İçeriğe atla
Hûd 99Cüz 12 · Sayfa 233

Hûd Sûresi 99. Âyet

هود

Sohbete sor

Veutbi'û fî hâżihi la'neten veyevme-lkiyâme(ti)(c) bi/se-rrifdu-lmerfûd(u)

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~11.99~
وَاُتْبِعُوا فٖى هٰذِهٖ لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ بِئْسَ الرِّفْدُ الْمَرْفُودُ
~ ~ ~

11.99 - Ve utbiû fî hâzihî lağnetev ve yevmel kıyâmeh, bié'ser rifdul merfûd.

Diyanet Meali:

11.99- Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.99- Hem burada arkalarından bir lanetle takıp edildiler hem Kıyamet günü, bu vurulan destek ne fena destektir


Firavun kendisinin benliği devam etmekte ve beşerî sıfatlarının hükümleri geçerli iken ilmî tevhidin sürüklemesiyle bu davada bulunduğu için yalancı ve kâfir oldu. Nitekim zamanımızın fen filozofları da bu ilmî tevhitten dem vururlar ve vahdet-i vücuddan bahsederler.

Fakat Nebiyy-i zî şana tâbi' olarak vücud vehminden kurtulmadıkları için bu ilmî tevhitleri faydalı olmaz.

Hallac-ı Mansur ve benzerleri, Nebiyy-i zî-şana tâbi' olup şeriat çerçevesinde türlü mücahedeler ile beşerî sıfatlarından temizlenmiş ve benlik vehmi gömleğini izafi vücutlarından çıkarmış ve artık onlarda gözüken Hakk’ın sıfatları bulunmuş olduğundan, bu zatlardan çıkan "Ene'l-Hak-Ben Hakk’ım" sözünde asla nefislerinin katkısı yoktur. Ve onlar bu davalarında sadıktırlar.

Beyit:

Mansur “Ene'l-Hak” söyledi Haktır sözü Hak söyledi ve Cenâb-ı Mevlânâ (r.a.) efendimiz Mesnevî-i Şerif’in beşinci cildinde bu manayı izah olarak şöyle buyururlar:

Tercüme: "Bir Firavun ben Allah’ım dedi, alçak oldu. Bir Mansur "Ben Hakk'ım" dedi kurtuldu. O Firavun’un "ben" deyişinin sonrasında Allah’ın la ‘neti vardır. Bu Mansur’un "ben" deyişi için, ey dost, Allah’ın rahmeti vardır. Çünkü o Firavun kara taş idi; bu Mansur ise akik idi. Ve o, nurun düşmanı idi; bu ise nurun âşıkı idi. O "ben" sırda "hüve" idi.

Ey faziletli, nurun birlikteliğinden dolayı idi, dâhil olma yolundan değil. Taşlığın azalıncaya kadar çabala, ta ki taşın lal olmakla çok nurlu ola! Cihada ve zahmetlere sabreyle! Anbean bakâyı fenada gör! Çünkü mücahede ile taşlık vasfı her zaman azalır; sende lal olmaklık vasfı kuvvetlenir. Senin kesif suretinden izafi vücut vasfı gider ve senin sır ve bâtınında aşk ve mestlik sıfatı çoğalır." N.M.

(Fusus’ul Hikem)

---------------------- rtfSndPly*11.100*


11- Hud Suresi- Ayet 100

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)