Kâle me'âża(A)llâhi en ne/ḣuże illâ men vecednâ metâ'anâ ‘indehu innâ iżen lezâlimûn(e)
Yusuf, "Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah'a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz" dedi.
O dedi ki: "Eşyamızı yanında bulduğumuzdan başkasını tutuklamaktan Allah korusun. Çünkü öyle yaparsak zalimlerden oluruz."
Yûsuf Suresi 79. ayet, Hz. Yusuf'un kardeşlerinin suçlamasına karşı verdiği cevabı içermektedir. Ayet, 'Maazallah' ifadesiyle Allah'a sığınmayı, 'almak' fiiliyle hukuki bir eylemi ve 'zalim olmak' fiiliyle de adaletsizliği vurgulayarak, olayın ahlaki ve hukuki boyutunu ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'avz' kökünün bir şeyden uzaklaşarak başka bir şeye sığınmak, ona tutunmak olduğunu belirtir. 'Maazallah' ifadesi, Allah'a sığınma ve O'nun korumasına başvurma anlamını taşır ki, ayette Hz. Yusuf'un, kardeşinin alıkonulması durumunda haksızlık yapmaktan Allah'a sığındığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'maazallah' ifadesini 'Allah'a sığınırım' veya 'Allah korusun' şeklinde açıklar. Ayetteki kullanımı, Hz. Yusuf'un, kardeşinin malını çaldığı gerekçesiyle alıkoyma eyleminin, kendi hukuklarına göre adil olduğunu, aksi takdirde haksızlık olacağını vurgularken, bu haksızlıktan Allah'a sığındığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ahz' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda 'yakalamak', 'alıkoymak' veya 'cezalandırmak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'en ne'huze' ifadesi, Hz. Yusuf'un, kendi hukuklarına göre hırsızlık yapanı alıkoyma eylemini ifade eder ve bu eylemin meşruiyetini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ahz' fiilinin 'bir şeyi ele geçirmek, zapt etmek' anlamının yanı sıra, 'birini tutuklamak, alıkoymak' anlamında da kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, Hz. Yusuf'un kardeşini, kendi hukuklarına göre hırsızlık yaptığı için alıkoyma eylemini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'meta'' kelimesinin 'faydalanılan şey' veya 'geçimlik' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'metaana' ifadesi, Hz. Yusuf'un kardeşinin yükünde bulunan ve kaybolduğu iddia edilen 'su kabı'nı veya genel olarak 'eşyalarını' ifade eder. Bu, olayın maddi boyutunu ve hırsızlık suçlamasının temelini oluşturur.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'meta'' kelimesinin 'dünya malı', 'faydalanılan şey' ve 'geçici fayda sağlayan eşya' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'metaana' ifadesi, Hz. Yusuf'un kaybolan eşyasını, yani kardeşinin yükünde bulunan ve hırsızlık suçlamasına konu olan malı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zulüm' kelimesinin bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haddi aşmak ve haksızlık etmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'le-zâlimûn' ifadesi, Hz. Yusuf'un, kendi hukuklarına göre hırsızlık yapmayanı alıkoymaları durumunda haksızlık etmiş olacaklarını, yani adaletsiz davranacaklarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zulüm' kavramının Kur'an'da sadece haksızlık etmek değil, aynı zamanda Allah'ın koyduğu sınırları aşmak ve adaletten sapmak anlamlarına geldiğini vurgular. Ayetteki 'le-zâlimûn' ifadesi, Hz. Yusuf'un, kendi hukuklarına göre suçlu olmayanı alıkoymanın, hem hukuki hem de ahlaki açıdan büyük bir haksızlık olacağını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'zulüm' kelimesinin 'bir şeyi yerinden etmek, haksızlık etmek' ve 'birinin hakkını çiğnemek' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'le-zâlimûn' ifadesi, Hz. Yusuf'un, kendi hukuklarına göre suçlu olmayanı alıkoymanın, açıkça bir haksızlık ve adaletsizlik olacağını ifade eder.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/79. “Dedi ki: Biz malımızı yanında bulduğumuzdan başkasını almaktan Allah'a sığınırız. şüphe yok ki, biz o halde elbetde zâlimler oluruz.”