Yâ sâhibeyi-ssicni emmâ ehadukumâ feyeskî rabbehu ḣamrâ(an)(s) veemmâ-l-âḣaru feyuslebu fete/kulu-ttayru min ra/sih(i)(c) kudiye-l-emru-lleżî fîhi testeftiyân(i)
"Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir."
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“İçinizden bir tanesi Rabbine şarab yapacak, üzümleri sıkacak.” Yani eski görevine dönecek. Nihâyet bir araştırma yapmışlar. Neticede ekmekçibaşının zehiri koyduğunu anlamışlar. Ve işte zuhuratın başında da belirtildiği üzre hemen ben size haber vereyim, diyor. İkinciniz asılacak,
onun başının etini de kuşlar yiyecek. İşte emir böylece hüküm olundu. Ne kadar hassas bir bilgi var. İşte böylece hüküm olundu diyor.
Şimdi bu hususta iki şey düşünebiliriz. Ya bunun te’vilini Yûsuf (a.s.) kendi koydu. Yani Hakk böyle zuhura getirdi. Böyle hüküm olundu dedi. Kendi irâdesi üzere tevil etti. Kendi irâdesi üzerine de Cenâb-ı Hakk dedi ki; bu böyle olacak diye hükm etti. Bende size bunu böyle tevil ediyorum diye belirtti. İkinci yönü ise. Yani biri kendindeki hakikati İlâhiyyeyi kendinden çıkarması, bir de nakil olarak alıp tebliğ etmesi. Hakkın bâtından zâhire çıkmasıdır. İş böylece kaza olunca, söylediğim gibi hükm olundu, deniliyor. Bu kadar keskin hatlar çiziyor.