Kâlû yâ ebânâ-staġfir lenâ żunûbenâ innâ kunnâ ḣâti-în(e)
Oğulları, "Ey babamız! Allah'tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik" dediler.
Dediler ki: "Ey babamız, bizim için Allah'a istiğfar eyle. Biz gerçekten büyük günah işlemiştik."
Bu ayet, Yusuf'un kardeşlerinin babalarından günahları için af dilemelerini konu almaktadır. Anahtar kavramlar, 'istiğfar' ve 'hata' fiillerinin etrafında şekillenerek pişmanlık ve bağışlanma arayışını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğafara (غفر) kelimesi, bir şeyi örterek onu korumak anlamına gelir. İstigfar (استغفار) ise, Allah'tan günahların örtülmesini ve azabından korunmayı talep etmektir. Ayetteki 'İstağfir lenâ' ifadesi, Yusuf'un kardeşlerinin babalarından, Allah'tan kendileri için günahlarının bağışlanmasını istemesini talep etmelerini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ğafara (غفر) fiili, affetmek ve örtmek anlamındadır. İstigfar, Allah'tan günahların affını istemektir. Bu ayette, kardeşler babalarından, Allah'ın kendilerinin işlediği suçları affetmesi için dua etmesini istemektedirler, bu da onların pişmanlıklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İstiğfar, Kur'an'da sıkça geçen bir kavram olup, Allah'tan günahların affını dileme eylemini ifade eder. Bu, sadece bir talep değil, aynı zamanda bir pişmanlık ve tövbe ifadesidir. Yusuf Suresi'ndeki bu kullanım, kardeşlerin işledikleri büyük hatanın farkına varıp, babaları aracılığıyla Allah'tan af dileme çabalarını yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zenb (ذنب), işlenen hata ve günah anlamına gelir. Çoğulu zünûb (ذنوب) olarak kullanılır. Bu ayette, Yusuf'un kardeşleri kendi işledikleri büyük hatayı, yani Yusuf'a yaptıkları kötülüğü ifade etmek için bu kelimeyi kullanmışlardır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zenb (ذنب), bir fiilin kötü sonucunu ifade eder. Aslında kuyruk anlamına gelir ve bir şeyin peşinden gelen kötü neticeyi sembolize eder. Ayetteki 'zünûbenâ' ifadesi, kardeşlerin Yusuf'a karşı işledikleri ve sonuçları itibarıyla kendilerini suçlu hissettikleri eylemleri belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Zenb kelimesi, Kur'an'da genellikle Allah'ın emirlerine karşı gelme, yasaklarını çiğneme anlamında kullanılır. Yusuf Suresi'ndeki bu kullanım, kardeşlerin Yusuf'a karşı işledikleri haksız fiilin, dini ve ahlaki açıdan bir günah olduğunu kabul ettiklerini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hata (خطأ), kasıtlı veya kasıtsız olarak doğru yoldan sapmak, yanlış yapmak anlamına gelir. 'Hâti' (خاطئ) ise hata edeni ifade eder. Ayetteki 'innâ künnâ hâtiîn' ifadesi, kardeşlerin kendi hatalarını ve suçluluklarını açıkça itiraf ettiklerini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hata (خطأ), doğru olandan sapma ve yanlış yapma durumudur. 'Hâti' (خاطئ) kelimesi, hata işleyen kişiyi tanımlar. Bu ayette, Yusuf'un kardeşleri, Yusuf'a karşı işledikleri fiilin bir hata ve günah olduğunu kabul ederek, kendilerini 'hata edenler' olarak nitelendirmişlerdir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hata (خطأ) ve isyan (عصيان) arasında fark vardır. Hata, bazen kasıtsız olabilirken, burada 'hâtiîn' kelimesi, kardeşlerin Yusuf'a karşı işledikleri fiilin kasıtlı bir yanlış olduğunu ve bunun bir günah olduğunu kabul ettiklerini vurgular. Bu, onların derin pişmanlıklarını ifade eder.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/97. “Dediler ki: Ey babamız!. Bizim için günahlarımız hakkında af dileğinde bulun, muhakkak ki, biz hatâ ediciler olmuşuzdur.”