Kâlû in yesrik fekad seraka eḣun lehu min kabl(u)(c) feeserrahâ yûsufu fî nefsihi velem yubdihâ lehum(c) kâle entum şerrun mekânâ(en)(c) va(A)llâhu a'lemu bimâ tasifûn(e)
Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor" dedi.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/77. “Dediler ki: Eğer çaldı ise onun bir kardeşi de daha evvel çalmış idi. Yûsuf de bunu nefsinde gizledi ve bunu onlara açıklamadı. Dedi ki: Siz kötü bir durumdasınız ve Allah Teâlâ sizin anlattığınızı çok iyi bilir.” Onlar Yûsuf’un kardeşinin yükünden bu çıkınca bir düşünüyorlar; “daha evvelce bunun kardeşi de böyle bir hırsızlık yapmıştı” diyerek Yûsuf (a.s.)ı da suçluyorlar. Bir kemer hâdisesi olmuştu. Bir kemer Yûsuf’un beline sarılmış. Hırsızlardan muhafaza etmek için. En sonunda böyle bir rivayet çıkarmışlar. Bu kemeri Yûsuf çaldı diye. Halbuki annesi onu beline takmış, kemeri beline sarmış oluyor.
Yûsuf (a.s.) bunu duydu ama açığa çıkarmadı. Bu ikisi bir anadan doğduğu için bunun kardeşi de böyle yapmıştı, dediler.
Yûsuf bunu duydu ama açmadı. Durumunuz pek
kötüdür. Anlattığınızı Allah (c.c.) daha iyi bilir. Bunun üzerine “Ey Azîz bizim babamız yaşlıdır. Onun yerine bizden bir başkasını tut. Diğer bir kardeşimizi onun yerine al.” dediler. “Babamız üzülmesin. Biz seni ihsân sahiplerinden görüyoruz.” Bünyamini alacağına diğer kardeşlerden birini al.” Diye ricada bulundular. Bunun üzerine Yûsuf (a.s.) mazallah böyle birşey yapamayız. Bizim tutacağımız o kaybolan tas kimin yanındaysa biz onu tutarız. Eğer onun yerine biz başkasını tutmuş olursak zalimlerden oluruz.”