Kâlû yâ eyyuhâ-l'azîzu inne lehu eben şeyḣan kebîran feḣuż ehadenâ mekâneh(u)(s) innâ nerâke mine-lmuhsinîn(e)
Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.
Dediler ki: "Ey vezir! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun için yerine birimizi al. Gerçekten de biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."
Yûsuf Suresi'nin 78. ayeti, Yusuf'un kardeşlerinin, Bünyamin'in yerine kendilerinden birinin alınması talebini ve bu talebi gerekçelendirmelerini içermektedir. Ayet, 'aziz', 'şeyh', 'kebir' ve 'muhsinîn' gibi kavramlar üzerinden dönemin sosyal yapısını, yaşlılığa verilen önemi ve ahlaki değerleri yansıtmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azîz' kelimesinin 'izzet' kökünden geldiğini ve 'izzet'in, bir şeyi yenilmez ve üstün kılan bir hal olduğunu belirtir. Ayetteki 'el-Azîz' ise, Mısır'da Yusuf'un da ulaştığı gibi, güçlü, saygın ve otorite sahibi kişiyi ifade eder ki, bu makamın sahibine karşı duyulan hürmeti ve onun karar verme yetkisini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'azîz' kelimesini 'güçlü, galip' anlamında kullanır. Ayetteki kullanımıyla, Yusuf'un kardeşlerinin hitap ettiği kişinin, kendileri üzerinde bir gücü ve otoritesi olduğunu, dolayısıyla ondan bir talepte bulunurken bu gücü göz önünde bulundurduklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'izzet' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın sıfatı olarak geçmekle birlikte, insanlara atfedildiğinde dünyevi güç, şeref ve yenilmezlik anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'el-Azîz' hitabı, Yusuf'un kardeşlerinin muhataplarının sahip olduğu bu dünyevi gücü ve makamı kabul ettiklerini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şeyh' kelimesinin yaşlı, ihtiyar anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'şeyhan kebîran' ifadesi, babalarının sadece yaşlı değil, aynı zamanda ileri derecede yaşlı olduğunu, bu durumun da onun için özel bir hassasiyet gerektirdiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şeyh' kelimesini 'saçı ağarmış, yaşlı kimse' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, babalarının fiziksel olarak yaşlı ve zayıf olduğunu, bu nedenle Bünyamin'in yokluğunun onu daha da üzeceğini ve bu durumun kardeşler için bir mazeret teşkil ettiğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'şeyh' kelimesinin belirli bir yaşa ulaşmış, tecrübe ve hikmet sahibi kişiyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, babalarının sadece yaşlılığı değil, aynı zamanda bu yaşlılığın getirdiği saygınlık ve hassasiyetin de altını çizer.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kebîr' kelimesinin 'büyüklük, yücelik' anlamlarına geldiğini ve hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade edebileceğini belirtir. Ayette 'şeyhan kebîran' olarak kullanılması, babalarının yaşlılığının sıradan bir yaşlılık olmadığını, ileri derecede ve dikkat çekici bir yaşlılık olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kebîr' kelimesinin 'büyük, yaşlı' anlamında kullanıldığını ve 'şeyh' kelimesini niteleyerek yaşlılığın derecesini artırdığını ifade eder. Bu, kardeşlerin babalarının durumunun ciddiyetini ve bu durumun kendileri için bir mazeret olduğunu 'el-Azîz'e' anlatma çabalarını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmek hem de kalple idrak etmek, bilmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'nerâke' ifadesi, kardeşlerin 'el-Azîz'in' 'muhsin' olduğuna dair sadece gözlemlerine değil, aynı zamanda onun karakteri ve davranışları hakkındaki genel kanaatlerine işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ru'yet' fiilinin Kur'an'da bazen 'bilmek, anlamak, kanaat edinmek' anlamlarında kullanıldığını vurgular. 'İnnâ nerâke mine'l-muhsinîn' ifadesi, kardeşlerin 'el-Azîz'e' karşı bir iltifat ve aynı zamanda onun adaletli ve merhametli olduğuna dair bir beklenti içinde olduklarını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ihsan' kelimesinin 'hüsn' kökünden geldiğini ve bir şeyi güzel yapmak, iyilikte bulunmak anlamına geldiğini belirtir. 'Muhsinîn' ise, bu iyiliği sürekli ve bilinçli olarak yapan kişilerdir. Kardeşlerin bu ifadeyi kullanması, 'el-Azîz'in' adaletli ve merhametli bir yönetici olduğu yönündeki genel algıyı yansıtır ve ondan da bu bağlamda bir iyilik beklediklerini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ihsan' kavramının Kur'an'da hem Allah'ın kullarına lütfu hem de kulların Allah'a ve diğer insanlara karşı sergilediği üstün ahlaki davranışları ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'muhsinîn' ifadesi, 'el-Azîz'in' sadece adil değil, aynı zamanda merhametli ve cömert bir kişi olduğu yönündeki inancı dile getirir ve bu durumun kardeşlerin taleplerinin kabul edilmesinde bir etken olmasını umduklarını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'muhsin' kelimesini 'iyilik yapan, güzel işler yapan' olarak açıklar. Kardeşlerin bu ifadeyi kullanması, 'el-Azîz'in' karakterine dair olumlu bir yargıda bulunarak, ondan Bünyamin'i serbest bırakma veya yerine başka birini alma konusunda bir lütuf ve anlayış beklediklerini gösterir.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/78. “Dediler ki: Ey Azîz!. Muhakkak onun çok yaşlı bir babası vardır. Onun yerine bizden birini al. şüphesiz ki, biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.”