Vekâle-lmeliku innî erâ seb'a bekarâtin simânin ye/kuluhunne seb'un ‘icâfun veseb'a sunbulâtin ḣudrin veuḣara yâbisât(in)(s) yâ eyyuhâ-lmeleu eftûnî fî ru/yâye in kuntum lirru/yâ ta'burûn(e)
Kral, "Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın" dedi.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/43. “Ve hükümdar dedi ki: Ben rüyâmda yedi semiz sığır görüyorum ki, onları yedi zayıf -sığır- yiyor ve yedi yeşil başak ile diğer kuruları -görüyorum-. Ey seçkin topluluk!. Eğer siz rû’yâ tabir ediyorsanız benim rüyâm hakkında bana yorum yapınız.” Bu müddet geçtikten sonra Yûsuf (a.s.) zindanda hücresinde yatadursun Melik dedi ki; “muhakkakki ben 7 inek gördüm. 7 cılız inek, şişman inekleri yedi. 7 yeşil buğday başağı gördüm. 7 kuru boş başak içi gördüm”. Bunu Melik kendi milletinden veya sarayın ileri gelenlerine söylüyor. Burada “Melik” ifadesi var. bilindiği gibi Mısırda olan bir hadise. Halbuki Mısırdakilere Fir’âvun deniliyor. Mûsâ (a.s.) kıssasında Fir’âvun diye geçiyor. Niye burada Fir’âvun geçmemiş? Oda şöyle izah ediliyor: Amalika kavmi Mısır’a hâkim olmuşlar. Kıpti değil, Amâlika kavminden bir aile oraya hükümdar olmuş. O kavim hükümdara “melik” diyorlar. Eğer kıptilerden olmuş olsa Fir’âvun ismini alacaktı. Melik de padişah demektir. Mülkün sahibi demektir. Ama lisân değişik olduğundan, kelimeler de değişik ifade edildiğinden orada “melik” diye geçiyor.
Burada bu melik kendi avânesine “bana bu rû’ya-nın te’vilini söyleyin” diyor. Etrafındakiler ona;