Kâle tezra'ûne seb'a sinîne deeben femâ hasadtum feżerûhu fî sunbulihi illâ kalîlen mimmâ te/kulûn(e)
Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."
Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, biçtiklerinizi başağında bırakınız, biraz yiyeceğinizden başka. "
Bu ayet, Yusuf peygamberin kıtlık dönemi için verdiği tarım stratejisini anlatmaktadır. Anahtar kavramlar, ekim, hasat ve ürünün saklanması süreçlerini ve bu süreçlerin sürekliliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zera' (زرع) kelimesi, toprağa tohum ekmek ve bitki yetiştirmek anlamına gelir. Ayetteki 'tezra'ûne' (تَزْرَعُونَ) ifadesi, Yusuf'un rüya tabirinde, yedi yıl sürecek olan bereketli dönemde yapılacak olan tarım faaliyetini, yani ekim işini belirtir. Bu, sadece tohum atmak değil, aynı zamanda ürünün yetişmesi için gerekli tüm süreçleri kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Zera' (زرع) fiili, mecazi olarak bir şeyin başlangıcını ve temelini atmayı da ifade edebilir. Ancak bu ayette, doğrudan toprağa tohum ekme ve mahsul elde etme eylemini, yani tarımı ifade eder. Yusuf'un sözlerinde, bu eylem, gelecek kıtlık dönemi için bir hazırlık ve tedbir olarak sunulmuştur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): De'ben (دأبًا) kelimesi, bir işi sürekli, aralıksız ve yorulmadan yapmak anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, yedi yıl boyunca ekim ve hasat işlerinin aksatılmadan, düzenli bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini vurgular. Bu, kıtlık dönemine hazırlık için gösterilmesi gereken azim ve sürekliliği ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): De'b (دأب), bir şeye devamlılık ve süreklilikle sarılmak demektir. 'De'ben' (دأبًا) ise bu sürekliliği pekiştiren bir zarftır. Yusuf'un sözlerinde, yedi yıllık bereketli dönemde yapılacak tarım faaliyetlerinin kesintisiz ve istikrarlı bir şekilde yürütülmesi gerektiğini, böylece kıtlık dönemi için yeterli stokun oluşturulabileceğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'de'b' gibi kelimelerin Kur'an'daki kullanımının, belirli bir eylemin sadece fiziksel olarak yapılması değil, aynı zamanda bir kararlılık ve azimle sürdürülmesi anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayette 'de'ben', Yusuf'un önerdiği tarım stratejisinin sadece bir eylem planı değil, aynı zamanda sürekli ve disiplinli bir çaba gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hasad (حصد), ekinin olgunlaştıktan sonra biçilmesi ve toplanmasıdır. Ayetteki 'hasadtüm' (حَصَدتُّمْ) ifadesi, yedi yıl boyunca ekilen ürünlerin hasat edilmesini, yani biçilip toplanmasını emreder. Bu, tarım sürecinin son aşaması olup, ürünün elde edilmesini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hasad (حصد), ekinin biçilmesi ve meyvelerin toplanması anlamına gelir. Yusuf'un sözlerinde, hasat edilen ürünün bir kısmının tüketilmesi, büyük bir kısmının ise saklanması gerektiği belirtilerek, bu eylemin kıtlık dönemine hazırlık için kritik bir adım olduğu vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vezera (وذر) fiili, terk etmek, bırakmak anlamına gelir. Ayetteki 'fezerûhu' (فَذَرُوهُ) ifadesi, hasat edilen ekinin, yenecek miktar dışında kalan kısmının başağında bırakılarak saklanmasını emreder. Bu, ürünün bozulmadan uzun süre muhafaza edilmesi için bir yöntem olarak sunulmuştur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Vezera (وذر) fiili, bir şeyi olduğu gibi bırakmak, terk etmek anlamındadır. Yusuf'un tavsiyesinde, ürünün başağında bırakılması, onu güve ve diğer zararlılardan korumak için bir yöntemdir. Bu, kıtlık döneminde kullanılacak ürünün kalitesini korumayı amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sünbüle (سنبلة), ekinin tanelerini saran başak kısmıdır. Ayetteki 'fî sünbülihî' (فِى سُنۢبُلِهِۦٓ) ifadesi, hasat edilen ürünün, taneleri başağından ayrılmadan, yani başağıyla birlikte saklanması gerektiğini belirtir. Bu yöntem, ürünün daha uzun süre bozulmadan kalmasını sağlar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sünbüle (سنبلة), buğday ve benzeri hububatın tanelerini içeren kılıftır. Yusuf'un tavsiyesinde, ürünün başağında bırakılması, onu nemden ve haşerelerden koruyarak, kıtlık döneminde tüketilebilecek durumda kalmasını sağlamak içindir. Bu, o dönemin şartlarında en etkili saklama yöntemlerinden biridir.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/47. “Dedi: Yedi yıl âdetiniz üzere ekersiniz. Sonra biçeceğiniz şeyleri başağı içinde bırakınız. Ancak yiyeceklerinizden az bir miktar müstesnâ.”