İçeriğe atla
Yûsuf 40Cüz 12 · Sayfa 240

Yûsuf Sûresi 40. Âyet

يوسف

Sohbete sor

Mâ ta'budûne min dûnihi illâ esmâen semmeytumûhâ entum veâbâukum mâ enzela(A)llâhu bihâ min sultân(in)(c) ini-lhukmu illâ li(A)llâh(i)(c) emera ellâ ta'budû illâ iyyâh(u)(c) żâlike-ddînu-lkayyimu velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya'lemûn(e)

"Siz Allah'ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler."

Yûsuf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Allahdan gayrıya niye tapıyorsunuz? Onlar ancak bir isimden ibarettir. Bakın sizin taptığınız ne varsa bunların kendilerine ait varlıkları yoktur. Onlar birer isimden ibarettir. Bu isimleri de onlara babalarınız verdi. Allahın verdiği isimler değildir.” Ne kadar boşta kalıyor. Rabb’ler, put’lar, şunlar, bunlar…onların ne kendilerinin duymaları, ne görmeleri, ne işitmeleri vardır. Ve ne de onların hareket etme kabiliyetleri vardır. Kendilerinden acizler. Bunlara niye tapıyorsunuz? Diye bu kadar açık olarak gösteriyor. Burada da babalarınızın ve sizlerin isimlendirdiğiniz şeyler onların kendilerine ait bir varlıkları yok diyerek belirtiyor. Allah onların üzerine de bir güç indirmedi, onlara bir kuvvet, bir şahsiyet, bir seyyaliyet de vermedi. Bir hareket sahası da tanımadı. Muhakkak ki hüküm ancak Allah’a aittir. Yani onun verdiği değer ile bir şey değerlenirse değerlidir. Sizin verdiğiniz değerle hiç bir şey olmaz.

Buradan biraz dünyaya gelelim; ordinaryus profesör bilmem kim, kim oğlu kim. Kim verdi ona bu pâye’yi?

İnsânlar verdi. Veya babalarımız verdi. Bunların hepsi yok olacak. Bugün rabb diye gördüğümüz yıldız diye gördüğümüz o şeyler hepsi sönüp gidecek. Çünkü insânlar onları bu hâle getirdi. Eğer Rabbül Erbab bir isim koymuşsa yani bir mahal tesbit etmişse ve bir mertebe vermişse işte onu alacak hiç bir varlık yoktur. Şöyle biz gereği gibi uğraşalım: rabbim bize “kulum” desin. Bizi kulluk mertebesinde kayda alsın. Peygamberimiz de bize “ümmetim” desin. Ümmetlik mertebesinde kaydımız olsun. Bunu Allah isimlendirmiş oluyor. Onun isimlendirdiği yani tesbit ettiği şeyi elden alacak hiçbir varlık yoktur. Allahtan tescillidir. Diğerleri kuldan tescillidir. Kulun böyle bir tescil hakkı yoktur. Çünkü Allah onların üzerine bir şey indirmedi, diyor. Böyle bir selâhiyetleri yoktur. Hüküm ancak Allaha aittir. Allahın emri iyi biliniz ki ona ibadet edilir. İşte kâim olan din budur. Muhkem, geçerli olan, her iki dünyada da bu hükümlerdir. İnsânlarin çoğu bunu bilmezler. Bundan gaflettedirler. Haberleri olmaz.