu’l azm: “sabırlı, gayretli ve kararlı” kimseler olarak geçer.
Adem’den sonra kendisine Risalet verilen ilk peygamberdir. Risalet’in birinci hükmü, ümmetini Hakkın tevhidine davet ve ortaktan, benzerden tenzihtir.
Nuh’un kavmi, Vedd, Süva, Yegus ve Yauk isimleriyle putlar imal etmişlerdi. Ve Hakkın vahdetinden perdeye düştüler.
Nuh Peygamber sapmış olan kavmini mucizelerle desteklenen tebliği ile tek Allah’a davet etmiştir. Az sayıda inanan dışındakiler sonunda helak olmuştur. Tufan durduktan sonra gemidekiler de az bir süre sonunda ölmüşlerdir. Nuh as’dan sonra insanlık yeniden çoğalmıştır. Bu durumuyla Nuh peygamber “ikinci Âdem” olmuştur.
Yıllar süren Tebliğinde “Ya Rabbi ben mağlubum! Bana yardım et” diye yalvarmıştır. Yani uzun yıllar vazgeçmemiştir. “Nuh dedi peygamber demedi” deyimi Nuh as’ın inat ve ısrarını anlatmak için günümüzde kullanılır.
Tebliğde peygamberle birlikte inananların başarısından sonra doğru yoldan tekrar sapılır. Başlanan noktaya dönülür.
Her çağda sorulan sorular ve peygamberlerin sorulara verdikleri cevaplar zamanımızda da geçerlidir.
Kim? Olduğumuzdan başlayıp mebde (nereden geldik-başlangıç) ve mead (nereye gidiyoruz-son) soruları hep aynıdır. Çağ değişse de temel sorumuz olan “kimliğimiz” ve “var edenimiz” hep durmaktadır.
Ayetlerin arasından sorularımızın cevap bulmasını umuyoruz.
Peygamber bize ne öğretir?
Nuh peygamberin özelliği “apaçık nezir-uyarıcı” olmasıdır. İlahi mesaj ona gelmiştir. Ve ilk iman eden de O’dur. Yani bu bilgiyi kendisi bulmadı. O seçildi. Hakikati bulmada peygamberimiz aracı değil, Allah’ın seçtiği kuldur. Vahiy peygamberin işi değildir. Peygamberi kabul etmek, Allah’ın lütfuyla bizi uyandıracak kişi olduğuna iman etmektir. Ayrıca bilgilerimizin doğrulamasını nübüvvet üzerinden görebiliriz.
rtfSndPly*11.26*
“Nezir ve Beşir” yani “uyarıcı ve müjdeleyici” olmak Peygamberlerin ortak isimleridir. Hz. Nuh’un nezir yani “uyarıcılık” görevinin daha ağır bastığını görüyoruz.
11- Hud Suresi- Ayet 26