İçeriğe atla
Yûsuf 42Cüz 12 · Sayfa 240

Yûsuf Sûresi 42. Âyet

يوسف

Sohbete sor

Vekâle lilleżî zanne ennehu nâcin minhumâ-żkurnî ‘inde rabbike feensâhu-şşeytânu żikra rabbihi felebiśe fî-ssicni bid'a sinîn(e)

Yusuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, "Efendinin yanında beni an", dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı.

Yûsuf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

12/42. “Ve o ikisinden kurtulacağını sanmış olduğuna dedi ki: Beni efendinin yanında an. Fakat efendisine anmayı ona şeytan unutturdu ve artık zindanda senelerce kalıverdi.” Yani içlerinden kurtulacağını söylediği zannettiği her ikisinden birine söyledi ki; “Rabbinin yani efendinin yanına gittiğin zaman beni hatırlat.” dedi. bakın burada çok nâzik bir hâdise vardır. “Hatırlat!” dedi. Yûsuf (a.s.) “Rabbinin, Melikin yanına gittiğinde beni burada hatırlat”. Dedi. Ben burada boşuna yatıyorum, unutuldum gibi beni hatırlat, dedi.

Şimdi burasının biraz yukarısına çıkalım. Bakın burada üzüm sıkan kimse, kurtulan kimse. Şarab yapacak kimse şarabçıbaşı. Dünya hevesi, dünya muhabbeti olan kişi neden

Melik’in yanına gidip onun muhabbetini artıracak, faaliyette bulunacak, şarabı içecek, neşesi gelecek, kurtulan dünya muhabbetinin artıracak. O ölen, asılan ekmekçibaşı hevası başından kuşlar gelip onu yiyecek, diyor. Kuşlar bir bakıma nefsi emmâre demektir. Nefsi emmâre gelip, o hevayı hevesi alıp çıkaracak. Kuşlar gök ehli, başından yemesi hevayı heves baş tarafından imha edilecek. Hevayı hevese uyanın aklı başında olmaz. Aklı cüzüne tabi olur. Başımızda lâzım olan akl-ı cüz değil, akl-ı kül’dür. Aklı cüz ile hüküm edildiğinde zâten hevayı heveste kalıyor. O da ölüme mahkûmdur. Bu iki arkadaşında ifadesi bu o kurtulacak olana diyor ki; “Rabbinin yanına gittiğinde beni hatırlat,” diyor. Bunun üzerine de o kurtuldu. Şeytan ona Yûsuf (a.s.) ın sözünü unutturdu. Ama Rabbi onu unutturdu. Burada çok mühim bir hâdise vardır. Sen hem gönül ehli olacaksın hem de bir peygamber oğlu olacaksın. Hem de tevhid eğitimi alacaksın. Sonra gideceksin bir beşerden yardım isteyeceksin. İşte insân hangi mertebeye gelirse gelsin yanılma ihtimali vardır. Daha bu mertebede yanılma ihtimali vardır. O kadar kendine ihsânda bulundukları halde, o kadar eğitim aldığı halde Yûsuf (a.s.) Rabbinin yanında “beni hatırlat” demesiyle ne kadar hapiste kaldıysa bu sözü dolayısıyla bir misli daha hapiste kaldı. Orada Yûsuf (a.s.) yedi sene kalmıştı. Bir yedi sene daha kaldı.

Bakın küçücük hassas bir düşünce insân’ı ne kadar yükseklere çıkarıyor. Yine küçücük bir nezâketsizlik insân’ı ne kadar gerilere atabiliyor. İşte şeytan da kendi görevini yaparak gönlün hapishanede olmasını istedi. Gönül hapishaneden çıkarsa bu sefer şeytanın işi bozulacak. Gönlün hapishanede kalması onun işine geliyor. Şarabçı başının aklına iğva verdi, kapattı. Rabbisine onu hatırlatmayı unutturdu. Orada atılmış olarak kaldı, kimse hatırlamadı. Ama 14 sene sonra hatırlandı. Bu az bir zaman değil. Bir başka yerde o da onun lehine oldu. Erbainlerini artırdı. Ve orada Rabbından tevhid ilmini aldı. Halkın arasına girmeden orada eğitimini aldı.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)