Śumme ye/tî min ba'di żâlike seb'un şidâdun ye/kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn(e)
"Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek."
"Sonra onun arkasından yedi kurak sene gelecek, önceki biriktirdiklerinizin biraz saklayacağınızdan başkasını yiyip bitirecek."
Yûsuf Suresi'nin 48. ayeti, kıtlık döneminin şiddetini ve bu döneme hazırlık için yapılan birikimlerin akıbetini tasvir etmektedir. Ayet, gelecekteki zorlu yılları ve bu zorluklara karşı alınacak tedbirleri dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'seb'' kelimesinin sayısal bir ifade olduğunu ve Kur'an'da genellikle belirli bir miktarı veya süreyi belirtmek için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, Yûsuf'un rüyasının yorumunda geçen yedi bolluk yılının ardından gelecek olan yedi kıtlık yılını işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'seb'' kelimesinin burada mecazi bir anlam taşımadığını, doğrudan yedi yıllık bir zaman dilimini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'seb' şidâd' (yedi şiddetli yıl) ifadesi, bu dönemin zorluğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şidâd' kelimesinin 'şedîd' kelimesinin çoğulu olduğunu ve burada 'zorlu, çetin, şiddetli' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'seb' şidâd' ifadesi, bu yedi yılın bolluk yıllarının aksine, büyük sıkıntılarla geçeceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şiddet' kelimesinin bir şeyin gücünün ve zorluğunun zirvesine ulaşması anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'şidâd' kelimesi, kıtlık yıllarının sadece az yiyecek getirmekle kalmayıp, aynı zamanda yaşam koşullarının da son derece zorlaşacağını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şiddet' kavramının Kur'an'da genellikle bir durumun veya olayın aşırı zorluğunu ve katıksızlığını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'şidâd' kelimesi, kıtlık yıllarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik olarak da ağır geçeceğine işaret eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ekl' fiilinin temel anlamının 'yemek' olduğunu, ancak burada mecazi olarak 'tüketmek, bitirmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Kıtlık yıllarının birikimleri 'yemesi', onların tamamen ortadan kalkmasına neden olacağını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ekl' fiilinin sadece gıda tüketimi için değil, aynı zamanda bir şeyin tamamen yok olması veya harcanması için de kullanılabileceğini açıklar. Ayetteki 'ye'külne' ifadesi, biriktirilenlerin kıtlık nedeniyle tamamen harcanacağını ve tükeneceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'takdîm' kelimesinin bir şeyi öne sürmek, hazırlamak veya biriktirmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mâ kaddemtüm' ifadesi, bolluk yıllarında kıtlık için önceden hazırlanan ve depolanan yiyecekleri ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'takdîm'in bir şeyi geleceğe yönelik olarak hazırlamak ve saklamak anlamını taşıdığını açıklar. Bu ayette, Yûsuf'un tavsiyesi üzerine halkın kıtlık yılları için yaptığı erzak biriktirme eylemini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ihsân' fiilinin 'korumak, muhafaza etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'tuhsinûn' ifadesi, kıtlık yıllarında dahi bir kısmının korunup saklanabileceği az miktardaki yiyeceği işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tuhsinûn' kelimesinin 'koruyup saklamak, muhafaza etmek' anlamında kullanıldığını ve bu bağlamda, kıtlık döneminde dahi bir kısmının zarar görmeden saklanabileceği yiyecekleri ifade ettiğini açıklar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'h-s-n' kökünün temelinde 'sağlamlık, korunmuşluk' anlamının yattığını belirtir. Ayetteki 'tuhsinûn' kelimesi, kıtlık döneminin yıkıcı etkilerine rağmen, akıllıca saklanan ve korunan az miktardaki erzağın varlığını ifade eder.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/48. “Sonra onun ardından yedi şiddetli -sene- gelir ki: Onlar için önceden biriktirmiş olduklarınızı yerler. Ancak tohumluk için saklıyacağınızdan birazı müstesnâ.”